|
|
doğru olayların tam ters şekilde işlendiği reklam arası dizi.kimin karısı arkasından vurularak ölmüştü? kim babaydı? kim damattı?burdan sonra sular yeniden bulandırılmıştır...malum damlatılan sıvının çözücü etkisi bu kadarmış... (bkz: kimya)
son bolumleri evraklar ve evrak cantasi uzerine gecen dizi.
zaman kavramını yitirmeye başlayan dizi. bir yandan polat iş bağlantıları kurmaya, gazetelere çıkmaya başlamış hatta yeni ev bulmuş döşetmiş yerleşmişken bir yandan nina 2-3 günlük olaylar yaşamakta safiye ise 2-3 sonra gelecek kişiyi beklemektedir. biraz dikkat diyoruz ama yine de beğenerek takip ediyoruz.
sezon finalinde vadinin yerinden oynayacağını tahmin ettiğim dizi(bkz: sezon finaline iki hafta kala)
yüksel aytuğ'un bugünkü tüyosuna göre baron 3 mart bölümünde ölmeyecek fakat diziden sürekli ayrılmak istediğinden "polat oğlumdur" diyerek yerini ona bırakacak.
son bölümünde memati'nin zabıta ekipler amiri tadında işyerlerini denetleyerek kapattığı dizi. örneğin benzine solvent katan uyanıkların istasyonu, sahte dolar satarak spekülasyon yapan denyoların döviz büfesi ve şişko adnan'ın hijyen kurallarını çiğneyerek kıllı beyti yapan lokantası memati'nin gazabına uğramıştır. buradan anlıyoruz ki memati derin devlet - konsey - sokaklar arasında kalarak kendine bir çıkış yolu aramıştır ama bulamayınca uğur dündar tandansında yeni bir oluşum başlatmıştır. aferin memati'ye. darısı diğer kirli işyerlerinin başına.
18'lik kuzenimin izlemeden once eve sushi siparis ettikten sonra (!), baslarken kizarkadasina "reklamda ararim" diyerek telefonunun sesini kismasi sonucu beni dumurlara ugrattigi dizi. facia.
bugunku bolumunun ilk reklam arasinin ardindan 2 ileri bir geri taktiginin yapilmadigini gorerek beni şaşirtmiş dizidir.(bkz: hayret)
bir önceki bölümün özetini verirken, en fazla 5 dk kısaltarak ve diğer sahneleri yeni kurguyla montajlayarak vermesiyle 'nasıl yani' dedirtmiştir.. bari özet diye yazmasınlar kenarına..
bir haftayi "acaba kim?" sorusuyla gecirmemize neden olacak dizidir.bonus:(bkz: mafia kurtlar vadisi ek paketi)
konsept danışmanı olarak soner yalçının görev aldığı dizi.
bir bölümünde çakır ile polat a tuzak olarak iki tane kadın ayarlanmış, kadınlarla beraber olduklarında da güya baskın yapılacak ve ikisi aleme rezil edilecekti.bunlar tabii ki gene olaydan sıyrılmasını bildiler.kadınlara da para vererek dışarıda soranlara çok iyi zaman geçirdiklerini söylemelerini istediler.polat bi ara kadının yanından ayrılıp pencere kenarına geldi ve sigarasını yaktı, dışarı bakmaya başladı.bu sırada da buğulu olan cama elif yazdı.işin ilginç tarafı bu sırada dışarıdan çekim yapılıyordu ve dışarıdan polatın yazdığı elif yazısı düz olarak okunuyordu.yani polat elif yazısını tersten yazmış.
(bkz: kurtlar vadisi kutu oyunu)
yeni başlayanlar için dokuz bilinmeyenli denklem tadında olacak dizidir.
showtv.net'teki kurtlar vadisi tanıtımları için ayrı bir başlık açmak gerekiyor belki de... bu hafta yine dağıtmışlar ortalığı:"çakır inanılmaz bir tabloyla karşılaşır evine girdiğinde. bunun altından kalkabilmesi zordur. polat eğer kahvede bir an için gözünü kırpsa belki hayatı son bulacaktır ama kahramanlık korkusuzların tercih edeceği yaşamdır! baron şansın doğru zamanda doğru yerde bulunmak olduğuna inanır. onun tarifine göre görmediği tanımadığı düşmanı arslan bey şanslıdır. elif kahve fallarında görür karanlık noktayı*. artık, polat, çakır, elif, arslan, baron, halit ve testere için kurtlar vadisi kör bir karanlıkta kırılan bir kalemdir*! ölüm bu vadide kulaktan kulağa yayılan bir fısıltıdır*!... "
izledigim son bolumde aslan beyin defterini okuyan polat'in kevin mitnick gibi hekirliginin yaninda fotografik hafizaya da sahip oldugunu ogrenerek ohaney falan oldum. darisi başimiza artik.
kurtlar vadisi üzerinebir dizi nasıl oluyordu da milyonlarca seyirciyi adeta bir milli maç izlermişcesine beyazcamın karşısına dikebiliyordu? kurtlar vadisi dizisinin en sevilen karakterlerinden biri olan çakır'ı canlandıran oktay kaynarca iki üç gün önce çıktığı bir televizyon programında bu sorunun cevabını kendince şöyle veriyordu: "dizi fazlasıyla türk'tü. bizdendi, bizi anlatıyordu!" kaynarca'nın bu tespiti hiç kuşkusuz doğrudur; en azından yanlış değildir ve dizinin niçin bu derece bağımlılık yarattığını ilk bakışta açıklamak için bu sözler yeterlidir de denebilir. ne var ki, biraz daha düşününce sorunun cevabının bu kadar da basıt olmadığı, olamayacağı sonucuna varıyorsunuz.bundan bir yıl kadar önce, beyazcamı kaplayan aşiret dizileri üzerine bir yazı yazmıştım. "ortada bir aga vardir" ana teması üzerine döndürülüp durulan bu dizilerin, imç'yi işgal eden eroinci kürt patronların müzik ve film piyasası üzerinde kurdukları hegemonyanın doğal bir sonucu ve ulusal devletler yerine modern derebeylikler ve site devletleri inşa etmeye çalışan emperyalist sistemin, aynı doğrultuda ulusal kültür yerine de aşiret kültürü pompalayan siyasetinin bir gereği olarak piyasaya sürüldüğünü belirtmiştim. kurtlar vadisi işte biraz da bu kürt şirretliğine karşı içten içe duyulan "türk" tepkisinin bir çeşit yansıması sonucu bu derece benimsenmiş olmalıdır. bu bir.ikincisi ise bütün dünyada konusu mafiavari ilişkilerden ibaret olan bu tür filmlerin ve dizilerin geniş bir seyirci kitlesi çektiğinin bilinen birşey olmasıdır. osman sınav, bu vadideki ilk sınavını 'deli yürek'le vermiş, kurtlar vadisi ise onun açısından çok daha başarılı bir deney olmuştur. ama aslında kurtlar vadisi, mario puzo'nun meşhur baba romanından beyazperdeye uyarlanan baba i ve baba ii ile bir zamanlar amerika gibi filmlerin ve sokaktakiler gibi dizilerin yerli bir türevidir. öyle ki, türkiye'de kurtlar vadisinde işlendiği türden nitelikli bir mafya örgütlenmesinin bulunmadığının göstergesi, cezaevlerinde bu tür suçlardan yatan mahkumların dahi dizinin oyuncuları karşısında sergiledikleri hayranlık ve imrenme duygularıdır. oktay kaynarca, bayrampaşa cezaevinde bir ilah gibi karşılandığını anlatmıştır aynı programda. sonuç itibariyle elli yıldır küçük amerika olmak yolunda yürüyen türkiye'de, diğer sahalara nazaran mafiasal filmler ve diziler bakımından hayli büyük bir ilerleme kaydetmiş olduğumuzu söylemek mümkündür. dizinin "türk" tarafı ve "türkleri" ilgilendiren tarafı ise bu dizide "devletin" derin bir biçimde varlığını hissetirmekte oluşudur. yaşadığımız gerçek hayatın hiçbir alanında izine rastlamadığımız devletin, arslan bey örneğindeki beylik görüntülerle de olsa seyircinin karşısına çıkması ve olayları belirleyici ve yönlendirici bir konumda sunulması "türk" seyircisinin derin bilinçaltına hitap etmekte ve onun özlemlerine bir ölçüde -hayali cihan değer kabilinden- karşılık gelmektedir. konumuzun doğrudan doğruya türkleri ilgilendiren bir de sosyal psikoloji boyutu var ki o da ayrı bir yazının konusudur. ama özetle şu kadarını söyleyelim ki, türklerin kendi yurtlarında sahipsiz ve kimsesiz oluşlarıyla ilgilidir bu. türkler örgütsüzdürler ve bu örgütsüzlüğün sonucu olarak derinden derine, kendilerine ait "bir teşkilat-ı mahsusa" özlemi çekmektedirler; bilinçli olarak farkında olmasalar bile böyledir bu... kurtlar vadisi, eleştirilecek bir çok yönü olmasına rağmen;"yiğitler silkinip ata binendederelerde bozkurtlara ün olur!" diye seslenen çağdaş bir köroğlu arayışına bir nebze cevap vermektedir türk'ün! hanifi altaş
yalan değil, bazen gerçekten de ciğerleri kavrulmuş birine sunulan bir tas su gibi bir his veriyor insana bu dizi. "ben, ben olarak varolmak, varolmaya devam etmek istiyorum. benden önce bu varlığın devamı uğruna fedakarlıkta bulunanlara karşı, benden sonra varlığımın devamı olacaklara karşı kendimi mes'ul hissediyor ve bu mes'uliyeti ifa hususunda bir şey yapamadığım için kendimi bahtsız hissediyorum. töreli yaşayıp, töreyle ölmek istiyorum. büyüğümü başımda, küçüğümü kolumun altında bilmek istiyorum. altına sığınacak bir kanat istiyorum. sevdiğim, bağlandığım güzel şeylerin devamı için, gerekirse kendimi feda etmek üzre peşine düşecek bir sancak bekliyorum" diyenlere, belki doğru, belki yalan bir ümit fısıldıyor bu dizi. yalan değil, kaç defa içimden geçti, çıkayım sokaklara; bütün duvarlara "ümidimiz kgt" yazayım. üç harfli kısaltmalara, sloganlara bel bağlamaktan kaç zamandır vazgeçmiş bulunduğum halde... babaların devlet olduğu bir ülkede, devletin baba olabileceği ümidini telkin ediyor bu dizi. varsın doğru olmasın, tasavvur bile edemiyorsanız, bitmişsiniz demektir. her şey hayalle başlar...
(bkz: kurtlar valisi)
sona yaklaşmış olan dizi.. lakin büyük ihtimalle çakır'ın ailesi yok edildi ve çakır'ı da kevgire çevirdiler dizinin özetlerinde.
bahsi geçen ve gerçekliliğini geçmişle gelecekte kanıtlamış olan başta yapımcılarla oyuncuları tarikatcı olan dizi.lakin bu tarikat olaylarının basında bol bol yer edinmesinden ötürüde yapımcı osman sınavla karakterlerden baron ve aslan beyin ayrıldığı dizi..sonrası mı?(bkz: zikir vadisi)
bu akşamki bölümde hekimoğlu türküsünün yanında, türkistan ezgileri havasında bir-iki küçük parça ile kulaklarımızı şenlendiren dizi.aksiyon bölümün özellikle başında ve sonunda yoğunlaşıyordu, aradaki kısımlarda daha çok "ders" bölümleri ve duygusallık ağırlıkta idi. tam dikkatin dağılmaya başladığı sırada heyecan yeniden zirveye çıktı.memati'nin, nesrin'in çakır ile alakalı duygusal halleri, çakır'ın hayatını gözden geçirmesi, akabinde delik deşik olması... bitti mi yani? öyle görünüyor, ama gömüldüğünü görmeden inanmayacağım, osman amcamın sağı solu belli olmaz. deli yürek'te de böyle bitti denen durumda sürpriz çıkabiliyordu.bu arada galatasaray konusunda da ilginç yorumlar aldık. eh, galatasaray da millî bir mesele ne de olsa...
her bolumunde yegen erhan'in yaran konusmalarina tanik olabileceginiz racon dizisi.
çakır'ın ölmesi halinde anlamsız hale gelecek olan dizi. lakin çakır polat'ın istihbarat toplamak için kullandığı adamdır. o giderse polat'ın ve meşhur görevinden bir anlamı kalmaz.. sadece şu ihtimal var. dizinin ana konusu elif ile polat'ın aşk hikayesi olduğuna göre çakır ölse ne yazar yaşasa ne yazar. ama şöyle bir şey var. çakır giderse dizinin %50'side gider. osman amcaya selamlar..
eğer çakır bir şekilde hayata dönmezse, seyirci sayısı bayağ bir azalacak dizi, zira oktay kaynarca diziyi alıp götürüyordu.ha bir de o son bölüm şahane olmuş, ellerine sağlık yapanların, sopranos kalitesine bir adım daha yaklaştılar
çakır'ın vurulması gibi bir mevzuda, fırsatı değerlendirip, seyirciye yeni bir hastane sahnesi ızdırabı yaşatmazsa, osman amcam, kendisi ölür (allah gecinden versin) gibi geliyor bana. polat'ın kazandığı mevki düşünülünce, çakır'ın varlığı artık dizinin başındaki gibi elzem değil. ancak konseydeki neredeyse tek kafası çalışan adam gibi görünen karahanlı'nın da dikkatinin polat'a yönelmiş olması gerekiyor. çakır'dan rahatsız oldu ve anlama gereği duymadan kalemini kırdı. ama polat'ın da kalemini kırarsa, asıl onu rahatsız eden gücün ne olduğunu öğrenmek imkânından mahrum kalır. bu durumda polat'ı bir süre desteklemek yoluna gidecektir. önümüzdeki bölümlerde polat alemdar'ı istanbul sefiri olarak görebiliriz.
eger ki cakir olmus olsun, bir daha kurtlar vadisinin jenerigini izlersem namerdim*
(bkz: suleyman cakir a uzanan eller kirilsin)
osman sınav akıllı adamdır , çakır ölürse dizinin ratinglerinin düşeceğini bilir, diye düşünüyor ve kendisini sağduyuya davet ediyoruz
seyredilen filme sozluk konsepti katmak eyleminin en yakiştigi dizidir kurtlar vadisi. hatta dun aksam bazi sozluk yazarlarina***** gulmekten yerleri yalatmiştir.
efsane 30 eylülde başlıyor. polat_alemdar_14 bildirdi: aslan bey kurşunlandı, polat' ın 3 kez hapşırması baron' un oğlu olabileceğine yorumlandı. akıllarda sayısız soru işareti var ama kuşkusuz en ağır basanı aslan bey' in ölmesi durumunda polat' ın devletle ilişkisinin nasıl yürüyeceği ve konseye girip giremeyeceği. heyecanı dinmeyen kv dizisinin senaristleri raci şaşmaz ve bahadır özdener izleyicinin bir çok soruya cevap aradığının farkında ve heyecanın yitirilmemesi için yeni bölümler hakkında ser verip sır vermiyorlar. herkesin merakla beklediği kurtlar vadisi dizisinin yeni bölümlerinde bazı sürprizler bizi bekliyor. dizinin yayın tarihi ve yeni sürprizleri okumak için haberin devamına tıklayabilirsiniz.konseye girecek mi? ancak neslihan akbaydar senaryo toplantısında necati şaşmaz' ın dizideki yeni ofisinin 3 boyutlu resimlerini görüntülemeyi başardı. polat' ın son derece lüks döşenmiş bu yeni sığınağı (senaristler kızmasın ama) bende konseye gireceği duygusunu uyandırıyor, ne dersiniz? polat' ın başkanlığında yapılacak toplantılar için geniş bir ofis hazırlanıyor. polat ve arkadaşlarının tehlike durumunda kaçabilmeleri için gizli bir geçit düşünülmüş. yeni bölümlerden notlar- bundan böyle kurtlar vadisi' nde kan, şiddet, silah yok.. gelen eleştiriler üzerine psikolojik bir savaş yansıyacak ekranlara. zaten akacak kan da neredeyse kalmadı. - polat ın testere necmi' den sonra yeni sezonda çok büyük bir düşmanı daha olacak. - diziye yeni ve tanıdık bir oyuncu transfer oluyor. - baron rolündeki zafer ergin yeni bölümlerde diziye devam edecek. - diziden osman sınav yüzünden ayrıldığı söylenen oktay kaynarca' nın (çakır) yeniden diziye döneceği söylentileri asılsız. kadınlar da izleyecekçekimlerine 1 eylül, yayınına 30 eylül'de başlanacak kv dizisinin senaryo çalışmaları süratle devam ediyor. senaristler raci şaşmaz ve bahadır özdener' in yeni bölümlerdeki hedef kitlesi sadece erkekler ve ergenlik dönemindeki çocuklar değil. yapılacak değişikliklerle kadınları da ekran başına çekeceklerini söylüyorlar
henuz ergenlik donemindeki erkek kardesimin, ablalarini ziyaretine denk gelen gunde, diziyi takip etmek istemesine istinaden, mecburiyetten bir bolumune sahit olunan dizi. diziden etkilendigi gozlenen kardesin, dizi izlendikten sonra ablalarinin "bu diziyi bir daha izlemiyorsun" tacizlerine maruz kalmasina neden olan ki bahtsiz kardesin sansina, o haftaki bolumde, cakir'in istanbul'un sefiri olmasi olayina ciddiyetle yaklasmayan bir diger mafya liderinin kellesinin, polat tarafindan "biz racon degil kelle kesiyoruz" seklinde bir soylem sonrasi koyun misali ucuruldugu ve herifin kaninin, masanin diger ucunda oturan cakir'in parmaklarina ulasmasi anina kadar sahnenin devam etmesi tuyler urpererek izlenmistir.dizinin konsepti, konusu, kurgusu, senaryosu, muzigi, oyunculari, gercekligi tarafimdan elestirilmeyecek olup ki tarafimdan izlenen bir dizi degil, {izledigim kadari bana yetti} gencleri bir sekilde etkiledigi kesin. bu etkilesimin olumlu yonde olmadigi ise kuvvettle muhtemel......
aralıksız şekilde altı saatten fazla müzikleri dinlendiğinde insanda çeşitli deformasyonlara yol açabilen dizi. (bkz: dislokasyon) (bkz: allahın yok mu be ergin hoca)
eksi sozluk unofficial dcplusplus hubi sayesinde 2 günde 12 bölümünü ard arda seyredip psikolojik daralma gecirdiğim dizi. ilk bölümlerdeki tavuk kesermiş gibi adam öldürme sahnelerini görünce diziyi cakırın ölmesinden itabaren seyreden biri olarak dizinin cidden psikopat bişi olduğunu fark ettim.
3 mart 2005 tarihinde kahve çıkışlarında "kıbrıs türktür türk kalacak!", "kahpe rum dölleri" gibi sloganlara sebep olacbilecek dizi.
yillardir yurtdisinda egitim gormesine ragmen safiye'nin hala 10 parmak yazamadigini gorduk gecen bolum. ama acigini hemen kapatti, klavyeye toplamda 4 defa basarak 12 harfli cumle falan cikartti. e tabi o kadar yurtdisinda okumus olsun o kadar. gavurlar yapiyor ne de olsa.
kurtlar vadisi yapımcılarının çantayla para kazanmadığını veya parayı hiç nakitte tutmayıp daima bankada bulundurduklarını düşünmeme sebep olmuş dizi. eğer paraları çantayla taşıyor olsalardı, yata çantayla para yükleme sahnesinde, koca bir valiz dolusu paranın o kadar kolayca elden ele verilemeyeceğini, yerinden bile oynatılmasının zor olduğunu ve adamın belini yerinden çıkartabileceğini bilirlerdi.geçici madde 1: bu entry, zenginin malı züğürdün çenesi meyanında yorumlanamaz.
en ilgi çekici bölümlerinden birini bu akşam izleyeceğimiz önemli dizilerimizden kurtlar vadisinde rol alacak rauf denktaş dizide oynamasından sonra çıkan haber ve yorumlardan rahatsız olarak "türkiye'deki büyük gazeteler ve yayın organları kıbrıs konusundaki uyarılarıma yer vermediler, vermiyorlar" şeklinde açıklama yapmış ve halka ulaşmak için bu yolu seçtiğini söylemiştir.
ctp genel sekreterinin denktasin dizinin 3 mart'ta yayimlanacak bolumunde rol almasini kastederek, "seks filmi cevirmedigine gore izlemeyecegiz" dedigi dizi.
(bkz: kurtlar vadisi korsan cdsine kizmak)
denktaşın çok kötü bir oyuncu olduğunu kanıtladığı dizi.
cekimlerde budgetten kiralanan arabalarin kullanildigi hastasi oldugum dizi.
az sonra mehmet karahanlının bruce waynee dönüşeceği dizidir.
yurdumuzun dört bir yöresinden derlenmiş güzel türküler eşliğinde adam doğranan vahşet konusunda sınır hudut tanımayan bir dizi. en son dünkü bölümünde bir uyuşturucu imalatçısının kafasının elektrikli testere marifetiyle boynundan ayrıldığı sahneyle kendini aşmıştır...
(bkz: soner yalçın)
bu akşamki bölümde elif eylül, safiye ve nergiz karahanlı'nın karşılıklı çay karıştırdıkları sahneden sonra, eğer dizi bir sezon daha devam ederse daha nice altın günü seyredeceğimizin işaretlerini taşıyan dizi*.
bu bölümle beraber polat'ın safiye'yle ilgili fantezileri sona ermiştir.(bkz: tokuşmak)
türkiye'deki (mecburen) işsiz güçsüz yurdum delikanlısının içindeki "abdullah çatlı"yı, "nuri ergin"i, "sat komandosu"nu, "ayhan çarkın"ı keşfeden osman sınav'ın bu damar üzerine oynadığı, el arttırdığı ikinci dizisi. ilki deliyürek'ti hatırlanacağı üzre. osman sınav gayet kurnazca davranmaktadır, anlaşılacağı üzre burada. zira yurdum delikanlısı yukarda saydıklarımın hepsi birden olmak istememkte kimi abdullah çatlı, kimi nuri ergin, kimi sat komandosu kimi de ayhan çarkın olmak istemektedir. işte tüm bu kişilikleri alıp bir diziye serpiştirip, sonra da diziye genel bir "memleketin iyiliği için siz kıçınızı devirip uyurken gizlice savaşan modern teşkilatı mahsusacılar" havası vererek aslında sonuçta inandığı bir işi yapıyor hem de para kazanıyor. üstelik de seyrediliyor. yani alan memnun satan memnun, bize ne, denecektir. ama denmemelidir. ülkedeki deliyürek damarını sonuna kadar sömürmek yeni çetelere, kerameti kendinden menkul mafya ağalarının oluşmasına yol açmaktadır. (dizi bunu tek başına yapıyor demilorum. varolan damarı sömürüyor diyorum. arada fark var) bu, gerçekten zararlıdır. bunun üzerine bir de eşref kuşçubaşı güzellemeleri, yakup cemil destanları ekleyerek yapılan, aslında bir nevi abdullah çatlı'yı ve o nevi insanları aklama girişimidir ki, bu da aynı zamanda tehlikelidir. üstelik bunları da kıçımdan uydurmuyorum. osman sınav sağ-ülkücü bir geçmişi olduğunu kendi ağzıyla söylemiş bir kişilik. hal böyleyken emin olun aforizmalara, triplere takılacak neşeyi bulamıyorum, ortada koca bir tuhaflık dururken.
bu gece gerilim filmi havasında bir bölümle ekranlara gelen dizi.kim ne derse desin acaip bir hal aldı bu dizi.iyi mi oldu bilemem tabi.--- spoiler ---fantastik bir tahmin olsa da karahanlının yanına çakırın gelebileceğini düşünüyorum.--- spoiler ---(bkz: hadi len)
son bölümünde karahanlı'nın gittiği tapınağımsı mason mekanında kapıyı 7 kere çalması ve 7 kat aşağıya inmesi duvarlarda asılı olan 7 yılanlı bayraklarla birleşince "bu dizi bir şeyler anlatmak istiyor ama ne amına koyım?" dedirtmiştir.
türk işi bir yapım olduğu dizinin sonunda belli olacak dizi.zira sanırım dizinin son repliği "ben senin babanım yavrum" olacak
rauf denktaş'ın oyunculuğunun çok kotu olduğunu gözler önüne seren bir bölümdü bu son bölümü...lakin hayatının reklamını yaptı ve kimi insanların bilmediği basit olayları gözler önüne serdi...milliyetçilik duygularımızı kabarttı...son anda polat 'ın doğu bey 'e bakışı ise hiç hoş değildi...
bugunku 73. bolum itibariyle 'kurtlar vadisi' isminin aslinda aslan beyin baslattigi operasyonunun adi oldugunu ögrendigimiz dizi..
mehmet karahanlı'nın kafasının aniden dank etmesi ve polat'ın oğlu olduğunu kavrayabilmesi üzerine, girdiği karanlık yerin rehabilitasyon merkesi olduğu anladığımız dizi.ayrıca konuk oyuncu oynatma fikrini olumlu karşılayan biri olarak, rauf denktaş'tan sonra aziz yıldırım'ın da bir bölümlüğüne davet edilmesini şiddetle arzuladığım dizidir.böylece, fenerbahçe'nin avrupa'da neden sittin senedir belini doğrultamadığını yazılı basına yansımamış taraflarıyla öğrenmiş oluruz.
bu film her bittiğinde aklıma nescafe ve sonundaki söz geliyor : "aferin, sen oldun"senaryo, oyunculuk, yönetim, müzik hepsi güzel hepsi uyumlu. sona erince uzun süre aranacak dizi. sanırım herkes polat alemdar gibi bir süre kendisini arayacak.
pek hatırlanmayan bir noktaya dikkat çekmek istediğim dizi:"kurtlar vadisi operasyonu başlasın" emri ilk iki bölümden birinde aslan bey'e de başka birisi veya birileri tarafından verilmişti. hatta cep telefonuna gizli mesaj gelmişti ve daha sonrasında da kendisine gönderilmiş bir kitabın cilt astarına gizlenmiş süleyman çakır fotoğrafları çıkmıştı vs. dolayısıyla, operasyon aslan bey'den ibaret değil.ne demişti polat alemdar: "derin devletin dibi yok."(geçmişten bahsettiğime göre, bu bir spoiler değildir, dedim kendimce.)
ali candan - polat alemdar gizeminin yeniden alevlenmesiyle, ilk bölümlerdeki havasını biraz olsun tekrar hissettiğimiz dizi.ayrıca, pusat'ın yeni bir ali candan ve yeni bir polat alemdar olarak yetişeceğini de öğrendiğimiz dizi.
mabete geldiğinde mehmet karahanlı'ya kapıyı açan adamın, merdivenlerden aşağı indikten sonra açtığı asma kilidin, bir sonraki sahnede zindan kapısının diğer tarafında* asılı olduğu dizi***.
ali candanın çocukluk fotoğrafını aşırı derecede küçük ibodenen veletin ilk meşhur olduğu zamanlarına benzettiğim dizi.zaten senaryo iyice arap saçına döndü,senaristler küçük ibo yu da diziye dahil edip karahanlı ya ''aha da senin oğlun efe bu,buna konuş'' derlerse hiç şaşırmam.
her şeye rağmen polat'ın baron'un oğlu olduğu kesin olmayan dizi. eninde sonunda kesinleşir o ayrı konu ama şu anda polat sadece baron gibi günde 3 kere hapşıran başka bir insan durumunda
gelecek bolum imperial march esliginde polat alemdar'in mehmet karahanli'nin yaninda yurumesini bekledigim dizi.
3 mart 2005 bölümünde neden 73 bölümdür her türlü randevu,söz vs iptal edilerek kaçırılmadan izlendiğini ortaya koyan dizi ..bugüne kadar hiçbir türk dizisinde bu kadar çok farklı karakter çeşitli yönleri ile yaratılıp izleyicilerin aklında yer etmemiştir..diziyi düzenli olarak takip eden 2 kişinin oturup konuşurken her karakter hakkında kendince fikri ve yorumu vardır.daha önce de belirtildiği gibi evvelden en dandik en önemsiz rollerde yer alan oyuncular dahi bu dizi de karşımıza çok önemli karakterler olarak ortaya çıkmış ve kabul görmüştür.bu büyük bir başarıdır.sırf ana karakterin bile 3 ayrı kişiliği vardır *** ve üçü de birbirinden bağımsız olarak herkesin kafasında yer etmiştir.bugüne kadar hiçbir bölümünü izlememiş bir insanın sadece 73. bölümü izlediğinde bu kadar çok karakterin ölen -veya öldüğü söylenip yer altına inen- bir kişi ile aralarındaki bağları görmesi bile dizinin neden başarılı olduğunu açıklamaktadır..ilk izlediği bölüm 73. bölüm olan kişinin sorduğu bu kim?neden ööle davrandı?aradaki flashback ne alaka? gibi sorulara verilecek tek cümlelik bir cevap yoktur..her bir sorunun cevabı bu ona şunu yapıp şunu demişti o da başka karakterle alakalıydı hede hodo şeklinde 10 dakkalık cevap gerektirmektedir..en güzel yanı da bütün bu ilişkilerin 3 yılda yavaş yavaş örülmesi ve bu yapılırken inandırıcılık için her çabanın gösterilmiş olmasıdır.o ağır sözleri eden baron'un oğlunun odasına girmesi, orda bulduğu çiftlik resimler,gördüğü rüya, sabah uyanışı, kapıdan çıkarken 3 kere hapşırması ..hepsi inanılmaz güzel işlenmiştielbetteki kitlelerin yoğun ilgi gösterdiği olaylara burun kıvırmayı uygarlık sanan tavuskuşu aydınlarının ileri geri konuşması normaldir.yalnız burası hala türkiye'dir.televizyonda dönen paraların ve ekonominin durumu ortadadır.bu kadar ekmekle bu kadar köfte çıkmaktadır.zaten burda iddia edilen bu köftenin dünya çapında olduğu veya herkese uygun olduğu değil, türkiye televizyonlarındaki yapımlarda gördüğümüz en tutarlı en planlı hikaye ve dizi olmasıdır.adamlar resmen çatır çatır onlarca karakter yaratmış, bunları çeşitli zamanlarda ustaca diziye sokmuş, yeri geldiğinde bir şekilde diziden çıkarmış, elbette ki bu kadar zaman ve bölüm boyunca tempoyu yükseltip indirmiştir.sadece üşenmeyip yapılan tahminleri okumak ve bunların neredeyse hiçbirinin gerçekleşmediğini görmek bile senaryoya hakkını vermeyi gerektirir.73. bölümü, ilk başta hiç izlemediği halde burun kıvıran ama 2 bölüm izledikten sonra dizinin hakkını verip aylardır kaçırmayan sevgilimle nefes bile almadan her ayrıntıda büyük zevk alarak ve de bir türk yapımında bunları gördüğüme deli gibi sevinerek izledim..yapan herkesi kutluyorum..
bir cumhurbaşkanının oynadığı ( gerçi oynamamış kıbrısla ilgili düşüncelerini dile getirmiştir.)ilk türk dizisidir zannediyorum ki son olur.
3 mart tarihli bölümünde, rauf denktaş'la donuk yüzlü yaşlı bir adamın bir saat kıbrıs meselesinin tarihiyle ilgili birşeyler konuşmalarının ardından, iki geyik ve komik tipin çıkıp şaklabanlık yapmasının ardından tekrar rauf denktaş'lara bağlanılarak aynı ciddi meselelere ani dönüşle seyirciyi şizofrenik yapan şizofrenik dizi. ayrıca babamın, kıbrıs'la ilgili uzun ve sıkıcı diyalog kısımları dahil, gözünü kırpmadan seyrettiğini gördüğüm ilk dizidir. elbette bu durum, bu hilkat garibesi diziyi hiçbir şekilde güzel ve takdire şayan yapmamaktadır.
belki de dizinin basindan beri bekledigimiz ve bir turlu gelmesini istemedigimiz anin geldigi, baronun oglunun polat oldugunu ogrendigi dizidir. kanimca da 73.bolum, sezonun, belki de dizinin en iyi bolumuydu . yapimci ve senaristlerin hepsine helal olsun. sonmekte olan kurtlar vadisi heyecaninin haril haril tekrar yanmasina neden olacagini tahmin ettigim bir bolumdu. yanliz, bu leyla ve 6 aylik cocugu meselesi beni killandirdi....
73. bolumdeki yeralti mabedini gordukten sonra gelecek bolumde polat alemdar ile karahanlinin isin kilici ile duello yapmasi bile beni artik o kadar sasirtmayacak dizidir..
join me my son! it is your destiny! esas problem polat la karahanli el sikisip eywallah baba ogul biz bu turkiyeyi hallederiz dedikten sonra kilicin (bkz: isin kilici)ne hissedecegi? yani kaybettigi cocugun bulunduguna mi sevinsin yoksa pabucunun dama atildigina mi, her an oldurulebilecegine mi kokrsun, uzulsun? merakla beklemekteyim bu adamin piskolojisinin ne olacagini?
tv'yi açıp izlediğim tek dizi! diğer zamanlarda televizyonun yüzüne bile bakmiyorum! merak..karahanli o 7 yilanli amblemi olan mabede girerken birşeyler söyledi. latinceydi sanırım. girerken söylediği sözler neydi acaba? acaba?
bir sonraki bölüme kadar meraktan gebertecek olan dizidir.karahanlı nın mabede girerken söylediği söz, ona verilen kartta yazılı latince sözdür.kartı aldığında hemen türkçe karşılığını söylemişti, sahip oldukların sahip olamadıklarındır gibi bir şey demişti kızına.
73. bölümle sezonun en iyi bölümünün gösterildiği dizidir.--- spoiler ---evelden beri söylenegelen masonların şöyle veya böyle dünyayı - ve dahi türkiyeyi - yönettiği tezini düşünerekten şöyle bir teori üretebiliriz. aslan bey bir masondur. mehmet karahanlı'da zamanında masonların desteği ile önemli yerlere gelmiş bir adamdır. fakat daha sonradan bir şekilde örgüte yamuk yapmıştır. örgütte bir şekilde onu cezalandırmak için aslan bey aracılığı ile oğlunu kaçırmıştır. şimdi de istekleri doğrultusunda bir şeyler elde etmek için oğlu ile karşı karşıya getirilmiştir. gittiği mabedi kılıça söylememesi bu teoriyi bir nebze doğrulamaktadır. iş bu teori 6 gün sonra kendi kendisini imha edecektir. --- spoiler ---
doğu beyin "sevgilisi leyla ile birlikte öldü, kız 6 aylık hamileydi" sözleri ve de baronun polatın seceresini okurken "sadece leyla" demesi, polatın aslan beyin ölen kardeşinin oğlu olma ihtimalini kanımca yükselten ama bu sefer de polatın gördüğü kaçırma rüyasını neden gördüğünün bir soru işareti haline geldiği dizi..
73uncu bolumu ile sonunun cok yakin oldugunu belli eden, bizleri hem uzen hem sevindiren dizidir.dizide gorunen 7 basli ejderha bir hristiyan mitidir. ayrintili bilgi icin: http://www.hristiyan.net/kutsalkitap/va.htm
dizi denktaş'ın diziye girmesi sayesinde reytingini artırmıştır. kurtlar vadisini hiç izlemeyen kişiler sırf denktaş için izlemişler. yakında diziye recep tayyip erdoğan ve ahmet necdet sezer'in girmesini bekliyoruz..
ülkücü gençlere maletmenin yanlış olduğunu düşündüğüm dizi. daha çok the godfather tadında benim için.
izlediğim bir bölümünde "hayır biz şanslı değildik ama talihliydik" repliği geçen ve bunun üzerine "o şanslıydı ama talihsizdi" diye devam eden karizma söz üretmek uğruna saçmalayan bir çok sahne içeren dizi.
52. bölümününde reklamlarin normal dizi yayininin iki kati zaman almasina ragmen hala bu engellere katlanip her hafta persembe günleri bir sölen halinde izlenen dizi...
son bolumuyle ortaligin anuna koymus dizidir *.
--- spoiler ---73. bölümünde karahanlı'nın karşısına esat'ın çıkmasını dahi düşündüğümüz dizi,ayrıca burda yazılanları okuyup bizi göt etmek istercesine senaryoyu değiştirdiklerini düşündüğüm dizi, "ulan şimdi nolcak ki" diye iyice paranoyaklığa götüren dizi...--- spoiler ---
bir dahaki bölümünde karahanlının peşinden jean paul'un ve hemen ardındanda bruce wayne'in girmesini beklediğim dizi
--- spoiler ---83. bölümün özetiesad, tilki andrei'yi sağ ele geçirmek için komando birlikleri ile baskın yapar. oysa tilki, nina'yı öldürür, polat'a bir mesaj bırakır ve sırra kadem basar. safiye'ye gelen mesajlar, onun vakıf işleriyle uğraşmasını tavsiye eder. nergiz, "fox"un samuel olduğuna emindir artık. laz ziya, kendisini sağlama almak için harekete geçer. nizamettin, yeni t.c.k.'daki ilkesel devrimler hakkında basına röportaj verir. halo, polat'a brifingini sunar. afganistan'daki afyon üretiminin abd müdahalesinden sonra nasıl kat be kat arttığını konuşurlar. samuel'in dosyasında dünyayı yöneten vakıflar hakkında detaylı bilgiler vardır. onların yapıları ve çalışma şekillerini anlatır. sürekli gerileyen abd ekonomisinin almanya, japonya ve çin karşısındaki son kozunu konuşurlar. rus ibrahim, tilki ile görüştükten sonra kendi konseyini toplar. rus ibrahim'in kaçamayacağı son başlamıştır artık--- spoiler ---
halkimiz tarafindan cok sevilen dizi.http://www.ntvmsnbc.com/news/301820.asp
alaattin çakıcı'yı rahatsız eden dizi. bugünkü hürriyet'teki haber şöyle:"kurtlar vadisi'nde her karakter gerçek hayatta bir isimle özdeşleştirildi. polat'ın abdullah çatlı'yı, çakır'ın ise yeraltı dünyasının ünlü ismi alaattin çakıcı'yı simgelediği iddia edildi. ilk kez kurtlar vadisi'yle ilgili bir açıklamada bulunan alaattin çakıcı, dizinin kanunsuzluğu ve eğitimsizliği özendirdiğini söyledi. çakıcı, 'beni bu açıklamaya mecbur bırakan şey, yaratılan hayali bir kahramanla ülkemin gencecik insanlarının kanunsuzluğa ve eğitimsizliğe özendirilmesinden duyduğum rahatsızlıktır' dedi."
artik seyredilmesi icin bazi evlerde erkekler matinesi yapilan dizidir bu.
(bkz: #7534319)
çakırın ölmesinden sonra tadı kaçsa da keyifle ve merakla izlediğimiz, reklam araları aşmış olan, rtükün ve diğer kanalların çekemediğibu bir mafya dizisidirdiyerek olaya son noktayı koyan aşmış dizi.
çakırı ne öldüren ne de yaşatan dizi.
(bkz: acik kalp masaji)
dizinin sonunda başhekimin çakır ın kalbini meme gibi sıkıştırmasına verdiği "açık kalp masajı" tamlaması nazarımda dahiyane bir fikre vesile olmuştur..-hilmi napıyosun sen öyle..-ölmiceksin ayten..açık meme masajı yapıyorum.. karışma sen..
süleyman çakır karakterine şiirler yazacak kadar fanatiklere sahip dizi...kalp durdu, doktorlar durdu hafiften bir selam verdi bakmadan kalbiyle yolladı tüm sessizliklere ağlayan gözlerine memati'nin http://www.kurtlarvadisi.gen.tr
teist cerrahların, abili bacılı "doğal" muhabbetlerine tanık olduğumuz yapım. her zamanki "hastanede acil müdahale" sahnelerinden farklı olsun diye ortaya konmuş bir çaba var, görmezden gelemeyiz. sanki dillendirilen çekinceleri duymuş gibiler.
dizide yeni bir konseyin kurulduğunu görmemle klon sozluk cağrışımlarına kapıldığım dizidir.
polatin sirlari yazan islanmiş koca defteri yirtip atmak icin ciktigi balkonda, defterin bir blok cillop gibi a4 oldugunu gordugumuz dizi
"hijyenik" cerrah muhabbetlerine şahit olunmuş dizidir. oyunculuk biraz vasat olsa da, makası fırlatıp atmak gibi asabiyet gösterileri gerçekçidir. dahası, gerçek hayatta cerrah abiler, ortam steril filan demez sinli kaflı müdahele ederler hadisata. elbet zaten uyarı almış bir dizide böyle şeyleri görmeyi beklemiyoruz. istemiyoruz zaten.
an itibariyle dizi başlamadan önce canpolat kendi sesi ile bir reklam filmine çıkmıştır..herifin gerçek sesini duyan büyük bir kitle artık diziyi izlemekten vazgeçmiştir..*
polis, mafya, derin devlet, yargı ve bilimum kurumu aynı mekanda buluşturmuş dizidir an itibariyle. acaba bir kuvvetler birliği mi söz konusudur? biraz sonra elleri ortada birleştirip üç kere voltran diye mi bağıracaklardır? tam bir muamma...
ilginç olansa dizide sanırsam geçen sezonun son bölümünde -ki diziye göre bir kaç gün öncesidir bu- elif e armağan edilen araba ortalarda yoktur, elif yine yaya kalmıştır.
turk filmine donmus bir dizi. hayir, en sonunda polat matrix'ten uyanacak ondan korkuyorum.
sirlar dolu zarfi guclu olanin kapacagi bu baglamda kimin guclu oldugun reklamlardan sonra gorecegimiz diziedit - bir dahaki bolumde gorecegimiz dizi
polis, mafya, derin devlet, yargı ve bilimum kurumu aynı mekanda buluşturmuş dizidir lakin sürpriz sonuçlara gebe olduğundan kelli az sonra sonra elleri ortada birleştirip üç kere "voltran" diye de bağırabilirler,yanyana dizilip "şaka yaptıık şaka yaptıık tey tey" diye halay da çekebilirler.ayrıca; (bkz: sirkeci postanesi)
yeni bir konsey, cikabilitesi yuksek yeni catişmalar --- spoiler ---ve polat'in daha ilk bolumden bu yana gordugu ruyanin* gercekte ne anlama geldiginin anlaşilmasi --- spoiler ---ile daha da boka sarmiş bir dizidir. elif kizin sevdiceginin aslinda olmedigini ogrenmesiyle birlikte boka sarma katsayisi artmistir. bu gidisle sozluk daha nasil aforizmalara mekan olacaktir bilinmez, bilinemez...
(bkz: fuhuş baronu)
özel tim adı altında polonya halk dansları ekibindeymişçesine sekerek yürüyen mallar sürüsünü bize izletip aklımızı alan dizidir..yapmayın, etmeyin..yazıktır..
bu haftaki bölümünde bir acele posta servisi eşliğinde bir zarfın hikayesine tanık olduğumuz dizi.
spastiklerden kurulu özel timi ile komedi kategorisinde de gönüllere taht kurmuş dizidir.
reklam arasinda girilen entrylere bakılarak..pek çok yazarın,midesini bulandırsa da..olaylara ve repliklere götüyle gülse de..bu diziyi izlemekten vazgeçmediği aşikardır..*
tilki andre ninayi 2 kursunla öldürmüştür. ama tam o sırada meydana gelen paralel evrendeki bir kırılmadan dolayı nina da 3 kursun deliği gorulmektedir. (bkz: hayırdır inşallah)
çiçek toplamaya giden afacanlardan oluşan bir adet swat tim olan dizi. o nası hoplayıp zıplamaktır öyle. neşe içerisinde ev basıyorlar..
yönetmenin, evi basılan ev sakinine ne söylediğini çok merak ettiğim dizi..-bak güzel arkadaşım, bu özel tim mensubu rolündeki arkadaş senin evine dalacak, kapıyı langadanak açacak, elinde de nah benim boyum kadar bi tüfek olacak.. evine girecek etrafı dağıtacak, arayacak edecek sonra sittir olup çıkacak gidecek.. -abi ben bu adam eve girince tepki vermiyo muyum?-yok hayır sen sus izle adamı -e abi nası evin erkeğiyim ben?-sen öyle takıl.. hafif bi pamuk erkek ol sen ses çıkarma..-(evin hanımı rolundeki abla)bari ben "çamurlu ayaklarla girme pis herif" diye bağırsam?-yok yok bozmayın siz sahneyi..-eh peki..
(bkz: quo vadis)
(bkz: eksi sözlük konseyi)
hiç oturup da seyretmediğim yalnızca ve yalnızca fragmanlarından gördüğüm, çekim kalitesi bakımından acayip kötü olan ayrıca da o esmer olan çocuğun, (estetik ameliyat olup başkası olan) rol yapmak namına fragmanlarda dahi "0" kabiliyet sergilediğie şahit olduğum dizi. eeee hani izlemiyordun nerden biliyorsun o adamın ameliyat olduğunu diyenlere şöyle söyleyeyim, onu da yeni öğrendim, bir arkadaşıma fragmanlar geçerken "bu kim, bu kim, peki bu kim....?" diye sorduğumda öğrendiğim kişidir kendileri.çekim kaliytesi çok geride olmasına karşın dolu insanı ekran başına topluyor bu da demek oluyor ki; insanlar bir alışınca kalite filan gözleri görmüyor önemli olan konunu devamı ve adrenalin...
omer babanin selam verene zarfin gittigi adresi vermesi ortama bir renk, bir tat, bir doku getirdi.
bugün itibariyle iki defadır bir bi tarafları kalkan kılıç beylerin karahanlı beyler tarafından oturtulmasıyla "çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncü de nereye kadar?" sözünü hatırlatan dizi.
kahvaltı sahnesinde kılıç amcanın kılıç yarasının unutulduğu dizidir.
polat ın çok gizli bir belgeyi yakmak yerine beraber duşa girmesiyle beni şaşırtmış dizi, daha sonra da mürekkepleri akmış* defter yapraklarını hilton un boğaza nazır balkonundan savurması da ayrı bir şaşkınlık kaynağıdır. halbuki yaktığı defterin küllerini istanbul semalarına savurması çok daha anlamlı olurdu kanımca. bir de defter yaprakları yerine bi tomar cillop gibi birinci hamur a4 kağıdı savurması da gözümüzden kaçmadı yani.
duşa birlikte girilen defterin ıslak yapraklarının hilton balkonunda saniyeler içerisinde kupkuru oluşuna ve havada eşsiz dağılışına şahit olunan dizi.
kılıç:varlığın nedenini fenomen olarak kabul etmekistiyorum ben..konseye bunu sunucamkarahanlı:ruslar buna çok şaşıracak..kılıç:kurt ulursa kuzu yavrular korkusundan..karahanlı:ben konseye samatyayı almayı düşünüyorum..zirvelere renk gelir bence..ne ööle yeni birini alırken anca eğleniyoruz el öpme falan..kılıç:samatya gelir konsey dirty dancing setine döner..olmaz ama..karahanlı:aforizma yapıcam bak şimdi sözlükte yazıcaklar..kılıç:buyrunsayın karahanlı..karahanlı:şu entry kötüleme mafyasının baronunu bizim konseye transfer etmeliyiz..acilen..hadi kötüleyin len hadi..hadiiii...kılıç:çoktan tespit ettirdik yerini..helikopteri söylim mi getirsinler..karahanlı:hapşırmasın mümkünse..bi tanesi yetio zaten başımıza..
(bkz: itler vadisi)
bugun kabus gibi dakikalar yaşamama vesile olan dizi. şoyle ki;bir arkadaşimin cepten aramasi uzerine odunc aldigim kitabi vermek uzere yurt kantinine indim ve ic taraftaki masalardan birine konuşlanmiş elemanin yanina gittim. muhabbetimiz birazcik uzadi, neyse tam ayriliyorum etrafimi boyle karizmatik karizmatik(!) duruşlu bir suru adam sarmaya başladi. yahu noluyor ne bitiyor derken butun yollar kapandi, koca kantin doldu ben onca adam arasinda ortada kaliverdim, cikmak ne mumkun.meger ben gittigimde kurtlar vadisi yayinlaniyormuş ve reklam arasiymiş. ulan sinemaya gelmiş gibi izliyo amcamlar, reklamlar bitmiş, ciş molasina, cips almaya giden bir suru yagiz delikanlimiz da diziden 5 sn kacirmamak icin olanca hizlariyla yerlerini almişlar. olan bana oldu tabii, korkuyorum şimdi cok etkilendim, akşam kurtlar konseyi falan girer herhalde kabuslarima.
uluslararası casuslu masuslu, bol aksiyonlu, tom clancy romanları tadı yakalnmışken bir anda bay yanlış ve doğru ahmet formatında bir hükümüet propogandasına dönmüştür. işbu dizinin türkiyede asıl oy potansiyelini oluşturan kesimin tamamı tarafından izlenildiği dikkate alındığında çok kurnazca bir hamledir.
83. bölümdeki özel timlerin operasyonunun hiç özenilmeden çekildiği anlaşılan dizi. "tim" elemanları binbir şebeklik yaptı resmen. fakat tilki karakteri gerçekten başarılı; bi ara tilkinin çekirge gibi zıplayan soytarıları teker teker vurmasını dilemedim, hatta bi ara bu mal timlerin tilkiyi öldürebilmesinden korkmadım değil, o derece yani...*
yine "baba"dan arak yine babadan arak..çift kanatlı kapının kanatları kenetlendi.gelecek bölümde camdan helikopter girerse şaşırmamalı..
akrep bekir 'in konsey kapisina bastonunu yerlestirip, kapidan cikisi bir anlamda iptal derek 84ncu bolumde bir nevi godfather 3 pusu sahnesi yasatilacagi dusunulen dizi. muhtemelen iceri zehirli gaz falan atilacak, tum konsey oldurulecek. ilerleyen bolumlerde akrep bekir ve tilki andre karsilarinda polat ve ekibi mucadelesi gorecegiz.
gün itibarıyla sarma sigaraya bambaşka açılımlar getirmiş dizidir.. tilki andre'nin bu gazla bütün rus klasiklerini bitirmesini diliyorum..
83. bölümde sofi, anası ve kılıç'ın birlikte kahvaltı ettikleri sahnede kılıç'ın yüzünde yara izi olmadığı tespit edilmiştir. adam hep aynı makyaj faslından sıkılmıştır besbelli. zaten yara her bölümde farklı boyutlarda karşımıza çıkmaktaydı. senaryo içine yerleştirilen bir cerrahi operasyonla kurtulması tavsiye edilebilir. efe'yi bulamadığından dolayı duyması gereken ızdırabı yine bölümde geçen hz. ömer'in sakalındaki beyaz tele gönderme yapacak bir katakulli ile başka tarafa kaydırıp kurtarmak gerekir bu adamı.
sabaha karşı dans pistlerini çevreleyen hologramlı arazi
safiye karahanli 'nin abazaligin doruguna ulastigi dizi. kizi eve hapsettiler. o da kendini mecburen internete verdi. ilerki bolumlerde fox nickli eleman ile bir sanal yaklasim olursa sasirmayalim.
setine siddetli bir yagmur sirasinda paratonersiz minare dikmek istedigim dizi, evet.
komedi oldugunu sandıgım dizi.zira 15 dakika boyunca dizide nekadar erkek karakter varsa birbirlerinin elini,yüzügünü filan öpmesinden bu sonuc cıkıyor.bir de,diziyi izleyenleri aptal yerine koyuyor olacaklar ki şöyle uyarılar var,dizi başlıyor,dizi reklam arası veriyor..
son haftalarda elif'ten sonra safiye'nin bunalımlarını da çekeceğiz galiba düşüncesi uyandıran dizi. bu filme 1 kadın bile fazlaydı ikincisi nerden çıktı diyoruz. amma velakin yeni saç modeliyle safiye elif'i sağda sıfır bırakmayı becermiştir.
bize chat ortamında tavladığımız kızların aslında o kadar da tav olmadığını anlatan dizi.(bkz: hepimiz samueliz)
dizi senaristinin televizyonda bir tartışma programında dizideki şiddet unsurlarının azaldığını söylediği haftaki bölümde mematinin bütün kemiklerinin kırılarak çöpe atıldığı , sonraki bölümde de rus konsey üyesinin dövülerek domuzlara yem olarak atıldığı dizi..
83. bölümüdeki özel tim elemanı olarak seyirciye yutturulmaya çalışan kişilerin rollerine counter strike oynayarak çalıştıkları bariz olan dizi. bari yarım saatinizi ayırıp swat 4 oynayaydınız da öğreneydiniz nasıl olurmuş özel tim.ayrıca tilki andre'nin hikayeye dahil olması ile yeniden heyecanlanmıştır.
diziyi hiç izlememiş biribaşlığı başından sonuna okuyabilecek kapasitede(!) ise,dizinin gelmiş geçmiş tüm senaryosunu anlayabilir."kim, ne, nerede, nasıl, ne zaman, neden" soruları gayet açıklayıcı bir şekilde cevaplandırılabilmiştir. (bkz: 5n 1k)
cerrahların ameliyat sırasında konuşmaktan iş yapamadıklarını gösteren dizi.. "ulan adam ölüyor orda siz vıdıvıdıvıdı laf çalıyosunuz, sonra n'oldu çakır öldü geçmiş olsun, kovdum lan hepinizi, siee" demek gelir o kareleri izleyen insanların içinden..
çakir vuruldugunda küçük kizinin aglayarak uyanmasiyla verilen fenomen esprisi iyi olmus diye düsünürken, kötü haber kurtlar vadisi'nden hemen sonra atv'de baslayan bir istanbul masali isimli diziden geldi. duydugum kadariyla orada da bir araba havaya ucmus, yaralilar arasinda da bir kiz varmis ve annesi tam o esnada "eyvah kizim" nidasiyla uyanmis ve herkes hastaneye kosusmus filan... demek ki yapimcilar fenomen is yapar abicim havasindalar ve bu ayak bir klişeye dönüsmüs. gönül isterdi ki kurtlar vadisi bu fenomen ayagina yatmasin. tüm dizilerde bir hastane olayidir gidiyor. yetkililer buna bir care bulsun. postane, pastane, eczane gibi diger hanelerden de yararlanilsin. bir de polat çakir'in nerede oldugunu nasil bildi? halit adres mi verdi de biz duymadik. orasi anlasilamadi. halit adres verdiyse bu cok sacma diil mi?
tamahkarlığından kendi kendini tüketmiş olan dizidir.
bari en azından paintball oynamış birilerinden özel tim kurulsaydı diye düşündüğüm dizi.hadi dizinin karizması neyse de, esad'a ve doğu bey'e yakışmadı.
hakkındaki olumsuz entrylerin doğrudan yazarın en sevilmeyen entryleri arasına yollandığı dizi. ssg dizinin severi olarak bu iş için kod yazmadıysa, kurtlar vadisi için gönüllü olarak entry kötüleyen fanatikleri olduğunu sanıyorum. ben şahsen düşüncelerini dikkate alıp -birinin yapıcı olmasına bile çalıştığım- eleştirel entrylerimi silmiş bulunuyor (edit:delikanlı değilim, asabiyim ben) ve nihai fikirlerimi beyan etmek istiyorum:osman sınava ait eşşiz bir yapıt. türkiye'de mafya, derin devlet nedir bilmiyorduk. bazı işlerin şiddetle, korku saçarak yürüdüğünden haberimiz yoktu. seni mermi manyağı yaparımları haber bültenlerinde izlememiştik. sağolsun hepsini bizlere gösterdi, hatta çoluğumuza çocuğumuza izletme şansını bizlere tanıdı. şimdi çakır öldü mü ölmedi mi onun merakı içinde kendimi yiyorum. sevenleri üzülmesin, alo fetva hattını aradım cennete girebilir mi diye, allah bilir dediler.
--- spoiler ---iki konsey arasındaki öpüşme merasimi farkı, konseyler arasındaki yapı ve anlayış farkını da işaret ediyor. o kabak kafanın çar olarak kaç nefes alabileceğinden pek emin değilim, hatta ölümü de bastonlu, asabi bakışlı amcanın (silah baronu) elinden olabilir pekala.bu arada tuncay bir maraza çıkaracak diye bekledim, yapmadı deve, paşa paşa öptü bilumum mikroplu elleri. ah konsey sen nelere kadirmişsin...--- spoiler ---
haftaya yayınlanacak bölümünden sonra istatistiklerde alabildiğine entry iceren basliklarda ilk 10 a girecek olan dizi.
diziyle ilgili yorumlarda sleyman çakır ve kendisiyle bağlantı kurulduğu iddialarını bir basın açıklamasıyla reddeden alaattin çakıcı'nın savunma tezi olarak "ben kimsenin elini öpmem" demesiyle beni yarmış, senaryoyu ciddiye alıp böyle bir açıklama yapma ihtiyacı hissettirmesiyle beni düşündürmüş yapım.
son bölümde tilki andre denen şahsın son derece insancıl birisi olduğu ortaya çıkmıştır. zira o hoplayıp zıplayan özel tim elemanları benim karşıma çıksa, şu halimle bile hepsini tokatlaya tokatlaya gebertirdim. adam hepsini allah'a havale etti, bindi bagajına gitti. helal olsun.
aldım verdim ben seni yendim tadıyla bütün odaları tarayan özel tim elemanlarıyla bizleri muhattap bırakmış dizi. tam kızacaktım ki, baktım adamlar normalde de öyle yürüyorlar bişey diyemedim o yüzden. lan hadi odalara bakarken öyle yürüyorsun tırım tırım; işin bitmiş daha ne paytak paytak yürüyorsun amın düdüğü.
rtükün şebeğe çevirdiği dizi,eskiden kafa kesilirdi şimdi tırnak kesiliyor.
sevimli kahramanlar, yani oda arayıcıların çok harika özelliklerini bize göstermiş bir dizi oldu kurtlar vadisi, ben de yatağımda rahat uyudum akabinde. efendim oda ararken nerelere bakıyoruz şimdi sırayla check edelim (bkz: check etmek):* odanın içi. evet, doğru tahmin, odanın içine bakın. ama yavaş yavaş girin mesela odaya, ışığı yakın, sağ ayakla girin lan, caiz değil sol ayak.* varsa bir yatağın altı.evet evet, 1.90 boyundaki bir adamın bebek karyolası altına sığacağı düşüncesinden hareket etmeyi unutmayın. maşallah. ama yine de kızmıyorum. * oda eğer banyo ise lavabonun içi.yuh. yuhhh. ne diyeyim...? ha?* mutfaktaysanız dolapların üstü.oha. ne ışık tutuyosun dolabın üstüne eşşoleşşek? kedi mi arıyosun?* koridordaysanız bisikletlerin arası.anladım evet bakılacak bir yer, ama aydınlık bir koridorda, gayet ayan beyan ortada olan bir mekana, silah ucuna monte edilmiş el fenerini tutup, yetmiyormuş gibi onu sağa sola sallamanın ne anlamı var be hödükler? ne anlamı var?* kapının arkasına bakmadan odanın küçük köşeleri felanları filanları.be eşşek sıpası, ben saklanan adam olsam, seni bir kere öldürmekle de yetinmezdim herhalde. ama film icabı bak. şaka yani. şakacıktan. ama sen de şakacıktan oyuncu olma, adam gibi oyuncu ol biraz di mi? hiç mi askerlik yapmadın? hadi askerlik yapmadın, hiç mi mustafa altıpatlar filmi izlemedin.... sinan çetin? yuh... izlemedin mi? yuh...* arabaların bagaj kapaklarının üstü.be adam, be manyak adam. kedi aramadığını iddia ediyosun, ne diye arabanın içine bakmadan önce bagaj kapağının üstüne bakıyorsun?ya of ya. sıkıldım.
polat'ın hilton otelinden savurduğu temiz a4 kağıtlarının sarayburnu'nda taksinin camına yapıştığını görmemize vesile olmuş dizidir aynı zamanda. istanbul'un üst hava akımları meşhurdur zaten.
zap sırasında polat denen adamı elbiseleriyle duş alırken gördüğüm dizi. "hey allahım, peki şimdi ne olmaktadır?" diye biraz bakayım dedim. sonra polat üzerinden sular döke saçıla salona geldi. salonda memati oturmakta idi. (temel karakterleri biliyorum şüphesiz) bu duruma -haklı olarak- bir anlam veremeyen memati, "abi nedir" filan diye sordu, polat konsolun üzerinden bir defter aldı ve "elbiselerimi çıkarmayı unutmuşum" dedi. muhakkak ki bütün bu işlemlerin devlet ve mafya kültüründe derin bir manası vardır ama ben çözemedim. başka bir kanala geçtim. acaba hata mı ettim..
83 bolumunu izlerken artik polat elif'i becerse de, elif de rahatlasa seyirci de rahatlasa dedirten dizi. illalah dedirtmistir artik.
--- spoiler ---sofinin yazisitigi kisi nin tilki andre olma ihtimali cok yuksektir. istanbul a gelmekten bahsediyordu yazismalarda ve geldi de. zaten nick i de fox dur dikkat edilirse. belki de diziler hakkinda fazla ayrintili dusunmek bunyelere zararlidir.--- spoiler ---
yeni bir dikey hiyerarşi görmemize vesile olmuş dizi *
ayrıca rus baron'un otururken göğsünü sola doğru çevirdiği, sol elinin sol dizine sağ elin ise sağ bacağının yanına koyduğu dikkat çekmiştir. böyle giderse bu adam baron maron olamaz omuriliğinde acaip bir deformasyon oluşur.. ayrıca polat bunların tümünü bir gecede öldürür. hatta polatın bir gecede adam öldürme ortalaması 6 olduğuna göre rus konseyini yarım gecede öldürür gerisi kar kalır..
polat efendi duşta üç kere hapşurmuştur. olay muhtemel bir afyon patlamasını işaret etmektedir. daha önce vuku bulan hadiseler uyku sersemliği olarak değerlendirilmelidir. uykusuzluk sersemliği olarak da değerlendirilebilir. babasının kim olabileceğini öğrenmiş olmanın sersemliği olarak değerlendirilse bile olur. gizli belgeyi imha etmek için duş aldırıp istanbul semalarında uçurmak ise angutluk olarak değerlendirilmelidir.o değil de, memati az daha araya gidiyordu, bir şişe devirdi, hayatını kurtardı. o defteri okusa neler olurdu bilemiyorum.
derin devlet diye bi olaydan haberi olmayanların kahvelerde milletin toplanıp izlediği rezalet bir mafya dizisi diye nitelendirdikleri bi çok gizli kalmışları tam bir açıklıkla olmasa da şu ana kadar anlatılmış en cesur dille anlatan belgesel nitelikli dizi.bu konuda esaslı 1-2 kitap okumayı deneyenler eminimki ''vay be türkiye'de neler oluyormuş diyip bu diziye daha farklı bi gözle bakacaklardır.
polatın ceylan da duş alarak konaklayıp, nasıl olduysa hiltonun kapısından oteli terk ettiği dizi. abdülhey kendinerine ateş açan polise karşılık vermek isterken "bırak işlerini yapsınlar" diye uyarılmış ele geçirilen siyah defterin sayfaları hilton otelinin balkonundan sarayburnuna kadar fırlatılabilmiştir.
--- spoiler --- tanıtım kuşağına göre anlaşılmaktadır ki; artık polat karahanlının kabusu olmaya başlamıştır.--- spoiler ---
19 mayıs tarihli bölümün ardından girilen entry sayısının, daha önceki bölümlerin ardından girilenlere oranındaki düşüşe bakılırsa, müdavimlerini gerçekten de sıktığı, muhaliflerinin de artık yazmaya bile değer görmediklerini düşündüren dizi.
dizi 1 hafta oynamadı diye kızdım köpürdüm ama gâlibâ bu ekibe* bir bölüm için 1 hafta yetmiyor ve eskisi gibi kaliteli iş çıkaramıyorlar. yâni evet, ölümü gösterip hastalığa râzı ettiler beni, tamam, iki haftada bir olsun da biraz daha özen gösterilsin diyesim geliyor izledikçe.bir kaç hafta önceki bir bölümü 21:45'te falan başlayıp gece yarısına yakın bitmişti, doya doya izlemiştik. o haftadan sonra bölümler yine 21:35-21:45 arasında başlıyor, çabucak bitiyor, bir de her reklâmdan sonra geriye sarmaya başladılar, tamam bu bâzen hakikaten iyi oluyor, 20 dk. yayınlanan dizi parçası sonrası 5 dk. "bu bir reklâmdır" ibâreli, 5 dk. düz reklâm, 5 dk. daha "bu bir reklâmdır"'lı fasaryalar, 5 dk. da sınav'ın sunduğu hayat bilgisi'nde bu hafta, bilmemnenin sunduğu yağmur zamanı (yağmur zamanı çarşamba akşamları oluyor zannedersem, dolayısı ile 6 gün önceden bir sonraki bölümün parçaları görülüyor ama kurtlar vâdisi'nin fragmanlarını ancak o gün görebiliyoruz) şöyle böyle derken diziyi unutuyoruz. işte bu geriye sarmalarla bile dizi daha erken bitmeye başladı ve yapılan işin de özensizliği iyice arttı. eski bölümlerin hatırına tolere edilebilecek şeyler de var ama dünkü bölüm o kadar reklâm geliri kazanılabilecek bir bölüm değildi bence.yine önümüzdeki haftayı iple çekiyoruz o ayrı mes'ele de, böyle bu kaliteyle git git nereye kadar gider bu iş be selo ?
dünkü bölümün özetlerini seyrederken kardesimin dikkatini birsey cekti. nina ormanin icindeki kulübede iken bir sahnesinde yapilan yakin cekimde tirnaklari ve dolasiyla ojeleri gözüküyordu. polat'in hücresinde tam olarak ne kadar kaldigi tam net olmasada nina'nin ojeleri yerli yerindeydi. ne gecen zaman süresi icerisinde uzamasi gereken tirnaklarin diplerinde ojesiz bölge vardi, ne de ojelerinde bozulma vardi. sanki hanimefendi manikür, pedikürden yeni cikmisa benziyordu.
citayi o kadar yukseltmistir ki bu dizi; insanlar artik elestirirken oyuncularin parmaklarindaki ojeye, daha dogrusu ojeli bolgeye dikkat eder ve oralardan bir acik yakalamaya calisir hale gelmistir. ozel tim denince aklina hemen counter strike oyunundaki ya da amerikan filmlerindeki tipler gelen zihniyet de sagolsun bi guzel elestirmistir operasyon sahnelerini. ha bir de arama yapilirken evin icine daldiklari halde evdekilerin seslerini cikarmamasi da epey tepki cekmis gibi gorunuyor. simdi bir sormak var bu tepkiyi verenlere: gecenin bi yarisi kapiniz calinsa ve iceri langadanak kar maskeli ve tam techizat silahli bir tip daliverse, hararetli bir sekilde evi aramaya baslasa... allah askina kac kisi cesaret edip de "yahu kimsin sen hemserim? neariosun bizim seadet yufamisda?" şeklinde bir cumle kurabilir cok merak etmekteyim...(bkz: helal olsun)
acem kizi türküsünü de yavaş yavaş repertuarina almakta. ben bu türkünün estigi sahnelerde daldiiiim gittim, o sahnelerde ne oldu, hatirlamiyorum. hayirdir inşâallâh.
erhan karakterinin acilen bir cinayete kurban gitmesi veya aşk hayatının acilen bitmesi gereken,serdar akaryönetmenliğine geldiğinden beri sıkıcı olmaya başlayan dizi.
hiltonun camından savrulan kağıtların sarayburnuna kadar gitmesiyle hezarfen ahmet çelebi yi bizlere hatırlatan dizidir, zira o da evliya çelebinin mübalağalı anlatımlarına göre galata kulesinden salacak kıyılarına kadar uçmuştur ki neredeyse aynı mesafedir.
baron'un 2-3 ay içerisinde ruslar tarafından öldürüleceği konuşulmaktadır. baron da ölürse tek karizma kişiliğini kaybedecek dizi.
oruç ve ramazan konusunu dün akşamki bölümünde biraz kör göze parmak tarzında "işleyen" dizi. naaptın osman amca ya, abarttın sanki biraz?bu arada, yeni sezonda elif'in rahatsızlık verici bir tip olmaktan çıkıp bir işe yaramaya başladığını fark etmiş bulunuyorum. abidin'in deve tuncay'ı çileden çıkaran tuzsuzlukları hoş, amma illâ memati'nin bakışları... aşkolsun gürkan bey!
çeşitli sahneleri ile yaran** dizi. örneğin son bölümünde tuncay ile abidin iftar sofrasındadır. aralarındaki diyalog şöyle geçer..abidin: -abi hurma ile aç. sevaptır.tuncay: -bunları yıkadın dimi iyice.abidin: -üç kere suyun altında geçirdim abi. (tuncay gülerek yemeye başlar. bu sırada abidin devreye girip olayı bitirir.)abidin: -abi dışını yıkadık ama ya içinden kurt çıkarsa napıcan. nimettir tüküremessin de..(tuncay abidin'e küfer eder gibi bakar ve yüzüne iyi bir ekşime iner)
duvardaki "hayat bugundur" (ya da onun gibi birsey) yazisi bana guzel bir filmi hatirlatti. vcdsi bir yerlerde olacak, dur bir ara tekrar izliyeyim. eski bir sevgiliyi yer gibi...(bkz: circle is not round)
bu haftaki bolumunde bizlere konsey'in baron gelmeden evvel sinifta ogretmenlerini bekleyen lise ogrencileri gibi geyik cevirdigini gostermis dizidir. iki haftada koskoca konseyi hababam sinifina , o karizmatik halo'yu da inek saban'a donderdiler ya, ben ona yaniyorum.
en nihayetinde polat alemdar kişisinin esas amacinin baron'u yoketmek degilde onu şamar oglani moduna sokmak oldugunu anlamiş oldugumuz dizidir. bu gidişle daha cok oynayacaktir mehmet karahanli ile.
halo'nun bir afrika ulkesi ve kirmizi pasaport durumu, benim son aylarin getirisi sahsi tekrar dusunmeme sebebiyet veren, acaba babasi halo mu yoksa kirve mi diye dusunce evrimine girmeme sebep olan; feraye'nin görevini basariyla yerine getirememesinin de senaryoda degisiklikler yapilmasina bagladigim kurgusu agirlikli gerceklere dayanan dizi.
polat alemdar'ın son bölümde barondan resmen başkomutanlık yetkisi istediği dizi. polat alemdar'ın dediğim dedik kestiğim kestik, sözümden çıkılmayacak, sözümden çıkanın bilmem neresini keserim moduna girmiştir son bölümde.
kes-kopyala-yapıştır dizisi..son bölümde, vanunu ve polat arasında geçen muhabbet "sivil örümceğin ağında" isimli kitaptan birebir tırtıklar ihtiva ediyordu.ama milletimiz kitap okumak yerine, gidip de memleket üzerinde dönen dolaplardan ancak böyle üçüncü sınıf prodüksüyonlar üzerinden haberdar olma yetisindeyse, yapımcılara da kesmek, kopyalamak ve yapıştırmak düşer..not: üçüncü sınıf prodüksüyon hitabını bu yıl ki bölümler için kullandım.osman sınavlı dönemleri tenzih ediyorum.hakaret olarak algılayan ve bana kızan insanlar, madem diziyi bu kadar çok seviyorlar, mümkünse bir şekilde ilk bölümleri izleyip şimdiki bölümlerle mukayese etsinler.editt: rahmetli sadri alışık'ın turist ömer karakteri geldi birden aklıma.bir yerde turist sütçülüğe soyunuyor.gidiyor mahalle çeşmesine süte ucundan su katıyor.o esnada çeşmede bidonlarını doldurmakta olan bir adam bulunmakta.şakaloz şaşkaloz turiste bakıyor.turist gidiyor biraz dağıtım gerçekleştirdikten sonra, yeniden çeşmeye geliyor.bidonlarını doldurmakta olan eleman halen çeşme başında...turist yine suya vuruyor.birkaç sefer daha bu böyle oluyor.en sonunda turist yolunu alırken çeşmenin başındaki elemanın ağzından şaşkınlıkla şu sözler dökülüyor:"vay anasını be!!demek bizim memlekette süte su karıştırıyorlarmış..."
(bkz: republic of the podoso)
maalesef serdar akar ın yönetmenliğine gelmesi,senaristlerinin ahanda biz neymişiz meğer moduna girmesi nedeniyle tüm ihtişamını yitiren,sıradanlaşan,yine de bakalım sonunda ne olacak diye izlemeye devam ettiğim tv dizisi.aynı zamanda selçuk yöntem ayrılana kadar canlandırdığı karakter övülmüş,dizinin en doğru karakterlerinden biri olarak gösterilmişken,diziden ayrıldıktan sonra meğerse çok kötü bir insan olduğu anlaşılmıştır.bu da ayrı bir saçmalık olarak beynimde yer etti.
(bkz: zafer parpaoglu)
3.sezonu başlasa da bi kendimize gelsek dedirten dizi
son bölüme kadar her bölüm ihtişamından biraz daha yitirse de izleyici kitlesindeki artış hızını sürdüreceğini düşündüren dizi. senaryosu herhangi birinin ilgisini hemen yakalayabilecek ayrıntılarla öylesine işlenmiştir ki, değil yönetmeni oyuncuları da dizinin zararına çalışsa, vadinin etki alanı genişleyerek devam edecek gibi duruyor. televizyonda durduğu gibi de durmuyor meret. olumsuz etkileri de olur mu bilmiyorum ama bu ülkede yaşananlar hakkında önemli ipuçlar barındıran bu yapım, çok etkin bir mafya'nın palazlanmasına yol açabilecek zeminleri bir bir yok ediyor. bu diziden sonra mafya artık bu ülkede eskisi gibi asla hareket edemez.
(bkz: #7556596)
deve tuncayli,iplikci nedimli konsey toplatilarini merakla bekledigim dizi.konsey konseylikten cikiyor gibi ama neyse seyretcez tabi
-- spoiler --polatın kılıcın elinden çakıyı alıp mehmet karahanlının yanında durduğu kütüphaneye sapması çok süper bişeydir.-- spoiler --(bkz: ne diyeceğini bilememek)(bkz: oha falan olmak)
sağolsun dün gece stv hard boiled filmini gösterdi. bilmem kaçıncı kez izledik, coştuk. lakin sanki bu film bazı yerleriyle kurtlar vadisi'ne yardım ve yataklık yapıyor gibi geldi bana. tıpkı konsey gibi burada büyük bir silah kaçakçısı örgüt var. bunun içine polis sokuyorlar filan... tamam bu 150 tane senaryoda vardır ama buradaki elemanın sonradan tekila ile kurduğu dostluk ve aralarındaki bağ çakır ile polat'ın bağını hatırlatıyor. bir de john woo filmde tekilanın* arkadaşı ama arslan bey gibi nasihatler veriyor bla bla... benzettik işte...
kurtlar vadisi'nin yabancı senaryolara benzerliği düşünülünce, akla gelen tek isim var: donnie brasco. onda da johnny depp italyan mafyasının içine sızmakta, senelerce mafya tetikçisi gibi yaşamakta, hatta mafya yaşantısını kendisine yakın bulmaktaydı. kendisine bir de akıl hocası -al pacino- ediniyor, onu da abisi gibi seviyordu.
bu hafta fragmanı yayınlanmayan dizi. çakır kesin gidici.
ele geçirilen cd lere bakılırken, -senin beğendiğin hatununda arka sokaklarda üstünden geçmeyen kalmamış mamati..şeklinde gülben ergene de laf sokulmuştur...(bkz: arka sokaklarda neler oluyor)
bu bölümde çakırın ölmesine kesin gözüyle baktığım dizi, tahminimce polat çıldırır, bu bölümü de polat'ın silahı testere'nin kafasında bitirirler.
tekrarı korkarım artık ne boksa. dün akşam katlandık tekrardan, neyin nesidir şu dizinin büyüsü diye izlendi, yok işte; oyunculuk sıradan, sahneler ikinci veya üçüncü sınıf amerikan sinemalarından apartılmış abartı sahneler, kurgu tırt, kesintisiz bir mantık arızası, ameliyat olan lavuğun kankası kılığındaki tomruk oyuncu muhtemelen sadece büyük tuzak adlı zamanın taşşaklı dizisinde ki vincenzo terranovaya - alemde ken wahl diye bilinir- olan benzerliği yüzünden seçilmiş, belli. mafyaymış. normal şartlar altında kitlelerin bir kaşık suda boğabileceği adamların canlandırıldığı bu ve benzeri dizilerde elemanlara alkış tutmak, tartışılması gereken bir baska konu. sanırsam önümüze her bok diye konanı hap diye yutmamızın altında tv'nin o çok küçümsediğimiz, ama zifrimizi siken gücü var. kaldı ki mafya demez alemde kimse kendisine ve dahil olduğu gruba, çete sıfatını gazete ve resmi makamlar kullanır. bu kişilerin tamamına yakını kendisini iş adamı diye addeder ve böyle bilinmesi için insan üstü bir çaba harcar. polis ile olan ilişkilerinin dizideki gibi olduğunu zannedenlerin ise saf zihinlerinin bulanmamasını hep böyle kalmalarını niyaz ederim allah'tan.bu bir işadamı entrysidir
reyting cambazı osman sınav ın bir " tuttu" projesi daha ...maalesef....asıl konu zaten kurt kaynayan bi memlekette ilgili haberlerin es geçilip , ciddi tartışmalara bulaşılmayıp aynı olaylar tersten, magazin ve manipulatif senaryolar ile sunulduğunda ilginin tavana vurması.hayatlarını söndürdükleri genç sayısını bile bilmeyen adamlar mecliste, şirketlerde, basında memleketi yönetiyor, aloooooo, kurt mu arıyorsunuz daha??..
süleyman çakır ın öldüğü dizi. önümüzdeki günlerde polat kesmedik kafa bırakmayacaktır o ayrı tabi.(bkz: başımız sağolsun)
yaşlı amca elindeki paketi teslim etmek için postaneye gider:-merhaba..+merhaba...-en hızlı nasıl gider evladım?+aps ile efendim.-...+5 milyon (kamera parayı çekiyor)-...+buyrun paranın üstü (kamera 1 milyona zoomluyor)-teşekkür ederim..ben teşekkür ederim .mına koyim.bunlar da 3 dakikalık bir sahne teşkil ediyor!neydi nooldu dizi be?yıkıldı viran oldu teeey tey...
(bkz: kurtlar vadisi role playing game)yasal uyari: (bkz: frp olduruyor)
(bkz: kurtlar vadisi ve felsefe)
kürt bedo, froyd, laz mütahitne oluyo lamn!sıradan kesiyorlar.sonunda halit'e biad edecek adam kalmayacak böyle giderse...bu nasıl bir heyecandır kardeşim.
polat beylerin hasta olunan magnum marka silahinin horozunun ignesinin bulunmadigi gorulmus, "tum catisma sahnelerinin karizmasi da boylelikle yerin dibini boylamistir" diye duşunulurken, sozkonusu silahin "ateşleme ignesi"nin horozda degil de benim araştirmadan yazan zihnimin bi koşesinde sakli oldugu anlaşilmiştir an itibariyle..*
hekimoglu turkusunun suleyman cakirla artik bir hayatim boyu ozdeslesmesine sebebiyet verecek dizi olmustur. suleyman cakir karakteri her kotunun icinde bir iyi, her yanlisin icinde bir dogru oldugunu ezberimize altin harflerle kazitmistir.
bugünkü bölümü 21.45'de başlayıp 00.15'de biten dizi. oha bu reklamlara oha.
netekim durum budur :service unavailable
fan sitelerinin bile şu an ziyaret edilemediği dizidir.
bu aksamki bolumunde sarfedilen şerefine sokayim , sapık piç kelimelerinden ve direk kafaya kursun sıkılması sahnelerinden sonra rtukten uyari veya kapama alacagini tahmin ettigimiz dizi.
sitesindeki "sizce polat elinden geleni yaptı mı" anketiyle yarmıştır..
"gaybı yalnızca allah bilir" denilerek gayb hususunda tahminlere girişilmiştir. bunun yanında hikaye, fal oriented sürmektedir. bu arada infaz potansiyelinin yüksek olduğundan dolayı dünkü bölümün geç saate alındığı anlaşılıyor.
bugun en sonunda dayanamayip "lan nedir bu acaba?" diye seyretmeye niyetlenip, beş dakika kadar zor dayandigim dizi..
film tadında bir temizleme operasyonu yapılan dizi.
web sitesindeki ortalıkta dolanan minik noktalar nedeniyle shockhaberden ayar yiyen dizi..
dün akşamki bölümün kurgusunu beğendim, bölüm boyunca aynı gerilimi sürdürdüler, desteyi iyi karmışlar. başladığı andakine eş bir gerginlik noktasında kestiler yine. sinir hastası edecek bu dizi beni...
baştan sona izleyip en merak ettiğim sahne olan halit'in evine yapılan giriş sırasında uyuduğum, olay bittikten sonra uyanıp izlemeye devam ettiğim dizidir kendileri.. sonuna kadar merak etmemi sağlamıştır halit'e ne oldu diye..
cakirin nesrine emanet ettigi saat yuvarlak bir saatti.sonrasinda nesrinin kolunda gordugumuz saat ise koşeli bucakli bir saatti.nesrin emaneti kaybedince got korkusundan yanliş bir saat aldi yerine sanirsam.
sozlukte geniş bir zumreyi (abartiyorum) her perşembe votka icip seyretme hastaligina bulaştirmiş dizi. uzun surerse 8-9 sozluk yazari ya sirozdan nallari dikecek ya da alkol bagimliligi tedavisi gorecek. korkuyorum.
sağda solda ve ekşi sözlük'te bu kadar bahsi geçtiği için merak edip baktığım ve neredeyse aralıksız çıkan reklamlarla cebelleşmekten dolayı daraldığım dizi. hayır, mafya dizisi diye lanse edildiği için bir önyargım vardı; lakin "mafya dizisi" değil, "reklam dizisi" olmuş. reklam derken, sadece verilen reklam aralarını kasdetmiyorum; esas sorun, dizi akarken altta çıkan reklamların fazlalığı. mübalağasız diyebilirim ki; ortalama her 2-3 dakikada bir alt yazı biçemli reklam çıkıyor. çoğu da cep melodisi reklamı. neymiş efendim; "hekim yaz, 3439* gönder, çakır'dan hekimoğlu melodisi cebine gelsin"miş. bak sen! hem de çakır'dan gelecekmiş. lan adı üstünde; melodi. şarkı değil ki sözleri olsun ve çakır söylesin. durduk yere bu saçmalığa kafayı takıp gerildim. beni etkileyeceğini sanmıyordum; ama hakikaten "gerilim dolu" bir diziymiş.
bir ara başka öldürecek adam kalmayıp ekranda "son" diye yazacaklar zannettiğim dizi.
dizinin son bir aylık dönemde yayınlanan bölümleri bir sinema filmi titizliğinde çekilmekte ve bu nedenle diğer câri dizilere göre daha farklı bir tad vermekte. kurgusu olsun, temposu olsun, özgün müzikleri (özellikle son üç bölümde boy gösteren gerilim artırıcı, arp gibi bir enstrümanla çalınmış olduğunu tahmin ettiğim melodi) olsun ve mafya konseptli hikayesi olsun...ciddi bir emek ürünü.bize arkamıza uzanıp izlemek kalıyor. tıpkı bu güzide sözlüğün "entry" alanına bir şeyler yazıp "yolla" butonuna bastığımda; bunu sağlayan perde arkasındaki emeği, sanatı, özveriyi görmezden gelemediğim, umursayamadığım gibi... sinema endüstrimizin "evet.. canlanıyor.. " denilerek göklere çıkarıldığı bir dönemde "yerli sinema filmi" denemelerine taş çıkartacak bir sanat eseri izliyorum ve bunda dolayıdır ki ekibini, yönetmenini, senaristini kutlamadan, onlara şükranlarımı bildirmeden de geçemiyorum.
dun aksam "bir istanbul masali"yla reklam araliklari bile ayni oldugu icin sinir katsayimizi yukselten dizi. zap manyagi olduk sayelerinde. bunun da osman sinav'in bir istanbul masali'nin ratingini indirmeye yonelik bir girisim oldugunu dusunuyorum.
memati, canpolat gibi tipleriyle izlemesi en zevkli dizilerden biri. bir de kandan vahşetten kaçınmamalarına hastayım.
dün geceki bölümü ile neye uğradığımı şaşırtmış, o şaşkınlık ve ne olduğumu şaşırmışlıkla girmiş olduğum entry'de spoiler hedesi ihtiva etmeme vesile olmuş, okuyan herkesin gıyabımda küfretmesine (öyle hissediyorum, kulaklarım çınladı) neden olmuş, beni bi kepaze edip, bi insan içine çıkamıyacak hale getirip öylece bırakan dizi..(bkz: bir mahçupluk ifadesi olarak kem küm)
gittigim bi cafede * dizi baslamadan bes dakika once gelen garson ' nilufer ve su yilani abla bi istegin var mi ? bak birazdan kurtlar vadisi baslıcak, reklamlar girene * kadar gelemem ona göre' diyerek beni dumur etmisti... boyle bi etkisi de varmıs bu dizinin.. (bkz: oha falan olmak)
osman sınav'dan sonra hemen her bölümü heyecan fırtınası şeklinde geçtiği için bir kısım seyredenler diziyi kanıksamaya başlamışlar hayret ediyorum.oysa sen de geçiştir bölümleri flashback'lerle, aşk meşk muhabbetleriyle be serdar akar, bak kral olmuyor muydun o zaman?osman sınav devam etseydi, dizinin bu raddeye gelmesi en az iki sene alırdı herhalde.
yayınlanmış özetine göre çok güzel, tahmin edilmemiş, ters köşe bir 84. bölüm izleyeceğiz galiba:"akrep bekir, halo vasıtasıyla polat'ın planlarına dahil olmuştur. bu sayede memati, ibrahim ahıskalı ve konseyini yok eder. fakat halo, akrep bekir'e güvenmez. çünkü ona göre bir kere ihanet eden bunu yine tekrarlayacaktır. laz ziya, emeklilik sigortam diyerek, çantasındaki dosyaları doğu bey'le paylaşır. safiye, babasının vakıf işlerini devam ettirmek için samuel'le çalışmaya başlayacaktır. niyeti, oyuna gelmiş gibi görünüp, samuel hakkında bilgi edinmektir. elif, eski işine dönmek ister. yapamayacağını öğrenince soluğu polat'ın yanında alır. laz ziya'yı tutuklatan polat, akrep bekir'i de tilki andrei'nin kucağına atmıştır. akrep bekir'i ismine layık bir son beklemektedir."
http://www.ucankus.com/haberic.asp?pw=9172http://www.ucankus.com/img/cakir_ilan.jpg
mabed sahnesindeki atmosfer ve kostümler itibariyle eyes wide shut tandansına giren, an itibariyle çıkıp baronun elinden tutarak götürecek çıplak kadınları beklediğimiz dizidir. baronun illuminati bağlantısı kesinleşmiştir.
an itibari ile dizi senaristlerinin kafayı yedigini, fazla dan brown okuduklarini anladigimiz dizi.(bkz: illuminati)(bkz: oha)
bugun yayinlanan bolumunde iki defa "polat'in gercekleri aciklama simulasyonu"nu işleme koyarak yuregimize indirmiş dizidir.(bkz: nerde benim dilaltim)
-baron karahanlı... -yes master?-riseeeeee...muhabbetinin bu haftaki bölümle gerçek olduğu, senaristlerin star wars takipçisi olduğunu da farkettiren dizi..
an itibariyle neon genesis evangelion'un son bölümlerini izliyor gibiyim. iç konuşmalar, hesaplaşmalar, gizli örgütler. muhtemelen son bölümlerini anlayamayanlar için end of kurtlar vadisi (bkz: end of evangelion) gibi sinema versiyonları çekilecek muhtemelen.edit:biraz daha ayrıntılı olarak:öncelikle karakterlershinji ikari: polat alemdargendo ikari: mehmet karahanlırei ayanami: elif eylülsohryu asuka langley: safiye karahanlıneon genesis evangelion ilk bölümlerinden itibariyle insanda normal bi mecha gibi duruyordu. aynen kurtlar vadisinin basit bir mafya dizisi görünümünde olması gibi. sonra her ikisinde de karakterleri oturtmaya başladık. her birinin kendi kişiliği vardı. olaylar gitgide karmaşıklaşıyordu. her bölümde birkaç cevap buluyorduk. ama bu aklımızdaki soruları azaltmaktansa çoğaltıyordu.kıtalar ötesinden asuka geldi. patavatsızdı. farklı bir kültürden gelmişti. sonra safye geldi. aynen farklı bi kültürden gelen patavatsız kız.nge'de nerv vardı. bizim konseye karşılık sanki. bi de arada gendo ikari'nin muhatap olduğu daha üst bi konsey bulunmaktaydı. bunlar konuşuyorlardı aralarında ama biz anlamıyorduk. çünkü bilmiyorduk amaçlarını. çok sonraları öğrendik human instrumentality project diye bişi olduğunu. ve kurtlar vadisinde illuminati ile karşılaştık. aklımıza direk gendo'nun o hesap vermeleri geldi. gözlüklerin parladığı karanlık mekanlar.sonra öldürdüler baronu, aynen nerv'nun yerlebir edilmesi gibi.aklımıza shinji geldi. kendi başına bir çocuk iken büyük sorumluluk almıştı. belki bunları rei için yapıyodu belki de babasından gelen genlerin etkisi vardı. polata döndük ardından. onun da kendine göre hedefleri vardı, babasının hazırladıklarını, aslında neler çevirdiğini bilmeden.böyle daha binlerece nokta ama şimşekler nedense bu bölümde çaktı. başkalarında da çaktığını görmek sevindirdi. belki deliyim ama hangimiz bazen değiliz ki.
bu akşamki bölümüyla tarhana çorbasına dönmüş dizi.
içine biraz da a beautiful mind serpiştirilmiş, polat alemdar'ın şizofreniye adım attığı bölümünün yayınlandığı dizi.e o kadar kasılmaya normal tabi.allah korusun basur bile olur insan.
karahanlı'nın ölüm şekli üzeyir garih'in ölümüne çok benzemesiyle akıllara bir sürü soru işareti getiren dizi.
(bkz: oha be prekazi)
cakırın öldürülmesinden sonra polatın ortalığı kasıp kavurduğu gibi bir sonraki bölümde o kukuletalı satanistleri de mermi manyağı yapmasını beklediğim dizi.
74. bölümü hakkıyla anlamış tek kişinin soner yalçın olduğunu düşündüren dizi.
en sonunda icimdeki gizli sooner yalcin kimligini desifre etmis dizidir. (bkz: illuminati/@bustrofedon)
insanlarin icersinde olusmaya baslayan ve disari kusulmaya hazir oehleri bir anda geri yutturmayi basaran dizi. *(bkz: dumur/#5199601)
--- spoiler ---polt alemdar da vinci sifresi ni çözdükten sonra bitecek olan dizi.--- spoiler ---
(bkz: uzeyir garih)(bkz: uzeyir garih cinayeti)
ayin esnasinda trt türkçesiyle, belgesel ses tonuyla metinler okunmasi da komikti, aslinda ayin bastan asagi komikti..
sozlugumuzun harf oyunlu cin entryleri gibi, senaryo oyunlu cin atraksiyonlara ve de gizli mesajlara sahip dizidir. şoyle ki, yaninda koruma olmadan eyup sultan'da ne işi olup da olduruldugu bir turlu anlaşilamayan merhum işadami uzeyir garih gibi, dizinin baronu mehmet karahanli'nin olu bulundugu yer de sultanahmet olmuştur. hem de tipki garih gibi pek cok bicak darbesiyle oldurulmuş olarak. şurasi su goturmez bir gercektir ki; senaryo yazilimi sirasinda turkiye gundemi en ince noktasina kadar ustaca dikkate alinmakta, ve oyle yazilmaktadir. (bkz: bu kadarina pes dogrusu)
son bölümünde işin bokunu çıkaran ve karahanlı'nın ölümü ile sonuçlanan toplantı (?!) da ; bastonlu şahsiyetin doğu bey olduğuna dair kuşkular uyandıran dizi ... "bir kısmı gerçektir ancak çoğu abartıdır" diyenlere (bkz: uzeyir garih) demekten kendimi alamıyorum efendim ...
74. ncü bölüm sonunda mehmet karahanlının cesedini örten son baskı adlı bir gazetenin üzerinde kurtlar vadisi manşetinin yeralmasıyla "acaba dizi bitti mi?" sorularını da beraberinde getirmiştir. kişisel kanaatim dizinin bitmemesi yönündedir. uzayıp, uluslararası bol casuslu falan bir konsepte bürünmelidir.
karahanli'yı mabette yargilayan 7 kisiden birisinin ankarada bakan oldugu dizi. yanlis hatirlamiyorsam bu kisinin 0 ile baslayan kirmizi bir plakasi vardi. akp hukumetinden herhangi bir bakanin illimunati tarikati uyesi olma ihtimali ne kadardir tabi onu bilemiyorum.
mabedteki 7 sahisdan avukat kişi, sesi itibariyle nizamettin güvenç olabilir. ayrıca mabedin sadece türkiye ayağı olduğunu çünkü tüm üyelerin türkçe konuştuğunu varsayarsak dünya başkanlarının adının da dizide geçtiği üzere david rockerfeller olması muhtemeldir.
- "mehmet karahanlı evli ve 1 çocuk babasıydı."
son bolumunu izlemeden once yakinda biter diye dusunurken, bu bolumuyle birlikte, bu sefer de isim degistirip aslanlar vadisi olmasi ve polat'in kukuletali elemanlari temizleme gorevine atanmasiyla devam edecek, hollywood yapimcilariyla uluslararasi bir kimlige burunecek ve kafadan 2 sene daha ekranlarimizda boy gosterecek diye dusundurmeye baslayan dizi.bu dizi turk televizyonlarindaki dizi kalitesini hic bir dizinin beceremedigi [ve bu kafayla giderseler beceremeyecegi] sekilde yukseltmistir.
bugune kadar cok sey yazildi ve soylendi bu dizi hakkinda. en abartilisi, sogancigini beyin diye kullanan organizmalarin siddete bu dizi sayesinde yoneltildiginden dem vurulmasiydi. oysa ki, dizi izleyip siddete basvuranlar, ayni davranislari bu dizi olmasa baska bir bahane altinda geceklestireceklerdi. aldigi reytingler kiskanildikca, diziyle ilgili herseye ve herkese bir kulp takildi. diziye emek verenler yilmadilar, her yeni bolumu senaryosuyla, karakterleriyle, kurgusuyla, cekim kalitesindeki yenilikleriyle ve muzikleriyle yetistirmek icin calistilar. nihayetinde 74 nolu bolume gelindi.bu dizinin bu aksam geldigi kivama turk televizyon tarihinde rastlanmadi. sadece tek bir bolumde boylesine bas dondurucu bir kurguya, daha ilk bolumlerde pek te anlamli gelmeyen konsey acilis torenlerinin illuminati ile baglantisina, aylardir olmesini bekledigimiz karahanli'nin diziden boylesi ayrilisina, devlet- mafya- uluslararasi orgutler zincirinin sunumuna ve daha bir cok ayrintinin islenisine, bir izleyici olarak sapka cikartiyorum. diziye emek verenlerin yogurt yiyisi zaten bir baskaydi, ama bu seferki bambaska oldu.
mabettekilerin tumunun turkce bilmesinin mabedin sadece turkiye ayagi oldugunu gostermeyecek dizidir. zira mabeddekilerin nerelerden nasil geldigini her birinin soyledigi sozlerden sonra anlatildigi varsayilirsa kurtlar vadisinde iz surmek herkesin harci degil sozu dogrulanmis olmaktadir.
izlemedim,izlemiyorum,izlemicem tanımlı bir dizi.
güzel bir şekilde bitirilir ve güzel de bir filmi çekilirse gişede şimdiden gorayı geçebileceğine inandığım dizi
abi (bkz: dündar kılıç) kitabının dizi uyarlaması.
mabettekileri kisilerin yarisinin turkiyeden cikmasi o kisilerin turk oldugunu gostermez sonucuna rahatlikla varilabilecek, bir yeralti orgutunu veya dunyayi kontrol edebilmek icin nerede oldugunun artik su cagda* pekte mana tasimadigininin vurgulanmis oldugu dizi.(bkz: turkiyede yasayan herkes turk degildir)(bkz: ingilizce konusamayan gerizekali turkler/2)
bu kadar heryerlere*** bulastiktan sonra devami icin supheli olabilecegimiz dizidir
bu zamana kadar yalnızca bölük pörçük gördüğüm, ancak bu akşam ilk kez baştan sona izleyip "ah be niye daha önce izlememişim?" şeklinde hayıflandığım süper eğlenceli bir diziymiş bu.zannımca kafalar iyiyken bir miktar dan brown okunmuş, akabinde senaryo yazılmış. artık severek izleyeceğim, hayatıma mimiksiz insan efealipolat fanatiği olarak devam etmeme sebebiyet verecek dizidir bizzat kendisi.
palanın hüsrev ağaya bahsettiği liste "pkk ya yardım eden işadamlari" listesi gibi geliyor bana..bilen bilir..tansu çiller basbakanken "pkk ya yardim eden isadamlarını tespit ettik, onlarla tek tek hesaplaşacağız" şeklinde imalı bir basın açıklaması yapmıştı..
son bölümünde eyes wide shutdan çalıntı yapmış demeyelim hadi de, gönderme yapmış diyelim ya da sinema eleştirmeni gibi takılalım kubrick'e selam çakmış.
herkese göre bir şeyi * olan dizisokakta suç işleyen, özenen, -mış gibi yaşamaya çalışan memleket insanın asla ama asla 74. bölümdeki olayları anlıyamayacağı dizi.onlar daha çok raconları, cımbızla lafları ayıklayıp mümkün olduğunca kendilerine benzetmeyi yeğliyorlar.bu ayini algılayanlardan da olsalardı nice bir memleket olurdu canım memleket. herkes uyanık herkes teyakkuzda.çakıra benzeme sevdası güdenler yerine koltuk altında aydınlatıcı* kitaplar taşıyan tipler gündemi iyi takip ettiği için o metafr senin bu atıf benim kafelerde tartışanlar..way bee..(bkz: utopia)
gelecek bölümlerde polat alemdar; kılıç'ın desteğiyle ve veliahtlık payesiyle baronluk koltuğuna oturacak, önce kendisine itaat etmeyecek laz ziya gibi konsey üyelerini yanındaki diğerleriyle (halil ibrahim kapar, tuncay kantarcı gibi) sindirmeye çalışacak, sonra onları arkalayan ve belki de karahanlı'nın arkasındaki kardeşliğin de desteğini alacak kirve ile uğraşacak, bunlarla eşzamanlı olarak da rus konseyini bitirmeye kasacak hem öldürülen babası hem de boyun borcu olduğu devleti için.
nisan da biteceği söylenen dizi * *
mehmet karahanlı'nın da dahil olduğu merasim bilderberg toplantıları'nı, ankaradaki gözümüze sokulan bakan da kemal derviş'i çağrıştırdı bana.(bkz: bilderberg toplantıları/#1323628)
cok feci fenomen olmuş dizi.izlemeyen bir insandim, cevremde kadinli erkekli "cilginligi" farkedip, "- dur burada var bir iş..." deyip gozlem altina aldim alemi ve diziyi, son 2 bolumunu izledim ozelliklen. tam da denk geldik cakir'in olumu falan. neyse...boyle bir dizinin turkiye'de erkek kesimin cok ilgisini cekecegine kalibimi basardim, normal, ama baktim kadinlarda da feci cilginlik olmuş bu dizi. buna deginmek lazim ozel. buyuk bir aşkla, baglilikla seyreden kadinlara şunlari demek ister gonul:sevgili kadin milleti,romantizmi, nazik erkek, entellektuel, zeki, esprili erkek modelini, gercek aşki arar durursunuz, daha dogrusu vitrininizde bu var. şiddet karşitligi, eşitlik hesabi, feminizm hesabi, bakimli erkek zart zurt. nedir bu kurtlar vadisi tutkusu? izlerken damlattiran şey nedir?elinde silah onune gelene vur kir parcala ceken, parasinin siniri olmayan, kadinin hem doven hem seven, buram buram macoluk lafinin bile hafif kaldigi bir ogreti kokan bu diziye bu merak nereden?ben soyleyeyim."gucetapan"liktir.yoksa biz de mafya oluruz, kadinin ne eksigi var, oradan izliyoruz mu diyeceksiniz?yemezler.
diziyi izlerken, mâbed sahnelerinden birisi sırasında kardeşimle aramızda şuna benzer diyalog geçti:- avukatın sesi değil mi bu ?- hangisi- kazanova'nın patronu yahu, neydi adı ?- ...- nizamettin, nizamettin.- yok canım daha neler..- o tabi- e bu da akrep bekir'in sesi- ha ? nası yani ? ne işi var lan akrep bekir'in orada ?- ne bileyim ? sence ses ayrıntısına dikkat etmişler midir, yoksa sesleri güzel diye mi... ?- bilmem. en nihayetinde türk dizisi, bilemeyiz.yalan rüzgarı'nda jill abbott vurulduğunda annem 1 ay o silah tutan koldaki gömleğin desenini aramıştı insanların üzerinde, bilmiyorum, dizilere çok da kendini kaptırmamak lâzım, beklenen özen gösterilmemiş ise ileride hayal kırıklığı oluşabilir.haa, eğer sadece sesleri güzel diye sesleri kullanılmış ise, belki de dizi yapımcıları bu kadar entryden sonra "ulan adnan abi'nin** sesini tanımışlar, n'aaapsak da güvenç'i tarikata soksak" diye kafa yorup senaryoyu değiştirirler, sonra da olaylar farklı şekilde gelişir, zaman gösterecek artık.
bastonlu şahsın büyükada'dan gelmesinde bir ekalliyet göndermesi olsa gerek.hukukçu şahıs, yanlış görmediysem yeşil yakalı bir cübbe giyiyordu. yaka renklerinin anlamlarını bilmesem de, sultanahmet'te bir makam odası olmasına bakarak hakim veya savcı olabileceğini düşündüm. gözü bağlı, eli terazili heykel adaleti temsil ettiğine göre herhangi bir hukukçunun odasında olabilir. şahıs nizamettin güvenç olmasa gerek, muhtemelen sadece seslendiricilerden tasarruf ettiler. baron'un konseyinden biri o divanda olacaksa, bunun samuel vanunu olması daha muhtemel sanki.
74. bolumunde diziyi 50. bolumden sonra seyreden biri olarak bence zirve yapmis olan dizi. dizi formatinda bize da vinci code, eyes wide shut ve melekler ve seytanlar tadi yasatmis, sokak catismalarindan yola cikan diziyi sonucta tumevarimla uluslararasi mafya boyutuna kadar getirmeyi basarmistir. da vinci code'a dokundurmalar ilk olarak burada baslamamisti tabi ki, baron'un kizinin adinin kanada'da sophie, turkiye'de safiye, olmasi da baron'un uluslararasi gizli orgut bagini gostermekteydi... ayrica neredeyse tum yan karakterler bir kenara birakilarak bir konunun uzerine yogunlasilmis olmasi, dizinin bu bolumu icin diger bir arti olmustur. bir diger not da, iki hafta onceki real zaragoza fenerbahce maci nedeniyle yayinlanmasi bir hafta sarktigi icin 3 mart mabet baglantisi biraz sekteye ugramistir.
5 6 bölüm evvel "ulan nasıl topalayacaklar bu diziyi du bakalım" dediğim, "saçmalıyorlar mı yoksa hepsi planlı mı" diye düşündüğüm bir dizidir. sonuçta senariste ve yönetmene bir kez daha şapkanın kralını çıkartmam gerekmiştir. böyle bir senaryo bağlaması, konunun efsanevi boyutlarda (tüm dünyada) derinleştirilmesi takdir edilesidir.
babasi mabetteyken, safiye'nin dan brown'un melekler ve seytanlar'ini okuyup, illuminati kelimesinin altini cizmesi "kör gözüme parmak" olmus. sözüm serdar akar ve senaryo ekibine. siz de biliyorsunuz ki gereksizdi bu plan, ama herkese "illuminati nedir"i ögretmesi, merak ettirmesi bakimindan eyvallah diyorum. flashback'ler, polat'in halüsinasyonlari, paralel kurgular filan cok basariliydi. helal olsun.senaristlere soru: tamam, böyle gizli örgütler dünyayi yönetiyor ve herkesi kendi hedefleri dogrultusunda kullanıyorlar -ki benim görüsüm de bu- ya birileri buna inanmamizi istiyorsa? ya bu herkesi "tek dünya devleti" fikrine hazirlayan bir baska komploysa?
son bolumunde herkesin gozunden kacan carpici bir sahnenin oldugu dizi. bu sahnede polat alemdar , mehmet karahanli'nin öldügünü radyodan duyarken , bir taraftan doktorun elif ile olan konusmasini dinliyor ve babasi oldugunu ogreniyor. inanilmaz bir duygusallik vardi orada... baron-polat gibi degil de ,baba ogul gibi konusma sanslari olmayacak... cok aci...
74 bölümdür takip ettiğim, ancak dizinin bu haline, dizi ilerlerken senaryodaki doğaçlama değişiklerle geldiğini düşündüğüm dizi. çünkü dizinin sınırları o kadar açıktı ki nereye çekeceksen oraya gidecekti, ve son zamanların popüler konusu illuminati vs'ye yöneldi.
pek sevgili badimiz jamsessionın yaptığı sözlük theme ismi. kaptırdık süper konsepti kendisine ... güzel olmuş ellerine sağlık. bu theme'in gönderiliş kısmına birebir şahit oldum ki çok enteresan *yalnız bir mematiyi aradı gözlerim. onu da söylemeden geçemiyeceğim
beni benden alan dizidir. divxleri arşivlik ve gelecek nesillere sindire sindire aktarılası movielerdir.
seçilen isim soyisimlerden olayların geçtiği mekanlara kadar ince ince mesajlarla dolu bir dizidir ,kurtlar vadisi ; polat,baron,doğu,aslan hepsi birilerini temsil eder.dizi farklı kesimlerce farklı şekillerde yanlış anlaşılmaktadır ki bu da dizinin başarısını gösterir bence .diziyi izlemeyen entellektuel kesimi ele alalım , efendim zaten bu entelektuel olmak ülkemizde nedense populer olana bok atmakla aynı hale geldiği için ve dizimiz de populer oldugu için bu diziye bok atan kendini entelektuel zannetmekte ve bundan çıkar elde etmektedir kanımca,zira bok attıkca tepki toplamakta ,tepki topladıkca prim yapmaktadır.diğer kesim ise halk kesimi olarak nitelendirelim bu kesim diziyi birebir örnek alan gerçek-dizi ayrımını yapamayan , eline tespih alıp bir iki poz atan insanlar guruhudur ; bu arkadaslar diziye dizi değilde gerçeklik gözüyle bakarlar ki örneklerini ülkemizde de yaşadık misal bornova da tansas basan arkadasımız kendisini birazdan polat ağabeyinin kurtaracağını söylemişti ,pala ve arkadaslarına özenen bir baska ekip ise harac alamaya calışırken bursa da yakalanmıştı.birinci kesimi objektif olmaya çağırıyor , ülkemizde eksikliği genetik olan taktir etmeme hastalıgını bir kenara bırakmalarını diliyor ,başarılı olanı taktir etmenin bir eksiklik olmadıgını,en azından olmaması gerektiğini hatırlatıyorum , bildiklerini varsayarak. tabii ki telefonları cendere ile çalsın abi,usta şeklinde konusmalara girsinler demiyorum ama en azından basarılı bir işi taktir etmek gerekir.ikinci kesime ise ,ki yapılacak çok da fazla bir şey yok ; canpolat oldum,belimde silah yanımda kankalarım diye gezen insanlardan ricam sakın lotr izlemesinler , yoksa aragorn oldum , yüzüğü buldum , ibne mordor diye gezeceklerinden korkuyorum.sonuc : (bkz: rüzgarın kayadan goturecegi ancak tozdur) (bkz: azdan az coktan cok gider) (ara: saptama)
her bölümü bir film kadar tat veren dizi film serisi...umarım sonunu içinde hollywood oyuncularını da bulunduran bir film ile bitirirler. malum osman sınav da bu işlere girmişken.
amerikan film sektörünün derin devlet ve mafya konularında yapmış olduğu onlarca filmi sayarsak bizimde bir dizimiz olsun ne olacak ki düşüncesiyle saygı duyduğum bir dizidir. kan, vahşet, mafya, racon, derin devlet bir yana dizide bahsi geçen uluslararası haberler bir yerde bir fikir zenginliği sayılabilir.. ayrıca ülkemiz insanının %95i bilir ki bu ülkede mafya da vardır, derin devlet te vardır, gizli servis te vardır. hatta gizli servis terörist yakalayıp görüntülerini de televizyonda yayınlatmaktadır. e bu dizi olmuş film olmuş kime ne zararı var ? ancak saat konusunda tedirgin olmamak elde değil elbet. keşke çocukların uyuyor olması gereken bir saatte yayınlanan bir dizi olsa.. .
bir efendim, oz dediğimiz bir olgu var. adamların çükleri ağızlarında bulunuyor cesedi. ona helâall buna niye böyle? memleket bu hikâyelerin daha bile garipleriyle dolu. meselâ ilk bölümlerde geçmiş jenerikte de bulunan bir sallama olayı vardır. adı buydu heralde. kumcu, müteahhit arkadaşlar daha iyi bilirler, bir makina vardır böyle denizin, nehrin dibinden kum çıkarmakta kullanılır. duymuşluğum vardır adapazarında bu sallama mıdır, salma mıdır ne naneyse ona adam bağlanıp denizin, nehrin dibi boylattırılmıştır. bu aletin ucunda kum çeken kepçemsi şey gayet ağırdır. kurtuluş yoktur. bu hikâyelerle büyümüş insanlar var aramızda, akıl sağlıkları da gayet iyi durumda. (kendimden bahsetmiyorum artı smiley de denilen sırıtış) korkmayın size de bir şeycikler olmaz. eroin yapımını birebir anlatan başka bir dizi oldu mu şimdiye kadar. illa david fincher mı çeksin? öyle mi girecek bu dizi gözünüze*. fight clubı okudunuz da sabundan napalm yaptınız, şimdi kendinizden mi korkuyorsunuz eroin yaparım diye, anlaşılamadı. bence gayet faydalıdır. ben mesela ülen it tipli, şişe dibi gözlük takan bi amca görsem hemen kaçarım.
74. bölümünde; karahanlı'nın infazı ile bizzat karahanlı tarafından tertip edilen hüsrev ağa'nın infazı arasında benzerlik vardır. sevgili senaristler, umarım her meseleye kulp yaptığınız hüsrev ağa infazını buraya da kulp yapmazsınız. polat'la elif'in hayali konuşmalarından sonra anladık ki biz bu iki aşığın onca kavgasından sonra, birbirlerine aşk, hasret dolu bakışlarına hasret kalmışız; gözlerindeki parıltıyı özlemişiz. (bkz: ah minel aşk ve minel garaib)
izleyeninin, izlemeyeninin ve rtük'ün eleştiri ve uyarıları dikkate alınarak şiddet içeren sahnelerine çekidüzen verilen, bu suretle de kalitesini ve izleyici sayısını arttıran dizi.
yakinda bitmeyecek ve onumuzdeki yil da tum hizi ve gelişmeleriyle devam edecek olan dizi.*
74.bölümünde "hukukçu" olarak görünen şahsın odasına girerken görülen tokalaşma sahnesinde paranoyakça bir tutumla "bi dakka ya! o arkada dikilen kızın elinde tuttuğu kitabın üzerinde ne yazıyodu?" şeklinde abuk bir merakla yapılan kaydı kasedi bozacak kadar çok ileri geri yaparak *yakalama uğraşından sonra sonunda becerilen ve kitabın üzerinde "medyanın hukuksal sorumlulukları" yazdığı görülüp rahatlanılan dizi. *
bu sezon yönetmeninin(bkz: serdar akar) olacağını duyduğumda yıkıldığım dizi.
(bkz: #7032706) --- spoiler ---74. bölümünde en azından burada bahsettiğim öngörüm tuttu..yine senaryoda çuvalladım *..burdan senaristlere sesleniyorum;"okuyun bakalım okuyun fake entry gircem bakalım o zaman napıcaksınız?"--- spoiler ---(bkz: paranoyaklaşıyorum muntazaman)
bir de bu dizinin seyretmiyorum ne anlıyorlar bundan insancıkları var.güzel kardeşlerim benim de seyretmediğim onbinlerce film, dinlemediğim yüzbinlerce şarkı var; hepsinin altına ben bunların 10 saniyesini bile seyretmedim, dinlemedim, ne buluyorlar ki insanlar bunlarda mı yazmam gerekiyor, böyle bir boyun borcum mu var yoksa?hayır seyretmeyin, etmeyin, eylemeyin zerre enterese etmiyor bizi iyi veya kötü bir eleştiri katmadığınız müddetçe de bu entry kirliliği yaratma çabanız ne diye?
kendini fazlasıyla ciddiye alan dizi. en büyük örneği de jeneriği sırasında önce diğer oyunları sayıp, sonra da kurtlar kurulu diye bir yazının görünmesi ve mafya babalarını oynayan oyuncuların isimlerinin sayılması
bir tandigin tanidigi vasitasi ile bundan senaryoda bundan sonraki bolumlerde olacaklari ogrenmis bulundugum, lakin spoiler korkusuyla kelime yazamadigim guzel dizi. ne diyeyim sozlugun konsept limitleri sagolsun. *
hakkindaki soylentilerin son bir haftada alip yurudugu dizi..yok rtuk amca uyarmis, "diziyi bir kac hafta icinde bitirin" diye; yok devlet baba olaya el koymuş, bu sezon kesin bitirilecekmis dizi; yok cakir aslinda olmemis, her sey bir ruyaymis da bilmem ne..kardesim izliyoruz, bi rahat verin "da"..
artık bu diyarlardan cehennemin dibine dogru yol alması gereken gozleri para burumus insanların toplumumuzu somurdugu gereksiz buldugum bir sey, sanırım bir dizi...
--spoiler--68.bölümünde, polat'ın kılıç'ın gerçek ismini* duyunca çocukluğuna dönüp bardakları devirdiği ve bu andan itibarende nergis karahanlı'nın gözleriyle olayları çözdüğü`* dizidir.--spoiler--
bir türk filminde ilk defa retinal tarama, xray ile görsel kontrol gibi ögeleri barındıran dizi.
karahanlı'nın ayin sırasında tapınak şövalyeleri'nin tapındıkları iddia edilen (bkz: baphomet)'in adıyla seslendiği dizi.
(bkz: neo memati)
her geçen bölümde figüran kalitesini daha da düşüren dizi.
sonunda gerçekten türkiye'ye faydalı bir iş yapmayı başarmıştır (bkz: yasasin okulumuz kampanyasi)-reklam aralarında olsa bile-
bu akşamki bölümde ilk defa polat alemdarın mimik yaptığına şahit olduğum dizi, bütün bölümlerde heykel misali suratında her hangi bir kıpraşma göremediğimiz polat bu bölümde nemati ye elifi kastederek "neyi var bunun" mimiği yapmıştır.(bkz: ağlarken entry girmek)
sadakat, kurtlar vadisi'nin en güçlü panzehiridir.kurtlar vadisi'nde vatan borcu bitmez.kurtlar vadisi'nde her mahkemede bir darağacı kuruludur.kurtlar vadisi'nde duello, akreple yelkovanın buluştukları andır.kurtlar vadisi'nde özgürlük, sonu meçhul bir firardır.kurtlar vadisi'nde ölüm, ölmeden önce ölmektir.kurtlar vadisi'nde beyaz'ın kaderi kirlenmek, siyahın kaderi suçlanmaktır.kurtlar vadisi'nde her hamlenin bir karşılığı vardır.kurtlar vadisi'nde son, ölümden önceki son çıkıştır.kurtlar vadisi'nde hayat, ölümüne kumar oynama sanatıdır.kurtlar vadisi'nde ölümün nerden geleceği bilinmez.kurtlar vadisi'nde görünenler gerçeklerden farklıdır.kurtlar vadisi'nde zaman ölüme doğru ilerler.kurtlar vadisi'nde her cinayet ardında bir sır bırakır.kurtlar vadisi'nde sürek avı hiç bitmez.kurtlar vadisi'nde bela, kişinin sevdiklerinden gelir.kurtlar vadisi'nde ölüm çoğu zaman yaşamdan daha gerçektir.şeklinde sloganlara sahip dizi.
bu haftaki bölümün tanıtımında testere necmi'nin polat alemdar tarafından kalbinden vurulduğunu gördüğümüz dizi.(bkz: ohaa)
bölüm itibari ile polat'ın mesaj özürlü olduğunu anladığımız dizidir. montaj ekibine de sonraki bölümlerde başarılar diliyoruz.http://img268.echo.cx/img268/8558/bscap0004sf.jpg
gazetede "kurtlar vadisi'ndeki çakır'ın ölümüne mafya da üzülmüş" haberine sebep olan dizi.devamı:kurtlar vadisi adlı dizinin başrolündeki süleyman çakır'ın senaryo gereği ölümünü, yeraltı dünyasının da üzüntü ile karşıladığı ortaya çıktı. emniyet kaynaklarından edinilen bilgilere göre süleyman çakır'ın dizide öldüğü gece gözaltına alınan kürt ahmet lakaplı ahmet turgut'un yeğeni şahin turgut polisle yaptığı diyalogda üzüntüsünü dile getirdi. şahin turgut'un polise "senaryoyu yoksa siz mi değiştirttiniz?" dediği öğrenildi.
46. bölüm fragmanının en sonunda, mütefekkir patron mehmet karahanlı'nın anlatım bozukluğu yaptığına şahit oldum. - polat alemdar, bizim ve istanbul'umuzun şartlarını zorlamıştıroysa "bizim şartlarımızı ve istanbul'umuzun şartlarını" olacaktı.(bkz: imla kurallarını umursamak)
oyuncaklarla fantezi yapılan dizidir. şöyle ki, dizinin dünkü bölümünde, tilki'nin, intikamının provasını yaparken öldürdüğü akrebe dikkat kesilinirse, bunun bazı dingillerin, tanıdıklarını korkutmak için pattadanak çıkartıp, onlara ani refleksle "allah, bismillah" dedirterek bununla eğlenmek için kullandıkları plastik bir akrep olduğu anlaşılabilir.ayrıca, gene dünkü bölümde halo dayı, akrep bekir'in 24 saatini ayrıntısına kadar çarşaf çarşaf dökerken, ona, perşembe günü işlerini erkenden bitirip "perşembe akşamları da bir dizi vardı, neydi o, onu izlersin" demiştir ve bu yolla kurtlar vadisi de "kendini refere eden diziler" arasına girmiştir.
show tv'nin, yeni bölümünü gösterdiği zaman diliminin hemen akabinde, az önce yayınladığı bölümün ilk 15 dakikalık kısmını "özel bölüm" adıyla bir defa daha yayınlayarak izleyiciyi resmen "eşşek" yerine koyduğu dizidir. yani "sen böyle olursan, düşün ki, ben sana daha neler yapabilirim" demek istiyorlar. (bkz: yuh artık)
kılıç bey'in hepten ev kuşu olduğu dizidir. karıların arasında östrojenden kafada basmamaktadır. acilen bir iş güç edinmelidir kendine.
akrep bekirin lakabını haketmek için kimlere neyi soktuğunu kavradığımız bir bölümüyle sona yaklaşmıştır bu yapım. ayrıca helikopterden rusları eleğe çeviren mematinin herhangi bir gözü dönmüş karakteri rahatça canlandıracağına inanıyorum. tek dileğim dizi bitmeden elifi kaldırsınlar hatta safiyeyle lezbiyen yaptırsınlar polat da ikisine sıksın sonra da halo ve abidinin rolleri artsın, iki üç bölüm sırf onları izleyelim. güllü de imha olabilir sorun olmaz.
artık bitirin dedirten dizidir.ne kılıç karizmatik,ne laz ziya ürkütücü artık,doğu bile etkilemiyor o derece yani.ortadan kaldırılan rus konseyinden sonra yeni bir düşman konsey oluşumuna yada tilkiden sonra yeni bir bölüm sonu canavarına artık kimse katlanamaz.diziyi izlenilir kılan tek kişi halo.gerisi boş artık.
bitmesine 3 saniye kala 15 dk lık reklam kuşağını döşeme yapıp kalan 3 saniye için izleyicisine donan son kare üzerine bitiş veren. izleyicisi ile dahi dalga geçtiğini düşündüğüm yapıt.
dizinin ilk bölümünden itibaren hiç kaçırmadan seyrederen biri olarak dizinin fanatiklerinden biri olduğumu söyleyebilirim.sozlukte yapılan yorumların da hemen hemen tamamını okumuşluğum olmakla birlikte bir bölümünü seyredip hakkında yapılan sığ entryleri kötüleyip az bile derken, güzel entryleri de yüceltmişliğim vardır.ancak;son bölümleri, eğer böyle devam edecekse hiç devam etmesin güzel bir sonla bu işi zirvede bıraksın dedirtecek kadar özensiz çekilmeye başlanmıştır.şayet bu şekilde seyirciyi aptal yerine koymaya devam ederse büyük kitlesini ve popülaritesini kaybetmesi kuvvetle muhtemeldir.ancak bu geçici bir dönem ise sorun değildir.son iki bölümdür, bir sahne üzerine yoğunlaşarak o sahne ile 30 dakika geçirmek ve seyirciye saç baş yoldurtmaktan başka bişey yapmamaktır.önceki bölümündeki özel tim sahnesine bakacak olursak; (ki bu sahne yaklaşık 30 dakika sürmüştür diye tahmin ediyorum) kocaman bir balondu. diziyi ilk bölümünden beri seyredenlerin oeh böyle özel tim mi olurmuş? dediklerinden eminim.eğer bir daha böyle bir özel tim sahnesi çekilecekse yapımcılara tavsiyem yoğun şekilde counter strike oynanan bir internet kafeden gözlerine kestirdikleri elemanları alsınlar onları oynatsınlar bu dallamalardan daha iyi oynayacağı kesindir.( gerçi 12 yaşında veletler çok daha iyi yapar bu işi ancak boydan kaybederler).yine son bölümündeki helikopterle rus konseyinin bulunduğu odayı tarama sahnesi ve oradaki çatışmalar gerçekten son bölümlerin çok özensizce çek-kurtul mantığı ile çekildiğinin göstergesidir.muhtemelen yapımcılar;ulan şimdi dünya paraya helikopter kiraladık içine hayvan gibi makinalı tüfek koyduk çok para harcadık enaz yarım saat bunu oynatmamız lazım mantığı açıkca belli olmaktadır.seyircinin istediği özel efektlerle donatılmış sahneler görmek yerine daha özenli çekilmiş basit sahnelerdir. (ki özel efektlerinin ne kadar özel olduğu tartışılır).dizinin şu ana kadarki başarısı halkın nabzını iyi tutması ve görmek istediklerini ekrana yansıtmasından ileri geliyordu.ancak her geçen gün bundan biraz daha uzaklaşmaya başlamaktadırlar.ya da dizi artık benim içinde olmadığım başka bir kitleye hitap etmektedir.
yayinlanacak olan 59.bolumunde kilicin lakabini nerden aldigini acikca gorecegimiz dizidir.
helikopterden makineliyle ates eden adama sayginligimi belirtmek isterim.adamcagiz evde delmedik nesne,desmedik beden birakmadı ama kotu adamin tam dugmeye basacagi yerde bulunan buyukce akvaryuma zerre ilismedi. demek ki arkadas hayvansever birisi.bir de anlayamadigim ekibindeki diger eleman dugmeye basip ok anlamindaki isareti gorur gormez elemanlarin suratina bile bakmadan bir tesekkuru bile cok gorerek helikopterle basip gitmesi olmustur.acaba helikopter bedavaya calismiyor mu demek istemistir yoksa calisanlarina para vermeyen patron tiplemesi mi cizmek istemistir tam olarak anlasilamamistir.yine de nadiren takip ettigim turk dizileri arasinda yatirim yapildigini gosteren bir calisma olmus gibime geliyor.
gayet onemli bir kaynaktan* edinilen bilgiler dogrultusunda belirtmek isterim ki; onumuzdeki yaz uzun metrajli film versiyonu, osman sinav ve bir alman film şirketi ortakligi ile beyaz perdede arz i endam edecektir.
efenim artikin buyuk olaylarin kopmasinin an meselesi oldugu tv yapimi olmuştur. zira:--- spoiler ---kendisini polonyali olarak tanitan afetin aslinda ibrahim ahiskali'nin adami oldugu, boylelikle polat alemdar'a ulasmanin daha kolay olacagini anlayan ruslarin, karahanli'dan bir adim one gectigi, kendisinden memati'nin kellesini isteyen laz ziya'ya ayar veren polat'in da bu durumun akabinde nesrin'e davasinda yardimci olabilme ihtimalinin bulundugu dizidir. istedigi kelleyi alamayan kirve'nin ne yapacagi ise ayri bir merak konusudur.--- spoiler ---
helikopter sahnesi arkadan kapinin kapatilmasi da dahil olmak uzere birebir yabanci bir filmden asirmadir. filmin adini hatirlasam diyorum, hatirlayamiyorum. izlemis olan biri bana hatirlatsin lutfen, telifini ben odeyecegim...not: film godfather'mis... ben simdi evi arabayi satmaya gidiyorum, ancak yeter...
yönetmeninin iyice çuvallamaya başladığı dizi olmuştur artık. zira helikopterle taranan bir malikane var. şimdi helikopterle tarama sahnesi olarak matrix serisinin ilk filmini getirin aklınıza, tamam aynı şeyi beklemek yanlış tabi ama bir kurşun bişey belli olsun yahu. sanayiden çıkma bir tüfek ve bu tüfek ki hiç aralıksız yarım saat boyunca tarıyor mekanı. akabinde malikanenin adamlarını göz önüne getirelim. bunların görevleri bu malikaneyi korumak. ama bu amın oğlu esteban'lar sanki piknik yapıyorlar bahçede. bir tanesini gördüm ki hele yere çömelmiş gazetecilere poz veren futbolcu gibi duruyor silahı sıkıyor sağa sola gözlerini kapatarak her seferinde. hiç olmuyor hiç. sadece diyalog üzerinde götürün bu diziyi siz. ambiyans yaratmadan.
büyük çatışmalarda her daim buram buram kolpalık kokan bir dizi olmuştur. örnek olarak tombalacının evinin basılmasını hatırlayabiliriz. tamam hayatımda çatışmaya girmişliğim yok, mümkünse de olmasın ama olacaksa da öyle olmasın be kardeşim. ayrıca düşündürücü bir nokta da kıyamet kopmasına ve tonla adam olmasına rağmen güvenlik birimlerinin bu olaylarla hiç ilgilenmemiş olmasıdır. o ölen adamların akrabası neyin yok mudur merak eden arayıp soran.
(bkz: kurtlar vadisinde olmesi gerekenler)
memati'nin 3 kişiyi öldürmek için 15 dakika boyunca sürekli olarak ateş etmesi yakışık almadı. her bir kişi için tek atış beklerdim kendisinden. kaldı ki o kadar mermi yakarak tripleks villa çökerten tanıdığım var benim. burada 3 koltuk, 2 vazoyla kurtardılar işi.
son bolumlerini izlerken 'oh be sonunda bizi cileden cikaran reklamlari kisalttilar' derken, sacmalamaya basladiklarini farkettigimizde o eski uzun reklamli bolumlerini fenerle aradigimiz dizi.
eski uzun reklam aralarında balkonda rahat rahat sigaramı içip buzdolabını yağmalamaya zaman kalıyordu. artık birinci reklamda buzdolabını kontrol ediyorum, ikinci reklamda da sigaramı içiyorum nerde o eski uzun reklamlar
laz ziya'nın yakın zamanda cızlamı çekeceği dizidir öyle tahmin ediyorum.kirve'nin kelle isteğine karşı memati'yi vermeyen polat için nesrin'in açtığı dava elif eylül sorununu hortlatmıştır. bu iki sorundan kurtulmanın çözümü de laz ziya'nın ortadan kaldırılıp hem kirve'ye istediği bir kelle vermek hem de ortada çıngar çıkartacak bir dava bırakmamak olarak gözükmektedir. böylece polat alemdar'a da boşalan koltuk yerine konsey'e girme teklifi yapılır artık kimbilir ?
kirk altinci bolum fragmaninda, bolum icinde neler olup bitecegi toptan gosterilmiş dizi.
karahanli'nin olumuyle polat'in oyunun son leveline geldigini anladigimiz dizi olmustur.cok tartisilan kukuletali adamlardan birinin sesinin nizamettin guvenc'e ait olma meselesi ise yanlis. gercekten benziyor ama ayni ses degil. tekrardan dikkatle dinleyince anliyorsunuz. nizamettin daha bet bir tonla konusuyor. ucuza kotarilmis ayin sahneleri ve latincelerin sultanahmet esnafi agziyla soylenmesi beni de sinir etti. lakin polat'in gercek simulasyonlari guzeldi. ozgu namal'in bir anda gozlerinin bugulanmasi falan beni mest etti.
eger dizi bitirilecek ise bence mutlu son ile bitirilmeli, polat konseyin tamamini oldursun. yeniden ameliyat ile ali formatina donsun. mahallesine yerlesip elif ile bi suru cocuk yapsinlar. hatta birlikte ekmek teknesi'nin gectigi mahalleye tasinsinlar. orda elif ile lan jale kanki olsun. orta vadede polat, lan jale ile isi pisirsin. aslan bey'de ismini degistirip eski silah arkasi ferit'in yanina alaca karanlik'a komiser bozo olarak transfer olsun....
cakir ailesi mezarliginda uyuyan emine cakir adli sahsin süleyman cakir'in annesi olmadigini umdugum dizidir.. zira kendisi 51 dogumlu gözükmekte.. süleyman cakir ise 64 dogumlu...
deli yurekten sonra kaybolan veya biten izlenme oranini show tvye iade eden dizidir. vazgecilmezimiz show sporu ayri tutuyoruz tabii ki.
polat alemdarin testere necmiyi neden oldurmedigini anlayamadigimiz dizi. laz ziyaya saygisindan dolayi midir (intikamini almasi acisindan) yoksa operasyonun gidişhati acisindan onemli midir ? ayrica:ucan kuştan haberi olan konsey'in 6 tane baba'yı yiyen polat'ın necmi'nin evine gidişinden nasil haberi olmaz da gundeme gelmez . adam sonucta necmi'nin adamlarini öldürerek eve girdi.
(bkz: kro)(bkz: kıro)(bkz: maço)
tarih itibariyle yayinlanan bolumunde en guzel kisminin orhan abinin abdest aldigi ceşmeyle akilda kalan dizi. insanin abdest alasi gelir oyle bi ceşmede.
bu dizi insanları "mafyaya özendirdiği" için sürekli ihtar alıyormuş diye duydum. (bkz: anne ben mafyoza olcam)o halde dizinin bu ölümlü kalımlı revizyonlardan sonra alacağı şekil bir ayşecik filminden farklı olamayacaktır. mafya aileleri şimdiye kadar birbirleriyle boş yere çatıştıklarını anlayacak ve bütün insanlar dost olsa, kardeş olsa dünyanın ve tabii canımız türkiyemizin ne kadar güzel bir yer olacağının farkına varacaklardır. böylece dizi de hepsinin neredesin firuze filmindeki gibi kıyafetler giyip, elele tutuşarak sevgi ve dostluk üzerine bir şarkıyı kanon yapmalarıyla son bulacaktır..(bkz: bütün dünya buna inansa)
polat alemdarın agent smith gibi kontrolden çıktığı ve kendine buyruk davranışlar gösterdiği dizidir.
diziden.. oktay kaynarca'nın ismi silindi, türküsü * kaldı. *
zaman zaman evde hoş geyiklere sebep olan dizi.orhan, "son görevini" yapmadan önce abdest almış, iki rekat namaz kılmaktadır. fonda müzik devam etmektedir. televizyonun sesi yüksek geldiği için valide uyarır:valide: sesini kıs biraz şunun.sirke: değil mi? adam namaz kılıyor, yanılacak şimdi...valide: ama kıbleye ters dönmüş!peder: şimdi de yan döndü, hepten şaşırmış bu, kıbleyi...(televizyonun duruş yönüne göre, kıble, orhan kameraya döndüğü zaman, arkasında kalmaktadır)bir de polat efendi'nin yavaştan rol yapabilmeye başladığını fark ettim. dizi bitmeden öğrense bari şu işi. abdülhey'e karşı tavırlarında bir efelenme, "ağayım, mühim adamım ben" triplerine girme hususu baş gösterdi bir kaç bölümdür, palto tutturmalar filan... mafya babalığını benimsemeye başladı adamçok ilgili değil belki ama (bkz: abuzer kadayıf)
son bolumdeki* cenaze ve asma sahnelerinde fondan verilen ve de icerisinde "amin" nidalari barindiran muzik sahnelerle uyumu acisindan hoştu.
genel gidisata bakildiginda, tum karakterler arasinda en iyi durumda olan, ruh hastasi erdaldir zannimca.. adamin akari yok, kokari yok..kac kere namlunun ucundan kurtuldu, babasindan "kurtuldu", aganin kizini da kafaladi.. kendisinin onu aciktir, baronluga kadar gider saniyorum..
çakırda öldü bu dizi biter şeklindeki muhabbetlerin odağı
mehmet karahanlı'nın öldürülme törenine katılmak üzere vatikan'dan* gelen dallamanın biletinde istanbul-rome-istanbul yazıyordu. issued by turkish airlines. airline data'yı okuyamadım.edit notu:umumi istek üzerine, ısrarla "eee, ne var bunda?" diye mesaj atan yazarlara duyuru:rome-istanbul-rome yazması gerekirdi bilette. hatta rome fiumicino-istanbul-rome fiumicino.
yayından kaldırılması için herhangi bir oluşum varsa veya olacaksa ölümüne destek vereceğim dizidir. yeter artık diye bağırılmalı bence. ciddiye alma konusunda ciddi problemlerimiz olduğuna inanmaktayım halk olarak, kucuk cocuklara zararlı bu dizi be kardeşim, anlayın bunu artık, tren gormus okuz gibi yapışıp kalmayın o ekrana. ayrıca (bkz: #6042170)add. edit: kotuleseniz de, sanane lan şebek deseniz de, hatta guneş yuzu gormemiş kufurler etseniz de bu boyledir, boyle olmadıgını kanıtlayacak dişe dokunur hiçbir bahane yoktur. beyni ve vicdanı küflenmiş insanlar idrak edemese de..
herşeyden olumsuz etkilenen arkadaşlara bir çagrıda bulunalım madem sadece kurtlar vadisi değil küçük çocuklarımızın gelişimini olumsuz etkileyen cinsel içerikli , herhangi bir silah yaralama şiddet , hatta hatta olimpiyatlardaki amatör boks , tekvando dahil olmak üzere her türlü şeyler kalksın ekranlardan. 24 saat şirinler yer alsın ama bi dakika şirinlerde yer almasın gargamel var en iyisi ekranda bir çit olsun o çitin üstünden koyunlar atlasın koyun sayalım , bir de iskembelerine kurulmuş sallanan edebiyat yapan top sakallı göbekli oduncu gömlegi giyen tombiş dedeler olsun hayat bayram olsun ...
kanimca acilen kaliteli kötü bir karaktere ihtiyac duyan dizi.pala nin ardindan sanki dizide büyük bir bosluk kaldi.dizi yapimcilari cimriligi birakip söyle biraz paraya kiysalarda oyuncu alsalar.mesela ali sürmeli.ne hos olur dimi.olur olur..
tam bir bilimsiz kurgu ortamı oluşturan dizi. o köfte dudak polatla insanları korkutmaktan çok güldürebilirsiniz ancak.
heyecanı kaçmasın diye reklamlarını bile izlemediğim halde televolenin reklam arasında cart diye girip bölüm içinde neler olacağını göstererek mahvettiği dizi. zaten daha önce de sövüyordum bu televoleye, bu da tuzu biberi oldu...
insanı "çoluk çombalağın kötü yönde etkilenmesi sadece bir diziye bağlıysa boku yedik" şeklinde düşünmeye sevk eden dizi."bu kaliteli aksiyon dizisine varıncaya kadar bilumum sikindirik pop şarkısı, bir o kadar daha sikindirik klipleri ve bu şarkıları icra eden ve çocuklar tarafından örnek alınma riskini** oluşturan bilcümle şebek, şempanze ve aklıevvel medya maymunu ne güne duruyor" şeklinde de düşünmeyi sağlayan dizi. yayına gireli yaklaşık 2,5 yıl* olmasına rağmen hala bir kısım insanın neresine girip çıktığı anlaşılamayan dizi ayrıcana. istemeyenin seyretmemesi, çocuğuna da izlettirmemesi serbest olan dizi. hem bu saat olmuş hala ne geziyor o çoluk çombalak daha ayakta?! yatağa hade bakim. naşşş.
gorduk ki iplikci nedim eski sistemle calismaya devam ediyormus, masasinda bir adet facit bulunmakta, ondan sonra masasi, dolaplar, tipki eski turk filmlerindeki patron masasi gibi.
pala"nin, kizilmaske"nin akrabasi oldugu anlaşilmiştir. zira gozlerini sadece oluler gorebilirmiş. vay bizim halimize derim başka bişii demem.
iki insan evladinin (biri kadin biri erkek) dudaklarini surtmek ve dudaklari merkez alinarak kafalarini bastirarak opustukleri? sahneye es kaza sahit olunan dizi.bu ozelligiyle de kafa kopartan dizidir.
--- spoiler ---son bölümde olanları düşününce sanırım olacaklar şöyle; pala hüsrevin ve yakın adamının ölmesiyle hüsrevin koltuğuna oturmasa da onun sefasını sürecek. zaten pala ve adamlarının jenerikte gözükmesi de dizide kalıcı olduklarına işaretti. ama endişe ettiren şey ise dizide para sıkıntısı çekilmesidir. zira yapımcılar bir oyuncu alınca bir oyuncu çıkarıyorlar diziden.--- spoiler ---
rtük'ün reklam sürelerini sınırlandıran bildirisinin ardından, bir reklam kuşağı daha fazla yayınlamak için ilginç bir taktik bulunmuş. bravo show tv. yeni şahit olduğumuz bu taktiğe göre, reklam sonrasında dizi 2-3 dk. geriden başlıyor. bu dakikaları toplarsanız fazladan bir reklam kuşağı için yeterli olduğunu görürsünüz.
valide (uykulu bir sesle): "polat molat hikaye, at kafayı yat..."sirke: "polat şimdilik hikaye, pala baskın çıkarsa masal olacak."
önceki bölümlerde gazinoda şarkıcı bayanın palaya "isminizi bağışlar mısınız?" demesi üzerine şöyle bir diyalog geçen dizi;pala: başığlamam!faruk: unutmam!*bedir: affetmem!buradan da anlıyoruz ki ard arda sayılan bu kelimeler isim gibi benimsenmiştir bu abilerce. --- spoiler ---59. bölümde de pala, faruk ve bedir'i karakoldan çıkardıktan sonra "bir daha böyle bir kepazelik olursa affetmem!*" diyerekten affetmem namlı bedir abiye bakmıştır, o da süt dökmüş kedi edasıyla başını önüne eğmiştir. küçük bir ayrıntı olarak ilgimi çekti.--- spoiler ---
olulerin az da olsa yasadigina inanan bir karakterin bulundugu dizi--- spoiler ---dogu bey: cocuk olu dogdu,fazla yasamaz!--- spoiler ---
polat'ın "bir daha sakın başkasının canını yakmak için benim canımı yakma" cümlesini dudaklarına binmis kilotonluk baskıdan mı yoksa duygusallıktan mı söyledigi muamma olabilecek dizimsi
hic bir bölümü kacirmamis bir kurtlar vadisi izleyeni olarak, son bes bölüm icim sunu diyebilirim ki ; fiyasko...bunun bir gecis dönemi mi yoksa, dizinin yeni politikasi mi oldugunu merak ettigimi daha önce yazmistim. ama artik emin oldum ki, ratinglerin artmasiyla birlikte, daha genis bir kitleye hitap edebilmek amacli, dizinin her alaninda bir basitlestirilme yapildi. bu en basta senaryoya yansidi ki, polat alemdar karakteri ilahlastirilip, diger butun baba karakterler öldürüldü. konular anlasilabilir, önceden tahmin edilebilir, birbirinden alakasiz hale geldi. sahneler özensiz cekilmeye baslandi. son bölümde mematinin taramali helikopter sahnesi godfather dan bire bir kopya olmakla birlikte bir o kadarda basarisiz. yine al pacino kaynakli, osman sinav in cektigi, bir gazino baskinisahnesi vardir, eskileri izleyenler bilirler, o da calintiridir mesela ama, insan bes kere ustuste izlese bikmaz, o kadar kalitelidir. artik bu tip sahneleri görmeye hasret kaldik... kurtlar vadisi kitlesi ikiye ayrildi, eski sadik izleyenleri ve yeni bölüm izleyenleri olarak..yapimci bu ikinci kategoride bahsettigim kitleyi cekebilmek icin, dizinin seviyesini dusurdu ki basarili da oldu, ama ben sahsen, özellikle izledigim en son bölümden hic zevk almadim,yani eski izleyenlerini kaybetmek üzereler. dizideki tek olumlu gelisme, elif-polat iliskisinin islenisi olmus. gercekten bir kadinin neler hissedebilecegini, kadin erkek iliskilerindeki gel gitleri, cok basarili yansitmislar. elif in gecirdigi depresyonlar, ask icerisinde gercegi yavas yavas kaybetmek uzere olusu vs... dizi de zaten artik izlenecek pek iyi tiyatrocu da kalmadi gibi... akrep bekir in de ölümünden sonra, laz ziya ve dogu harici, sanatcisiyla izleyiciyi ekrana ceken baska karakter yok.bu yuzden kurtlar vadisi artik o eski kurtlar vadisi degil, eminim bircok insan persembe aksamlarini daha farkli degerlendirecektir artik...
polise operasyon erteleten diziymiş:"kurtlar vadisi dizisi operasyon ertelettitekirdağ polisinde görevli başkomiser tamer özakınlı, polislerin kurtlar vadisi dizisinin bağımlısı olduğunu söyleyerek, bazı operasyonları dizi yüzünden ertelediklerini söyledi. anadolu lisesi öğrencilerine uyuşturucu ve bağımlılık konferansı veren emniyet kaçakçılık ve organize suçlar şubesi'nde görevli başkomiser özakınlı, tv dizilerinin yol açtığı alışkanlığın zararlarını şöyle ifade etti: "dün akşam her zamanki gibi sokak polisliğimi yapıyordum. bir konu ile ilgili ihbarı değerlendirmek için çalışıyorduk. fakat ihbarı yapan şahısları bulamadık. hepsi toplanıp kahveye kurtlar vadisi'ni izlemeye gitmiş. sadece onlar değil, benimle birlikte çalışan memurlar da bu dizinin fanatikleri arasında. bana diyorlar ki 'komiserim, kurtlar vadisi bitsin, adamı öyle alalım.' işte bu bağımlılık, izlemezsek ortadan ikiye çatlayacağız. akşam yapacağımız işi gece yarısı hallettik bu yüzden. bir seminerde öğrencilerin bana ikinci sorusu, 'kurtlar vadisi'ni izliyor musunuz?' oluyor. üçüncüsü ise 'kimi örnek alıyorsunuz?' ben şahsen izlemiyorum."dünden bugüne tercüman, 18 nisan 2004 pazar, sayfa 15.edit: haberi tekrar okuyunca muhabirin "tekirdağ polisinde görevli başkomiser tamer özakınlı, polislerin kurtlar vadisi dizisinin bağımlısı olduğunu söyleyerek, bazı operasyonları dizi yüzünden ertelediklerini söyledi. " cümlesinin biraz problemli olduğu görülüyor. sadece bir vak'adan hareketle operasyonların zaman zaman bu sebeple ertelendiğini söylemek biraz zorlama oluyor.
59. bölümde de olsa muhteşem şekilde geri dönen mükemmel dizi. üçüncü sezondaki ilk 2 bölüm epey acamice hazırlanmıştı kanımca.olur olmaz her sahneye müzik konması ve sahne bitmesine rağmen müziklerin devam etmesi bir ara diziden epey soğutmuştu. ayrıca bitmek bilmeyen "üç kere hapşırma" manifestosu ile en fanatiklerini bile derin gülme krizlerine sürüklemişti. ama 59. bölümde dizinin ilk bölümlerindeki tempo ve düzeylilik yakalanmıştır bence.
hüsrev ağa herhalde çok sıkılmış olacak ki oynadığı rolden bir ara kendini kaybedip "senin baronluğunu da seni deee .. dağıtırım lan bu seti, kılıçmış 2 sezondur çakıyla oynamaktan başka bi numaranı göremedik dürrük" diyecek sandım.--- spoiler ---bir önceki bölümde hiç böyle bir eğilimi bile yokken bu şekil bir senaryo ile öldürülmesi biraz garip. kesin bir anlaşmazlık filan oldu diye düşünüyorum.--- spoiler ---
bu kurtlar vadisi nasil bir olay haline gelmisse, yurtdisinda bile, eskiden yurda gidecegimi soyledigimde soyle yaparsin, boyle yaparsin, kebap yersin, tatil yaparsin, denize girersin, ortamlar yemekler ohh mohh diyen insanlarin hepsi agiz birligi etmiscesine ehh artik kurtlar vadisini kacirmazsin diyorlar... utaniyorum hic izlemedigimi soylemeye...
hüsrev ağa'nın geçen bölümde , konsey'e karşı süt dökmüş kedi rolü oynarken, bu hafta birden bire baron'la enseye tokat gote parmak bir ilişki içine girmesi, ruslara baron'u satması, baron'a " sen ahırda at tımarlarken , ben insan tımarlıyodum" demesi, her 2 cümlesinden birinde , " biz diye bir şey yok , ben var " demesi, bizleri şaşkınlık içinde bırakmıştır. --- spoiler ---tabii ki bu hareket ve davranışlarnının sonucunda, kılıç tarafından infazı yapılmıştır. şaşkınlıkla izlemeye devam ediyoruz.--- spoiler ---
replikleri yazdıktan sonra birbirlerine gösterip gülmekten kırılan hatta gülerken masadaki çayı senaryonun üstüne döktüklerini tahmin ettiğim senaristler tarafından yazılan bir dizi. aynı replikleri ertesi hafta koskoca kaz kafalı adamlar, kadınlar tarafından ağız açık seyredilen dizi.
--- spoiler ---hüsrev ağa'nın öldürüleceğinin (fragman dahil) sayısız organdan duyurulması nedeniyle, bu hafta hiçbir zevk almadan dinlediğim* dizidir..--- spoiler ---
zaman ve mekan kavramlarında ciddi sorunlar yaşayan-yaşatan- dizi. olaylar senkronize mi gelişmektedir farklı zamanlarda mı geçmektedir izleyiciye bunu ulaştıramamaktadır. aynı karakteri bir hastanede bir kendi evinde bir de konseyde göstererek, kurgunun tamamen yavan, yüzeysel ve "izleyici salaktır bunları düşünmez, birkaç felsefik(!) cümle söylesinler, nerede olduklarının önemi yok" tadında olduğunu kanıtlamaktadır.2 kişinin konuşma sahnesinde, kamera bize aynı anda dışarda başka bir yerde olan bir olayı, konuşmayı aktarıyorsa, bunlar birer skeç halinde arka arkaya değil senkronize gelişen olaylar olarak anlatılmalıdır-filmleri, dizileri izlenebilir kılan ve komedi skeçlerinden ayıran yönü de budur- fakat dizide; kamera tekrar döndüğünde, ya kahramanlar fazla yol kat etmemiş olmakta-bir kelime bile söylemeyip öle susup oturmuşlar demek ki- ya da tam tersine bir sahne önce bıraktığımız adamı başka bir planda başka birileriyle görmekteyiz. senaryoda olaylar, aynı gün içinde mi yaşanmaktadır, kaç günde olmaktadır bu olaylar gibi sorulara cevap verememektedir. sahne geçişlerinde ve bu geçişlerle birlikte değişen müziklerde de ciddi problemlerin olduğu dizidir;bir sahnede dıngıl dıngıl bişiler çalmaktayken, sahne olur olmadık biyerde iğrenç bir görsellikle değişirken o sahnenin müziği de o süratle ve kesilmeyle değişir. bu da senaryo konusundaki ciddiyetsizlikten ve yönetmenin yeteneksizliğinden kaynaklanmaktadır. geçiş efektlerine zaman, emek ve para harcamayıp dan diye gözümüze sokan yönetmen aynı zaman da sözlü müzikler seçme konusunda da çok başarılıdır. bilmez ki soundtrack denen zıkkımda, film esnasında* şarkının sadece melodisi olur, sözleri olmaz. hoyturu hoyturu ege türküleri çalar, kahramanlar anlamsızca, becerebildiklerini sanarak gözleriyle aktörlük atmaktadırlar-sert bakışlar, burundan solumalar, devlet de devlet diye göze sokarcasına kurulmuş metinleri sarf etmeler- ve bunların hepsinin adı: kurtlar vadisi.çamdan kavaktan oyuncu seçmede de başarılı sayılır dizidir. başroldeki oyuncular da karakter oyuncuları da, yardımcı rollerdekiler de, figüranlar da hepsi abartılıdır. anlamsız kıyafetler ve tiplerle karşımıza çıkmaktadırlar. laz ziya neden bağırmaktadır, daha adını bilmediğim bir sürü karakter, anlamsız kaş göz hareketleri, "derin devletin bir tek dibi olmaz memati" (ay ay yerim senin derin devlet diyen ağzını ben) gibi izleyici ekran başında "vay be işte budur hoca, derin devlet tamamdır, helal olsun adamlara valla bunu kimse söyleyemedi bırrr hooyyy ğaaaaar gibi manasız yorumlara sevk ederek ne kazanmayı amaçlamıştır bilemedim hiç. ses tonlarını hiçbir oyuncu adam gibi kullanamamakta-kendi sesiyle oynayamayan fakat oyuncu addedilenleri hariç tutuyorum- ortaya manasız bir gürültü çıkmaktadır ve bu gürültüye fon olan metinlerin de anlamsızlığı eklenince-daha en altta çalan türküleri koymadık du bakalım- dizi feci bir ilkokul piyesi havası kazanmaktadır. en önemli ve türk sinema tarihindeki en boş geyiklerine malzeme olacak konsey muhabbetini çıkartmış dizidir;kahramanlarımız, lüks döşenmiş bir odada süslü koltuklarda oturmaktalar. uzun sessizlik ve sinirli, anlamsız, oyunculuktan uzak bakışlardan sonra. prenses amidala, konseyin, cumhuriyet karşıtlarının hazırlattığı orduların kontrol altına alınması için polatı görevlendirir. daha önce klon saldırılarının önüne geçemeyen baron, cp3u ve arthur ile birlikte bu sefer astroit b-612'ye doğru yol alır. padawan memati, usta yoda'nın söylediklerini dinlememiştir. konseyin kuralları vardır. gelenekleri vardır ve bunlardan biri de konseyden birinin, konuşma esnasında ışın kılıcı ile koltukta oturan diğer bir üyeyi hunharca, sırtından, delikanlılığa yakışmayacak şekilde(!) sırtından öldürmesidir. yakışmasa da konsey acımasızdır. jedi şövalyesi skywalker, hüsrev ağanın bu akıbetinden sonra ayağa kalkar ve siktirin gidin ulan sizin yapacağınız diziye ben der. ekran kararır, her perşembe hayatım da..
--- spoiler ---herşey tamam da pala ve adamlarının hüsrev ağanın mekanında hüsrev ağanın has adamını öldürmeleri bizi sandalyemizden düşürdü. ne biçim mafyasın, ne biçim ağasın ya. üç tane akrepli tip senin adamını öldürüyorlar sora da bir şey olmamış gibi senin mekanında baget yemeye devam ediyorlar. enteresandı.ayrıca postane sahnesinde de tam anlamıyla sıçmışlar. o kadar bekledik, bir baktık polat arabada. galiba geçen bölümü çektiler, sonra bir daha izin alamadılar postanede çekim için. yoksa doğu amca ile polat'ın karşılaştığı sahneyi çekmemek için mal olmak lazım.--- spoiler ---
ilkesel olarak karşı olduğum şeyleri bolca içerdiğinden dolayı izlemediğim dizidir... ayrıca the simpsons ve scrubs ile çakısmasından dolayı bir çok kişinin keyfini kaçırabilmektedir.
dizinin yönetmeninin, senaristinin ve çeşitli teknik elemanlarının dışında herkesin, her şeyden anladığı bir dizidir.
lakin böyle makinanın ucunu gösteren gözlüklünün, kapıdaki nöbetçi polise kimlik neyim göstermeden, emniyete, karakola dalabilmesi fenadır. hani derin, sığ, bu adam devlet görevlisi, kimlik sorulsa gösteremeyecek biri değil. neticede girecek içeri. lakin tut ki bombacı, suikastçı kelalaka bir adam olsun, kapıdaki elemanı önce korkutup, sonra aslanım koçum tribi yapmak yetecek istediği yere dalmaya.
pala'nin yanindaki iki adamin yasadigi degisimle de dikkatimi ceken dizidir. kral ve bedir adlariyla * diziye gectigimiz sezon giris yapan bu iki karakter yeni sezonla birlikte sive, gorunus ve hatta isim degisikligi bile yasamistir. kral'in adi faruk olarak degismistir. ayriyeten iki karakter de sakal birakmis ve guneydogu sivesiyle konusmaya baslamislardir. bir de haddinden fazla psikopata baglamislar gibi geldi bana.
--- spoiler ---hüsrev ağanın kılıç tarafından öldürülüşünün her reklamda gösterilmesiyle ticari kaygı adına heba edilen dizi. birçok seyirci "bu hafta hüsrev ağa ölecek, mutlaka izleyeyim..." düşüncesiyle oturdu 59. bölümün başına, oysa ki bir anda gelişseydi bu olay çok daha fazla takdir toplardı bölüm. (bkz: 15 minutes)--- spoiler ---
yıldırım türker yaz