|
|
üniversitelere onca para döktüğü halde (vay canına!) bir türlü üniversitelerin yönetiminde söz sahibi olamayan insan (imiş), böyle şey mi olur (imiş). vallahi haklı, vallahi yazık... koçum be! ayrıl da gel!!!
kendisi dünya üzerinde vuku bukan güncel gelismeler hakkinda gözkamastirici, dudak ucuklatici enfeslikte yorumlar, tespitler yapan bi insandir. örnegin;-sayin erdogan amerikan askerleri sonunda iraga girdi, savas resmen baslamis oldu ne diyceksiniz?-bu komsu evde cikan bi yangin gibidir.-sayin erdogan dün bilindigi gibi hamas lideri israil gücleri tarafindan füzelenerek öldürüldü. neler söyliceksiniz?- bu gelisme hic iyi olmadi.ayrica zamaninda mescit gibi bi yerde bi grup yobazi yanina toplayip laiklik ile dalga gecmisti, zekasinin ironi ye de calistigini göstermisti. "ula ne menem biseymis bu laiklik de la" falan demisti. cüppe liler takkeliler yarilmisti. o gün bana bu adam basbakan olacak deseler he canim tabi canim derdim, kendisi gibi ironi yapardim bende.
eskiden oturdugumuz altunizadede hala oturmakta olan bir başbakan. o zamanlar istanbul büyükşehir belediye başkanıydı. zamanla serpildi, büyüdü, güzelleşti. ve eskiden kendisini manavdan cıkarken, bakkaldan ekmek alırken, kasaptan köpeği için kemik alırken, camide mgv için para toplarken görebilirdiniz. şimdilerde lütfi kırdar da her sene yakın tarihlerde oğlunu/kızını evlendirirken görebilirsiniz. ha bir de ingilizce bilmiyor. türkçe yi de bağıra bağıra konuşurken bildiğini zannediyoruz. evettir.kasımpaşalıdır ama asla şeriatçı değildir. hayırdır.
ayrıca profesyonel futbolculuk yapmış bir başbakandır kendileri. ileride seçilemezse spor programlarının vazgeçilmez konuğu olacaktır zannımca.
az once bakanlar kurulu listesini aciklamis olan 59. hukumet basbakani
surekli işaret parmagını kaldırarak konuşmasina hasta oldugum başbakan....http://foto.tnn.net/inphoto/p-erdogantayyip37.jpghttp://www.ntvmsnbc.com/news/179350.jpg
adnan menderes'in temelini kazdığı, turgut özal'ın tuğlalarını ördüğü binanın çatısını inşaa etmekte olan zat.
95 belediye seçimleri öncesi show tv.’de pınar türenc’le yaptığı röportajda oturduğu yapının kacak olduğunu aleni ilan etmiş olan ve pınar türenc’e şimdi tam hatırlıyamıycam ama “asil siz kıvırtırsınız” gibi bir laf etmiş kişi... nedense “sempatizanı” seveninden cok olan adam....muhtemelen türkiye cumhuriyeti’nin sondan 2. başbakanı ve son cumhurbaşkanı, yeni olusumun adını ve turunu a.b.d. ne uygun görürse artık...
turk halkini cozdugune inandigim bir başbakan kendisi. bizim insanimizin tepkisizligini, otoriteye boyun egme gudusunu, sertlige karşi gelmezligini o kadar iyi biliyor ki, utanmadan sikilmadan azarliyor, payliyor, "haline şukret sen" diye sirtini donup geciştiriyor. nereye gidiyor onu bilemiyorum, zaten emin colaşan'dan da bekleyemiyorum "tayyip nereden koşuyor" isimli bir kitap zira ismi lazim degil bir deyyus sayin başbakana feci şekilde yalakalik yapan bir ustad.şimdi aci gercege gelmek gerekirse.. anketler sayin başbakanimizin partisinin cok buyuk oy oranlari alacagini soyluyor. eger boyle olursa, bu koyun surusunu onu surekli kamcilamaktan başka bir şey bilmeyen cok sevdikleri cobanlari ile birakip en kisa zamanda huzur bulacagim diyarlara yelken acacagim. ha olmaz ise.. hukumetin guven kaybettigi belgelenecek ki bu da yeter de artar.
ab ile pazarlıklar sırasında oradaki devlet adamlarına kıbrıs tartışmaları sırasında rest çekmesiyle yaşlı bir teyzeye "senin taşşağını yiyeyim tayyip" dedirten başbakan.
17 aralık 2004 avrupa birliği zirvesi sonrası yaptığı basın toplantısında pespembe suratıyla arz-ı endam eden kişi
şu siralar istanbul ataturk hava limani'nda: "ab fatihi sayin basbakan" yazili pankart ve ayni yonde atilan sloganlarla beklenen kişi.
ataturk havalimaninda kendisini bekleyen kalabaligi gorunce donakaldigim sahis.bir kere kendisi pek bir sey yapmamistir, artik huzursuzlugun arttigini goren avrupa bizi bir sonraki bekleme odasina almistir; hatta ve hatta bu amerika nin, 'dostu turkiye' icin avrupa dan ufak bir ricasi bile olabilir. ayrica geldigimiz nokta da hic bir seyi kanitlamaz, hic bir seyin teminati veya gostergesi olamaz. muzakere baslangic tarihi verildikten hemen sonra; halkinin cok buyuk cogunlugunun turkiye yi ab de gormek istemedigi bilinen avusturya nin cikip 'kimse kusura bakmasin valla biz referandum yapariz' demesine ragmen, ulkesini avrupa birligi ne sokup da gelmis edasiyla geri dondu sayin basbakanimiz.avrupa fatihiymis, hadi oradan! yaptigi tek sey goz boyamak, aci haplari seker gibi boyayip yutturmak. ben bunu bilir bunu soylerim.bir yil sonra sakin kafayla gelen edit : ab surecimizin beklenenden hizli ilerledigi dogrudur ama bunda hukumetin "basarisi"nin yani sira, ab'nin turkiye'ye ihtiyaci ve de turkiye'yi dunyada kendisine verdigi rolun, yaptigi planlarin disinda birakmak istememesi de onemli yer tutmaktadir. basbakan ve hukumetinin yaptigi sey ise istenen kanunlari siki ve seri bir sekilde meclisten gecirmek olmustur. lakin bu adamin ozunu bildigimiz icin, aklindan aslinda neler gectigini kestiremedigimiz icin yaptiklarini iki kez dusunmek gerekmektedir. ayrieten su an avusturya gibi cikip car car bagiran, sov yapan ulkelerin kagit uzerinde turkiye'yi veto etme haklari olsa da, biz ingiltere-fransa-almanya uclusunu razi ettikten sonra bu pruzler de elbet giderilir, ya bu uclu avusturya, guney kibris gibilerine "sus bakalim" der, ya da onlar tek baslarina bu sorumlulugu almak istemeyip "hmpf neyse girsin bari" diyeceklerdir.
önümüzdeki 3 ay içerisinde seçim olsaydı, en az yüzde 50 oy kazanacak politikacı. bir nevi post modern padişah.
çok önemli ekonomik ve tarihsel ilişkilerimiz olan etiyopya'ya giden ilk türk başbakan. aslında, bu kadar çok gezen ilk türk başbakan. kendi gezdiği yetmiyormuş gibi, yanında topatan kavunu şeklinde türbanlı rüküş karısını da götürüp, türkiye'yi dünyaya rezil eden başbakan.
siyasal islam saflarından ılımlı islam saflarına çark ederek değişen başbakanımız.(bkz: devir degisti e tabi celik de degisti)
zat-ı muhteremin 15 oğlu 15 kızı olsaydı ve hepsini bir yıl içinde farklı zamanlarda evlendirmek isteseydi istanbul veya ankara'nın kilit noktalarından geçen yollar yıl boyunca bir ay kapalı kalmış olacaktı. muhteşem bir güvenlik anlayışı.
görgüsüyle türk halkını hayrete düşürmüş siyasetçi.bir diğer hayret edilecek nokta ise van'da bir aşiret düğününde damada 250 milyar para,geline 15 kilo altın takılmıştır.görgü seviyesi açısından dikkat edilmesi gerekir bu iki olaya.(bkz nerden buldun yasasi)
kızı evlenen baba.
ünlü zatin oglu kirmizi isikta durmadan geçiyor,pesine takilan ekipten kurtulmak içinhizlanirken ilerde ünlü bir sanatçiya çarpiyor... agir yarali olarakhastaneye kaldirilan sanatçi6 gün sonra ölüyor. karakola götürülen delikanliyapolislerin ehliyet sormamasi sanatçinin esinin dikkatini çekiyor.polislere hatirlattiginda:- siz ukalalik etmeyin biz ne yapacagimizibiliriz, gibi bir cevap aliyor.kazadan sonra belediye arazözleri kazanin oldugu mahalle gelipcaddeyi bastan asagi yikiyor ve 35 metrelik fren izini tamamensiliyorlar. delikanliya kazadan sonra, üç ay önce verilmisgibi ehliyet düzenleniyor. sanatçinin kocasi hakime çocugunehliyeti olmadigini, düzmece ehliyet verildigini söylediginde adam:- ne demek yani,siz koskoca belediye baskanini sahtecilikle misuçluyorsunuz, diye azar isitiyor... olayi gören taniklarin hepsitehdit edilip korkutuluyor.sanatçinin kocasi aile meclisini topluyor.bakiyorlar ki polis, adalet, belediye hep birlikte olmus üzerlerinegeliyor. mecburen olayin pesini birakiyorlar. sonuçta mahkeme trafikcanavari genci 3 ay hapse mahkum ediyor...o da 1998' in fiyatiyla 540 bin lira cezaya çevriliyor.sen sag, ben selamet; güzide sanatçi sevim tanürek gitti gider.bu olayi sevim tanürek'in esi emin çölasan'a yukaridaki satirlarlaanlatmis. sözü geçen katil delikanli istanbul'un o zamanki belediyebaskani recep tayyip erdogan'in ogludur...!
ulkede ki kimi yazarların ve gazetelerin yurdum insanına layik gördüğü,aranan lider. yabancı dili yoktur ama vücud dilini acayip kullanır.
ankara kızılay meydanında yaklasık 1 saat önce toplu tüfekli, havai fişekli falan gösteriler ve kutlama mitingi dahilinde yarım saatlik konusma yapmış, ülkemizin başbakanı.. ankara'yı yakıyolardı az daha anasını satıym avrupa mavrupa derken..(bkz: götümüze girecek entryler)
kızılayda avrupa birliğine girdik sanıp(!) eğlenen vatandaşa konuşma yaptı en son. şımarmayacağının garantisi verdi halka; sanki kasetiyle şöhreti ve parayı bulmuş yeni bir popçu.
kendisi dün "kürt halkına bir mesajınız var mı?" sorusuna "72 milyon türkiye cumhuriyeti vatandaşına hayırlı olsun" cevabını vererek takdirimi kazanmıştır. nitekim bu bölücülere verilecek en iyi cevabı vermiştir kanımca.
(bkz: degistim demedim gelistim dedim)
the guardian gazetesine gore agir bedel odeyerek ulkesine donen basbakan.
adının baş harfleri istanbul belediyesi tarafından yerli montaj hızlı tramway lokomotifine verilmiş şahıs.(bkz: rte 2000)
enflasyonu tek haneli rakamlara cekmeyi basarmis, paradan sifir atma kararini vermis, yillik buyume hizi yuzde onu gecen bir ulkenin basbakani. avrupa birligi falan hikaye. isterlerse almasinlar. istikrarli, buyuyen bir turkiye'nin ab'ye ihtiyaci yok. bana kalirsa en sonunda ab'ye giremeyecegimizi basbakan ve etrafindakiler cok iyi biliyorlar. lakin bu ab teranesiyle ic politikada huzuru ve sukuneti saglamayi, turk milletini bir ortak paydada birlestirmeyi basardilar. 10-15 sene sonra da allah kerim diye dusunuyor olmalilar. recep tayyip iyi bir devlet adami midir? bunu simdi anlayamayiz. tarih, onun devlet adamliginin kac kirat oldugunu tescil edecektir. peki iyi bir siyasetci midir? evet. ozal'i bile asan siyasi dehasiyla - bunda politikanin icinde yetismis olmasinin etkisi buyuk tabii - turkiye'nin gordugu en iyi siyasetcidir bence.
daha onceki entrymdeki ongorumu (bkz: #6271997) yavas yavas yapmaya baslamis basbakan.bugunku ongorum ise kendisinin bundan sonraki secimlerde alacagi destekle cumhurbaskanligi koltuguna oturacagi, ardindan da ulkeyi baskanlik sistemine gecirip ulkeyi tek basina yonetecegidir.
(bkz: bizim de kendimizi check etmemiz lazım)
güdecek milyonlarca koyunu olan bir çoban.
(bkz: anneee tuttugum parti iktidara gelmiyooo)
osmanlı saltanatının mirasçısı olan biz türkler, hükümdarların görkemli düğünlerine alışık olmalı ve saygı göstermeliyiz aslında değil mi; en azından devletçe halktan beklenen galiba bu. ancak düşünelim, cumhuriyet gibi modern zamanın birincil eşitlik ilkesi olarak sayılan ülke rejimimizin olmadığı yüzlerce yıl öncesine baktığımızda bile, saray çevresinde bazen küçücük nedenlerle öldürülen insanların hikayelerini dinleyip "can"ın ucuzluğundan dem vurabiliriz ancak o tarihlerde kimsenin geçim sıkıntısından yakındığını göremeyiz. çöküş dönemi boyunca başta olanları istisna olarak kabul edersek, osmanlı'nın bugüne göre adaletsiz rejiminin başında yeralan padişah bile onurludur, ülkeyi dönemin şartlarındaki medeniyet ölçüsüne göre -ki kişisel olarak savunmadığımı yinelemekle birlikte o dönem için toprak genişliğinin medeniyet ile özdeş olduğunu belirtmekte fayda görüyorum - ileriye götürmeye çalışır ve şatafatını da bunun yanında yaşar. şimdiye baktığımızda, siyasi durum bellidir, ekonominin durumu aşikârdır, para politikamız halkı aptal yerine koyarcasına göz boyamaya yöneliktir, halk geçim sıkıntısı içindedir, ama bizim başımızdakilerin umrunda değildir. düğünler için yollar kapatılır, yüzbinlerce dolar harcanır, binlerce memur görev yapar. halkın sosyal durumunu görmezden gelerek, ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler politikası gütmek bir yere kadar işler. "eh be kardeşim oğlan, kız da bir kere evlendiriliyor şu dünyada" diyen varsa ben de bir kere için de olsa kimsenin düğünü bahanesiyle yolumun kapatılmasını kabullenmek zorunda bırakılamam diyorum. atatürk'ün gençliğe hitabesi'ni inceleyin, kişisel yaşantılarının gereklerini toplumun gereklerinin üzerinde tutan yöneticiler hakkında birkaç cümle bulacaksınız.
nerdeyse her allahın günü akşam haberlerinde çocuklara şeker dağıttığını,komşularının emine erdoğan'ı çaya çağırdıklarını,akşam yemeğinde ne yediğini,hedesini hödösünü izlediğimiz,sempatik gösterilmeye çalışılan zat.
yeni yaptıgı bir roportajda kendisine su soru yoneltilmis ve ilginc bir cevap ile karsılasılmıstır.gazeteci - " gecen yıllarda hapse girdiniz bir takım olaylar oldu peki artık degistiniz mi? "tayyip - " ben degismedim turkiye degisiyor "(bkz: bos bulunmak) (bkz: garip ama gercek)
17 aralik zirvesine giderken dile getirdikleri turkiye cumhuriyeti devleti nin olmazsa olmaz sartlarindan bir tanesi bile saglanamadigi halde sonucu zafer olarak gostermeyi basarabilen, bunun uzerine zafer kutlamalari yapabilen bir siyasetci. kutlamalar icin;(bkz: suru psikolojisi)
bir fransız gazetecinin, kıbrıs rum kesimini kastederek tanımak istemediğiniz güzel bir kadınla randevu tarihi aldığınızı varsayabiliriz. randevu zamanı gelip ilişkilerinizin pek iyi olmadığı bu güzel hanımla karşılaştığınızda nasıl bir tavır sergileyeceksiniz ? sorusuna gülerek bizim o güzel hanımla geçmişte ilişkimiz olmuştu diye yanıt veren salondaki türk gazetecileri kahkaya boğan kişi. her hareketinden bir "helal be !" çıkarıyoruz nasılsa, erkek adamın erkek başbakanı olur diyerek bunu da taçlandıralım ama politika yine bizden hep uzakta bir yerde duruyor olacak
şahsıyla ilgili en samimi hislerimi, fena halde götümüze girecek entryler kontenjanına dahil olduğundan burada telaffuz edemiyorum; fakat mister erdoğan'ın durumu ciddi bir özal sendromu çağrıştırmakta. onyıllarca iki eliyle bir bayrağı doğrultamayan hükümetlerle muhatap olmak zorunda kalan gariban yurdum insanı, sonunda çeşitli iç ve dış desteklerle bir tek parti meclisi elde etmiş ve bunun sefahatini süren bir başbakana denk gelince, beyaz atlı prens hepimizi kurtarmaya geldi sanmış olacak ki, yapılan irili ufaklı, faydalı faydasız her icraat bir "istikrar" sembolü kabul edilerek sevinç ve neş'e ile karşılanıyor. en son avrupa birliği kapısında kazandığımız "zafer", yurt sathında ve başkentte muazzam şenliklerle kutlandı. be adam, bi kere durup düşündün mü bu avrupa birliği nedir, neyi hedeflemektedir, ulus olarak neyi verip karşılığında neyi alacaksın, orta ve uzun vadede bu durumun senin ülkene ve yurttaşlarına ne faydası veya zararı olacak; özetle neyin zaferinden söz ediyoruz? ama yok, abdurrahman çelebi "kazandık" dedi ya, hep birlikte havai fişeklerin peşinden hoplayıp zıplıyoruz iki satır düşünmeden. bu durumdan recep tayyip erdoğan'la ilgili çıkarlıacak tek sonuç, politikacılığı, müzakereciliği vesair bir yana, her türlü ulusal ve uluslararası vaziyeti kendi vatandaşlarına olumlu bir gelişme olarak yutturabilme kapasitesine sahip bir zat olduğu. allah seçenlerinin başından eksik etmesin.
(bkz: damat ferit paşa)
kim ne derse desin, bugüne kadar dünyanın dört bir yanından bir tek liderin veya bakanın yanında kısa kalmamış, hatta bütün avrupalılara karış farkı atmış olmasıyla komplekslerimizi tatmin etmemizi sağlayan insandır kendisi.
cocuklarını evlendirmek icin basbakan olmayı bekledigini dusundugum adam,siz daha turbanmıs murbanmıs konusa durun bak ben binlerce turbanlıyı cok mutlu sekilde nerdeyse turkiyenin tum ozel kanallarına cıkarttım biz gucluyuz burdayız ve buyuyoruz imaji yaratmaya calıstıgını dusundugum adam*
türkçeyi katletmektedir.(bkz: süpriz)
(bkz: imam beckenbauer)
yandaşlarının "hala halkla iç içe yaşıyor. ne büyük adam" dediği kişi. hani öyle bir söylüyorlar ki sanırsın elektriği, suyu olmayan tek odalı bir gecekonduda yaşıyor.
(bkz: kral fm/#7530157)
artik anitkabir ozel defterinde sik sik adi gecen kisi*...
ülkeyi yönetmek için sadece bir ağza sahip olmanin yeterli olduğunu kanitlayan varlığı gereksiz şahsiyet!
"bırakınız verelim, bırakınız geç*sinler" gibi dahiyane fikirlerle nedense daha önce gelen iktidarların aslında hiç yapamayacaklarını zannettiği işler başardığını zannedip ya da zannettirip üstüne "hamdolsun büyük bir iş başardık" diyebilen biri, avrupa birliği konusunda başarmış olduğu hiçbir şey olmadığı gibi kendisi türkiye'yi bu sürece hazırlayacak niteliklere sahip biri de değildir, muhtemelen bu uzun sürecin ilerki safhalarında kendisi zaten yer almayacaktır ama her seferinde enkaz devraldık diyen hükümetler bakalım bu seferki enkazı toparlayabilecek mi, bu sefer verilenleri geri almak çok zor, güçlü ve etkin bir karakter olmaması ve son derece acemi politikacı olmasından dolayı işbirliği içinde olduğu insanların kendisini şahsi çıkarları için kullandıktan sonra ıskartaya çıkartacağı çok aşikar olduğundan şimdiden geleceğini garantiye almak adına ticaretle bağlarını koparmaması gerekmektedir, zaten o da gereğini yapmaktadır, şu anki dünya düzeninde pek çok ülke için rekabet hayat meselesi haline gelmiştir hele ki türkiye gibi yıllardan beri türlü ayak oyunlarıyla sömürülmüş ve artık kriz ötesi sınırlarda bir yerlerde olan bir ülkenin idaresi ve sadece günü kurtarmalık değil uzun vadeli politikalarla çözümlerin getirilmesi ve kimsenin kuklası olmamak çok önemli lakin ne yazık ki bu konularda hiç de güven vermeyen, hayalperest bir başbakan bize ne verebilir ?.
"derisini değiştiremeyen yılan ölmeye mahkumdur" nietzsche.
zamanında kasımpaşaspor'da oynarken fenerbahçe'ye transferi gündeme gelen ama her nedense bu transferi gerçekleşmeyen, en son istanbul belediye başkanı seçildikten bir hafta sonra halı sahada ayağını kıran talihsiz eski futbolcu.
"nüfus planlaması yapan vatan hainidir" diyen, ırak harekatı için 2-3 milyon dolar öneren abd'nin teklifini az bulup "şaka gibi" şeklinde bir yorum yapan anadolu kahramanı.
masadan kalkıp, kıbrıs konusunda uzlaşma sağlayamasa da kahraman olarak kabul edilen kişi. işin diğer tarafı eğer masadan kalkıp direk türkiye'ye dönseydi bu sefer de medya tarafından "helal olsun avrupa'ya posta koydu" diye kahraman ilan edilecekti. bu kraldan kralcı medyayla işimiz zor... çok zor...
her hafta ulusa sesleniş adı altında ümmetine seslenen kişi.
emrah ablakın şahane dalga geçtiği azarbaz kişi.. selam vermek için elini kaldırdığında birine geçirecek diye bekleniyor..
avrupa fatihi. ırak'a dandikten bir arabayla gönderdiği özel harekat polislerinin öldüğü haberine kulak tıkayıp ankara'da zafer kutlamaları yapan, polislerin cenaze törenindeyse gözyaşlarına boğulan hisli başbakan.
hocamizin bir derste büyüüük bir karizma oldugunu iddia ettigi adem oglu
son elli sene boyunca yapılmış affedilmez büyük diplomatik hataların kâh maço uzlaşmaz tavırlarla, kâh daha büyük hatalarla ödenmemiş geciktirilmiş bedellerinin konduğu bir masada yapılabilecek en iyinin bir azını yapmayı becerebildiğini düşündüğüm politikacı.güneydeki kıbrıs cumhuriyeti eğer bugün bu taşı bize koyabiliyorsa bunu yabancı dil bilmeyen 1000 kelime türkçeli tayyip erdoğan'a değil, 1960 kıbrıs anayasasından doğan garantör haklarımız sayesinde bizim imzamız olmadan su bile içemedikleri halde onlara avrupa birliği yolunu açan mükemmel ingilizce bilen 150 bin kelimeli prof dr tansu çiller'e, uluslararası diplomasi ve hukuktan zerre kadar anlamadıkları için gösterdikleri ilgisizliği ve işbilmezliği takiben 1974'ten o zamana kadar avrupa konseyi'nde boş duran kıbrıs sandalyelerinden kıbrıslı türklerin hakkı olanını rumlara kaptıran 1980'lerin askeri hükümetine, onlardan bir önce yine türkiye'yi konu üzerine ziyaret eden avrupa konseyi yetkililerinden yüz çevirip konuya olan ilgisizliğini gösteren süleyman demirel'e vesaire vesaire sormak gerekir geriye doğru (bkz: gider oğlu gider). eğer onların hesabını onlar verebilirlerse onlardan sonra hesap sorma sırası recep tayyip erdoğan'a abdullah gül'e gelir.şahsi kanaatim orada aslında avrupa ülkelerine çok büyük bir geri adım attırılmıştır. bu arada türkiye de onun karşılığı olarak elini büyük bir taşın altına koymuştur. taş büyüktür, zira o taş aslında kıbrıs değildir, avrupadır ve türkiye'nin kendisidir. türkiye kendi ağırlığını kaldırabilirse avrupa birliği'ne üye olur. türk insanı kendi ağırlığını kaldırabilirse avrupa vatandaşı olur. yoksa avrupa doğal olarak "kendi kendini taşıyamıyorsan gelip bana taşıtmaya kalkma, yoksa kendinle beraber beni de dibe çekeceksin" demektedir, aynen 90'ların başında birçok vatandaşımızın bulgaristan'dan göç eden bir avuç soydaşımıza söylediği gibi, "bizim burada kıçımızda don yok, bulgar göçmenlerine ev arazi veriyorlar". oysa burada bir avuç değil, 70 milyonluk bir nüfustan bahsediyoruz. gerçek şudur ki o da avrupa toplumu türkleri henüz içlerine kabul etmeye hazır değildir. son sekiz senesini yurtdışında yaşamakla geçiren bir türk olarak avrupa ülkelerinde gördüğüm memleketimden insan manzaralarını görseniz bunun neden böyle olduğunu anlardınız. her türk'ü kendiniz gibi modernlik çağdaşlık abidesi görmeyiniz, her iyi eğitimli eli ayağı düzgün, ne dediğini bilen bir türk vatandaşına karşı odun, sahtekar, kaçak, sakat işlerle uğraşan, yirmi senedir yaşadığı ülkenin dilinde üç kelime öğrenememiş, yol tabelalarını okuyamayan, içinde bulunduğu ortama entegre olamamış, kafayı ya dinle ya da aşırı milliyetçilikle bozmuş ama ne islam toprağında ne de türk toprağında yaşamaya niyetli olan, tabir caizse hıristiyan rahatlığıyla aklı sıra islamı türklüğü yaşadığını sanan seksenaltı tane türk vatandaşı var. bilemedin seksenbeş. çıban gibi duruyor. hatta kendinizi modernlik çağdaşlık abidesi görürken aslında bu seksenbeşlik çoğunluğu oluşturanlardan biri de olabilirsiniz. ben de bir yandan bu satırları yazarken öte yandan farketmeden bir takım davranışlarımla o kalabalığa dahil olmuş olabilirim mesela. türk olduğumu söylediğim anda insanların kebap büfemin nerede olduğunu sormalarından bıktım, şu milletten yurt dışında adam gibi işle uğraşıp da saygın bir "türk" imajı oturtmuş bir tane de insan çıkmaz mı yahu? veya var da biz mi görenine denk gelemedik? imajlara bak: yahudiler neleriyle meşhurdur? bankacılık, mücevherat. ingilizler neyle meşhurdur? finans, endüstri devriminin öncüsü, hâlâ daha süren icatlar, politik akımlar, siyaset bilimi. almanlar neyle meşhurdur? elektronik, otomasyon, ağır sanayi, otomotiv, kimya, ilaç sanayii. fransızlar neyle meşhurdur? sivil uzay teknolojisi, petrokimya, çimento ve yapı malzemeleri teknolojileri, elektronik, otomasyon, harp sanayii. isveç? çelik, elektronik, ikea, telekomünikasyon, silah. danimarka? savunma sanayii elektroniği, kuzey denizi petrolleri, müzik elektroniği, hristiyan dünyasının domuz ve süt ürünleri kaynağı, balıkçılık. italyanlar? otomotiv endüstrisi, otomasyon, elektronik, telekomünikasyon, hazır gıda sanayii, beyaz eşya, giyim. peekiii... türkler dışarıda neyle meşhur?kebapçılık... beko diye bir marka var ama kimse türk markası olduğunu bilmez. kebapçılık. tekstil(taşeronculuk, marka olarak sıfır). kebapçılık. eeee... turizm. kebapçılık... halı. kebapçılık. pala bıyıklı fesli şalvarlı bir adam ve üç adım gerisinde yürüyen çarşaflı bir kadın karikatürü. kebapçılık... eeee...başka... kebapçılık. zira kendi ülkelerinde türk kelimesinin geçtiği her yerde yanıda kebab house kelimeleri geçiyor da ondan. hiçbir yerde "turkish aerospace technologies" veya "turkish petrochemical" veya "turk robotics" veya "autoturk" gibi kavramlar geçmediği için, ferrari gibi lamborghini gibi, ericsson gibi, grundig gibi, renault gibi, citroen gibi, nokia gibi adı geçtiğinde ülkesi akla gelen markalar olmadığı için haliyle adamlar bakıyorlar, "ülkemizde yeterince türk kebapçısı var, daha fazlasına ihtiyaç yok" diyorlar. avrupa birliği'ne girmeye çalışan ülkemiz insanının hâlâ nasıl bir kafa yapısıyla yetişmekte olduğunu (bkz: ukvize/#6555310) entry'sinde de gözlemleyebilirsiniz. üniversite okuyanının bile kafasında okuduğu eğitimini aldığı mesleği en iyi şekilde uygulayıp bir yere gelmeye çabalamak yerine ingiltere'ye gelip dönerci dükkanı açmak oldukça türkiye ne avrupa birliği'ne girebilir, ne de burnunu boktan kurtarabilir.avrupalı politikacıların türkiye'ye 10-15 sene tampon süre vermeye çalışmalarının sebebi aslında türklere kendi vatandaşlarının gözündeki imajlarını düzeltme şansı vermek içindir. halkın halkı ikna etmesi içindir, bundan daha doğru ve doğal bir hareket de yoktur. azerbaycan ile bir sınır birliğine gitmeye kalksak dahi toplumların birbirlerine alışmaları yılları alır. sovyetlerin dağılması ile beraber verilen "adriyatikten çin seddine" gazının ardından karşılaşılan zorlukları ve hayal kırıklıklarını hatırlayın. bizim açıkgözlü işadamlarının zurnası zırt deyince azerilerin özbeklerin kazakların kırgızların hemen nasıl "ruslaşmış la bunlar" damgası yediklerini hatırlayın. bizimkilerin oralarda "tokatçı ağabey" damgası yediğini hatırlayın. onu bırakın, daha 1945'te birbirinden ayrılmış iki almanya'nın kırbeş yıl sonra birleşmelerinin üzerinden on yıl geçmeden her iki taraftaki almanların "keşke birleşmeseydik, eski halimiz daha iyiydi" demeye başlamalarını hatırlayın.dolayısı ile avrupa ile de böyle bir süreçten geçmek kaçınılmazdır. bu şartlar altında bakıldığında aslında recep tayyip erdoğan-abdullah gül ve ekibinin oradan çıkarttıkları netice ideal değildir ama başarılıdır. bu bir tecrübedir, bir ikincisinde daha da iyi olacaktır. ben buna inanıyorum.ancak burada daha da önemli olan t.c. seçmeninin hemen hayallere dalmaması, gerçekçi olması ve oy verdikleri politikacıların her hareketini takip etmesi, peşini bırakmaması ve uyarılarını çekincelerini veya desteklerini buraya ekşi sözlüğe değil, başbakanlık ve dışişleri bakanlığının web sitesi üzerinden bakanların doğrudan halkla ilişkiler sekreterliklerine yapmalarıdır. "hiçbirşey değişmiyor" demeyin, bugüne kadar her ikisine de yazdığım her emaile cevap aldım. demek ki yapınca oluyormuş. bir de bunlardan binlerce onbinlerce yağdığını düşünün. o meclise gönderilen her bir milletvekilinin her yamuk yapışında kapısında onbin seçmeninin hesap sormak için dikileceğini bilerek işe gittiğini düşünün. veya her doğru bildiğini yapıp da dirençle karşılaştığında arkasında onbin seçmeninin dikileceğini bilerek işe gittiğini düşünün. türk halkı, türk seçmeni eğer o bilinci kendi içinde oluşturabilirse kıbrıs da çözülür, avrupa birliği de çözülür, ırak'a da abd operasyon yapmak durumunda kalmaz, hatta kim bilir ırak türkiye ile sınır birliğine gitmek ister, biz de onlara "15 yıl bekle, ha bu arada musul ile kerkük'ü de şöyle yap, böyle yap, filanca yerdeki petrolleri de tpao çıkarsın" filan deriz.ne kadar ekmek o kadar köfte. ama nasıl olduysa aslında bu seferlik bizim ekmeğe birkaç köfte fazla bile düştü.
17 aralık 2004 tarihli avrupa birliği zirvesinden sonra mecliste yapılan 2005 yılı bütçe görüşmeleri sırasında deniz baykal'ın eleştirilerine aynı düzeyde cevap verememiş; bu yüzden ikinci turda abdullah gül tarafından müdafa edilmek zorunda kalmıştır kendisi. grimak beyin belirttiği gibi, 1000 kelimeyle düşünen başbakanımızdır. türk milleti'ni en iyi şekilde temsil eden politikacıdır bence. millet olarak kapasitemizin bu kadar olduğunu göstermesi bakımından çok iyi olmuştur başbakanlığı. bunu sevenler bunu da sevdiler;(bkz: kurtlar vadisi)
(bkz: maskomya/@cadence)
büyük halk adamıdır. bizden birisidir. o yüzden başbakan maaşıyla geçinemeyip bisküvi satmak zorunda kalmaktadır. bunun siyaset ahlakıyla en ufak ilgisi elbette yoktur. hatta öyle anlayışlıdır ki halkına karşı, işçisiyle çiftçisiyle bütün halk geçinemesin, onlar da ticarete atılsın bisküvi satsınlar deye asgari ücreti uluslararası para fonunun talepleri doğrultusunda belirlemektedir. vatanını pek bir sevdiğinden mesela, en ince duygunun insanı olan türk madencisine bir ticarete atılma fırsatı vermek için, zarar etmeyen ender devlet kurumlarından biri olan türk taşkömürü kurumunu özelleştirme çabasında olan hükümetin başında gururla yer almaktadır. ramazanda fukaranın sofrasına ortak olacak kadar mütevazi bu halk adamı, memleket nüfusunun yüzde bilmemkaçı açlık sınırının altında gezerken kızı için lale devrini aratmayacak bir düğün düzenler ve davetiyeleri de başbakanlığın uçağıyla dağıtır, halkının üstüne üstüne saçar. öyle de iyi analiz etmiştir ki halkını, başında bulunduğu hükümet israil'le ortak mühimmat deposu kurma kararı alırken örneğin, bunu gereksiz yaygara yapıp halkına duyurmak yerine, hemen aynı gün israil'in filistin mülteci kamplarına düzenlediği ve onlarca cana mal olan operasyonları en içten hiddetiyle kınamaktadır. çok samimi, çok halktan birisi olan böyle bir pek sayın başbakanımız varken ben şahsen her gün allahıma şükrediyorum.
artık sıradan sünnet düğünlerine bile katılarak başbakanlık kurumunu iyice aşağılara çeken kişi.
(bkz: cesur ninja)
sık sık ulusa sesleniş konuşması yapmakta ve kendini başarılı gibi göstermekte olankişidir.konuşmalarında dikkat edersek hemen hiç istatistiki bilgiye rastlayamazsınızdün itibariyle yaptıgı konuşmada devlet istatistik enstitusu nun sayılarına binayen 2 milyondan biraz fazla işsiz oldugunu iddia ediyordu ya istatistik enstitutumuz hesaplamalarda ciddiyetsiz davranıyor ki 30-35 milyon gibi bir sayıda genc nufusa sahip bir ülkede şu an itibariyle üniversite mezunları işyeri kapılarındaeziyet cekiyor ,egitim derecesi yüksek olmayan binlerce insanımız sokaktayken,nasıl oluyor da iki milyon gibi bir sayıdan bahsedilebiliyor,nedeni cok basittir,gerçekler söylenmekten cekiniliyor.başbakan ,daha sonra konutkent projelerinden bahsederek varoş guruha atıfta bulunuyor,uzun bir vadeye yayılacak ödeme planlarıyla kira öder gibi ev sahibi olmaktan sözediyor.evleri sellere maruz kalan,alt yapısı olmayan semtlerde yaşayan bu yurttaşlarınsanki normal düzeyde bir eve verecek kira parası var da anasını satayım zevkindengecekondularda ikamet ediyor.kişiye hakkını vermek de lazım elbet,300-400 kelimeyi geçmeye bir seslenişte cahilinsanımız kuru gaza getiriliyor ve ortada cok ciddi olayların dondugunu sanıyor,utopikbir hayale sürükleniyor ne yazık ki..bu amaca ulaşmak da bir başarıdır ama kimin yararına orasını ilerde acı bir şekilde goreceğiz.insanı en cok uzen ise ,bu seslenişlerinulu onderimiz ataturk resminin onunde yapılması,adamcagızın kemikleri sızlıyordur.edit: kötülenmesinin sebebi, (bkz: bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak)
gecenlerde yagmur dolup evinde bogulan uc cocugu izlerken aklima geldi kim oldugu...recep tayyip erdogan;kanallara agir abi, baba edasiyla cikan, yaralara kol kanat gerecek erdogan.eşiyle, kiziyla, damadiyla "aydin" medyanin gundeminden duşmeyen sayin erdogan.kendi partili belediyelerine "gecekondulari yikacaksiniz, acimayacaksiniz" diye talimat veren başbakan erdogan.eski istanbul buyukşehir belediye başkani recep tayyip erdogan...oysa buyukşehir calişiyordu...hic olmayacak yerlerde hic olmayacak şeylere izin veriliyordu. dere agizlarina gecekondular, sit alanlarina koşkler yapiliyordu... bu cahil, bu bilgisiz, bu unutkan halk ilk yagmurda gocecek imarsiz alana camurdan ev yapabilmek icin aldigi izni oy olarak oduyordu... arada bir tek bedel farki var, sen yap ama ortaya cikarsa hayatin pahasina; ben yaparim ama ortaya ciktiginda medyayi daha bir kollamam gerekecek. istifa mi o da ne? ben daha ne un akitirim kendi ambarima bu yollardan...hele de buyuk şehrin buyuk başkani arkamda olursa...bir sus oyunu ki aklim şaşiyor...buyukşehir hala calişiyor...
3 kasim secimlerinden once haberturk ekranlarinda yayinlanan basin klubu programina katilmis idi recep tayyip erdogan. hakan aygun kimsesinin gevrek uslubuyla, laubali takintilariyla, televolesel habercilik anlayisinin uzantisi olan sorulara, cok sevdigi kabadayi uslubu ile cevap verirken, ortamin sulanmis olmasindan kaynaklandigini zannettigim sebeplerle bir soruya biraz fazla "samimi" bir cevap verdi o gun zat-i sahaneleri.daha sonra kirdiklari potun farkina varip, kayitlari bulunan kendi sozlerini zat-i alileri yalanlasa dahi is isten gecmis, soyledikleri hafizalara kazanmisti.hakan aygun, "sayin erdogan, bir milyon dolariniz vardir herhalde" diye sormustu. recep tayyip erdogan yanitladi "ehh, allaha sukur o kadar paramiz var." nereden kazanmisti recep tayyip erdogan bir milyon dolari? ulker grubunda calisirken mi? ne kadar sure calismisti ki? gencligini milli gorus teskilatlarinda yaptigi calismalara adamis biriydi kendisi. egitim durumu parlak sayilmazdi. ulker grubunda yaptigi calismalar -ki cok kisitli bir sure- nasil calismalardi ki kendisine bir milyon dolar kazandirmisti?belediye baskani iken legal yollardan bu para kazanilamayacagina gore, ulker grubunda calisirken belirli bir miktar kapital kazanmis, daha sonra -faiz'e para yatiramayacagina gore- cesitli yatirimlarla parasini arttirmis olabilir elbette. zaten konu bu degil.recep tayyip erdogan -nasil kazanmis olursa olsun- bir milyon dolarlik bir birikime sahip. ancak ayni recep tayyip erdogan, basbakan maasiyla dahi gecinememekten sikayetci.ulker grubunun acik yada kapali reklamini yapiyor, cesitli ticari sirketlerdeki ortakliklarini surduruyor, ramsey firmasinin sponsorlugunda giyiniyor ve bu sponsorlugu saklamaktan bir beis duymuyor. bunlardan bir kazanc saglamadigi dusunulemez.recep tayyip erdogan'in cocuklarinin egitim masraflari ramsey firmasi tarafindan karsilaniyor. giyim masraflari da ramsey firmasi tarafindan karsilanmakta. ulasim masraflarinin tamami devlete ait. konaklama masraflarini da turkiye cumhuriyeti devleti oduyor. yalniz bu kadar da degil, sayin recep tayyip erdogan'in tum yediklerini ve ictiklerini de turkiye cumhuriyeti devleti karsilamakta. bizim vergilerimiz ile recep tayyip erdogan'in tum ihtiyaclari saglaniyor. bizim vergilerimiz sayesinde recep tayyip erdogan hicbir harcama yapmak durumunda kalmiyor.yani recep tayyip erdogan'in tum gelirleri aslinda bir yerlerde birikiyor. ancak ayni recep tayyip erdogan, butun bunlara karsin, gecinemedigini soyluyor!peki sayin recep tayyip erdogan nereye para harciyor? ne kadarlik bir harcamasi var ki, sayin erdogan bir turlu gecinemiyor. ulker ve ramsey grubundan sponsorluk ucretleri aliyor, basbakanlik maasi var, bankada bir milyon dolari oldugunu kendi ifade ediyor, ticari sirketleri calismaya devam ediyor butun bunlara ragmen sayin basbakan gecinemiyor!bu durumda bir gariplik yok mu?var elbette var. ama bu durumda bir de insafsizlik var.kendisinden subvansiyonlari arttirmasini isteyen tarim iscilerini "paramiz yok kardesim oldugu kadar" diye azarlayan ayni recep tayyip erdogan.halbuki ortalama bir tarim iscisinin giyim masraflarini bir sirket karsilamiyor. yediklerine ictiklerine bir firma sponsor olmuyor. cocuklarinin egitim masraflarini turkiye'nin en buyuk ozel tesebbuslerinden bir tanesi odemiyor. ortalama bir tarim iscisinin hicbir konaklama bedelini odeyen bir baska kurum veya kurulusta yok.ortalama tarim iscisi gecinemediginden yakininca sayin recep tayyip erdogan, zati meydanlarda azarliyor. ancak kendisinin dahi bunca gelire ragmen gecinemedigini soylemekte gene kendileri bir beis gormuyor. bu durumda bir adeletsizlik yok mu?sayin tayyip erdogan, su gelirlere ragmen bu ulkede gecinemiyorsa -her nasil oluyorsa- iscinin durumunu daha iyi anlamali.anlamiyor.anlamakta istemiyor.cunku recep tayyip erdogan'in siyasal, politik vizyonu ve mazisi, kendisi icin ve yalniz kendi sahsi menfaatleri icin siyaset yapan bir insanin tarihi.toplumsal sorumluluklar ve idealler ile yuruyen degil, kendi ikbalini saglamak, iktidarin nimetlerinden faydalanmak icin yuruyen bir insan tayyip erdogan.tayyip erdogan, ozal sonrasi olusan politik iklimin yarattigi en onemli temsilcilerinden biri. din adamlarinin ince sadeligine degil, vahabilerin sasasina ozeniyor, tevazu ile degil boburlenme ile yuruyor. halki asagilamaktan hicbir kosulda geri durmuyor ancak halk adami olmakla da -bu nasil bir celiskiyse- ovunmekten gocunmuyor. basarilarini sahsilestiriyor ve ekiplerini sahne arkasinda birakmaktan hic bir sekilde geri kalmiyor.demokrat degil, asla degil, ancak demokrasi soylemlerini kullanmaktan imtina etmeyecek kadar da kurnaz. butun bu celiskiler neticesinde, recep tayyip erdogan portresine bakan herkes objektif bir goze sahip ise modern yontemleri kullanan sark siyasetcisini gorebilecektir. recep tayyip erdogan'in bu kadar desteklenmesinin altinda ise zaten bu yatmaktadir.zira kendisi, modern yontemleri kullanan bir sark toplumunun, modern yontemleri kullanan sarkli siyasetcisidir.
nefret ettigim ender insanlardan...
bugün yaptığı bir konuşmasında dinleyenleri dumurlara sevkeden sayın başbakanımız.sağlık personelinin yaptığı grevi eleştirirken şu sözleri sarf etmiştir:"bunlar bir takım marjinal gruplardır.""bu eylemi yapanlar hastahaneden muayenehanelerine randevu verenlerdir."marjinal gruplar olarak tanımlanan devletin sağlık personeli. yani hemşiresi, doktoru, sağlık memuru. kimdir bu insanlar? teröristmidir. militanmıdır. kökten dincimidir. devleti yıkmaya çalışanlarmıdır. hayır! senelerce üniversitelerde, tıp fakültelerinde, zorunlu hizmette doğuda, tus sınavlarında, dirseklerini çürütmüş, zor koşullar altında insanlara sağlık hizmeti sunmaya çalışan kişiler.demokratik sistemin en önemli özelliklerinden, hak arama özgürlüğünü kullanan, dile getiren insanlar marjinal olarak tanımlanmalımıdır. tek istedikleri daha uygun koşullarda daha kaliteli sağlık hizmeti verilebilmesi için gerekenlerin sağlanması.hastaneden muayenehaneye randevu vermek ile suçlanıyorlar. demek istenen bu eyleme katılanların, hipokrat yeminlerini hiçe sayıp insan sağlığını parayla eşdeğer tuttukları. ciddi bir suçlama. o kadar tuzları kuru olsa haklarını aramak için sokaklara dökülürlermiydi, isyan ederlermiydi diye sormadan edemiyor insan.sayın başbakanımız malesef her grevde, eylemi gerçekleştirenler için benzeri suçlamalar getiriyor ve onları dinlemek yerine yermeyi tercih ediyor. kesk'in eyleminde yaptığı gibi.(bkz: #3260502)nedense türban eylemlerine, kamu çalışanlarının eylemlerine gösterdiği tepkiyi göstermeyen, sus pus kalmayı tercih eden sayın başbakanımız.(- hedef göstermek...)(- ne dediysek o zihniyeti...)(- hakaret...)(- ne oldum delisi olmak...)(- kendini dünyanın merkezi zannetmek..)(- küçük dağları ben yarattım...)!!!!!bödöööööööffffffff!!!!!-abi ne oldu burada foseptikmi patladı?-yaw boşver şimdi şu kötü kokulu yığının altında birileri kaldı gel bi el atalım çıkaralım.*
(bkz: recep tayyip sauron) .
(bkz: basbakanin krali kasimpasali)
penguen dergisinin ilham perilerinden biri.derginin kapaklarindan birkac ornek icin;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20050307http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20041220http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20041213http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20041206http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20041108http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20041101http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20041004tazesinden iki ornek daha;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20050314http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20050328guzelinden bir ornek daha;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20050330taze taze;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20050510yeni cikti firindan;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20050517durduramiyoruz efendim;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20050614bir tane daha;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20050802taze taze;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20051017iki tane daha;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20051031http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20051107buz gibi;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20051212beton gibi;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20051219gaflar krali;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20051226mal varligi;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20060206anani alip git;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20060220kemal abi;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20060320
yök yasasının veto edilmesinden sonra meclis grubunda yaptığı konuşmayı izleyenler fark etmiştir; sinirlendiğinde kendisinin alın ve kaş bölgesi civarı buffy the vampire slayer dizisindeki vampirlere benziyor. ben bugüne kadar bunu yapabilen bir bu adamı gördüm, bir de zebellah'ı. (zebellah istemli olarak yapıyor bunu, öyle bir farkı var.)
turk ceza kanununa zinanin suc sayildigi maddeyi sokmaya calisan geri kafali basbakanimiz.
aldıklarımızla yaşarverdiklerimizle var ederizsevgi gibidostluk gibivefa gibidizelerini yazan ikinci şair başbakanımız*birincisi aratmasa bari.
"medyamiz bizi avrupaya ihbar etti." sözünün sahibidir. "ihbar nedir?", "kim ihbar edilir?", "ihbari alan kisilik ile ihbar edilen kisilik arasinda nasil bir iliski vardir?" kivamindaki sorularin bu sahsiyete sorulmasi vatani bir görevdir.(bkz: ihbar)(bkz: bagimsizlik)(bkz: istanbul antlasmasi)(bkz: zitvatoruk antlasmasi)(bkz: etken)(bkz: edilgen)
gurbetçilerin türkiye ye gelişlerinde yaşadıkları sorunlarla ilgili olarak cnn turkun canlı yayınında ulaştırma bakanı binali yıldırım ın cep telefonu numarasını* ve bakan ilgilenmezse beni arayın diyerek kendi numarasını* veren başbakan.
her yanlış politikasında ve söyleminde bir kısım medyayı suçlayarak aslında hangi siyasi temellerden geldiğini "her ne kadar değiştiğini iddia etse de" gösteren başbakan.
boş bulunup seka'yı çarçur ettiğine pişman olmaya başladığı sanılan başbakan. eskiden öyle miydi ya? gazete kağıdı ithal edilemezdi, seka satardı gazetelere. bu kendini bilmezler öyle kritik etmeye falan başladıklarında, -duruma göre, uyarıcı bir fiske ya da osmanlı tokadı kıvamında- kağıda zam yapılır, sayıyla kendilerine gelmeleri sağlanırdı. gerçi şimdi ellerinde başka toollar var, ama kağıtla oynayıp şöyle hafiften t.ş.k burmanın keyfi bir başkaydı. özal'lar, çiller'ler basınla dalaşmaya başladıklarında bu zevki defalarca tatmışlardı.öte yandan, toplam seçmenin %24'ü kadar oyla, ki kendi kitlelerinin aksatmadan sandık başına gittikleri bilinen bir gerçektir, -anayasayı bile değiştirebilecek- üçte iki çoğunlukla meclise girip, tek başına iktidar olup, kucağında bulduğu ve cumhuriyet tarihinde kimseye nasip olmamış dikensiz gül bahçesi ortamında, bu kadar kısa zamanda sinirlerinin bozulması hayret vericidir. o dikensiz gül bahçesidir ki;- ana muhalefet partisi muhalefet etmemektedir; birincil görevi olan denetlemeyi bir tarafa bırakmış, eleştirmekten ziyade desteklemektedir,- yazılı basın muhalefet etmemektedir; vitrin süsü birkaç yazar dışında, eleştirmek bir yana, haber olması gereken birçok şeyi es geçmek suretiyle açıktan ya da gizliden desteklemektedir,- görsel basın, yazılı basınla paralel şekilde, desteklemektedir,- iş çevresi, motivasyonu her ne ise*, ilk günden beri desteklemektedir,- imf ve dünya bankası, desteklemektedir,- amerika arkasındadır, desteklemektedir,- avrupa arkasındadır, desteklemektedir.hal böyle iken, başbakan, gölgesiyle kavga eder gibi, işçiye, çiftçiye, esnafa, amerika'ya, avrupa'ya, imf'e, doktorlara, karikatüristlere, basına -kendisi olsa muhtemelen kullanacağı deyimle- "posta atmak"tan geri durmamakta; kendisi yetmiyormuş gibi, sağ kolu dışişleri bakanı da, durduk yerde avrupalılarla sürtüşmektedir.araştırmacı suserlik, bazı şeyleri merak etmeyi gerektiriyor:- ne oldu/oluyor da, başbakanın sinirleri son zamanlarda bu kadar gerildi?- neden amerikan gazetelerinde gün aşırı, sonradan bizim gazetelerimize manşet olacak, aleyhte makaleler yayınlanmaya başladı?- neden avrupa topluluğu "17 aralık'tan sonra durdunuz siz" diye huzursuzlanmaya başladı?- neden hala bir başmüzakereci atanmadı?- neden aylardır beklenen kabine revizyonu yapılmıyor?- neden akp'den, 3-4 günde bir, bir milletvekili istifa ediyor?- neden başbakanı churchill'e benzetecek kadar bu iktidara angaje olmuş bazı yazarlar hafiften çark etme emareleri gösteriyor?- neden daha birkaç hafta önce "geçmişin bilmemneli", "seninki daha bilmemneli" diye politik lisanda birbirine ana-avrat sövmüş sayılabilecek başbakan ve ana muhalefet partisi başkanı yan yana basın toplantısı yapıyorlar?araştırmacı suser merak ediyor, elindeki donelerle çözümleyemiyor, *timeout expired* oluyor.
şeffaf devlet olma yoluna baş koymuş, bu uğurda televizyonu günlüğe dönüştürmüş zat-ı muhterem, zira durmadan halkına seslenir, durum değerlendirmesi yapar, halkıyla dertleşir, "şöyle oldu, böyle gitti" der, yurt dışına çıkarken basına açıklama yapar, "ben şuraya gideceğim beni yemeğe beklemeyin" ya da "akşam ezanı okunmadan dönmüş olurum" gibi verdiği günlük bilgilerle hükümetinin adımlarını anbean halkıyla paylaşır...
önce okuduklarıma ardından evvelki gözlemlerime ve kendisinin şu anki demeçlerine ve hükümet icraatlarına göre siyasi hayatına kendi kendine nokta koymaya yaklaştığını düşündüğüm bir insandır. neden mi?öncelikle aziz nesin usta'nın bir değerlendirmesine göre siyasetçilerin basın ile olan ilişkileri belirli şekilde gelişir. tam net olarak hatırlamasam da ilk başlarda basın en büyük sevgilidir. yavaş yavaş her fotoğrafta görünmeye çalışılır, sürekli basın ile iyi geçinilir ve sevgililikten evliliğe doğru yola çıkılır. ancak soraları basın ile kavgalar başlar, gazeteciler hor görülür falan filan. sonunda basın olduğu yerde durur ama siyasetçi yoktur.bir kaç haftayı göz önüne aldığımızda bile sayın başbakanımızın basın ile ilişkisinin seyrinin benzerliğini gözlemleyebiliriz. buradan bir sonuç çıkarabilir miyiz? sanmıyorum. ancak bu seyrin sonucu aziz nesin'in gözlemleriyle örtüştüğünde bu rahmetli ustamızın değerini bir kez daha anlayabiliriz o kadar.
6 mart 2005'te dayak yiyen kadinlarla ilgili olarak konusurken medyamiz bizi avrupa'ya ihbar etti demesinin sokunu atlatmaya çalisan bünyelere arkasindan "hem 6 mart kadinlar günü mü degil?" diyerek bir sok daha yollayan bassaban. demek ki basbakan yalnizca ingilizce bilmemekle kalmiyor, ne dedigini de bilmiyor.ek okuma (bkz: basbakanin ingilizce bilmemesi)
(bkz: tayyipus domesticus)
ülke siyasetini aklı başımda takip ettiğimden beri gördüğüm en fazla medya desteğine sahip hükümetin başbakanı olmasına rağmen, her seferinde medyayı suçlamasını çok garipsediğim başbakan.işler sarpa sarıp medya bu desteği arkasından çekmeye başlarsa neler saçmalayacak çok merak ediyorum.
zamaninda* , amerikan musevi komitesi* tarafindan cesaret odulu* ile odullendirilen basbakan.http://www.ajcongress.org/...04/jan_2004/jan04_03.htm
recep tayyip erdogan beyin en sevdigi marka ramsey . en sevdiği ada ekinlik adası . bu adada kaldiği tatil köyü olarak kullandığı zatın adı remzi gür.
henüz zihnimde ufuklar açan tek bir cümlesine, tek bir kavramına rastlayamadığım kişi. ilm-i nakl temelli olması nedeniyle vizyonsuz ve uzgörüsüz bir bey. anlamadığı konular karşısında kısa süreli derin düşüncelere dalar gibi yapıyor sürekli. 1000 kelime ile düşünülmez ki.
8 mart 2005 dünya emekçi kadinlar günü olaylari neticesinde ab sürecinin neresinde durdugumuzu ( durmadigimizi, durur gibi yaptigimizi) çok net ortaya koyan basbakan. polisin olaysiz geçen bir gösteriye saldirmasi, ab temsilcilerinden yenilen zilgit neticesinde sorusturma açilmasi ve fakat ayni zamanda hükümetin atilan dayagi mazur göstermek için binbir takla atmasi; avrupa birligi'ni olmak boyutundan çok ötede, girmek boyutunda algiladigimizi göstermistir. basladigi günden beri sagliksiz bir düzlemde ilerleyen türkiye'nin ab serüveninde gelen nokta sunu gösteriyor ki; türkiye tarihinin ab konusunda en istekli - görünen - basbakaninin bile derdi abli olmak degil; ab'ye girmektir. bütün süreci yalnizca ekonomik ve demokratik bir süreç olarak algilayip isin demokrasi kültürü, etik degerler ve en önemlisi muasir medeniyet seviyesi gibi kisimlarinin yanindan bile geçmedigimizi bir kez daha ortaya koydu. yalnizca dayatmalarla olusan kismi bir esneklik durumu yani. ülke ab'ye girince, artik caninin istedigi gibi eylemci dövemeyecegini anlayamayan; "e canim istedikleri bütün kanunlari geçirmedik mi?" diye saskin saskin dolanan bir zihniyetle karsi karsiyayiz. isin kitabi kismina hapsolup o kitabi kismin dogal sonuçlarini görememe durumu. bir yandan dgmleri kaldirip görece demokratik yasalari çikartacagini, ama bir yandan da eylemci dövmeye devam edebilecegini saniyor bu zihniyet. tipki töre cinayetlerini kaldirip zinayi suç haline getirebilecegini sanmasi gibi. neden peki? ab tarafindan açikça deklare edilmemis çünkü "bundan sonra eylemci dövmek yok." diye, edilmesi de biraz ayip olurdu zaten. isin o kismi bir algilama sorunudur. derdiniz abli olmak ise zaten bütün sürecin dogal sonucu olarak eylemci kadinlari dövmek gibi rezilliklere, zinayi suç saymaya çalismak gibi komikliklere girmezsiniz. ama iste dert baska olunca ortaya da bundan baska bir sonuç çikmiyor. yoksa emin olun ab yetkilileri daha önceden herhangi bir toplantida "polis orantisiz siddet uygulamasin." deseydi, karsilasmayacaktik bu mazarayla. ab'yi ve ablilik kavramini algilamamiz "onlar söyler, biz yapariz."dan öte gidemeyince de azari yer, otururuz. hele bir de basbakanin medyayi - tam da o girmek istedigi - ab'nin jurnalciligine soyunmakla suçlamasi var ki; kara mizah demek bile hafif kaliyor. bir yandan da "e canim ab üyesi ülkeler de küresellesme karsitlarini dövüyor." gibi utançlardan utanç begendiren açiklamalar yapan bir adalet bakani. ab dövüyorsa sorun yok yani, biz de dövebiliriz. kendilerine bundan sonraki eylemlerde ab ülkelerinin yetkililerini arayip "siz böyle bir durumda döver miydiniz?" diye sormalarini, alinacak onay neticesinde eylemci dövmelerini tavsiye ediyorum. böylelikle hem bu utanilasi açiklamalari yapmazlar, hem de ab'den firça yemekten kurtulurlar. sonra da alinlarinin akiyla bas bas bagirabilirler meydanlarda :"biz bu reformlariii ab istedigi için yapmiyoruuuuz.. insanimiziiii cagdasss medeniyet seviyesine tasimak için yapiyoruuuuz..."gerisi 'ab'li türkiye'dir efendim. demokrasi mi? yedik onu biz.
abd ye nota verilecekmiş sayın başbakanım?"notaaa müzik notasııı değildiiir"..."biiz burda bakkal dükkanı yönetmiyoruzz. devvlet yönetiyoruzz"gibi incilere sahiptir kendileri.
8 mart 2005'te kadinlar gunu hakkinda yaptigi konusmasiyla ve polisin dayak goruntulerinin avrupada ses getirmesi üzerine basini suçlamasiyla ne olacak simdi adli filmde levent kirca'nin canlandirdigi avukat orhan karakterini animsatan basbakan.
4. levent-ayazağa metrosu'nun projesini kıran kırana bir pazarlıkla 30 aydan 24 aya indirdiği (hesapladım, diğer türlü seçim döneminin gerisine sarkıyordu) müjdeleyen başbakan. kafasında baretle "ho ho işte yaptık oldu, nasılmış" şenliğinde açılışını yaptığı hızlı tren projesi akla gelince ister istemez yürekleri ağıza getiren ve tasarruf edilen altı ayın yetkililerin kendilerini emniyete almak için şişirdikleri emniyet marjı olduğuna inanılmak istenen hadisenin yaratıcısı.edit. ayrıca hakkında bakanlarına bir ay, bazı gazetecilere 2.5 yıldır randevu vermediği söylenerek iftira atılan başbakan. nitekim bugünkü akşam gazetesinde hasan kaçan'ın kendisi ile röportaj yapmak için ankara'ya uçakla gitmesi ve bir resim sergisinde yanına karga tulumba yaklaşarak "sizinle acilen konuşmam lazım" demesi yeterli olmuştur.
adını bile söyleyemediği liverpool'un galibiyeti sonrası "sevgili dostu" ingiltere başbakanı blairi arayıp tebrik ederek penguent esintileri yaratan, büyük ihtimalle adamın "bunun hiç işi gücü yok mu ya" demesine sebebiyet vermiş kişi.
(bkz: rterdogan com)
tahtakele türkçesi ile konuşan türkiye cumhuriyetinin başbakanı.
abdullah gul'un "ince" ve "munis" tabir edilen uslubuna sahip olmadigi gerekcesiyle elestiri alan ve bu nedenle meclisten ozur dileme buyuklugunde bulunan , ab olayimizda busht'a , "abi bi telefon ediver" seklinde "kendisi yakinimdir misali davranisiyla hayretlerimi abartan sahsiyet. kendisi basbakanimizdir..
9.433 ytl parası vardı ziraat bankası'ndaki hesabında dün gece şov yaparken.bir de düşündürdü atmi kullanamayınca, hadi şimdi başbakandır da daha evvel hiç mi atm kullanmamıştır kendisi.
inanilmaz kotu giyinen bir ese sahip basbakanimiz. hem tesetturlu hem de sik olan kadin yok degil, ama bu bayan beceremiyor bir turlu. hem de o kadar bollugun icinde, yazik yazik.(bkz: emine erdogan estetigi)
kendisinin verdiği şu beyanat kayıtlara geçsin istiyorum:"bakınız yeni elli kuruş. bunun ortası gümüş. kenarı da altındır ha!"
içinde ''i-y-e'' harflerinin yazıldıkları sırayla geçtikleri hemen her sözcüğün bu kısımlarını -arap aksanıyla olsa gerek- ''iyye'' olarak okuyan/telaffuz eden kişi. örnekler: medeniy-yet, niy-yet, keyfiy-yet...
imam.
(bkz: recep bey in yumurtaları)
(bkz: rte 2000)
son secimlerde mhpnin aldigi yuksek orani karsisinda şoke olanlarin , yapilacak ilk secimde -eger secime girmesine izin verilirse- tayyibin birinci parti cikmasina sasmamalari gereklidir. (bkz: yurdum insani)
kasımpaşa delikanlısı, eski istanbul belediye başkanı, milli görüş neferi. şimdilerde gelenekçiler tarafından davaya ihanetle suçlanıyor. değiştik diyor; ama değişen bir şey olmadığını herkes biliyor.sadece yeni bi vitrinle milli görüşü hayatımıza sokmak içi fırsat kolluyor; ancak ona bu fırsatı vermeyecekler galiba.
cumleleri mustafa topaloglu'nu andiran filozof sahsiyet. (bkz: tayyip erdoganin incileri)
(bkz: fareli köyün kavalcısı)
elının tersıyle neyı ıttıgını merak ettıgımız kısı
ağır abilerden çıkan ilk başbakan.
sabah gazetesinde kendisi ile ilgili bir haber okudum, recep bey time'in anketine gore "dunyanin en guclu 100 kişisi" arasindaymiş. kendisini kutluyorum bu başarisindan dolayi. lakin gazete time'i iyi anlamamiş, işte recep beyin secildigi listeyi şoyle tanimlamiş time:"presidents and prelates, soldiers and terrorists, lawyers and philanthropists—these are the men and women who give hope and direction to the world or who try to turn it upside down (başkanlar ve din adamları, askerler ve teröristler, avukatlar ve hayırseverler—bunlar dünyaya umut ve yön veren veya onu başaşağı etmeye çalışan erkekler ve kadınlar)george w. bushhu jintaoluiz inácio lula da silvaali sistanitoshihiko fukuiabu al-zarqawikofi annancondoleezza ricerecep tayyip erdoganjohn abizaidkim jong ilbill gatespope john paul iiatal behari vajpayeejohn kerryluisa diogovladmir putinwu yiosama bin laden"
4 saattir ankara'dan pamukova'ya ulaşamamış başbakan.bush geldiğinde devletin tüm imkanları seferber edilmişti; uçaklar, helikopterler, savaş gemileri tüm gücümüzü kullanıyorduk. şimdi 139 vatandaşımızın öldüğü yere 400 km. uzaklıktan 4 saat içinde ulaşamamanın bir izahı var mıdır?hayır helikopterin bu kadar geç götüreceğini bilsek muhteşem eseriniz hızlı trenle yollardık.
her açıdan vasat bir insan. eski ptt şöförü.
pokere merak salmis kisi.saga sola rest cekip durmaktadir su siralar.
zina suc sayilsin mi sayilmasin mi tartismasina muk kemmel bir katki yapmis basbakan. soyle ki, sucun takibi sikayete bagli olacagini, savcilar tarafindan sikayetin yoklugunda takibat yapilamayacagini bakin nasil anlatmistir: alan razi veren razi ise zaten bir sey yok!!simdi hala dusunuyor musunuz bu adam neden bu kadar yuksek oyla basbakan oldu bidi bidi. adam ortalama turk insaninin kaliptan cikmisi. hepimiz boyle degiliz ama 70 milyonun aritmetik ortalamasi bunu veriyor iste.
şahsen beğenmesem de başbakan olmanın sorumluluğunu hissettiği belli oluyor son olaylarda. ve terörizm ile ilgili olarak mevcut ahval ve şerait altında verilecek en güzel demeç olması hasebiyle ayağa kalıp alkışlamışımdır. (bkz: teroru ayaklarimin altinda ezerim/#3605851)
turkiye nin gelecek 30 yılının icine kısa surede etme basarısını gostermıs , sabreden dervis muradına ermis cumlesini dustur edinmis,sahnede sov yapan seda sayan edasıyla devleti yoneten simdiki basbakan , malesef gelecegin cumhurbaskanı
terore rest cekmesinin uzerinde fazla durulduguna inandigim kisi.hsbc binasini ve ingiliz konsoloslugunu bu sekilde tahrip edecek bomba ve planlar 4 gunde hazirlanmaz canlar. eger hazirlanabilecegine inaniyorsaniz izmir civarlarinda size satmak istedigim birkac tane otoyol var. bu patlamalar erdogan "allah askina yapmayin, ne isterseniz yapmaya haziriz" deseydi de olacakti, dugmeye coktan basilmisti..kaldi ki terore rest cekilir, her zaman cekilmistir, baska caresi de yoktur. pkk bize kac kere ateskes onerdi, biz kac kere tersledik? bu bir prensip meselesidir, baska yolu da yoktur.
istanbul'da bugün yaşanan iki felaketin ardından 7 saat sonra basın açıklaması yapmış, olay yerine gelmeye tenezzül bile etmemiş, konuşmasında hiçbir üzüntü izi göremediğim, hiçbir şey yokmuş gibi davranan adam.. ulan dünya bizim yasımızı tutuyor be, koskoca ingiltere'nin dış ilişkileri bakanı* ta londra'dan kalkıp buraya geldi ve her 2 yeri de inceledi!.. 15 yıl önce cihangir sokaklarında şalvarıyla gezip oy isteyen bu adam bizim başbakanımız..(bkz: mustafa kemal atatürk)özlüyoruz...
bir rsi muzdaribi olarak kısaca "al sana bomba" demek istediğim politik marka.
bir "r"esponse "t"o "e"xplosions beklediğimiz kaşyapan.(bkz: kaş yaparken göz çıkarmak)
bir politikacıyı bir devlet adamını seversiniz ya da sevmezsiniz icraatlarını beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz bunlar paşa gönlünüzün bileceği iştir lakin tutup da adamı terör saldırları karşısında eğilip bükülmedi politically correct olmaya çalışmadı direkt sert mesajlar verdi diye eleştirmek de neyin nesidir anlamadım ben. bu ülke 30 sene boyunca teröre 30.000'den fazla can verdi yeri geldi 33 askerinin birden şehit edildiği okullar basılıp onlarca öğretmeni birden şehit edildiği oldu hangi gün bir devlet adamı ya da bir askeri yetkili çıkıp "sayın teröristler lütfen böyle şeyler yapmayınız" gibi yuvarlak laflar etti? ne zaman teröristten insaf merhamet bekledik biz? her defasında devletin ve ordunun en üst kademeleri tarafından olabilecek en sert ifadelerle lanetlenmedi mi bu saldırılar? her defasında teröre karşı en ufak bir taviz verilemiyeceği olabilecek en kabadayı üslupla vurgulanmadı mı? pkk'ya karşı savaş bu kararlılık sayesinde kazanılmadı mı? e peki şimdi başbakana "aha hep sen böyle konuştun kızdırdın adamları ondan oldu bunlar" diye yüklenmek de ne oluyor bre şabalaklar?! esas ilk saldırıdan sonra sesini çıkarmasa ya da diplomatik davranamaya çalışsa hesap sormamız "konuşsana ulan hadlerini bilrdirsene şu itlere" diye yakasına yapışmamız gerekirken koca ülkenin başbakanından yavşaklık beklemek de neyin nesidir bre denyocanlar?! lan kaldı ki bu son saldırı öyle "biz çok kızdık size alın o zaman bombayı" denilerek 3 günde gerçekleştirilecek bir şey de değil. hadi insaflı olamıyorsunuz hiç değilse azcık mantıklı olmaya çalışın iyice sapıttınız siz be!
ahmet necdet sezer'in gorev suresi dolduktan sonra, cumhurbaskaninin meclis tarafindan secildigi ve akp'nin meclisteki sandalye sayisi gozonune alindiginda, yerine cumhurbaskani olacak politikacidir.
(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: daha gider bu)(edit: bu önerinin kötülenmesi bu aşamada istifa etmenin onurluluğunu ortadan kaldırmaz. hara-kiriye gerek yok elbet, japonya'da değiliz. asıl sorumluların en tepedekiler, onay verenler, görmezden gelenler, yakınını akrabasını ya da bir takım kalifiye olmayan insanları bir takım "kalifiye" özelliklerine göre ancak bilgisine birikimine bakmaksızın devletin çeşitli kademelerine yerleştirenlerdir. bunu görmezden geldikçe, körü körüne kendi oy verdiğimiz adamın en süper olduğuna inanmaya devam ettikçe, aymazlıklardan aymazlık beğendikçe istediğin kadar kötüle bunu kardeşim, ara eşini, dostunu, kahveden arkadaşlarını söyle onlar da kötülesin. ama unutma ki, yarın öbürgün -allah göstermesin- sen böyle boktan bir nedenden ölecek olursan ben yine aynı öfkeyle yazacağım ve senin hakkını da eşin, dostun ve kahveden arkadaşlarınla birlikte savunacağım)
(bkz: yesil sermaye)
(bkz: başbatan)
amerikanın başına gelen olaydan sonra "aklınızda iki kuleden başka birşey varmı" diyen kişi... demekki sayın başbakanımız, amerikanın afganistan'a saldırdığını, el kaide militanı olarak binlerce insanı tutuklayıp ülkesinde kafalarında torbalarla ne şekilde olduğu belli olmayan yöntemlerle sorguladığını, amerikan basınında çıkan ve uçakları kaçıran kişilerin resimlerini, hayatlarını usame bin ladin'in resimlerini unutmuş... unutması normal, daha öncede o tarz bi adamın dibinde resmi vardı, onuda unuttu herhalde... biz unutmayacağız ama...
(bkz: haddinizi bilip soru sorun)
birilerinin hala istifa diye bir kavram olduğunu hatırlatmamış veya anlatmamış kişi.veya anlatmıştır da işine gelmiyordur bilmiyorum artık.fakat bir gecede 104 kişiyi diriltebilme yeteneği takdir edilesi.(bkz: tren faciasinda olu sayisinin 140dan 36ya dusmesi)
mevcut parti liderlerinin en muhafazakarlarından biri olmasına rağmen ironik bir biçimde en de açık fikirlisi, abdurrahman çelebi.. faşisti, hırsızı, hizipçiyi seçeceğime elini taşın altına sokup iş yapan dinciyi seçerim..
aynı derginin* bu sene "yılın adamı" olarak amerikan askerini seçtiğini göz önüne aldığımızda, tayyip ağayı listeye sokan kriterlerin ne olduğu konusunda oturup bir daha düşünmek gerekiyor.
kendisini ne zannettiğini çok merak ettiğim canlı.
http://www.deviantart.com/view/7013131/
kafası bidona benzeyen adam.
kendisinin şeriatcı olduğunu herkesin bildiği bir ülkede bir anda kendisine yenilikçi ve demokrat bir maske takıp başbakan seçilip sonrasında göz göre göre gazeteleri susturup, üniversitelere karışıp, okulları imam hatiplere çevirip hala hiç bir tepki almamayı başardığı için takdir ediyorum kendisini. üstelik bunları yaparken papaz cüppesi giymesine de gerek kalmamıştır bir kaç şık takım elbise yeterli olmuştur.
ankara istanbul treninin raydan cikmasi ile ilgili olarak ''uygunsuz şeyler olsaydı şu ana kadar bu tür kazalar her gün olurdu. ama böyle bir şey söz konusu olmadı'' şeklinde bir aciklamayla beni benden alan harika bir basbakandir. aciklamanin hemmen ardindan, boeing ar-ge departmanindan bir yetkili, gelecek sene icerisinde ucaklardaki maliyetlerin buyuk olcude asagi cekilebilecegini, yillar yili bos yere test yaptiklarini farkettiklerini soyleyip, duvardaki murphy kurallarini kaldirip yerine rte kurallari asacaklarini belirtmistir.
sorulan sorulara verecek cevabı olmadığı zaman, soruyu sorana kızmak suretiyle üste çıkan başbakan.
kendisine yapılmış/yapılacak olan eleştirilere dair açılan davalara yön vermesini dilediğim bir yargıtay kararı için; (bkz: sami güçlü/#7619058).
radikal gazetesi muhabirinin kendisine yonelttigi 'tren kazasinda kusuru bulunanlarda tasarrufa gidecek misiniz' sorusuna karsilik olarak 'haddinizi bilin, turkiye'de ne zaman boyle durumlarda istifalar olmus ki simdi olsun' cevabini verebilecek kadar piskin olan kisi50 senedir bir arpa boyu yol aldik tayyip efendi, belki bazi seylerin degismesi gerekiyorbakmaya usenmeyenler icin (bkz: #5119075)
cumhuriyet tarihinde belki de hiç bir başbakanda görmediğimiz bir üslubla konuşan başbakan. başka bir örnek için: (bkz: http://www.hurriyetim.com.tr/...~9@nvid~444003,00.asp)
genç bakış programında sorduğum bir soruyu süper çevirip götüme sokmuş insan.soruları çarpıtma,çevirme ve azarlama ustası,nitekim sorulan soruyu kendince anlayıp kendince cevap verme konusunda üstüne yok,her politikacı gibi çok sağlam bir şakşakçı çevresine sahip.
kesinlikle ama kesinlikle haddini bilmeyen bir adam...
(bkz: siyasi harem)http://www.milliyet.com.tr/...7/24/yazar/myilmaz.html
benzerleri soyadları ile anılırken (baykal, yılmaz, çiller gibi...), hürriyet gazetesinde başlıklar dahil, her yerde kendisinden "tayyip" diye bahsedilen, aşağılanan politik kişilik.
cem uzan'ın sözlükteki niki.
"dan dun! höt zöt!" ile ülke yönetilebileceğinin güzel bir örneği.sayın başbakanım adeta civilization oynuyor.
yaptigim gozlemlere gore gun gectikce biyigi daha seffaf bir hal aliyor. acaba bunun ortulu bir anlamimi var yoksa biyik seffaflastirici mi kullaniyor diye merak etmiyor degiliz.
bence türk halkının kendine yakışanı seçmesidir..
istikrar istikrar diye sandıklara gidenleri şimdi de bir fatiha diye camilere davet etmemizi gerektiren insan. yapılan iş istanbul'un bir yerine hafif metro döşemek değil, türkiye' nin en önemli iki kenti arasına hızlı tren koymaktı, galiba belediye mantığından ülke mantığına geçişte bir sancı dönemiydi. belediyeden dostu tcdd başkanını da koluna takıp batan güneşe doğru adımlamaları en büyük temennimiz ama kendileri kolkola girip "allah'tan" gibi çok tatmin edici cevapları layik gördüler bize. bakalım allah bir dahaki seçime kendileri için ne düşünecek.
istanbul için işlenmiş, türkiye için potansiyel demokratik günah...(bkz: türk halkının demokrasi günahları)
(bkz: hızlandırılmış tren/#5138588)bonus (bkz: boşbakan)
gelisi gibi gidisini de kendi hızlandıran tc nin bas bakanı...
dünyanın en cahil fakat aynı zamanda en şanslı politikacısı. hiçbir şekilde sebep yokken herşey yoluna girmişken seçime giden partilerin yok olmasından nemaları topladı ve iktidara geldi. iktidara geldi ve kemal dervişin programının üstüne oturdu, ne yaparsa yapsın ekonomi düzelecekti zaten, sonra amerikaya yardakçılık yapmak için meclisten teskereyi geçirmeye çalıştı, teskere geçmedi.. ırak'a asker yollayamadı, şimdi oraya asker yollayanların durumu ortada.. (ispanya, italya, japonya) sonra kıbrıs'ı verecem dedi, hatta vermek için bütün çabaları sarfetti, imzalar attı sözler verdi ama rumlar hayır dedi ve dört ayak üstüne düştü. dün kktc'yi yok etmek isteyen tayyip, bugün kktc ile omuz omuzayız dedi. bir insanda bu kadar şans anca cahil cesareti sonucunda olabilir. türkiye'nin kıbrıs politikası kıbrıs'i vermek üzerine kuruluydu, peki ya şimdi politika uygulanamadı ve nasıl bu bizim zaferimiz deniyor? plan bu değildi.. tayyip çok ballı, çoook!
kendisine issizlik konusunda soru sorulmasi uzerine:"abd ve avrupa çözememiş, ben nasıl çözeyim."gibi bir cevap verebilecek ustun(!) zekaya sahip bunye. kitap okumaya zamani olmayan basbakana(!)-evet bakanlarin(bakmak fiilinden) basi- kitap ozetlerini cikarip veren arkadaslarina rica ediyorum lutfen basbakanlik ve gorevleri konusunda da bir ozet cikarin basbakana, belki bulundugu mevkinin ne anlama geldigini biraz olsun kavrayabilir....yuce insan umur talu bu konuda ki en guzel cevabi kosesinden vermistir.(bkz: http://www.sabah.com.tr/2005/06/02/yaz04-40-103.html)olurda ilerleyen gunlerde link calismazsa diye kolari sivayip copy paste olayina giriyorum....çözüm, iki gözüm!bugüne kadarki en iyi formülü, en gerçekçi biçimde başbakan buldu. yani, birçok başbakandan sonra, bugünkü başbakan.aslında fiili durum yeni değildi, ama adını çok güzel koydu:"abd ve avrupa çözememiş, ben nasıl çözeyim."başbakan'ın işsizlik üstüne bu son derece münasip vecizesi, aslında her mesele ve mevzuda da geçerlidir.çıtanız, "abd ve avrupa'nın halledemediği hiçbir mesele"de fazla hevesli olmamak tarafından belirlenir.bu işsizliktir, dediği gibi. dış açık, mesela, bütçe açığı, niye olmasın.soygun, cinayet, kapkaç... elbette. uyuşturucu... maalesef. evsizler, barksızlar... tabii. açlar, ne yazık ki. yoksulluk, normal olaraktan. hastalıktı, şuydu buydu, zaten doğal ki. yahu ölüme çare olur mu ki!hemen liste yaparsınız, abd ve avrupa'nın çözemediklerini gündeminizden çıkarırsınız.misal, yurtta ve cihanda terör. mesela, kara para, kayıt dışı işler vesaire.mafya... olmaz mı?dalkavukluk, yalakalık filan. beslemelik, yanaşmalık falan. rüşvet, avanta, kıyak... ne ayak! medya maymunları, piyasa maymuncukları, belki.küresel ısınma, çevre kirliliği hakeza. hangi birini çözebildiler ki. yahu bu adam sihirbaz mı ki!listeyi uzatır, umudunuzu abd ve avrupa'nın çözebildikleriyle kısıtlar, çözemediklerini bir bir yazarsınız.bir miktar ırkçı mı ne milliyetçilik, şüphesiz.dışlamacı, siyahı, koyuyu ayırmacı bir durum, bittabi.aşırı zenginlik, aşırı yoksunluk, uçurum... yok mu?iktidar dediğin zengini sevmez mi? yağmurdu, seldi, taşkındı... doğal yani. yağmaydı, ranttı, spekülasyondu... olabilir tabii.tam demokrasi, hadi canım. özgürlük, sınırsız mı ki. yahu onlar çözdü mü ki!bu hakikaten, yerinde, adil, meşru bir kriterdir.onların çözemediklerine hiç bulaşmaz, çözebildiklerine ise kolay ulaşmazsınız.başbakanlar umut vermek, iyimserlik yaymak için olduğu kadar, işsizliği ve yoksulluğu çözemeyeceklerini itiraf etmek için de vardır.çözülemeyecek, çözümü imkansız şeyler üstüne konuşmak ise abestir.yeni ceza kanunu ile zaten doğru dürüst konuşmak, yazmak ya da haykırmak kodestir.
istanbul büyükşehir belediye başkanı olduğu dönemde açılışını yaptığı mega center isimli toptancılar çarşısının açılışını, 4 haziran 2005 itibariyle bir daha yapacak olan şimdinin türkiye cumhuriyeti başbakanı. bu mantıkla cumhurbaşkanı olur bir daha açar. kandırıkçı insan... *
biraz sonra bakınıza konu olacak başbakan. bakınızı vermeden önce alakayı açıklamak lazım. birileri bizi çok iyi kandırıyor. biricik, canımız kadar sevdiğimiz ülkemizin başında oturan adam bir zamanlar camiler kışla, minareler süngü, kubbeler miğfer diye haykırıyordu. evet, başbakanımız hüküm de giymiş birisi. sabıkası var.değiştim dediler partilerini kurarken, evet, olabilir, herkes her dönem değişme kabiliyetine sahiptir. peki birileri bana 2002'den sonra vatandaşta oluşan "ılımlı müslümanlık" akımını açıklayabilir mi? oruç tutmayan insanlar tutmaya başladı, her dönem içki içenler, biz ramazanda içince "kafir!" demeye başladılar. ben mi yanlış, alakasız bir regression görüyorum arada, hayal mi görüyorum yoksa? ülke elden gidiyor babalarımızdan kalma laftır, ama bu sefer tehdit daha mı ciddi acaba? ya asıl konuya gelelim, bakınıza yani. niye 2002'den önce bu olmuyordu ya?(bkz: resmi nikahta 32 farz sorusu)tekrar, birileri bizi çok iyi kandırıyor.
tam adı recep tayyip erdoğan olan kişi. a bu bir kişidir! dur ekleyeyim hemen.
ne zaman "erdogan kadrolasma ile ilgili iddialara yanit verdi" diye bir haber okusam yanit ve savunma sozcuklerinin birbirine girdigini goruyor, hayif hayif hayiflaniyorum. bize laflar hazirlamasindan korkuyorum.
(bkz: kuzu kuzu cikardik)
kendisini hicbir zaman anlayamayacagım kisi. kominist bir arkadasıma ya zaten biz de herkesin esit olmasını istiyoruz demis ve milletvekillerinin hepsine villa yaptırmaya kalkısıyor simdi.sevmiom.
"hep konuştular, demir ağlarla ördük dediler. ne ördünüz, laftan başka." -rte
liderlik ve idarecilik ozelliklerine sahip biri.tabi iyi ya da kotu yonettigini gostermez bu.kendinden daha bilgili ve yetenekli kisiler eger senin altinda calisan kisilerse ve sen tum eksikligine ragmen o konuma gelebilmeyi basarmissan ve kimse bunu vurgulama ihtiyaci hissetmiyosa liderlik vasiflarina sahip ol ya da olma toplum tarafindan lider olarak goruluyosundur.kastettigim bu.mesela ekonomi bilgisi olarak yetersiz,dis konulara hakim olmamak daha once o mevkiyle ilgili herhangi bi birikime sahip olmadigin halde oraya gelebilmekdir liderlik vasfi yani tayyip erdogan daha onceden dis isleri olsun,ekonomi olsun herhangi bi alanla ilgili on plana cikan bi isim olmamasina ragmen sanki bunlara hakim biriymis gibi farzedelip sorgulanmamasi,hani bush secilmeden once muhabirin biri su ulkenin baskani kim gibi seyler soruyodu ya,o tarz bi olaya girilmemesi ve hepsine hakim biriymis gibi gozukmesinin ana nedenide bence liderlik ve bulundugu yerlerde hep yoneten kisi konumuna gelebilmek gibi bi yeteneginden kaynaklaniyo bu adamin.
güney kıbrısla ilgili olarak, "bütün dünya tanımış, ben tanımıyorum desem ne fayda"diyerek türk politikacıları arasında kıbrıs konusunda en gerçekci yorumu yapmış kişi.
kuzey kibrisla ilgili olarak ta''butun dunya tanimiyo,ben tanisam ne fayda''mantalitesini benimsemis kisi.
aklıbaşında insanların sordukları aklı başında sorulara, konuyla ilgisiz cevaplar veren, verirken de toplumun ince değer yargılarını okşayıp prim yapan ama bu ucuz cevapları yemiycek insanları da sinirden gerim gerim geren; toplumun %98'i müslüman olduğu için kaçak kuran kursu diye birşey olmayacağını söylerken, kendisinin de inandığını zannetmediğim adamdır.
gün itibarıyle abdullah gül amcanın dürtüp "hop tayyip hocam yavaş ol aman" dediği başbakanımız.(bkz: alternatif sansal buyuka erman toroglu diyaloglari)
an itibariyle kadrolaşma yapmadıklarını ve yapmayıda düşünmediklerini açıklayarak beni rahatlatmış olan başbakan. ben de korkmuştum kadrolaşıyorlar diye neyse ki yanılmışım.
"bu ülkenin liselisi de imam hatiplisi de canımız ciğerimiz" demiş türkiye cumhuriyeti başbakanı. pek yakında makam otomobilinin bagaj kapağına ve hatta başbakanlık uçağının kanadına liselim yazdıracağını düşündüğüm bugüne kadar cumhurbaşkanlığı konusunda hiç renk vermese de ilk sinyali: "bu millet bizi seçti, verdiği yetkiyi sonuna kadar kullanacağız" diyerek özetlemiş olan kişidir. bu sinyali elbette yeni şafak gazetesi yazarlarına vermiştir.
ülkede ne zaman önemli bir gündem maddesi olsa. ne zaman kabinedeki bir bakanla ilgili veya bir milletvekili ile ilgili yolsuzluk haber ortaya atılsa, türban imam hatip vs konularda bombaları patlatarak gündem değiştiren türkiye cumhuriyeti başbakanı. (bkz: şark kurnazı)
kendisini beğenmeyenlerin daha iyi bir alternatif sunması gereken lider, türkiyeye çok bile.
şimdi de karikatüristlerin peşinde koşarak ilgi çekmeye çalışan bir arkadaş.kendisi penguen dergisine birkaç yıldır sürekli karikatürler gönderiyormuş, fakat bu karikatürler yayımlanmıyormuş. o sebepten de bulduğu ilk fırsatta karikatüristleri sıraya dizmiş, davalar açmaya başlamış. penguen de bu davalardan nasiplenmiş. üstelik birkaç hafta önce penguen artık dayanamayıp kendisinin bir karikatürünü yayımladığı halde... çok sevdiğimiz bir abimiz; ancak ne yazık ki karikatür çizmekte pek başarılı değil. artık farklı yöntemlerle ilgi çekmeye çalışıyor. olsun.karikatürist olarak olmasa dahi bir çizgi kahraman olarak pek başarılı, ilgiyle izliyoruz.
şu anda çoğu kanalda ulusa seslenmekte, düşünmeye yarayan organları yıkama işiyle meşguldür.
en beğenilen penguen karakterlerinden biri.
son tren faciası sonrasında büyük hatalar yapan politikacı. oysa biraz akıllı davransaydı bu işten de kendine artılar çıkartabilirdi, bu konudaki en iyi yazıyı dün kü sabah gazetesindeki ali hoca yazdı
(bkz: fuzuli)
(bkz: din kulturu ahlak bilgisi dersinin yeni mufredati)
zamaninda dusunce sucundan(!) hapse girmis birisinden beklenmeyecek olcude farkli dusunce ve elestirilere sert ve kulhanbeyi uslubuyla yaklasan birisi. onnu basbakan oldugu bir ulkede yasamaktan utaniyorum.not: be elestirim uzerine bir zahmet gelsin dava acsin. onun actigi dava benim icin onur olacaktir.
(bkz: tayyipler alemi)(bkz: turk polisinin duygusal davrandigi an)
başbakan.................. ve ben inanıyorum ki bu ülke başbakanı'nın bir tcdd daire müdürünü bile görevden aldırmaya gücü olmayabilir, çünkü o müdür kendi kafalarında kurulmuş olan tuhaf inanç bağlantıları hiyerarşisinde başbakan'dan yüksek düzeyde olabilir. ....................... (bkz: serdar turgut)http://www.aksam.com.tr/.../yazarlar/yazarlar210.html[edit: tcdd müdürünü silip, yerine ulaştırma bakanını koyunca, yazının anlamı değişmiyor.]
yeni hizmete sunulan adsl portlarının açılışı için düzenlenen törende önüne sunulan bilgisayarın 8mbit adsl bağlantısını kullanarak van'daki bir serverdan vcd formatında bir film download edip izleyen, izlenimleri sorulduğunda ise aşağıdaki bomba açıklamayı yapan türkiye cumhuriyeti başbakanı."görüntü biraz bulanık, inşallah yakında onuda düzelteceğiz."
izledigi film gercekten vcd formatinda ise, kendisini buradan takdir etmek istedigim t.c. basbakanidir; zira finlandiyalilardan bile once streaming media ve sıkıştırma konusuna ilk egilmis hukumet gun itibari ile bizim hukumetimizdir. yanniz sevgili tayyip beycigim, vcd ile bir yere kadar be, size mpeg-4 versek ?
ülkesini cnn international'a şikayet eden başbakan: http://www.hurriyetim.com.tr/...~2@nvid~588066,00.asp
cnn international de danışıklı dövüş gibi görünen sorulara cevap veren başbakan. aslında bu konu cnn international başlığında incelenmelidir.
şu ana kadar, başbakanlık yaptığı dönemde, olan-biten şöyle toparlanabilir:(bkz: suleymaniye'deki turk ozel timine abd baskini)(bkz: istanbul'daki patlamalar)(bkz: kibris rum kesiminin avrupa birligine girmesi)(bkz: 3 ekim 2005 e kadar kibris in taninmasi sorunu)(bkz: 17 aralik 2004 ab aciklamasi)(bkz: isvicre de ermeni soykirimi yoktur demek)(bkz: fener rum patrikhanesi'nde şeriat mahkemesi)(bkz: demokratik konfederalizm)(bkz: aihm'nin öcalanin yeniden yargılanmasını istemesi)(bkz: türkiye'de aniden patlayan halk galeyanları)(bkz: yabancılara toprak satışı)(bkz: misyonerlik)(bkz: 2005 seka iscilerinin direnisi)(bkz: erdemir pislik içinde satalım)(bkz: kurtlar vadisi)(bkz: yeni tck)(bkz: eric edelman)(bkz: bilderberg toplantıları)(bkz: ılımlı islam)(bkz: genişletilmiş ortadoğu ve kuzey afrika projesi)(bkz: ırak'taki işkence fotoğrafları)(bkz: kamu yönetimi reformu)(bkz: chp tarzı muhalefet)(bkz: hayatın metalaşması)(bkz: sevr antlaşması)(bkz: kasimpasa recep tayyip erdogan spor kompleksi)(bkz: berlusconi'nin tayyip'in torununa kirve olması)(bkz: iran'ın pkk'yı bombalaması)(bkz: ytl)(bkz: borç faizi ödeyip durmak)(bkz: imf)(bkz: dünya bankası)(bkz: tayyip attan dustugunde gurtuna'nin yuz ifadesi)(bkz: tayyip erdogan'in penguen'e tazminat davasi acmasi)(bkz: tayyip erdogan kafali kedi)(bkz: türk telekom'un satılması)(bkz: yirmiyedi saniyede bir yasa maddesi çıkarmak)(bkz: güney kürdistan)(bkz: haydarpaşa projesi)(bkz: sun valley konferansı)(bkz: bari cenazeleri mercedese binsin)(bkz: almanyanın ermeni soykırımını kabul etmesi)(bkz: şehit cenazesi)(bkz: george soros)(bkz: cari açık)(bkz: dış ticaret açığı)(bkz: ankara anlasmasi ek protokolu)(bkz: sümerbank'ı bitirdik yakında tarihten silinir)(bkz: akm'nin yıkılması)(bkz: aydınlardan çatışmaların durması çağrısı)(bkz: kürt sorunu)(bkz: petkim satarım tüpraş satarım)
amerika'ya uçarken "insan olarak laik değilim ama laikliği korumakla yükümlüyüm" şeklinde demeç vermiş başbakan...(bkz: laik değilim ama laikliği korumakla yükümlüyüm)
zırt pırt amerika ya giden ,sonunda eeeh yine mi kardeşim tavrıyla havaalanında karşılanmayan t.c. başbakanı.
ülkede ki amerika karşıtlığının sorumlusu olarak chp'yi göstermiş olan başbakanımız. yani "ülkemizde amerika'yı sevmeyenlerin sayısı gittikçe artıyor ama bu benim suçum değil, tamamen chp'nin suçu" demeye getirerek chp'yi amerika'ya şikayet eden başbakan. laiklik ile ilgili görüşlerini de zaten önceden bildiğimiz için pek şaşırmadık.(bkz: jet lag)
şevki yılmazın bir doz usturuplusu, eski parti arkadaşı
o, soru soran gazetecileri azarlayacaktır tabii. meydanlarda halkı da azarlayacaktır. bir çobanın değneği neden vardır ki, arada dürtmek onun yöntemidir. bu millet ona oy verip oraya getirmiştir. bu milletin %70'inin ona oy vermemiş olması savsatası arkasına saklanmasın kimse, %70 bir alternatif üretebildi mi? bu alternatifsizlik onu tek başına meclise taşımadı mı? trende ölen insanlar da bu milletin fertleri değil mi?her millet layık oldugu şekilde yönetilir, layık olduğu muameleyi görür.geçir bize tayyip ohhş...
"kurumların yaklaşımı toplumun yaklaşımıyla örtüşmüyor. o nedenle biraz sabredeceğiz. biraz daha bu işin çilesini çekeceğiz. ama eninde sonunda hak yerine bulacaktır." diyen insan.
devletin bazi pozisyonlarina getirilecek insanlarin belli bir egitim standardini karşilamasi gerektigi gercegini bana hatirlatmiş olan başbakan. bir yigin universiteli genc işsiz dolanirken ingilizce bile bilmeyen bir başbakanin dokunulmazliga sahip olmasini hazmedemiyorum efendim ben.(bkz: olmaz olsun)
hakkinda cizilen karikaturleri gormeyen, bilmeyen kalmasin diye reklam kampanyasina girismis sahis... ancak bunu yaparken karikaturlerde betimlenen hallerinden cok daha komik bir duruma dustugunun, yeni karikaturler ve haberler icin bircok acik verdiginin farkinda bile degil ne yazik ki... ama ne yalan soyleyim bu durum cok hosuma gidiyor... aynen devam tayyip efendi...
ben küçükken billboardlarda adı r. tayyip erdoğan diye yazardı. hepimiz küçüktük daha serviste, gördüğümüzde "ya şu r nokta tayyip erdoğanın burnuyla ağzı arası uzun değil mi?" geyikleri yapardık. r nokta tayyip'in buralara geleceğini hiç düşünmezdik, öğrendik neler olabileceğini. ya.
"eli kolu zincirlere vurulmuş / vatan çırılçıplak yere serilmiş / oturmuş göğsüne teksaslı çavuş / beyler bu vatana nasıl kıydınız?"
hükümetin, ilk kez genel anlamda puan kaybetmeye başlamasıyla paniklemiş ve bu paniğini kontrol edemeyerek, akp'nın irtifa kaybını hızlandırmış siyasetçi, 59. cumhuriyet hükümeti başbakanı. bir hafta içinde: "eğer kıbrıs politikamızı değiştirmeseydik, bizi suriye'nin lübnan'dan çıkarılması gibi zorla çıkarırlardı" diyerek ülkesini işgalci ilan etmiş ve yarı totaliter bir ülke ile eş değer görmüş;"benim ülkemde bu özgürlük yok. o nedenle çocuklarım abd'de okuyor"diyerek, hıristiyan nüfus çoğunluğu olan bir ülkede zemzem suyu satmış, ülkesini şikayet etmiş başbakan. ikincisi haydi haydi başbakan olduğunu unutacak kadar dinci bir adamın hezeyanı. ama şu kıbrısla ilgili sözler kelle koparır. rte partisinin karşılaştığı ilk krizi iyi yönetemedi, partisiyle birlikte türkiye'yi de aşağı çekiyor. çevresindekiler de ha bire krizi görmeyip gaz veriyor buna. dışişleri ve abdullah gül dışında kritik bilgi ve yön sunabilecek kimse de yok. "bunlar bizden değil" diyerek kovduğu bürokratları arıyordur şimdi.
nazarımdaki kredisini ve iyi niyetimin son kırıntılarını da dün itibariyle tamamen tüketmiş başbakan.
türkiye cumhuriyeti'nin attan gelmiş geçmiş en karizmatik ve etkili düşen başbakanlarından biri. "gitti başbakanın kasesi! a-ha üreme organını da ezdi hayvan!" dediğimiz anda bile yeniden dimdik ayağa kalkıp deniz baykal'a laf geçirmeyi bilmiştir. atın yaptığını halkın da yapacağı ilk seçimi dört gözle beklemekteyim.
(bkz: başbakanın ayakkabıları)
kapısına dikilmiş genç bir adam. bilmem kaç tane çocuğunun ve eşinin en temel gereksinimlerini bile karşılamıyor işsizlikten. beş parasız. belli ki son umudu üç sene önce yüzünde bir tebessümle oy verdiği, futbol oynayan, argo konuşan, onlardan biri olan tayyip abisi. pankart hazırlamış bir tane. "böbreğim satılık" diye. bir insanın düşebileceği en aşağı pozisyonlardan birinde. tayyip abisinden el-cevap:"burası sakatatçı değil kardeşim."......hadi ya!?yarın çık meydanlara yine. "türbana özgürlük" diyenlere "burası butik değil bacılarım" de. diyemezsin. dedirtmezler.yarın çık meydanlara yine. "şiir okuduğum için beni mahkum ettiler" diye gürle. "sen sanatçı mısın?" diye sormasınlar aman dikkat.
hangi mantığa sığınarak taaa amerikalardan çok sevgili pirezidint bush'un dibinde "benim ülkemde türban için gerekli özgürlük yok! ben de kızlarımı buraya yolladım." gibi bir beyanat vererek beni dumurlardan dumurlara sürüklemiş olan kişidir kendisi.inançları gereği başörtüsü * takan hiç bir kişiyle bir sorunum olmamakla beraber, bu durum siyasete alet edilip de, bir başbakanın başında bulunduğu ülkeyi yermesine kadar bir durum olunca üzerinde gayet düşünülmesi gereken bir durum olduğu izlenimi bırakıyor bende. bakalım sayın rte den daha neler göreceğiz?
dün televizyonda, presidan bush'a "türkiye'de amerika karşıtlığının merkezi chp'dir" (ya da buna benzer bir şey) diyerek beni dumur etmiş başbakan.
"ühü ühü ühü bush abi valla ben amerikayı sevdirmeye çalışıyorum ama herşeyi deniz * bozuyor.. valla benim suçum yok.. çünkü kimse görmüyor senin dünya ülkelerine yaptığını.. benim ülkemdeki insanların gözü görmez, kulağı işitmez.. o chp deki deniz var ya... herşeyi o yapıyor.."
bir-iki sene önce cidde'de din tabanli birliklere "paranin dini olmaz" diyerek karşi ciktigini aciklayan bir lider. bununla birlikte hristiyan demokrat birliklere girebilmek icin calmadik kapi birakmamaktadir. abd'nin milyar dolarlar ayırdığı ılımlı islam projesinin gerçek amacının islami duyarlılıkların artması değil, aksine "islam" safrasını atmak, insanların islamdan soğumasını sağlamak olduğundan habersiz olmalı. bonus:biraz uzun ama, okumayı sevenler için faydalı; (bkz: mankurt/@mra)
genişletilmiş ortadoğu projesi ne destek verdiğini açıklayarak türkiye cumhuriyetinin ilımlı islam devleti ne dönüşmesini bir nevi kabul etmiş başbakan
yerinde takip ettigim kadariyla* konusmayi cok iyi beceren,her zaman kendinden emin gozuken ve bu sayede koseye sıkışsa bile kurtulmayi beceren insan.
efendim hiç unutmam, sanıyorum ki 94-95 gibi bir yıldı. bizimkilerle kırk yılda bir klasik müzik konserine gitmiştik cemal reşit rey'e. sanırım azeri bir topluluk icra ediyordu müziği. neyse, tayyib bey de salona gelmişti. girişte tosuncuklar sıraya girmiş elini öpüyorlardı, tayyib bey de büyük bir keyifle el öptürüyordu(tosuncukların konserle ilgisi yoktu tabii, tayyib bey içeri girince gittiler). ben adamı o zamanlar pek tanımasam da*, salondaki gergin havayı anlayabiliyordum. daha sonra tayyip bey öndeki yerine oturdu. konser başladı, devam etti. sonra arada, azeri sanatçılardan biri bir konuşma yaptı. konuşmada atatürk'ten, laiklikten, ilericilikten, hepimizin bunları koruması ve sahip çıkması gerektiğinden falan bahsetti***. salonda acayip bir alkış koptu ve 4-5 dakika devam etti. bu olaydan sonra tayyip bey, konserin sonunu beklemeden ayrıldı. bu da böyle bir anımdır işte.
(bkz: belden aşağı bir sanat)
an itibariyla;(bkz: attan dusen basbakan)
siyasete atılanın bir yerlerden düşmesi geleneğini bozmayan, bu açıdan statükocu başbakan ama merdiven yerine atı seçmesi ne kadar cesur olduğunun da göstergesi.
başbakan maaşı ile geçinemediğini vakti zamanında söyleyen (ve bu yüzden ülker bayiiliği yapan), bir toplantıda (ki 14 mart tıp bayramı idi) "milletvekilleri ile doktorlar aynı şartlarda maaşlar aynı seviyede çünkü " gibi doktor maaşından habersiz olduğunu gözler önüne seren, her fırsatta fakir edebiyatı yapıp paranın yetmediğini söyleyen, bu yüzden hakkında yazılmış çizilmiş herşeye bilmemkaçbin ytl lik dava açan (ki bakınız musa karta 5000, musa kart'ın çizimini yayımlayan bir yerel gazeteye 10000, tayyipler alemini çizen penguene 40000 ytl) bu yolla amerika'da çocuk okutup, geçinmeye çalışan aslan başbakanımız.
10 ekim 2002'nin ilk saatlerinde kanald'den canli yayinlanan ve sabanci universitesinde gerceklestirilen programda, ogrencilerin sorularini bir kaleci edasi ile yanitlamis kisidir. oyle bir laf ebesi , oyle bir demogogmuski bu adam, pabucunu ters bile giydirebilir. ogrenciler soru soruyor, isine gelmeyen sorularda zaman kazaniyor,yaptiklarindan bahsediyor,kendini methediyor ve sozu bitirirken soruyu gecistirerek cevapliyor. hakikaten iyi politikaciymis.
peynir gemisini lafla yürütmeyi başarabilen karizmatik kaptan-ı deryamız. elle tutulabilecek bir tek ileri adım atamamış olmasına rağmen hala geminin gidiyor olmasını alkışlarla selamlayanların olması da onun kaptanlığındaki başarıyı gösterir. enflasyondaki düşüşün akp iktidarı öncesinde alınan ekonomik kararların etkisi olduğunu bilmeden alkışlamak (ki nedense sadece bu söylenebiliyor başarı adına), adı geçen gemiyi götürecek rüzgara güç sağlamakta...ha, güzel. gemi gidiyor tabi. ama nereye gidiyor diye de meraklanıyor insan.
basbakanligi "karizma odagi", ulkeyi "cosmopolitan" sanacak kadar sig politika bilgisine sahip insanlar tarafindan ovulen kisi.demek ki biz de her gun basbakanimizin yanindan gecip karizmasina hasta olmaliyiz, hatta 70 milyon vatandas her gun etrafinda donmeli basbakanin ki herkes hasta olsun, karizmadan erisin, ulke gulluk gulistanlik olsun.ben politikacilarin icraatleri ile anildigini saniyordum.
cumhur başkanı olmak için gittiği amerikadan eli boş gönderilen şahıs.
bence bir süre daha türkiye cumhuriyetinin başbakanı olarak kalması gereken insandır. eger bu millet akıllıysa, hatalarından ders almayı biliyorsa bir daha değil başbakanlıgı, planladıgı cumhurbaşkanlıgını, muhtarlıgı zor görecektir. dün ahmet necdet sezer i kendini vatandaştan soyutlamakla suçlayanlar, başbakanları gariban vatandaşı, ürününü satamayan çiftçisini azarlamasını, onurunu iki paralık etmesini nasıl görmezden gelebilirler. bu nasıl bir ikiyüzlülüktür.tek istedigim rte nin en az bir sene daha başbakan kalmasıdır. bu süre içinde ne ülke daha kötü duruma düşer ne de aç insan sayısı artar. sadece halk oy verdigi kişileri daha yakından tanır ve bir dahaki seçimde ona göre davranır.
ne oldugunu, kim oldugunu, ne amacla nasil bu mevkiye getrildigini unutup "o degisti" hayaline kapilanlara son zamanlarda tavir ve davranislariyla gercek yüzünü belli eden basbakan. ülkemizin teslim edildigi insan. en büyük endiselerimin isim bulmus hali. dahili ve harici bedhahlar dan biri, hatta en büyügü.
basbakanlik kurumunun olusturulma nedeninin ne oldugunu sorgulamama yol acmis insan. kisir tartismalarla gundem degistirmek, suni ve siddetli tartismalar yaratmak kendisinin doneminde gerceklesmistir.* ayrica diger basbakanlarin dilinde gaf sayilmis sozlerin daha alasinin delikanlilik sayilmasi ayni doneme denk gelir. ''askeri anayasa'' diyerek anayasayi eliyle ittikten sonra, ulke menfaatine olmayan yasalarin birbiri ardina cikarilmasi da yine ayni donemdedir. bu ulkenin bir hukuk devleti ve bu ulkenin en yuksek makamindaki kisinin hukukcu oldugu gozardi edilerek ''veto et, yine aynisini yollarim'' mantigiyla yasa cikarilip hatanin hep ''cumhurbaskanligi makami''nda aranmasi da ayri bir durumdur. isminin yanina ozal ve demirel ismi geldiginde devamli ''ben onlar gibi degilim'' diyen kisidir ayni zamanda. kendisi bugun bile yuzde otuz bile cikabilecek destege ragmen, kalan kesimin siddetle muhalefet ettigi bir insan olmaya dogru gitmektedir. lakin ozal ve demirel'e halktan muhalefet eden cogunluk bile hem gecmiste, hem bugunde ''bunu dogru yapmistir'' diyerek haklarini teslim ederler. kendisinin bu nedenle bir ciller, bir erbakan ile kiyaslanmasi daha dogru olacaktir. son demeclerine bakildiginda ise gorulur ki, ''cikardim'' dedigi milli gorus gomlegi bir koldan siyrilmisken, obur kolda asili durmaktaymis megerse. kendisi o gomlegi o sekilde tasimaktan rahatsiz oldukca, etrafta da bir sinir harbi yayiliyor haliyle.kendisi belediye baskanligi doneminde ve sonrasinda acik oturumlara inanan bir kisiydi. sonra gormeye basladik ki, iktidar olunca ''ulusa seslenis''lere, sonradan kursuden cevap vermelere ve cevredeki gazetecilerle televizyonda anlasmali soru cevap yapmaya inanmak gerekiyormus.
(bkz: #5681221)
amerika ziyaretinde kendisine eşlik etmesi için manavdan kabak seçer gibi gazeteci seçen kasımpaşalı futbolcu. ne bu gazetecilerin yeni şafak, tercüman, zaman, vatan gibi gazetelerden seçilmesi, ne de cumhuriyetten hiç temsilcinin olmaması şaşırtıcıdır. asıl şaşırtıcı olan hürriyet gibi 3 kasım 2002den beri kendisinin kıçını yalamakla kendini yükümlü hisseden bir gazeteden kimsenin o uçakta bulunmaya hak kazanamamasıdır. ertuğrul özkök insanı da bu konuyla ilgili sıkıntısını dile getirmiş zaten.
80 oncesi milli selamet partisi genclik kollari baskanligi yapmis, donemin msp ye yakin akinci genclik derneginin liderlerinden olan kisi
8 haziran 2005 itibariyle yaptığı basın açıklamasında kişisel olarak inanmasa da konumu gereği laikliği savunmak zorunda kaldığı tarzında cümleler kuran türkiye cumhuriyeti saygıdeğer başbakanı.
sacmaliklarinin ardi arkasi kesilmeyen, "atma recep din kardesiyiz" diyebilecegimden bile emin olmadigim 46 kromozomlu.(bkz: 46 kromozomlu)
chp genel başkanı deniz baykal ın, teke tek programında, üstü örtülü biçimde, kendisinin yabancı dil sorununun avrupa birliği müzakerelerinde probleme yol açtığını öne sürdüğü başbakan. baykal ın söylediğine göre, müzakerelerin 3 ekimde başlama kararının alındığı zirvede, türkiye ye imzalatılan belgede bu kadar ağır tavizlerin verilmiş olmasının nedeni, bu belgenin tercümesinin tam olarak yapılmamış olmasıymış...recep tayyip erdoğan ın imzaladığı belgenin içeriğini tam olarak bilmeden acele hareket ettiğini ima etti.
bir chp milletvekili'ne göre** kendi ülkesini yabancı ülkelere şikayet eden ilk başbakan..
the times'ın kendisi hakkındaki yorumu: "sadece bir odaya girerek mekanı boşaltabilecek tiplerden."makalenin orijinali: http://www.timesonline.co.uk/...17649-1648150,00.htmltercümesi: http://www.milliyet.com.tr/...06/10/son/sondun09.html
turkiye de herkese bagiran, kafa tutan; koyluyu, isciyi, memuru her firsatta azarlayan ve simdilik basbakanlik sifatiyla anilan sahsiyet. son amerika ziyaretinde bush un yaninda kuzu kesilmistir. omuzlari dusmus, surat asilmis kaşlar emrah gibi ortadan kalkik yanlardan dusuk bir hal almistir. dirseklerini koltugun kenarlarina yaslayisi icler acisidir. hicbir ulkenin basbakani bu kadar aciz bir imaj cizmemistir. yanindaki busht suratsizi da koltugun ucuna oturmus bir an once gitse de kurtulsak su tayyip, tadinda hizli ve kisa gecistirmelerle basindan savmaya calismistir. bir de kankasi abdullah gul u gorunce durum hepten yesilcam filmi gibidir. fakir ama gururlu genc zengin ve guclu patronundan kizini istemeye gitmis ve azarini almistir. abdullah in emrahtan bile acikli durusu ve bugulu sesi gozlerimizi yasartmakla kalmamis gurumuzu cok feci incitmistir. ne de olsa basbakan ve disisleri bakaniydi onlar, halkimizin temsilcileriydi guya. yaziklar olsun...
(bkz: turkiye nin sikorsky helikopter alimi)
ampullerin efendisi
(bkz: kara kedi)
iliskilerini, egitimini, derinligini, fikirsel yapisini, samimiyetsizligini ve elestiriler karsisindaki tutumunu gordukce basbakan olmasini bir turlu kabullenemedigim kisi.
taa istanbul büyükşehir başkanıyken oturumları fatiha ile açtığı, istiklal marşını zorla hatta hafifçe gülerek okuduğu haberleri yerel gazetelerde çıkarken şimdi başbakan olmasını acaip yadırgadığım, değiştiğine de zerre inanmadığım politikacı. necmettin erbakan en azından yaptıklarını kabul ederdi, yalanlamazdı hiçbir şeyi, o ise yalanlıyor, inanmayın diyor, değiştim diyor, hareketleri hiç de öyle göstermiyor. benim gözümde çok daha tehlikeli.. keşke medya geçmişini adam gibi gösterse, son zamanlara bırakmasa..ha bir de bu entrynin devamlı zaman ötesi kalması bu gerçeği de değiştirmiyor ne yazık ki.. başbakan erdoğan'ı inatla böyle görmek istemeyenlere, sempatizanlarına duyurulur.. insanlar geçmişlerini silemezler..
kendisi birgun kahveden adamlarini toplayip* basacak meclisi, az kaldi...
kendisine ve kendisi gibilere hiç oy atmamış ve asla oy atmayacak olsam da(bkz: hasan pulur) türkiye’ye en cok yakışan başbakan. istanbul’un her sokağını, otobüsünü, yollarını, memleketin her köşesini sarmış, gerektiğinde yıkıcı bir hırsa sahip, muhafazakar takılan ama dijitürkünü, nokiasini ve altından son model arabasını asla eksik etmeyen, yoksa bile bunları hayat boyu kendine amaç edinen, her daim alayli olmayi okumuş olmanin, yazihaneyi laboratuarin ustunde tutan, uretmek ve araştırmak yerine ticaretten para kazanmayi yegleyen, kendi yasam tarzini her farkli gordugune dayatmayi kendisine görev edinen ve artik kendine bahsedilmis cumhuriyet ve demokrasi kendisine 2 numara fazla gelen oryantal kafali türk insanını en iyi temsil eden yönetici bicimi.
kasimpasali delikanlı olarak kendini lanseden su anki basbakan, ulkeyi karanliga mahkum etmeye calismasi sebebiyle kendisinden pek haz almasam da, ulkenin %40'i bu adami seçiyorsa durup dusunmek lazim.
mitinglerde veya herhangi bir nedenle kalabalığın önüne çıktığında mutlaka yaptığı garip bir hareketle dikkatimi çeken ve acaba bu hareketin anlamı ne diye düşünmeme neden olan biri.önce her iki avucunu gergin ve parmakları bitişik olacak şekilde açıyor ve ellerini yavaşça kaldırarak parmak uçlarıyla her iki şakağına değdiriyor.ardından yine ellerini yavaşça aşağı indiriyor ve göğsünün üzerinde çapraz yapıyor.eller yine yukarı kalkıyor ve bu hareket yirmi -otuz sefer tekrarlanıyor.sanırım bir çeşit tarikat ritüeli gibi birşey.ama yine de tam emin değilim.
hanımına moskova ziyaretinde verilen hediyeleri reddetmemekle çok büyük hata yapmış olan politikacı. o hediyeleri başbakanlık envanterine de geçirtse, açık arttırmada satıp darülaceze'ye de bağışlasa bir önemi yok.önemli olan iktidar nüfuzundan pay kapmaya çalışan bir takım zümrelere o yolların açık olmadığının mesajını açıkça vermektir ki recep tayyip erdoğan ve eşi o esnada gereken dirayeti gösterememişlerdir.yan bilgi açısından büyük britanya'da hükumette görev alan politikacılar ve aile fertleri değeri 50 sterlinden büyük olan hediyeleri kabul edemezler ve hepsini beyan etmek durumundadırlar.iskoçya'da değeri 150 sterlini geçen bütün hediyeler bakanlığın/meclisin web sitesinde açıkça listelenmek durumundadır ve buna başbakan ve bakanların aile fertlerinin birbirlerine verdikleri hediyeler de dahildir. yani başbakanın eşi dahi kocasına değeri 150 sterlini geçen bir hediye alsa başbakan o hediyeyi açıklamak ve hangi parayla alındığının kaynağını açıklamak zorundadır.
bir şey olsa tayyip bey önlerdi cümlesinin kahramanı, emine erdoğanın eşi.
trafigi durdurmadan, tam is cikisi saatinde, yogun trafik altinda umarsizca makam arabasiyla seyir halinde bulunan basbakan. cok guveniyor olmali kendine ve her turlu muhalefetin beceriksizligine...
aldığı parayla geçinemeyen, bu nedenle fındık - fıstık, gofret - bisküvi olayına başbakan olmasına rağmen devam eden, şimdi de ek gelir olarak anayasayı kullanan (çoğaltıp satmıyor afedersin, yanlışlık olmasın anlayışta), türkiye'nin örnek(!) başbakanı.şu dava olayının ahmet necdet sezer'in anayasa kitapçığı fırlatışından sonra çıktığına inanıyorum bir de...
(bkz: hanım koş skandal var)(bkz: tayyip gel tematiğe yardım et)
kuran'ın bir ayetinde tayyip ve belde kelimeleri yanyana geçiyormuş; "o temiz belde" gibi bir anlamda. işte bunu farkeden kimi kişiler, tayyipten kasıt tayyip erdoğan, beldeden kasıt da istanbul büyükşehir belediyesidir olsa olsa diyerek, "tayyip erdoğan'ın istanbul büyükşehir belediyesi başkanı olacağı da kuran'da yazıyordu" diye görüş bildiriyorlardı her fırsatta.edittir:------------------------(bkz: belde i tayyibe)
akademik kariyeri, bana hep ilkokul 2den terkmiş gibi gelen siyaset adamı. duruşundan mıdır? söylemlerinden midir...
tren faciası sonrası radikal muhabirinin "tasarrufunuz ne olcak?" şeklindeki sorusuna "haddini bil" cevabını veren asıl yeri ikinci lig futbolcusu olması gereken şahıs
pkk terör örgütü bu "anlayışını" sürdürdükçe operasyonlara devam edeceğiz şeklinde açıklama yapmış başbakan.pkk'nın "anlayışını" düzeltmesini bekleyecek kadar pollyanna bir insan.git gide nirvanaya ericekmiş gibi.(bkz: hayrola)(bkz: ben bugün bunu gördüm)
sözlükteki baslıgına tıklarken, "kesin çekinmişlerdir" diye düşündüğüm, hatta yazmayı düşündüğün mesajı bile gözden geçirip, "yazmayayım, sonra sözlüğün başı belaya girer" dediğin insan.
bugun dgm* de ifade verecek olan adam.
bu günkü ulusa sesleniş; pardon, millete sesleniş diyor bu abi, konuşmasında,"türkiye, ırak savaşı'ndan en az hasarla ve itibarını artırarak çıkmıştır" cümlesini kurmuş kişidir.(bkz: 11 turk askerinin amerikalilarca esir alinmasi)(bkz: atma recep din kardeşiyiz)
fransiz le pen den bile daha kotu duruma dusen ak parti baskani siyasetci
(bkz: rte)
haksız mal edinme davasının görüşüleceği mahkemeye 5 günlük ishal raporu alarak gitmemiş, "bir medya kuruluşuyla anlaşması var" iddiasında bulunduğu chp'nin genel başkanı deniz baykal ile bu akşam 22:00'da uğur dündar'ın seçim arenası programında karşı karşıya gelecek politikacı.(bkz: ekşi sözlük haber ajansı sunar)
eskilerini bile milyarlarca liraya alıp, "bu yaptığımla gurur duyuyorum!bu kıyafetleri çocuklarıma, hatta torunlarıma saklıyacam!" diyen insancıklar türediğine göre, diktatörlük yolunda hızla ilerlemesi mümkün olan şahsiyet..ama bizim gibi sesini duyurmasını bilmeyen, içinde sözde aydınların bolca bulunduğu millete müstahaktır..ayrıca (bkz: #7675619)
sanırım başbakan olmadan önce karısına* "karıcım, söz bir gün başbakan olucam ve sana bütün dünyayı gezdiricem" diye söz vermiş ve sözünü büyük bir azimle tutmaya çalışan başbakan... durmuyor ki ülkesinde...
sınıf mümessili bile yapılmaması gereken bir insan.
- dıtdıtditditditdıtdididit...hah hah çalıyor dur- .kali. .kakalin. .kakalin. .kamoya.- ya bu globalizm rusları bile maymuna çevirdi ya hadi hayırlısı, şuna bak koskoca başkanlık sarayında telesekreter müziği...- .clik. alo! putin da!- alo malo tarlana ... bilo! bil bakalım ben kimim! ehehe!- bu şakayı hangi millet yapabilir hımmmm...tavariş erdoğan tanıdım seni!- epey düşündün ama hehehe!, putin'im kak dela? yenge kak? - çok teşekkür ederim bana jest olsun diye rusça ya mı başladın?- he he, bizim karadenizli il başkanları geçende buradaydı öğretti bir kaç kelime...- iyi iyi başka ne öğrendin? - ya ne biliyim 20 dolar, 50 dolar, 100 dolar böyle gidiyor işte de unuttum sayıları...bunlar yeter her işini görürsün dedilerdi.- ...neyse, hayırdır?- ya bi sorun var da çekiniyorum söylemekten- ya yok çekinme, 3 milyar dolarlık helikopter ihalesi mi? emrin olur hemen göndereyim gizli bir kıyas raporu hazırlatmıştım geçen sene yardımcı olur karar alırken.- yok o değil- avrupa birliği mi? çekinme söyle hocam bak bizim de başımıza bela oldu bunlar ukrayna belarus litvanya işler karıştı, birlikte hareket ederiz gümrük birliği yeniden gözden geçiriliyor birlikte baskı yapalım...- ııh o da değil - çin mi? bak ben geçenlerde güzel anlaşma yaptım ithalat ihracat oranı tespit ettik süper oldu alan memnun satan memnun, sana göndereyim mi anlaşmayı?- gardeş benim bu yabancı dilde yazılmış anlaşmalardan fazlasıyla ağzım yandı, türkçesini göndereceksen gönder, yoksa kalsın sağol...- yahu ne olacak çevirttiriver dışişlerinde..- ya ne gebe kalacam bu bürokratlara, akp liler dil bilmiyor diye tafralarından geçilmez sonra, bizimkiler de yanlış çeviriyor zaten neyse boşver de bunları sen şeyi seyrettin miydi? züğürt ağa diye filim var şener şen oynuyor...- evet evet, sefarette kültür şenliğinde seyretmiştim, domates domates diye bağırmaya çalıştığı yer çok komikti.- komik miydi? acıklı sahneydi o yav? - kusura bakma kırdıysam özür dilerim ama çok komikti, koskoca ağa sokakta domates mi satarmış? yakışır mı?- ?!... benim migrenim tuttu yine ben seni bilahare ararım putin im.- !geçmiş olsun, arayı soğutmayalım her zaman ara .clik.***17 haziran 2005 gazeteler: "erdoğan putin ile görüştü türkiye den gelen domatese uygulanan ambargoyu kaldırttı"
aynı yeşil marlboronun lighti kıvamında olan siyasetçimiz. bu metaforu açıklamak gerekirse: vahşi erkeğin, çılgın amerikan kovboyunun dudak kıvrımındaki sigara kadar patriotik, ama bir o kadar geniz yakıcı şekilde mentollü, hafif, kanserojen ve yemyeşil, cami yeşili... ciğerleri süngere dönmüş bir halk için kolay bir reçetedir kendisi. aynı zamanda don kişotvari, sen ben değirmenlere karşı, minareler süngümüz, çalarsak kılıfını da hazırlarız tadına koşan partisinin logosu kafasının şeklini andıran, tamamen başka bir gezegenden geldiğini düşündüğüm liderimiz.
abd yolculuğu öncesi verdiği beyanatta "abd karşıtlığını chp yapıyor" diyerek en azından orada yiyeceği fırça sayısını azaltmaya çalışan "öğretmenim feridun'a bakarmısınız yaramazlık yapıyor" şeklinde özetlenebilecek ilkokul 1 birinci dönem öğrenci psikolojisini atamamış akp başkanı.
imf ile tüm hukukumuzu bitirmeliyiz dedikten sonra,imfyi reddetmek çok büyük hata olur diye çeviren kişi.
almanya genelde islamciligi besleyen buyuten bir ulke oldugu icin, alman gizli servisiyle baglantisi olan vakiflarin yaniltici-sayimlamalarina(istatistik) inanmamak gerekir. bu yaniltici-sayimlamalar, dogrudan turk kamuoyunu etkilemek icin yapilan benimsetimlerdir(propaganda).nitekim tayyip bin el erdogan'in %20'den fazla oy alacagini one suren "anar" sirketi'nin de tayyip bin el erdogan'la siki baglantilari oldugu bilinmektedir. bu tur asilsin-benimsetimlerin amaci kamuoyunu yonlendirmektir, kanilmamalidir..
beyrut yolcuğunda çengiz çandar'ın "sayın başbakan aslında oral* soracaktı ama ben sorayım,aydınlanma konusunda ne düşünüyorsunuz?" sorusuna önce "o da ne" tepkisini vermiş,sonrasında gazetecilerin "fransız ihtilali'nin düşüncesi" şeklindeki tanımı üzerine gülerek "biz onları çoktan aştık" demiş akp lideri.yoruma gerek yok.
turkiye'de kuran okumanin/ogrenmenin yasak oldugunu sanan basbakan. boyle degilse de bilincli ya da bilincsiz konuyu saptiriyor olabilir, hangisi daha kotu belli degil.. http://www.hurriyetim.com.tr/...~2@nvid~592692,00.asp
kendisine muhalefet edenler için"bunlar iki koyunu güdemezler. bürokrasiden gelmeler ya da maaşlı memur" diyebilen başbakan. pardon başbakan'ım haklısınız ülkenin memuru, bürokratı hep öyle zaten. bu ülkede iki koyun güdebilmek, becerekli olmak için siz ve etrafınızdakiler gibi ticaret adamı olmak gerek. evlat düğünlerinde takılan altınlarla belli sermayelerin ortağı olmak gerek. diğer tüccarlarla iyi anlaşmak birinden çocuklara burs almak diğeriyle dünür olmak... bunlar gerekli tabi. ya da ne bileyim kabinenizdeki bakanların pardon oğullarının şirketleri için gecelik kararnameler çıkarmak gerek. ticaret yapmak gerek becerikli adam olmak gerek...
rize'de iki yıl öğretmenlik yapmış olan babamın dediğine göre tayyip bey rum asıllıymış. ha bunu kafatasçılık bağlamında mı söylüyorum, elbette hayır. sadece sesar'ın web sitesinde okuduğum bir şey kafama takıldığı için yazıyorum.gösterge : erdoğan'ın zamanında memleketi güneysu'ya yaptığı ziyaret sırasında, kendisini güneysu'nun rumca adı , "potamya'ya hoşgeldiniz" pankartı ile karşılayanlara hiç bir tepki vermemesi.gösterdiği : erdoğan'ın rumlarla arasında özel bir hüsniyet olduğunun ve bunun köklerinin rize'de aranması gerektiğini.tam metin için adres : http://www.sesar.com.tr/sozel-gostergeler.asp
konya'da oldukça moda olan bir isim.21.1.2003: 12:00 -"recep tayyip erdoğan" adı nüfus müdürlüğü'ne takıldı konya - konya'da seyyar satıcılık yapan mustafa kuyak, çocuğuna "recep tayyip erdoğan" isminin verilmesini "teknik nedenler" ileri sürerek kabul etmeyen nüfus müdürlüğü'ne dava açtı. "çocuğuma, gönül verdiğim siyasi liderin ismini koymak istedim" diyen baba mustafa kuyak, "nüfus müdürlüğü yetkilileri, bilgisayarın isim hücresinde bu kadar uzun isme yer olmadığını, elle yazılması gerektiğini söylediler. israr etmeme rağmen (ya tayyip erdoğan ya da recep tayyip ismini verebiliriz) dediler. istemeyerek de olsa, kimliğe (tayyip erdoğan) isminin yazılmasına razı olmak zorunda kaldım" diye konuştu. konya adliyesi'ne gelerek, meram nüfus müdürlüğü hakkında asliye hukuk mahkemesi hakimliği'nde dava açan kuyak, 6 çocuğunun da çift isimli olduğunu, mahkemenin lehte kararı durumunda "tayyip erdoğan" olan çocuğunun adını, "recep tayyip erdoğan" olarak değiştireceğini söyledi. kaynak : anadolu ajansı
son zamanlardaki temel icraatı, toplumsal uyum/uzlaşma/vergi barışı ayakları altında, en baba oy deposu olan kıytırık ve kayıt dışı esnaf kitlesini ihya etmek yolunda, vergi affı, naylon fatura zamazingosu gibi yasa direktifleri vermekten ibaret, kasımpaşalı parti lideri amca. (arada bakanları falan da kurtuluyor, bu arada)
bir zamanlar laiklik düşmanı diye nitelenirken günümüzde bazı çevrelerce dini satıyor, misyonerlere yataklık yapıyor diye eleştirilen şahıs.
mercedes otobüs fabrikası ilave yatırım tesislerinin açılışında belediye otobüsleri için "hayatında mercedes'e binmemiş insanlar binebilsin diye mercedes otobüsler satın aldık" cenaze arabaları içinse "hayatında mercedes kullanmayanların hiç olmazsa cenazelerini mercedes araçlarla taşıyalım dedik" diyen 1970 lerin mercedes'i yücelten köylü kapitalist sonradan görme zihniyetini taşıyan akp lideri. ölmüş adam ferrariyle gitse ne olur, ölü insan mutlu mu olur, 70 kişi balık istifi mercedesle gitse ne olur, gitmese ne olur diye düşünmeyen, gösterişten uzak durmayı öğütleyen islam düşüncesi ile çelişen akp lideri.
(bkz: laiklerin efendisi)
bir başbakanın, ona oy veren yada vermeyen bir halkla nasıl dalga geçtiğinin en bariz örneğidir; recep tayyip erdoğan... öyle ki; bazen azarlar, bazen dalga geçer, bazen bizi başkalarına şikayet eder, bazen verdiği sözleri unutur vs.. vs.. acaba ne zaman kurtulacağız bu adamdan?ey cenazem.. ne mutlu sana yahu! mercedese bineceksin...ölmek var şimdi!
bugün itibarıyla genel başkanlığı düşmüş olan şahsiyet.(bkz: tayyiban)
"istanbul’a ne 2 köprü, ne marmaray, ne de lastikli tüp geçit yetmez."yukarıdaki cümleyi, 11 eylül 2004— çerkezköy organize sanayi bölgesi’nde uğurteks şirketler grubu tarafından yaptırılan uğurteks boya terbiye fabrikasının açılış törenindeki konuşmasında kuran kişidir.peki bunun doğrusu nedir?"istanbul'a ne 2 köprü ne marmaray ne de lastikli tüp geçit yeter."kendisi bir başbakandır ve lakin (bkz: ben sana x olamazsın demedim adam olamazsın dedim)
cola turka sarhoşu.http://www.milliyet.com/2003/12/25/ekonomi/aeko.html
basında yer alan kanlı kurban kesimi görüntüleri için "tamam da, canım siz de çok gösteriyorsunuz bu görüntüleri" diyerek medyayı azarlayan türkiye cumhuriyeti başbakanı. sorundan kimsenin haberi olmazsa sorun kalmaz mantığına dikkatinizi çekerim.
secim sonuclarini ogrendikten sonra havai fisek patlatıcagını soyleyen partinin lideri. (bkz: havai fisek gunah mi sorunsali)
kişiliği ve yaptıklarından pek hazzetmesem deistanbul benim sevdam, burada doğdum, burada büyüdüm ve istanbul’dan çok şeyler aldım. dolayısıyla dünya metropolü ve bu şehirde ben üç buçuk yıl belediye başkanlığı yaptım. benim bu şehre sevdam, aşkım, bu şehirli ilgili heyecanım var. ben istanbul’u ana gibi gördüm ve onun için de istanbul’u “canım istanbul” diyerek sevdim. bundan sonra da bu sevdam istanbul’a devam edecek. çünkü türkiye’nin özeti burada, burada ne varsa türkiye’de onu görürsünüz, türkiye’de ne varsa onu istanbul’da görürsünüz. böyle güzel bir şehre aşık olunmaz, sevdalı olunmaz da nereye sevdalı olunur? onun için istanbul farklı, onun için benim “ana gibi yar olmaz, istanbul gibi diyar” dediğim şehir burası.şeklindeki beyanatını epey bir takdir ettiğim insan.. tabi istanbuldan ayrı kalmamın etkisi de var mıdır bunda vardır heralde..
kendisi busha şöyle bir ayar vermiştir- bak bushcuğum benim ülkemin insanları göz göre göre ırakta öldürülüyor, birşey yap...peeh!
kıbrıs'taki türk askeri varlığını, lübnan'daki suriye işgaline benzetmiş adam. açıkça işgalci diyor ordumuza.soralım:ırak'taki abd işgali de böyle midir?kıbrıs'taki ingiliz üssü nedir?afganistan'da ne aramaktayız? siz göndermediniz mi? ayrıca bush'a orada daha çok kalacağız diye söz vermediniz mi?afrika'daki fransız lejyonları hakkında ne düşünüyorsunuz?ermenistan'ın karabağ'ı işgali hakkında bir şey söyleyebilir misiniz?abd sağı solu vursun bombalasın diye incirlik'i siz vermediniz mi?vesaire... vesaire...ayrıca (bkz: #6741913) hani türkiyeli yumurtası da kendisine ait.
(bkz: çok güçlü olmanın zararları/#3243799)
suyu iyice ısınan,ne oldugunu bir kez daha gosteren basbakan*.*(bkz: tck tasarısı ve akp gercegi)(bkz: tck tasarısı nın komisyona geri cekilmesi)
19 mayıs münasebeti ile yapılan bir ödül dağıtım töreninde kolları olmayan engelli gence kol saati hediye etmiş bir başbakandır. ülkeyi bu yönetiyor diyede ayrıca belirtmek istiyorum.
bir şirket kuracak, oğluna bilmem kaç milyarlık dğün yapacak, ve hatta bütün çocuklarını amerika'da okutacak kadar çok paraya bir belediye başkanı maaşıyla nasıl sahip olduğunu bir zahmet anlatması gerektiğini düşündüğüm, yılbaşı tatili denen gavur icadının tarihi mekke'nin fethine denk gelmediği için tatil süresini uzatmayan bir garip insan...
zina konusunda ab'den gelen tepkiler üzerine "efendim ab'nin böyle bir şartı yoktur.. iki kriteri vardır : maastricht ve kopenhag.. onları sonuna kadar uyguladık ya.." yollu açıklamalar yaparak avrupa birliği ve avrupalılık kavramlarına taklalar attıran türk tipi başbakan.. kitabına uydurduk ya avrupalılığı, gerekirse şanzalize'ye camii projesine bile girişiriz evelallah.. münih'in ortasına gecekondu konduran bir toplumun başvekilidir o, hor görmemek lazım.
türkiye'yiz türk'üz kendi kararimizi kendimiz veririz dedikten iki dakika sonra parlementomuzun "timing"ine kimse karisamaz demis zat.(bkz: bu ne yaman celiski anne)
türkiye'nin yeni ceosu.
fenerbahçeli
(bkz: insan)*
dun itibari ile turkiye ve turkiye disindaki bircok sahsiyetin "aniden" sempati duymaya basladigi iktidar sahibi lider.
bedelini ödemeye hazır mısnız ? toplum hazır olduğunda bu adım atılır !başbakan recep tayyip erdoğan, kurucuları arasında yer aldığı birlik vakfı’nın istanbul’daki toplantısına katıldı. toplantıda konuşan bir öğretim üyesi, “iktidar toplumun meslek liseleri konusundaki beklentisini gerçekleştirmedi” iddiasında bulundu. daha sonra söz alan başbakan erdoğan, öğretim üyesine yanıt verdi. erdoğan “meslek liselerinde çocuklarını okutanlar bile çocuklarının geleceğine sahip çıkmamışlardır. buna karşı çıkanlara toplum gereken cevabı vermemiştir.” erdoğan, meslek liseleriyle ilgili yasanın yeniden ele alınabileceğini de belirterek şöyle konuştu. “bedelini ödemeye hazırmısınız? biz hükümet olarak hazır değiliz. daha önceki bedeller var. toplum hazır olduğunda bu adım atılır.”dedi. aihm karari erdoğan, aihm’nin türbanı üniversitede yasaklayan kararına da değindi. erdoğan “aihm tezgahından ben de geçtim. ben başvurduktan 4 sene sonra dosyam önlerine geldi. imralı’daki zatın dosyası hemen önlerine geldi, ve yürütmeyi durdurdular.”dedi. başbakan erdoğan, adaleti toplumdan esirgeyerek demokrasiyi geliştirmenin mümkün olmayacağını, terörle de bir yere varılamayacağını savundu.
kendisinden önceki devlet adamlarının tarzından şaşmayarak 1 mayıs 2003 bingöl depreminde hayatını kaybedenler için "allah'ın takdiri" demeyi ihmal etmemiş zat-ı şahane.. hani varsa diyorum ,ilahi adalet tecelli etse şu ölümlü dünyada, canı yansa diyorum, bir depremde bir çocuğu, bir sevdiği, bir yakını "takdir-i ilahi" olsa, canı fena yansa, o zaman da aynı lafları edecek mi? aynı tanrı'nın evlatları değil miyiz yoksa?
kafasinin arkasi dumduz olan bi adam. nedense islamci tabir edilen herkesin kafasinin arkasi dumduz oluyor. hic coni kafali muhafazakar gormedim. (bkz: coni kafa)
"islami terör" lafından feci rahatsız olmasına rağmen, minareleri süngü yapmaktan çekinmeyen insan.
sayın rte, asgari ücret konusunda ''gönül huzuru içinde'' olduğunu ifade ederek, ''ben, işçinin mağduriyetini bilen, işçiliği yaşamış biriyim'' demiş. ayrıca asgari ücret konusunda devlet olarak "feragat ve fedakârlık"ta bulunduklarını da belirtmiş.madem öyle imiş o halde milletvekili ve hükümet üyelerinin maaşları asgari ücrete tabi olsun bundan böyle. ahh kıvırtıyor mu? hadi canım! delikanlı adamdır, yapmaz...bu arada sosyal devlet nedir, ne değildir, kendisine bir an önce açıklanmalı ki, daha fazla, fedakârlık yaptık, kıl ettik, tüy ettik diye garip söylemlerde bulunmasın. ha bu arada anayasada da türkiye cumhuriyetinin sosyal bir hukuk devleti olduğu yazıyor. efendim?
ab ye rest çekmesiyle* tarafımdan takdir edilen ilk davranışını sergileyen başbakan.edit: bir entry i kötülemeden önce girildiği zamana bakıp da değerlendirmek gereklidir. bu entryi kötüleyenlerin, yazıldığı zaman diliminde ne gibi bir olay olduğu ile ilgili en ufak fikir sahibi olmadığından eminim.
çıkarmaya çalıştığı saçma salak zina yasası ile sinirlerimi bir kez daha attıran insan..
bugüne kadar koyu bir ab taraftarı olup, onların her istediğini yapan bir politika güderken, dün birden bire ab ye rest çekmiş kişidir. defalarca ab yalakası diye eleştirilmesine rağmen yolundan vazgeçmeyen bu insan, ne oldu da böyle bir dönüş yaşadı bilinmez. ne hesaplar dönüyor acaba..
zina tartısmalarıyla ülkeyi yeni ve anlamsız bir bunalıma sürükleyen adam. en son açıklaması " ab bizim için olmazsa olmaz değildir" ifadesi de mevzuya tuz biber olmuştur.
devlet yonetmek bir beden buyuk gelmistir kendisine. turkiye cumhuriyetinin basbakani gibi degil, istanbul buyuksehir belediyesinin baskani gibi davranmaktadir hala.elbette bize disardan konusmak kolay geliyor. lakin teroriste rest cekerek, ab'ye nota vererek, suni gundem yaratarak bu devlet nereye kadar yonetilir; onu da sormadan gecemeyecegim recep bey'e. gerci o bir jokey misali, ati almis, uskudar semalarindan gecer olmus; o da ayri.not: bu benzetme buraya pek gitmedi galiba; at falan.
zina konusundaki mutabakatı hiçe sayarak en yakın dava ve çalışma arkadaşına (bkz: abdullah gül)yamuk yapmış siyasi....
eski amator futbolcu, eski iett calisani, eski refah partisi istanbul il baskani, eski istanbul belediye baskani, siirt milletvekili, iki kusur yildir basbakan ve akp genel baskani. esas meslegi ticaret. kendi adima hic bir zaman erdogan’in imam hatipli olusu, ingilizce bilmemesi, karisinin ve kizlarinin basi ortulu olmasi nedeniyle elestirilmesi, yerilmesi gerektigini dusunmedim. hatta su basortusu meselesinin bir an once yasak olmaktan cikmasini dilemekteyim, once butun ortulu kadinlarin kendileri icin (kendileri bu toplumun cogunlugunu olusturmaktadir, bazen unutuluyor), sonra da herseyin onune golge ettigi, akp’ye de iktidarken bile magdur edilen bir izlenim vererek, baska cok daha onemli sorunlarin one cikmasina mani oldugu icin. dolayisiyla erdogan’a esas ofke duyulmasi gereken ozetle ozal’in hic de gerekli olmayan mirasina oynamasi, boynuzun kulagi gecmesi hesabı onu da aratmamasi, basbakan degil, bir padisah gibi davranmaya baslamasi, yani su fani dunyada o makamda da gidici oldugunu unutmasi, icindeki kabadayiyi cani istedikce ortaya salmasi, neoliberalizmin ilkelerini hic sorgulamadan takip etmesi ve dahasi. mesela onun basbakanliginda irak tezkeresi ona ragmen kilpayi gecmedi; getirdigi kadar da goturen, agziyla verip sapiyla alan bir tck cikarilmasina onayak oldu; zinayi suc yapmaya kalkti, vazgecti; altinci gunu de yasal olarak is gunu yapan ‘esnek’ ve isverene pek keyif veren yeni bir is yasasi cikartildi sessiz sedasiz; daha adil bir secim yasasi cikrmak simdiye kadar aklina gelmedi, veya dokunulmazligi kaldirmak; sadece eski siyasetcilerin yolsuzluklarinin ortaya cikmasina destek vererek kendi icindekilere her durumda kol kanat gerdi; merakli savcilari surmeye basladi; kurt sorununa ‘dusunmezsen yoktur’ dedi, hic birsey yapmadi; trabzondaki linc konusunda ‘halkin hassasiyetleri’nin yaninda yer aldi, naylon faturacilarin sahini maliyenin basina yerlestirdi (saka gibi), ormanlari satip satip yemek isteyen birini orman bakani yapti; ici nefret dolu birini adalet bakani; cocuklarini turlu bahanelerle abd'de -ama asla baska yerde degil- okuttu; takdir ettik, spk’nin gokkafesteki mekanina protesto icin gitmedi, ama kendisi ve kimi bakanlari da hala kacak binalarda oturuyor; meydanlara cikanlari ‘biz de o yollardan gectik’ diye kucumsedi; muhalefet eden parti ise ‘koyun gutmeyi bilmemekle’, halk yani diyelim ki koyunlarin kendisi ise ‘provokatif’, ‘ideolojik’, ‘dar kafali’ olmak ile sucladi; issizi cok calismadigi icin azarladi; keza ciftciyi devletten beklemekle. herkesi azarladi, azarliyor. uc milyar dolar parayi sadece bu yoksul memleket naylon faturacilara bizzat odemisken bunun yaninda devede kulak paraya elde kalan son degerleri satmaya kalkiyor. liste uzun.dolayisiyla hem yoksulluk, hem esitsizlik, hem yolsuzluk aynen devam ediyor. cunku sorun biraz da icine girdikleri iktidar ve duzenin kendisi ki herkesi birbirine benzetiyor. kisa bir sure sonra konusanin erdogan, demirel, ecevit, ciller, yilmaz ve digerleri mi oldugu cok da fark etmiyor.
''ben istanbul'un imamıyımbiz şu anda farklı bir markanın peşindeyiz bunu oluşturmanın gayreti içindeyiz. bu da nedir "muhafazakar demokrasi" diyoruztürkiye yeni bir döneme giriyor'' gibi pek cok ozlu sozun sahibi, akpnin superstari, ertugrul ozkokun biricik dostu, abdullah gulun abisi, kasimpasalinin alasi, her daim yetki sahibi olan, turlu numaralarla su anki koltugunda oturmayi becermis biri.
"ab'nin içişlerimize karışamayacagını söylemek ancak mı aklınıza geldi?" diye sormak istedigim kişidir.neymiş efendim zina konusu kopenhag kriterlerinde yokmus. peki acaba kıbrıs sorunu kopenhag kriterlerine dahil miydi? hayır degildi. peki bu "tarihi rest" neden ab bize kıbrıs için baskı yaparken çekilmedi de zina konu edilince çekildi?erdogan seçim dönemindeki "degiştim" söyleminden bu yana sürekli olarak ab konusunda elinden geleni yapar bir görüntü sergiliyordu. ancak bugünkü söylem bu güne kadar çizdigi görüntünün tamamen zıttı. erdogan ab ile restleşmeyi tercih etti, hem de oldukça uzun süredir tck'da yer almayan ve eksikligi de hissedilmeyen zina konusu yüzünden.ne diyelim koca başbakan kendisi; herhalde devletin, vatandaşın yatak odasına müdahalesinin ab'den daha önemli oldugunu düşünmesinin mantıklı bir açıklaması vardır*
taa en başından yapımına karşı oldu, engellemek için elinden geleni yaptığı gökkafesteki bir toplantıya katılmayı reddeden kişi.
cumhurbaşkanı konuşurken "off"layan başbakan.
"milli egemenlik ve laiklik kavramları değişime açıktır" sözünü sarfederek niyetini yavaş yavaş belli eden kişi.
süleyman demirel bu adam hakkında der ki:"sarımsağı gelin yapmışlar kırk gün kokusu çıkmamış"
başbakanlığı esnasında il il dolaşmasını seçim mitingi gibi konuşmalarla süsleyerek il gezisini amacından uzaklaştıran başkan.
bu adamın yaptığı hiç mi doğru bir iş yok derken gökkafes meselesinde sonuna kadar desteklenmesi gereken bir tavır ortaya koymuş kendisi. ancak 6 kasım'daki yök protestolarını "demokratik" bulmadığını beyan ederek, demokrasiyi tanımlayan kişinin kendisi olması gerektiğini zannetmiş yine... bir de "laiklik" kavramının değişime açık olduğu söylemi hiç şık durmadı... zaten bu "başbakanımız"ın üzerinde şık duran pek bir şey yok gibi...
(bkz: laiklik de degisir)
milletin yatak odasına tecavüzde bulunan böylece zina suçun işleyip kendi kendini mahkum etmeye çalışan (bunun yanında türk halkınında makus geleceğini) kasımpaşa efendisi başbakanımız...
dün itibariyle trabzon sokaklarında, "karadeniz uşağı, abd uşağı olmayacak" sloganı atan halkevcilerce yumurtalanmış, sonrasında her zamanki taktiğiyle "hırsız bunlar, yok yok terörist aslında" gibi zıpıttırmalarla durumu geçiştirmeye çalışmış kişilik. bundan sonra yumurtaya alerji olması, söz konusu yumurtaları yumurtlayan tavukları dış, hayır hayır iç mihrak olarak suçlaması bekleniyor.ayrıntılı bilgi için; http://www.milliyet.com.tr/...06/25/siyaset/asiy.html
şu güne kadar ab zorunluluğuyla az saçmalamış olan şahıs. türkiye ab nin dışında kalıp birde partisinin tabanı aşırı islamcı olan bu şahsın eline kaldımı vay halimize..
tayyip erdogan'in tam adi.
yeni çağın genç içeceğiseks sembolü
zamanında; ''avrupa topluluğu'nun asıl adı katolik hristiyan devletler birliğidir'' diyen, şimdilerde öncelikli işimiz avrupa birliği sürecini hızlandırmak türevi laflar eden ve konuşurken suratında sürekli sinsi bir ifade olan akp genel başkanı.
partisiyle birlikte gerçekten değişip değişmediğini yakında göreceğimiz, refah partisi tarzı salya sümük köktenci söylemi bıraktığını umduğum, kıbrıs için söyledikleri bizi* heyecanlandıran, türk dışişlerinin kısır kıbrıs politikalarını değiştirmesini umduğum politikacı. avrupadaki hıristiyan demokrat akımı tarzı ılımlı islam söyleminde gerçekten ciddi ise türkiye şartlarında başarılı olabilecek biri.
israil ile türkiye tarihinin en büyük iki projesine imza atan refah yol hükümeti ile karşılaştırılıcaksa eğer kendisi, bu israil "karşıtlığı"nda değil milli görüş ve takiyye çizgisi olmalıdır. zira kuran kursları yönetmeliği ve yeni yök düzenlemesinde göstermiştir ki kendisi demokratik kıstaslara pek bağlı olmayan, çoğunluğun verdiği güç ile tahakküm etmeyi seven, ekseriya unilateralist, "ben yaptım oldu" cu kafada bir kişioğlu, demokratik katılım süreçlerini ve tepkileri pek umursamayan modern zamanlar insanıdır..buna karşın bu aralar bir kesimde çok moda olan "darbe tamtamcılığı"na bir iki kelam etmekte fayda var. zira recep tayyip bey de sürekli "darbe gelirse türkiye 50 sene geriye gider, bir daha da geri dönmez" mealinde laflar edip "darbe korkusu" üzerinden toplumsal prim sağlama stratejisine girmiş gibi gözükmektedir. halbuki, darbeden kuşku duymak için yeterli neden ortada yoktur. evvela "zinde güçler" darbe psikolojilerini geride bırakmışlar son üç senedir defalarca gösterdikleri gibi demokratik kurum ve kurallara bağlı bulunduklarını ispatlamaya çalışmışlardır. ikincisi, ülke bir darbe atmosferi içinde değildir. asayiş ve güven ortamı ülke de caridir. üçüncüsü bir hükümetin en son yapacağı iş darbe söylentileri çıkararak veya bu söylentilere prim vererek kendi yarattığı "güven" ortamını bozmak olmalıdır hele ki global petrol fiyatlarında artışın ve borsalarda düşüşün mevcut olduğu bugünkü hassas ekonomik dengeler içinde güven ortamına zarar vermek akıl ile izan ile açıklanabilecek bir şey değildir. dördüncüsü, darbe söylentisinin "şuyuu vukuundan beterdir". bir kere bu darbe söylentisi ortaya çıkınca toplumsal gerilim artar, taraflaşma siyasaları ufaktan güdülmeye başlanır.. beşincisi, bir hükümetin kendi askeriyesini darbe söylentilerine prim vererek sıkıştırması hükümet misyonu ile bağdaşmamakta, hükümet etmenin ve türkiye cumhuriyet hükümeti kişiliğinin ağırlığına yakışmamaktadır.her ne olursa olsun, darbe türk hükümetinin hiç uğraşmaması gereken bir alan ve propagandada kullanmaması gereken bir kavramdır.bu yüzden, darbe filanla uğraşılacağı yerde istihdam sorunu ile, cari açıklar meselesiyle ve avrupa birliği yolunda türkiye'nin reform projesiyle uğraşılıp, modern dünya gerçekleri ile barışık siyasalar ile memleket için çalışılsa kanımca çok daha faydalı olur, aylak bakkal hesabı devamlı darbe tartılmasındansa demokratik zihniyetle demokratik bir ülkeyi demokrasinin kuralları içinde yönetmeye gayret göstermek zannımca çok daha hayra geçer.yoksa hepimiz hergün darbe konuşalım, aya fezaya ve demokratik bir ülkeye de nargile içerken kavuşalım en kolayı o.
keskin demokratik haklarını kullanarak ankara'da yaptığı protesto eylemine anti-demokratik diyerek dinleyenleri dumura uğratmayı bir kez daha başarmış şahsiyet. yok bu anti-demokratikse demokratik olan ne. nedir? bir sivil toplum örgütü, bir memur sendikası böyle bir organizasyon düzenleyemezmi. bunun neresi anti-demokratik.ardından bir bomba daha patlatarak dinleyenleri nakavt etmeyi başarmıştı