|
|
gitmek icin kalan bir kac günü iple çektigim sehir
eskiden yani sehirlesmeden once cok daha yasanası bir yer olan ancak sehirlesmenin de nimetlerinden bolca yararlanabiliceginiz denizin artık kokmadıgı hatta pelikanların bile ziyaret ettigi,cesme kusadası ve foca gibi birbirinden guzel mekanlarının coklugu ile mayıstan itibaren denize girme keyfi yasatan sehir
(bkz: home sweet home)
yasamaktan mutluluk duydugum sehir.bir daha sansin olsa dünyanin neresinde yasamak istersin deseler gene izmir derim ulan.atatürk'ün izmir de bir egitim kurumunu ziyaretin de;''...izmir'imizin hemsehrileri arasinda sayilmak bana sonsuz bir sevinc ve övünc olmus''demistir..
mutlu uyanma sebebidir bu şehir...insanın içini dışını her şeyini neşeyle doldurur...ayrı kalındığında deli gibi özlenir...bu şekilde bakıldığında aşk gibi bişidir işte
28 mart yerel seçimleri itibariyle ilçe belediye başkanlıkları: balçova / chp - m. ali çalkaya çeşme / chp - faik tütüncüoğlu foça / chp - gökhan demirağ güzelbahçe / chp - ertan avkıran karaburun / chp - serdar yasa kınık / chp - süleyman kaya kiraz / chp - ismet korkmaz menderes / chp - ergün özgün menemen / chp - tahir şahin selçuk / chp - hüseyin vefa ülgür torbalı / chp - ismail uygur bergama / akp -raşit ürper aliağa / akp - tansu kaya kemalpaşa / akp - yakup karaca ödemiş / akp - a.mahmut badem tire / akp - m. sıtkı içelli bayındır / anap - alaaddin çapuk seferihisar / anap - hamit nişancı urla / anap - m. selçuk karaosmanoğlu beydağ / dyp - i. muhsin pulcu dikili / shp - osman özgüven
yaşamımın -ne kadar kabul etmek istemesemde artık- en anlamlı şehri. yüreğimin kopmaz tellerle bağlandığı; mavi, parlak ışıklar şehri. en deli fişek yıllarım geçti kucağında. en diri halimi paylaştım caddelerinle, binalarınla,gökyüzünle, insanlarınla.. tozunu yuttum sokaklarının, çamurlarına bulandım, sağanaklarına tutuldum. ilk zamanlar buz gibi görünmüştün bana, nefret etmiştim senden. kaçmak için fırsat kolluyor, çamuruna, tozuna, gürültüne duyulmadık küfürler ediyordum. bir süre sonra tuhaf bir bağ oluştu aramızda, güçlü ve yitmez bir bağ. yaşamın vazgeçilmez burukluğunu tattım sende. sen bitmezsin izmir, yüreğimdeki izin öyle derinki ben yok olmadan sen asla bitmezsin. yaşanan sevdalar, dost muhabbetleri, hüzünler, mutluluklar, gözyaşları, gittiğim her yere taşıyacağım sizleri. gerçek sevginin asaletini, gerçek dostluğun bitmezliğini, gerçek aşkın ulaşmazlığını anladım, her duyguyu sapına kadar yaşadım. elbet seni yeniden göreceğim izmir, tüm ayrıntılarını.. kordon, karşıyaka, konak, balçova... mutlaka görüşeceğiz.. tekrar görüştüğümüzde yüzümde çılgın kahkahalar yerine buruk bir gülümseme olacak ve usulca bir hüzün düşüverecek yüreğime. görüşürüz izmir..
izmir...sevda sehri yani... denizin martiya sevdali oldugu sehir... bu sevdanin meltem ruzgariyla insanlarinin yuzune vuran melodisinin duyuldugu sehir... gulen gozlerin guzel yuzlerden eksik olmadigi, ve bir tatli merhabayi kimsenin kimseden esirgemedigi sehir... biraz da gavur memleket derler siyasi seçimlerinden... gurur duydugum, onurla yaşadıgım ve yurek gozumle anlattığım şehrim... izmir im...
10 senede ruhunu bütünüyle kavrayabileceğiniz şehir..deprem zamanlarını bile hissedebiliyorsunuz..bir gün önce; "evet az kaldı, sallanacaksın artık di mi izmir"o gün- "hah, şaşırtmadın"
baştan başa guzel, biz kucuk tilkiler ve istanbul platonikleri icin vazgecilmez kurkcu dukkani.bir kiş gecesi kirmizi şarapla dudaklari islatip birileriyle gulmek de guzel burada, yokuş yukari hizla ilerleyen 86'da gulumsemeye devam etmek de. yeni tanişilan insanlarin şivesinin hala anlaşilabilir oldugunu farketmek icin, kalamar yemek midye dolmalari lupletmek icin hala harika bir arka fon canim benim, dogdugum şehrim.başka kucuk illerdeki universite surgunlerinden sonra geniş caddeler, yuksek işiklar altinda dondurucu sabah sogugundan sonra cekilebilir akşamustleri vadeder kişin.. sevimli bere ve atkilari icinde neşeli izmir insani hala şehirdedir ve yaza kadar sabretmektedir. karşiyaka'nin mutluluk dolu sokaklari, goztepe'nin kozmopolit ve yalnizligi uzaklaştiran guzel keşmekeşi, konak'in insana guven veren gorkemli binalari, kemeraltindaki orta direk insanin bizdenligi mavişehirde herşeyin yolunda oluşu hisi.. seferihisar'in fantasy hikayelerinden firlamiş sahil kasabasi dokusu, ceşme'nin, urla'nin, foca'nin mavi ve sari tonlariyla bezeli guzelligi..bir şehri eviniz yapan icindeki eski dostlardir. izmir insana yeni tanişip omur boyu hayatinda kalacak guzel eski dostlar vadederken bu insanlarla alsancak'ta ya da turkuaz'da raki-balik yapma şansini bile tanir. gecenin ikisinde belediye otobusu camina başinizi dayayip altinyol'u aşarken yalniz birakmaz, ölüme kadar beraberlik teklif eder.ve biz de bunu kabul ederiz belki.
karşiyaka.. vapur.. uyku.. sprite.. guneş.. aniden kafamiza esip "hadi gidelim lan" deyip alakasiz bir gunde basip gittigimiz ve bunu bi kac kere yaptigimiz şehir..
olmak istediğim yer...
insanın şu kısacık ömründe mutlaka görmesi gereken şehir.asansör'e gidip günbatımında güneşle kadeh tokuşturmamış biri yaşamamıştır bence.
'izmir'in denizi kız,kızı deniz;sokakları hem kız hem deniz kokar' cahit külebi(ne mutlu ki şairimiz körfez kokulu yıllarda yaşamamış)
rahatlığını seviyorum..kırrolardan daha yoksun gibi.istanbulun kaosuna daha fazla saplanmamak daha düzenli bi yaşam için tercih edilesi bi şehir..özellikle yazın adaya çeşmeye yakın oluşu bi güzelliktir..aile saadetine uygun..ama istanbuodan sonramı ı ıh sanmıyorum saplandığın boku inkar edemiyceksin artık
ankara'da doğmuş büyümüş birinin kırılgan katılığını tamamlayan yavşak, pardon, yaşanacak şehir.
feridun düzagac ın kalbimin başkenti diye hitap ettiği şehir.
herşeyi bırakıp..deniz kenarında kordonda yürüken herşeyi unuttuğum..temiz bakışlı insanlar şehri..bakımlı kızlar ve erkekler
narlıdere, ince bellide içilen sıcak çay,denize karşı yapılan nargile keyfi...azıcık uzak kalsam özleyeceğim şehir.
ankara kaçamaklarımın diğer adı.
kalbimin tamamına sahip, güzel memleketim, aşkım.(bkz: sarhoşken entry girmek)
1930'dan bu yana en sicak gununu yasadi bugun golgede 43 derecesiyle.
görmediğim beş yıl boyunca, gerek görünüm gerekse ruh olarak çok değişmiş olan şehir. egenin gözbebeği.
ayrılmak istemediğim şehir
türkiye'nin amsterdam'ı.
benim içinbiraz beşeri kitabevi - karşıyakabiraz dağ restoran - tirebiraz kemeraltıbiraz yıkıkkemerve bir çok güzel insan
canim izmirime laf yookkher yerde bit gibi koca koca alisveris merkezleri aciliyor, nereye gidecegimi sasiriyom valla..buna karsin 10 tanecik sinema var burda
kizlari guzel, sandvicleri guzel, adi guzel,kendi guzel, yaşanasi sehir. bir de daha fazla sinema ve konser olsa daha guzel olacak.
dünya üzerindeki bütün metropolleri toplayıp bir şehir kursalar, sonra da "al sana manyak bir şehirötesi yaptık.buyur otur" deseler sktir git bi çay koy şeklinde cevap vereceğim, kesinlikle ama kesinlikle yaşamaktan vazgeçmeyeceğim güzel memleketim. kendisi kadar güzel insanları barındıran, iklimi sıcak, insanları sıcak, sokaktaki kedileri sıcak, sıcakoğlusıcak yaşanılası dünyevi cennet. sadece yürüyüp hava almak mı istiyorsun? inersin güzelyalıya. uçsuz bucaksız gibi gelen sahil şeridinde yürürsün özgürce. biraz dolaşıp, ekonomik alışveriş mi yapmak istiyorsun? hop kemeraltındasın. istediğin kadar otur,gez,beğen al. şöyle güzel bir hafta sonu güzelce bir gezeyim mi dedin? hemen alsancaka ya da bostanlıya ışınlıyoruz seni. yo ben tozutmak istiyorum, gençlerle beraber çılgınca eğlenecem dersen; gideceğin tek bir yer var: bornova. balığın ve de özellikle midyenin en güzelini ve tazesini istersen karaburun ve urla hizmetinde. daha neler sayayım ki sana? aklına ne gelirse var, aklına gelmeyenler de var. her iyi şeyin bir fazlasını bulursun izmirde. çok klasik, alışılagelmiş bir de sloganı vardır izmirin :"istanbul un eğlencesinin, ankara nın durgunluğunun birleştiği şehir" (bkz: sozlukteki izmirliler/#7516301)(bkz: izmir görgüsüzü)
anlata anlata bitiremediğim, bazen nargilemin dumanı, bazen efkarımın rüzgarlı kolları, bazen içimi ısıtan en üşüdüğüm anlarda... kaçak yolcu telaşlı martılarını sevdiğim karşıyaka vapurunda...
şimdilerde çokça özlediğim sevgilim, sevgili şehrim...
hali hazırda sevdiğim, bugün nedense daha bir sevdiğim güzel şehir.
türkiye'nin kuruluş amacına uygun hareket eden belki de son topluluğun yaşadığı yer
(bkz: izmir trafigi)
neredeyse butun turkiyede akp bayrami yapilirken,yine izole bolge olarak kalan,secimi kazanan belediye baskaninin sampanya ile zaferini kutladigi guzel sehir.
atatürk'ün son kalesi
türkiye'nin en güzel şehri... bana göre, bana göre...
havasından ve kızlarından nem kapanların, verdiği diğer kararlardaki istikrarıyla gözlerini açan şehir..(bkz: oh)
aşık olup da kalbinizi bir ömür bırakabileceğiniz, her zaman özlenesi şehir.ömür kumru'ya gitsek de kumru yesek.
olması gereken türkiye'nin prototipidir. ılıktır, anaçtır, temizdir, düzenlidir, insanları içsel olarak güzeldir, özgürdür, baskısızdır, prensiplidir, bitanedir... abiye, dayıya, bacıya, hacıya göre değil hizmete göre idealleri doğrultusunda oy verir. bir genc parti vukuatı barındırır geçmişinde ama bunu barındırdığı göçmen nüfusun, memleket hasretine bağlamak gerekir. doğulası, yaşanılası ya da bir gün mutlaka tekrar dönülesi ve ölünesi yerdir.
ismini kadından almış şehirler içinde en kadınsı olandır.
(bkz: özlem)
(bkz: sozluksel iletisim)
askim, cicim diye hitap edenlerin izmirim dememesi gereken sehir, madem askiniz, kalin izmirde, gitmeyin istanbullara, new yorklara.
gunun 24 saati sokaklarda pic olmayip, gunduze gore maksimum 45 dakika gecikme ile sicak yataga kavuşturabilecek haywan ulaşim network'une sahip şehir. gece 2-6 arasi saat başi konak-karşiyaka arasi vapurlar ve iskelelerin onunde bekleyen belediye otobusleri falan oyle kolay ayarlanan şeyler degil başka şehirlerde.
"dogma buyume izmirli olmak gibisi var mi beeee." diyesi geliyor insanin..izmir kocaa izmir, neresini anlatsam ?? karşiyakasi ayri bir dunya...kordonu bam başka..insanlari, kizlari zaten herkez bilir izmirin kizlarinin (kahramanmaraş'in dondurmasi gibi) meşur oldugunu..gezdikce, gezecegi geliyor insanin, gezdikce bitmiyor cogaliyor daha cok gezilecek yerler. hangi semti, hangi sokagi, hangi mahallesinde gezsem diye dusunuyorum saatlerce..sonunda kararimi veriyorum, kemaraltina gidiyorum. (bkz: guzel izmir)
kibris sehitleri caddesinden, agzinda bir sigarayla, sahil boyunca tarihi asansore kadar yurumek, yolda kordonda oturan asiklara imrenmek,konak iskelesine yanasan vapurlara el sallamak sonra tarihi asansorun hemen yaninda bulunan olaganustu manzarali yasar aksoy parkindaki veranda da bir sigara daha yakip izmiri koklamak dunyanin en yasanilasi zevklerinden biridir.
sokaklarında dolaşırken insana tatildeymiş havasını veren, fakat biraz hayalet şehir izlenimi bırakan güzel ilimiz...istanbullardan kalkıp görmek için gidilmesi sonrada kordona çıkıp tek bir insanla bile karşılaşılmaması, cumartesi akşamı en kalabalık yerinde sinemada 3 kişiyle birlikte film izlenmesi hayal kırıklığı yaratmıştır.
'şehir güzel, kızlar güzel, cantlar da güzel' reklamına takıldığım, insanları pek bir rahatına düşkün şehir.
hedonizmin kalesi.
egoizmin de kalesi.
satıcıların ve bütün genellemeler yanlıştır insanlarının kalesi. haydi bakalım.
aslında "genç parti'nin" kalesidir.
zaman zaman da kendi takım oyuncularının gol attığı bir kaledir.
ınsanları cıngene hesabı delıler gıbı ceptekı son paraya kadar takılıp eglemeyı sevenn.kısları bır ıcım su bır dilruba olan.guzıde cılgın super en fena en mukemmel olan canımmm memleketın benım havasına suyuna
her ne şekilde tanışılmış olursa olsun, ayrı düşenlerde bir hüzün, geri dönme isteği bırakan şehir. bu isteğin altında yatan gerçek, izmir'in şehir olarak güzelliği kadar geçmişe ve anılara duyulan özlemdir. izmir'de geçen zamanlarda hep bir güzellik hatırlanır; ilk kız arkadaş, ilk elele tutuşma, ilk öpücük, ilk vapur gezintisi vs. tek başına ılık bir meltem eşliğinde kordonboyunda başıboş bir yere yetişme telaşından arınmış bir şekilde yürümek, ani bir kararla kendini yarım saat sonra serin sulara bırakabileceğini bilmenin verdiği rahatlık, hayatı sadece gerektiği kadar ciddiye almak, bazen o kadar da almayıp tamamen boşvermek...izmir, çılgınlık yapmak için en müsait şehirdir -çünkü iklim insanı gevşetir, bazı kurallar, kısıtlar o kadar da keskin değildir artık- en bunaldığın anlarda binaların arasında yürürken iki ev arasından sana yüzünü gösteren mavilik gece vakti kordon boyunca uzanan sarı cadde ışıklarıyla çevrelendiğinde artık bir iki geminin ışığı hariç bir koyu karanlık olmuştur. bu koyu karanlığın aslında ne olduğuna karar vermek artık tamamen senin hayal gücüne kalmıştır.yazılanlardan anlaşılacağı üzere, izmir'e, doğduğum şehre duyduğum özlem, hayranlık sanırım çoğunlukla hayatımın ilk yıllarına, gençliğime duyduğum özlem daha çok.izmir'i bırakıp son on senedir ankara'da yaşıyor olmama çoğu insan:- deniz bırakılıp buraya gelinir mi?tarzında klasik sorularla yaklaşsa da, ben tekrar izmir'e dönüp şu an duyduğum bu duyguları yok etmek istemiyorum. çünkü dönersem artık izmir benim için çocukluk ve gençlik anılarımın şehri, aylaklık, huzur ve rahatlık şehri değil, içinde çalışmak zorunda kalacağım, belki de anılarımı yemek tüketmek zorunda kalacağım şehir olacak.
bugun hava 45 derece ve evde su akmiyo napiim ben bu sehri
tercihen ılık ve yagmurlu sonbaharında daha da bi guzellesen sehir. *
istanbul'da ciks veya tiki dedigimiz tipler bu şehrin dogal yaşam formunu oluşturmaktadir. fiyakasina duşkun izmirli rakunlar, gecimlerini baba parasi yiyerek saglarlar.
gereginde istanbul'un ciks veya tiki denilen tiplerini alıp ıslah eden ama formunu formatını kaybetmiş şekilsiz ucubeleri adam edemeyip gitsin de sözlükte ona buna bok atsın diye entry yazmaya yollayan şehirdir de aynı zamanda.
izmir'de bilmem kac kusaktir yasayip sevket-i bostanini, arapsacini, sarmasigini, cibesini, turpotunu, kabak cicegi dolmasini, bahce otunu tatmayanlar; deli giritlileriyle iki kadeh raki icmeyenler bilemez, anlayamaz, sevemez, anca kizlari guzeldir ama kasardir der gecerler. dertlerine mum, kiclarina kina yaksinlar.
tartışmasız türkiye'deki en özgür kent,yaşanabilecek en kral şehir,tapılası güzellik!!!
herşeyden cok sevsemde gene burdan gitmek istedigim şehir :(izmirden ayrı kalmayanlar hasretin ne demek oldugunu bilmezler...
günlerin hep cumartesiymişçesine yaşandığı şehir
kısları çok güzel canım memleketimin ama %90 ı fahişedir.35 1/2 karşiyaka'mı hiç bişeye değişmem.o çarşı , yalı , bostanlı florya , alaybeydeki piskolar , bitanedir. alsancak tam bir eğlence cenneti hele o outside yok mu. one disco öle yaaa!!!
kanimca dunyada gunesin en guzel battigi sehirlerden biridir. sehrin merkezinin ve korfezinin uzanimi itibariyle kordonda aksam vakti oturdugunuzda yilin donemlerine gore degisiklik arzetse de buyuk ihtimalle gunes tam karsinizdan batacaktir, elinize bir bira alip tadini cikariniz..
(bkz: kordon)(bkz: karsiyaka)(bkz: konak)(bkz: kibris sehitleri caddesi)(bkz: fil pizza)(bkz: izmir enternasyonal fuari)(bkz: saat kulesi)(bkz: varyant)(bkz: kadifekale)(bkz: sevinc pastanesi)
izmirliyim demekten gurur duydugum guzel sehir
izmir ancak içerek ve uyunarak katlanılabilir bu şehre.miskin,bir tarafları hep yorgun,aşkları hep yarım kalmış insanların mabedi.mutsuz ruhların mağarası:izmir!(bkz: kucuk iskender)
türkiye'nin en güzel, artık bok kokmayan, en batılı, en aydın, en açık fikirli şehri. yaşamayan bilemez. rahmetli başkan piriştina sayesinde hakikaten akdeniz incisi olan inanılmaz şehir.
canim evim
(bkz: havasina suyuna kurban oldugumun izmiri)
sokakları denizdenizi kızkızları balık kokar diyolar (emin diilim)
izmir için tek tanımım izmiriçe
son zamanlarda istanbul tarzı bayağı eğlence kültürünün çeşme üzerinden nüfus etmeye çalıştığı şehrim.
güneşinin, insanlarını parıldattığı şehir.
küçük bi yer. kimileri sahil kasabası der ya da istanbul gördükten sonra bazı izmirliler ne saçma bu şehir ya der ama en güzel söylenebilecek şey küçük olması herhalde. eski kalabalık ailelerin birarada yaşaması gibi... kestanelerin sobalarda kızartılması, masalların anlatılması gibi... tanıdık kokular gibi... rüzgarın sarhoş etmesi, üstüne, bir daha ki esişinde kendine getirmesi... ne kadar uzağa gidersen git, pencerede seni bekleyen eski sevgili...
memleketim... gurbetim bir yandan.. ozledigim, ozlenildigim tek yer... istanbul'a biraz daha yakin olsaydi olmazmiydi diye sitem ederim tanriya arada..
farkina varamadan tatilin bittigini anlayinca yikildigim sehrim
baharın serin rüzgarlarına kendini, saçlarını bırakmış, boylu boyunca körfeze uzanıp koynuna baharı almış şehir.gökteki ayın parıltılarını teninde yansıtan, kıpır kıpır danseden şehir.serin rüzgrında üşüdüğünüz zaman bile varlığı ile sizi ısıtan şehir, insanları ile sizi ısıtan şehir.bağrı her zaman sevgi ile gelenlere sevgiyle açık şehir.bir mayıs akşamı, 1 ay gibi uzun bir sürenin ardından tekrar kavuştuğum şehir.
iş, okul vs. sebeplerle başka şehirlerde ikamet edip de sonra kalıcı veya geçici olarak izmir'e dönmek, yorucu bir iş gününden sonra serviste uyuyakalmak kadar tatlıdır. şehirlerin bir ruhu varsa izmir'inki başımızı okşayan bir melektir.
gece ışıklar yandığında karşıyaka sahili dizili bir inci gerdanlık gibidir... aynı görüntüyü karşıyaka'dan konak tarafına doğru izlemek isterseniz bu kez gerdanlığın incileri saçılmış, dağılmış gibidir... bu kent, kendisini sevenlere bazen özlem bazen de sevgiyle sarmaşmayı anımsatır.izmir'in güzel kızları, centilmen erkekleri, sosyal demokrat bakış açısı ve çağdaş yaşam tarzı her zaman gündemdedir.beş bin yıllık tarihinde barındırdığı eserleri koynunda saklarken hem heçmişine hem de en yeni geleceğe kucak açmıştır. izmir'i yaşayan izmirlileri bir başka kentte memnun ve mutlu görmek pek olası değildir.
haluk levent'in aç pencereni isimli albümünden bir şarkısıher yerinde gözyaşlarım var bu kentin sahilinde körfezinda zamanlarım güz gelince yalnızlık sarar bu şehri yollarında yapraklar dala hasret ben onu burda sevdim burda yitirdim kendimden oldum onunla değiştim kaç kere inandım başa çıktı sevincim soldurdu yar gönlümü ne hale geldim ya aşkımı ver geri yada denizinde boğ beni razıyım izmir öldür beni onu bana ver geri yada denizinde boğ beni razıyım izmir öldür benisözler: murat mermer,haluk levent
kaos,karmaşa,her tarzdan adam ve bunların birlikteliğiyle oluşan dayanılmaz çekicilik
genelleme yapmaya cok musait bir insan toplulugunu barindirmasinin yaninda bu insan grubu bir o kadar genelleme karşitidir. bir laf soylersiniz, dogrudur, acidir, sonra kalkip binbir savunucuyla ugraşirsiniz. misal bir istanbullu olarak istanbul'a bir laf soyleseler guler gecerim. istanbullular şoyledir deseler boyledir demem. izmirli der. izmir insani, bu neresini begendiklerini anlamadigim şehir merkezini beton yigini sarmiş atilimci şehrin insani, bir nevi faşisttir, kendi icinde bile bolunmelere aciktir. karşiyakalisi goztepelisini sevmez, yeri gelir iplemez havalar girer. otuzbeşbucuk plaka uydurular, karşi tarafi adamdan saymazlar. daha gider bu efendim. ha bir de.. izmir'de dahi istisna vardir, yok degil. yine de kaideyi bozmazlar (bkz: beton dokerim)
bir gün dönüp yeniden orada yaşamak düşünü usanmadan kurduğum, burnumda tüten, imbat şehrim.
üç büyük ilimizden şiddetle kokanı. (ben mi kokuttum arkadaşım ne kızıyorsun?)
izmir anlatılmaz yasanır kızına ve havasına pek guven olmaz diede bi soylenti vardır ama bunu genelde istanbulda yasayan ve yazları izmirli kızların madarası olanlar cıkartmıs eheheh nede olsa erkekleride fırlama ve yakısıklı olunca kızları kaptırmıyolar baska sehirlere hmmz bide efsanesi var izmirin: göztepe
bi ucundan bi ucuna 40 dakikada gidebileceginiz kokulu yer. kızları otobüsle bodruma giderken camdan bakip bi tanesini gördüğünüzde "aa izmire gelmişiz lan" dedirtecek kadar güzeldir.
(bkz: sozlukteki izmirliler) (bkz: sozlugu izmirliler basti) (bkz: izmir sivesi ki) (bkz: gonlumdeki izmirliler) (bkz: andaval izmilirler) (bkz: bakiniz da bakiniz)
korkunc ucuz bi sehir. 500 dolara web sitesi yapio oranin en buyuk isp'si.
özellikle eylülün ortalarından itibaren, güneşin henüz yörünge geregi çatalkayanın arkalarından kaybolmaya başlamasına kadar geçen günlerde, gün batımının, bulutların da katılımıyla nefes kesen görüntülerini izlemeye doyum olmayan şehir.
bi cok insandan "emekli olunca izmir e yerlesicem" sozunu duyabilirsiniz. buradan sunu anlayabiliriz: sadece bu sozu soleyenlerin yarisi gercekten izmir e yerlesirse yakinda nufus patlamasi olmasi muhtemeldir izmir de. hayranlik beslenilmesi gereken bi sehir kesinlikle. kotuleyenlerin buyuk cogunlugu ankaralidir emin olun. cekemezler. samimi degildirler. ankara ya gelmeden once orada cok bisey bulacaklarini sananlarin gercekle yuzlestikten sonra (ozellikle de izmir i biliyorlarsa) verdikleri tepkiler ankarali lari delirtir. hemen savunma durumuna gecerler. "ne var izmir de beeea ben gittim. tamam denizi var bi de kizlar gusel o kadar" falan filan sacmalarlar. zaten "izmir e gitmek veya bi yere giderken izmir den gecmek" hic bi anlam tasimaz. ole izmir e anne babayla , aile buyugunu filan ziyarete gittiyseniz bi skim annayamazsiniz tabee. cikin bi dolasin . inin sole bi kordona dogru , seyirtin yavastan alsancaga , gorun izmir in cirlop gibin kizlarini , hafiften kesin onlari. hele bi de yaninizda kafa bi eleman , arkadas varsa gunu uzatip gece de ortamlara akabilirsiniz. yazacak daha bi cok sey var ama destan olur simdi format disina cikmayalim. ben gidiyim word pad e yaziyim icimde kalmasin bari . zaten izmir hakkinda bisey yazmak isterseniz ancak destan yazilir o derece yaneee. kalbimin , beynimin , ruhumun baskenti izmir.
hayatlarının sonuna kadar nefret etmeleri için kendilerince geçerli sebepleri bulunan insanların haritadan silinmesini talep ettikleri şehir.
mevsimler biraz farklıdır bu memlekette:mart-nisan: ilkbaharmayıs: yazhaziran-temmuz-ağustos: cehennemeylül: yazekim-kasım-aralık-ocak-şubat: sonbaharocak ya da şubattan rastgele seçilen 2 hafta: kış
öğrenciliğimin geçtiği şehir..yüreğimin kenarı...
geri döndüğünde herşeyin aynı olamayacağını düşündürüp hüzünlendiren kent
içindeyken sevilemeyecek kadar çirkinleşmiş, dışındayken platonik bir aşkla sevilen şehirdir benim için gayri. yahu nerde o eskilerin anlattığı izmir, nerde şimdiki izmir? babamın denize girdiği yerlerde şimdi deniz yok, o zaman nesini seveyim ben bu şehrin? üç adımlık yere patır patır benzin harcayıp giden salakları yüzünden havası iyice kirlenmiş, meltem rüzgarını kesen apartmanları yüzünden cayır cayır yanan,hepsi birbirinin aynı mekanlarla iyice tek tip olmuş bir şehir nasıl sevilir ki? ama dışardayken kara bir sevdayla sadece güzellikleri hatırlanır ki, yakında onlar da kalmayacak.ulan izmir, ulan izmir, allah seni bildiği gibi bile yapamaz gayri. tecavüze uğramıştan betere dönmüşün iyice, allah kurtarsın canım.
hele bir de boya küpüne düşmüş kızları (14 yaşında 14 kat makyaj yapan salaklar var bu şehirde, bir değil iki değil) vardır, artık iyice onlara benziyor bu şehir. bir yerini düzeltirken teki elde kalacak, bırakalım bari kaos teorisi yönetsin bu şehri. belki toptan yıkılır da sıfırdan bir şehir ina edilir yerine.
izmirlilerin her fırsatta sanki izmir türkiye dışında farklı bir avrupa ülkesiymiş gibi sanmaları ve her fırsatta kendilerini övmeleri beni izmirden ve izmirlilerden nefret ettirmiştir..yok izmirliler birbirlerini çok severmiş yok şçyle böyle karşıyaka-göztepe maçında görüyoruz birbirlerini ne kadar sevdiklerini...istanbul'dan güzel yok artık bunu kabullenin izmirde kendine göre güzeldir..urfada kendine göre güzel bu kadar abartılacak ne var anlamıyorum.
eski gencligin kalmadigi, ortamlarin bir gariplestigi, buyuk holding isletmelerinin teker teker trakyaya tasinmasi sonucu is imkanlari azalmis ege incisi bir sehirdir. kizlarinin guzel olmasinin yegane sebebi izmir'in bir balkan gocmenleri sehri olmasidir (yunanistan, bosna, bulgaristan, arnavutluk). dogudan goc almasi sebebiyle son 6 yilda eski insan guzelligini git gide kaybeden bir sehrimizdir.
yüzölçümü : 1.973 km²nüfus : 2.694.770 (1990)il trafik no : 35türkiye'nin üçüncü büyük şehri olan izmir, çağdaş, gelişmiş, aynı zamanda işlek bir ticaret merkezidir. cıvıl cıvıl olan alışveriş merkezinde dolaşmak oldukça keyiflidir. izmir'in batısında nefis renkli denizi, plajları ve termal merkezleriyle çeşme yarımadası uzanır. antik çağların en ünlü kentleri arasında yer alan efes, roma devrinde dünyanın en büyük kentlerinden biriydi. tüm ion kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran efes, yoğun sanatsal etkinliklerle de adını duyuruyordu.türkçe'de ''güzel izmir'' olarak adlandırılan izmir, yatlar ve gemilerle çevrilmiş uzun ve dar bir körfezin başında yer almaktadır. ilıman bir iklime sahip olup, yazında denizden gelen taze bir serinlik güneşin sıcaklığını alıp götürmektedir. sahil boyunca palmiye ağaçları ve geniş caddeler bulunmaktadır. izmir limanı istanbul'dan sonra ikinci büyük limandır. canlı ve kozmopolit bir şehir olan izmir uluslararası sanat festivali ve uluslararası fuarı ile de önemli bir yer tutar.ilçelerizmir ilinin ilçeleri; balçova, çiğli, gaziemir, karşıyaka, konak, aliağa, bayındır, bergama, beydağ, bornova, buca, çeşme, dikili, foça, karaburun, kemalpaşa, kınık, kiraz, menderes, menemen, narlıbahçe, ödemiş, seferihisar, selçuk, tire, torbalı ve urla'dır.
gittik baktık ki ne... agora diye bi yer yapmışlar kahveler durağına, yanında bisürü alış - veriş merkezi- tam balçova da folloş olmuş diyodum ki teleferik'e doğru gezdim, sona kıprıs şehitleri, gazi kadınlar sokağı. anladım ki izmir folloş olamaz, olabilemez.
(bkz: ezik izmir abideleri)
izmir'in adının, ege denizi çevresinde yaşayan lüviler'in dilindeki "zmürna" sözcüğünden kalma olduğu sanılmaktadır.
ilk tasindigim sene nefret ettigim fakat 2. sene icin "su izmir bana cok soguk gelio ya" dememek icin dua ettigim yegane sehir(bkz: duygusal adam)
ulan kim demiş bi ucundan bi ucuna 40 dakikada gidilio diye? o zaman biri bana her gun neden okula 1 saat 15 dakikada vardigimi aciklayabilir mi?
(bkz: seni kandiriyorlar)
hıdırellezde üzerinden korkarak atlamadığım ateşin için için yaktığı şehir, üstelik bunu bir ben biliyorum.
izmir gerçekten güzel bi şehir. ama küçükken her sene teyzemde kalıp(en az 1 aydan başlayan bi süreçlerden bahsediyorum) hiç tanıdığım kimse olmadığından,etrafıda bilmememden dolayı evde kapanıp can sıkıntısından patladığım hatta çoğu zaman şizofreninin ucundan döndüğüm şehirdir.o yüzden hala acayip ürkerim izmirden. teyzemler teleferiğe yakın biyerlerde oturuyolar (bornovamıydı balçovamıydı neydi).hakkaten sıkıntıdan çıldırmamamın tek sebebi hafta da bir princess otelin yakınlarında biyerde havuza gitmemdir. teşekkürler princess otelin yakınlarında olan havuz.(bkz: hayatımı yazsam sözlük olur)(bkz: içini dökmek)(bkz: kusura bakmamak)
istanbul'da yaşayanlar için, yaraların sarıldığı bir kaçış şehri olabiliyor..ama bu esnada bağlamıyor da değil kendine; o kadar huzur buluyorsunuz ki burda, geri dönmek oldukça zor geliyor insana..ve giderek bu zorluk daha da artıyor..o zaman anlıyorsunuz işte istanbul'a geri dönmeyeceğiniz günün biraz daha yaklaştığını..
egenin incisi, mukemmel sehir.arka arkaya yuruyen cadir bayanlar, hizbullah uyeleri yok, kro maho tayfasi yok, otopark mafyasi yok.heryere yakin (tatil yoreleri babinda), temiz, hava kirliligi yok, cesme mukemmel bi yer.son iki ayda 30 tane falan sinema acildi, ama gel gorki guzel gruplarin tiyatrolarin uuramadigi bir yer, izmirin kizinada guven olmaz derler.ama severim nede olsa gurbetteyiz.
sadece bir kere gittim.. bi arkadaşimin dedigine göre kizlari güzelmiş ama izmirli bi kizla evlenilmezmiş.. haşlanmiş misira dari, simide gevrek diyorlarmiş.. hiç yokuş yok.. çok fazla taksi ya da dolmuş da yok.. onlarin yerine taksi dolmuş var gibi.. belli başli yerleri güzel.. bi de kokudan uzak olunmali..
gozunu sevdigimin sehri... arkama bile bakmadan terketmeme ragmen oyle bir sarip sarmaladi ki beni, korktum yaralarimi iyilestirecek diye. birakmadim ama yaralarimi, imbatini bolca cekip icime geldim yine. kanatsin beni istanbul diye... biliyorum artik, ne zaman yansa canim, izmir avutacak/kucaklayacak beni.
çeşme'ye 45 dakika, kuşadası'na 1 saat mesafede olup, evden güneşyağı ve havlunuzu alıp çıkabileceğiniz ve akşamına biraz yanık biraz tuzlu mutlu yuvanıza dönebileceğiniz, yazlığınız olmasa da tadını çıkarabileceğiniz memleket...
boyoz ve torpil gibi istabul'lularda olmayan tatli ayricaliklari var izmir'lilerin ayrica..
bahara kucak açmış şehirdir şu aralar... insandaki tüm çalışma şevkini haylaz çocuk misali alıp götüren şehirdir. masmavi sularından, gözleri kamaştıran güneşine, martıların bahar coşkusundan, kordonda dolaşan t-shirtlü insanlarına kadar yayılmıştır baharın kanına giren kokusu... nasıl çalışılır böyle güzel bir şehirde, böyle güzel bir hava eşliğinde? çalışılamıyor malesef... can, pasaportta oturup bir elmalı nargile eşliğinde güneşin gözleri kamaştırmasına izin vermek ister... yok bu şehirde çalışmak haramdır böyle vakitlerde.
yakin zamanda birbirimizi kucaklayip pispislayacagimiz sehir.sabahtan gece yarilarina dek alsancak sokaklarini tek tek 3-5 kez dolasacagim,ardindan alsancak`tan uckuyulara deniz kenarindan cene calarak yuruyecegim sehirdir.zarganalar sahil boyunca eslik edecektir.
kısa kenarı 20km, uzun kenarı 40 km olan le şeklinde körfeze sahip olan kent.
hatunlarin yazin gayet rahat orasini burasi acip dolaşabildigi şehir ceşidi...
denizi kız, kızı deniz, sokakları hem kız hem deniz kokan şehir...
ikinci lige futbol takımı üreten il
bir sehir dusunelim orada guleryuzlu, rahat , guzel insanlar yasasin, hayat ucuz olsun, kendimizi oraya, kulturune, sokaklarina ait hissedelim, hemen durmayin dusunmeye devam edelim 20 senede endustriyel anlamda bulundugu yerde saymis olsun, turkiye'nin en buyuk 3 kentinden biri olmasina ragmen sanayiden anlasilan 3-4 holding olsun, tum yeni mezunlar buraya kapagi atmaya calissin, kulturel anlamda pek de birsey yapilmasin, hasbel kader konserler duzenlenince 200 kisiyi zar zor toplasin. sosyal yasami 5-6 tiyatro 20 sinemadan ,2-3 kici kirik bardan ibaret olsun. ne yazik ki bunlarin hepsi izmir'i anlatiyor, biraz daha buyuk hayalleri olan insanlar lise sonrasi , en gec universiteden sonra izmir'den gidiyor, sanmiyorum ki izmir kadar potansiyel sahibi insani disari veren bir baska buyuksehir olsun, disaridan ayni sekilde goc almadan...(izmir'e kariyer icin yerlesmis kac istanbullu gordunuz) 100000 ogrenci yasayan kentin(ozellikle alsancagin) cuma aksami halini istiklal caddesiyle bir karsilastirmak gerek , izmir'de para kazanan ve harcayan bir genc nufus cok kisitli, bu da sehri ne kadar sevilse de gitgide renksiz bir hale sokmakta. boyle olunca izmirden insanlar iyice kaciyor, aile kurmak icin donmeye bile pek sicak bakamiyorlar isteseler de. bence birinci ligde takim kalmamasi, dusen egitim kalitesi de pek tesaduf degil... meydan ne okursa okusun babasinin sanayideki isinin basina gececek ozel universite krolarina , zengin koca pesinde kosan kokoslara kalsa da ,cogumuz iyi ki istanbul var desek de , tatillerde kacamak yapilacak bir eski sevgili izmir en azindan ailelerimiz orada yasadikca.
sanki size hiçbişey hissettirmediğini zanneder, hiç bağlanmadığını düşünürsünüz, ama du bi gidiyim bu şehirdendersiniz, gidemezsiniz. pis huylu kız gibi şehir.
son bir haftadır denizine yağmur damlaları düşüyor.
renkler liginde mavi renk formayi hakeden sehirdir.
konuk olarak gelen yunan arkadaşları nazire olsun diye ataturk meydanina goturup işte buradadan sizinkileri ittirivermişiz denize demenin tadinin başka hiçbişeyde bulunmayacaği, insanlarin neden başka bir şehirde yaşamak isteyebileceğini anlamama engel olan, uçusan etekler giymiş kahkaha atabilen kadinlari, yakisikli kibar erkekleriyle kendimi buldugum evim dedigim canim şehrimin kulaga şiir gibi gelen ismi
(bkz: kutsal topraklar)
okuldan ciktiktan sonra kordonunda bira icip muhabet ettigimiz, gunesin batisinin ayri bi guzel oldugu sehir
turkiye'de yasanabilecek ender yerlerden birisi, cunku insanlari cok daha uygar istanbul ve ankara'ya gore
dünyanın en guzel sehri*, apayri bi yer..
izmir çocukluğumda tek katlı binaların bulunduğu bir kent iken ülkemizde yaşanmakta olan olumsuz sosyo-ekonomik koşullar dolayısıyla hızlı bir biçimde göç almıştır. bu değişim kentin büyümesine yol açarken pek çok yeni sorunu da beraberinde taşımıştır. her insanın istediği yerde yaşama hakkına sonsuz saygı göstermekle birlikte, yerel ve ulusal yönetimlerin izlediği yanlış politikalar dolayısıyla kentin büyük zarar gördüğünü düşünmekteyim. ticaret ve sanayileşme kapasitesi bu kentsel büyümeyle eşit gelişemeyen izmir günümüzde adli vakaların sıklıkla yaşandığı bir kent halini almıştır. işsizliğin artışı ve gerekli istihdamın sağlanamayışı tarihi smyrna' mızı olması gerektiği konumdan uzaklaştırmaktadır. sürekli yapılanma içindeki kent yönetimleri, sorunlarını çözmekten çok üzerlerini kapama yoluyla çözmeye çalışmaktadır. yerel yönetimler arasındaki çekişmeler kentimizde yıllarca bitirilemeyen ya da yarım bırakılan projeler bırakmaktadır. her ne kadar nostaljik bir tavır olacaksa da hatırlamak istediğim izmir daima çocukluğumun tek katlı evlerinden oluşan sahil kenti izmir' dir.
kapalıkutu
havasina ve kizina guvenilmeyecegi kesinlikle dorudur guvenmicen bunlara zaten abi sabah bakarsin hava buz kalin kalin giyinirsin olene gunes acar pisersin, sabah acaip sicaktir olene yagmur yagar havasi bole sana kızınında 1 e 1 ayni olduguna soliim abi gerisini sen dusun, dusman basina yaw...
6 yildir istanbulda yasayan biri olarak, sokaklarindan insanlarina, palmiyelerinden boyozuna, envai cesit yenilebilir otundan korfezine (artik mavi), cesmeden focaya, karsiyakadan goztepeye, saymakla bitmeyecek ozelligiyle cok ozledigim sehrim.
geçtiğimiz bayram tatili boyunca muhteşem havasıyla beni yine mest etmiş, her daim özlediğim memleketim.
eski masal yeni magandasal guzide il.
bunaltıcı sıcağıyla insanı uyutmayan şehir.
şu an itibariyla meydana gelen bir depremin soz konusu oldugu kent.*
(bkz: 10 nisan 2003 izmir depremi)
(bkz: gidip de donmemek donup de bulmamak var)
iki gün içinde ne kadar yeri varsa gezdiğim, karşıyaka' dan güzelyalı' ya her yerini benimsediğim, insanın içini açan, insana huzur veren, güzelliğiyle o çekilmez sıcağını bir güzel kapatmayı becerebilen güzel anılar şehri...fikrim odur ki; izmir ilk bakışta sevdiriyor kendini. insan şöyle bir çevresine bakar bakmaz ısınıveriyor bu şehre, hemen alışıyor. senelerce izmir' in güzelliğinden bahsedenlerin az da olsa abarttıklarını düşündüğüm zamanları bu şehri gördüğümde silip attım beynimden. durup durup gidesim var şimdi, kocaman bardaklarında bira içesim, bostanlı' da gündüz sıcağında gezesim, karşıyaka' da balık yiyesim var...
bekaretini tecavuze ugrayarak yitirmis (eski) bir kutsal bakire
beşincisi tamamlanan ''türkiye sorunlarına çözüm konferansı'' sonucunda, 81 il içinde en gelişmiş il izmir olarak tespit edildi.tüm verilere göre birinci olan izmir'i,eskişehir ve ankara izlerken, istanbul 6. sırada yer alıyor. 81 il arasında, hakkari en geri kalmış il olarak tespit edildi.
(bkz: potansiyel bir minas tirith olarak izmir)
izmirin bir kosesinden bir kosesine arabanın icinde tum gun oturtulmak suretiyle rehber kisinin parmagiyla isaret ederek mekanlari gostermesiyle anlasilmayacak yerinde bizzat elleyerek koklayarak gezilesi ilimizyesilova, alsancak,karsiyaka,bornova ,cigli ,symnra,kordon ,kumru ,saraplar ,efes oteli,ismira,bilal ekinci,cop sis,deniz ....izmir kizlari erkekleri ki araba icinden hizla gorulmesi mumkun olmamistir ama bir takim tespitler yapilabilinmistir. ayrintilariyla bilinmesi gerektigine inandigim noktalardir
vazgeçemediğim aşık olduğum izmiriçem
icinde yaşarken daral getiren, taşindiktan sonra ozlenen, degeri bir turlu bilinmeyen, belediye başkanlarinin bitmek tukenmek bilmeyen yenileme projelerinden dolayi turkiye'nin en buyuk şantiyesine donuşmuş olan, ege'nin incisi, kalplerin birincisi şehir.
ilk sigarayi alsancak - karsiyaka vapurunda icmissen artik ne zaman sigara icsen ruzgar esecek...sanirsin. izmir de buyumus isen yollarin er yada gec denize cikacagini.... sanirsin. herkesin oyle ya da boyle lafin bir yerinde saka yapacagini, guluseceginizi, kizlarin hep sensakrak olacagini... sanirsin. efelenen kadinlar oldugunu bildigin icin kadin olarak, ondan sonra hep efelenebilecegini...sanirsin. paçan ilk kez asagiya alindiginda, omuz atacagim bu hayata derken fena halde omuz yediginde kosup alsancak - kariyaka vapuruna o ilk sigarayi yeniden icmek, izmir'e "ama sen bana boyle dememistin" demek ister canin. dolmuslarda, otobuslerde yaninda oturanlarla konusmaya baslayacagini, en mahrem dertlerini anlativerecegini onun da hakiketen dinleyip isleri kolaylastirici birseyler soylemeye gayret edecegini.... sanirsin. salatalarin hep isil isil zeytinyagli olacagini, cekirdege herkesin cigdem diyecegini, sinirlenenlerin "asfalyalarinin aticagini" balik yerken terenin unutulmayacagini, her sehirde sabahlari boyoz bulunabilecegini, gevrek diyince simit demek istedigini herkesin anlayacagini, gevregin yaninda da mutlaka tulum peynir i olacagini.... sanirsin. kumru dediginde simit ekmegine yapilmis domatli - peynirli sandvicleri kasdettiginin anlasilacaginin filan.... sanirsin. her sehirde cocukken gidilen ve cok hayret edilen fuarlar oldugunu,"pavyon" diyince ulkelerin standlarinin bulundugu neseli hangarlarin kasdedildigini, lunapark denilen seyin fuarin ayrilmaz parcasi oldugunu, fuar denilen yerde yuruyunce cocuklarin cok yoruldugunu ve yorulmus cocuklarin kucakta tasinacagini... sanirsin. karin daglarda olan birseyler oldugunu, herkesin ahtapot yedigini, herkesin biraz rumca bildigini, dunyadaki butun kadinlarin yaz olunca mini etek giydigini, raki icilince oynandigini, icilmesede oynandigini, her firsatta oynandigini.... sanirsin. izmir'in kiymeti, izmir'de olmayinca daha iyi anlasiliyor belki.....
insanları ile cidden benim için tek olan, istanbulda yaşamaya başlandıktan sonra her gün daha da fazla burnumda tüten doğduğum büyüdüğüm harikalar diyarı
bardağıma çay katar mısın? sorusuna rastlayabileceğiniz yerlerden biri.
buraya* geleli henüz bir hafta olmasına rağmen kendisini deliler gibi özleten şehir*.
ne kadar bok koksa, ne kadar sıcak, ne kadar düzensiz olsa da, ne kadar betonlaşsa da vazgeçemediğim, kızları kadar güzel ve fettan, imbatı gibi ferahlatıcı, açık aydın fikirli, edepsiz sevgilim.
universiade izmir reklamını izleyince gidilip görülesi gelen, yaşanılası şehir.
sosyolojik olarak çok kendine özgü,türkiye gerçeğinden çok ayrı bir şehir...
ifade ettigi anlam mutlu ilk genclik, rahat yasam, deniz, kordon, kucucuk ficicik ici dolu tursucuk olmus, ne kadar uzun zamandir uzak oldugumu dusununce dehsete kapildigim, yasadigim baska sehirlerin aksine(isim vermiyorum) arada bir ozledigim guzel sehir.
türkiye'nin en güzel şehri. her şeyi ayrı bir hoştur. bi kere gelen bi daha ayrılmak istemez bu şehirden. gevrek, çiğdem, boyoz, kumrudur işte. kokoreçin de en güzelini burada yaparlar.
trafoların bakımda olduğu bu yüzden de elektriklerin sürekli kesildiği şehir.bir de;(bkz: eski izmir)(bkz: yeni izmir)(bkz: izmir denince akla gelenler)
doğduğum saniyeden itibaren ikamet ettiğim ve asla ayrılmak istemedim şehir.
istanbul dönüşleri, bir dönemeçten* döndükten sonra beliriveren manzarasını her gördüğümde gözlerimin dolduğu şehrim.
cografyasinda yetismek lütuftur(!) onun.(bkz: adanali)(bkz: izmirli)
ögrenciligin ilk yıllarında öyk, sonrasında "snıf, snıf" a dönen olaylar...
kendi aynasina bakabilmek icin dünyaya sirtini çevirebilecek derecede bir güzellige sahip, egenin incisi sehrim, yuvam.*
izmir....birçok kisi insan için hayaller sehri...kimisi için de sadece oturdugu sehir...aslinda izmir bir aliskanlik.. bir tutku...populer bir mail belki açıklar hepsini : eger kordon dendiginde akliniza elektrikli ev aletlerinin disinda bir yer ismi geliyorsa ; korfez kokusu nedir biliyorsaniz ; hilton'un yapildigi tarihi hatirlayabiliyorsaniz ; fame city' de deliler gibi eglenip (yasiniza bakmadan) ciktiginizda "vay be, bizim de bir gokdelenimiz var" dediyseniz; "tam 35" ve "35 bucuk" kavramlari size birsey ifade ediyorsa ; "gevrek", "cigdem", "domat", "nohut" gibi kavramlari kullaniyorsaniz ; "boyoz" kelimesi size biseyler hatirlatiyorsa; arapsaci, turpotu, dalagan, istifno, ebegumeci denizborulcesi........... nedir biliyorsaniz ; konusurken arada bir diliniz istemeseniz de "geliyom, gidiyom, gelcen, yapcan, etcen" seklinde surcebiliyorsa ; gordugunuz her gokdeleni hilton'la kiyasliyorsaniz ; "churchill'de cay ictim" dediyseniz ; elinizde hasan tahsin anitinin ya da ataturk anitinin yanindayken cekilmis bir fotograf varsa ; karsiyaka denince akliniza guzel kizlar geliyorsa ; bir kerecik dahi kibris sehitleri'nde sevgilinizle el ele dolastiysaniz; park sorunu, trafik sorunu, kara kis ne demektir bilmiyorsaniz ; kar gormek icin sabuncubeli'ne ya da manisa spil'e gittiyseniz; zeybek havasi duydugunuzda iciniz ciz edip kalkarak oynayasiniz geliyorsa; "kalbim ege'de kaldi" sarkisini kendinizle ozlestirebiliyorsaniz; "agustos sicagi" kavramindan nefret ediyorsaniz ; 9 eylul size universite disinda seyler de hatirlatiyorsa ; kumru'nun aslinda bir kus olmadigini , cok da lezzetli oldugunu dusunuyorsaniz ; hidrellez denince sokaklarda yakilan atesler akliniza geliyorsa(izmir disindaki sehirlerin belli basli alanlari disinda ates yakilmazmis; halbuki izmir'de sokaklarda ates yakilir) behcet uz'! un kim oldugunu biliyorsaniz ; attila ilhan, can yucel, sezen aksu isimlerini duydugunuzda soyle bi kabariyorsaniz ; simdiye kadar kac kisinin "korfezi temizleyecegim" dedigini hatirlayabiliyorsaniz ; simdiye kadar bir kere bile olsa sevinc'in onunde bulustuysaniz veya sevinc'te "kup" yediyseniz ; universite denince akliniza iki tane, ozel okul (kolej) denince de sayili isim geliyorsa ; sicakkanliysaniz ; parasut kulesinden atladiysaniz ya da atlayan tanidiklariniz varsa ; fuar'daki golde kugulara bindiyseniz ; her sene agustos'un sonunda fuara giderek " bir kac unlu gorsek bari" diyorsaniz ; hicbir zaman bir yere gec kalma korkusu yasamadiysaniz ; insanlar size sanki birer dusman gibi bakmiyorsa; her yil 9 eylul'de turk yildizlari'ni canli izliyorsaniz; hayatinizin onemli bir bolumu belediye otobuslerinde geciyorsa; nisan - ekim aylari arasinda haftasonlarin! i guzelbahce, urla, seferihisar, cesme, inciralti, sahilevleri, mordogan, karaburun, gumuldur, kusadasi, dikili, foca vb.'de geciriyorsaniz; cocukken kemaralti'nda kaybolduysaniz; babaniz "biz cocukken konak'ta denize girerdik" hikayeleri anlatiyorsa; baska bir sehirdeyken insanlarin giyimleri ve davranislari size ters geliyorsa; etrafinizda sortlu, mini etekli, askili giysili kizlar ve sortlu, kupeli erkekler gormek dikkatinizi cekmiyorsa; kordon'un eski halini hatirliyorsaniz; saat kulesi'nin deniz kenarinda oldugu zamani hatirliyorsaniz; pizzaniza ketcap ve/veya mayonez dokuyorsaniz; bir kere bile ykm'nin onunde bulusup sinemaya gittiyseniz; en az bir yabanci dil biliyorsaniz ve gunluk hayatinizda turistlere alisiksaniz; kampus denilince akliniza sadece ege universitesi'nin kampusu geliyorsa; cuzdaninizda en az bir tane kentkart varsa; cevrenizde birilerinin karsiyaka v! e izmir'in geri kalanini karsilastirdigini duyunca kulak kabartiyor ve hatta itiraz ediyorsaniz; izmir'in cevresindeki yazlik beldelerde biyikli ve gobekli ankarali ve istanbullulari gormek sizi rahatsiz ediyorsa; mahzun kirmizigul ile alisan'i ayirt edemiyorsaniz; en son gittiginiz milli macin tarihini hatirlamiyorsaniz; basketbolu futboldan daha cok seviyorsaniz; yaya gecidi kavramindan habersizseniz; kusadasi'na ada diyorsaniz; ugrak ve bahane'nin yerini biliyorsaniz; izmir'de sadece iki mcdonald's olan zamanlari hatirliyorsaniz; montro ve lozan, size avrupa sehirlerini hatirlatmiyorsa; toplumsal sevinclerde ve kutlamalarda akliniza gidilecek sadece tek bir bulusma yeri geliyorsa; otobuste size biletini ya da kentkartini veren kisi karsiliginda para almamakta israr ediyorsa; her yil okulun ilk haftasi elinizde listeyle sevgi yolu'na gidiyorsaniz; yolda biriyle carpişinca digerinin hatasi olmasina ragmen refleks olarak gulumseyip ozur diliyorsaniz; trafikte 34 plakali suruculerden sikayetciyseniz; yengen deyince akliniza yiyecek bir seyler geliyorsa; konak meydani'nda vapura giden yoldaki cesmeden bir kez bile su icmisseniz; ortaokula giden kizinizin erkek arkadasi olmasi sizi rahatsiz etmiyorsa; "bi yer" denilince gercekten akliniza belli bir yer geliyorsa; kordon'da gunesin batisini izlemenin bir ayricalik oldugunu dusunuyorsaniz; "okulu asmak" ya da "okulu kirmak" yerine "okulu ekmek" diyorsaniz; fuar denilince akliniza lunapark geliyorsa; size dogru yaklasan bir kamera ile mikrofon gorunce hizli adimlarla yolunuzu degistiriyorsaniz; evinize en fazla 100 m uzaklikta bir tansas magazasi varsa; baska bir sehre gittiginizde orada yasayanlara aciyorsaniz; her piyasa yapmaya cikisinizda akliniza gidilecek 1-2 semt geliyorsa; goztepe, cankaya,! bahcelievler isimlerinin sadece izmir'de kullanildigini saniyorsaniz; uzaktayken "ahh simdi izmir'de olsaydim..." diyorsaniz; siz izmirlisiniz....
neşeliyseniz mutlu, tatsızsanız sefil yapan yer.diğer yerlerden daha güzel ayrıca.
ağustos böceklerinin sesleri bile ayrı bir güzellikte olan sokaklarında ki tozu bile özlediğim cennetim...evim...
izmir'de bir yer var ki türkiye'nin hiçbiryerinde böyle bir yere rastlanmazturkuaz=doğa,deniz,seks...
sevdicek oradadır, kavuşulan, özlem giderilen, sevdanın mekanıdır diye midir bilinmez, göze cennet gelen, içi ısıtan, mutlu eden güzel şehirdir.kordon boyu geniş alanların verdiği özgürlük, neşe, göztepe'de güneşin batışını izlemenin keyfi, karşıyaka'nın kalabalığı, alsancak'ın caf cafı, bostanlı'nın sıcaklığı, montrö'nün asaleti, konak'ın huzuru. bambaşka bir şehir bu izmir.
havasına suyuna güvenmeyin derler ama başka hiçbir yerde yoktur böylesi yaşanası sevdalar. martıların bir uçuşu vardır ki sevdalısı denize. aç kollarını ben geliyorum der gibi. ya denizin o bembeyaz aşkı kucaklayışı. ya, kıskanışı büyük aşkını kordonboyunun üfüren rüzgarından. öfkesini haykırmak istercesine köpürüşü kordonun inişli çıkışlı taşlarına. tüm sevdalıların aşkını haykırmak istercesine. içine çekerken bir bahar günü nergiz kokusunu vücudunun tüm hücrelerine, sanki bir yaşama sevincidir alır içini seyrederken güneşin batışını karşıyaka vapurundan. izmirin sevdası başkadır, alır götürür insanı adını efsanelerden alan bu güzel şehir. destanların şehri izmir. destansı aşkların, yaşanası, yaşamaya değer tüm güzelliklerin şehri. ilık esen rüzgarında, kuru vuran ayazında, yazında, kışında, baharında. her şekliyle güzel. uğruna şarkılar yazdıran sevdalı şehir.
orayı mı özlüyorum yoksa, oradaki insan(lar)ımı özlüyorum?ne olursa olsun şu an en çok özlediğim...
burger king sayısının 0'a yakınsadığı şehirdir. ayrıca ortalık yerde iyi sinemadan ziyade mobilya dekorasyon mağazaları, cafe ve restoranlar bulmak daha kolaydır. ikindi vakti esintisi insanın ömrüne ömür, güzelliğine güzellik katacak kadar ferahlatıcıdır.
her zaman cıvıl cıvıl olmasini pek bir sevdigim ama bazen ne bu kalabalik die söylendigim, havasına bayildigim ama bu aralar ne bu ya bi türlü yaz gelemedi diye sinirlendigim, gün gelip ay ne güzel heryer yakın birbirine dedigim ama bazen de üf ya gidilecek yer kalmadi ufacık burasi diye şikayet ettigim şehrim. ama herşey bi yana, pek cok seviyorum ben burayi yahu.
son seçimlerde tüm türkiye'ye ayar vererek seçtiği büyükşehir belediye başkanı vefat eden şehir.(bkz: ahmet piriştina)
baskaninin kaybini nasil telafi edecegini kara kara dusundugum sehir. izmir'i piristina kadar seven biri bulunur ama izmir icin piristina kadar calisan bir sevdali bulunur mu o muamma.(bkz: ah ah)
gün itibariyle aglayan sehir..
birlik beraberlik ruhunu ,acı bir şekilde de olsa, başkanımızın cenazesinde göstermesini umduğum memleketim.
üniversite sebebiyle 4 senemi geçirdiğim, birçok dost kazandığım, sözlükle tanıştığım, güldüğüm ağladığım şehir. ayrılmak çok zor olacak çünkü şimdiden özledim izmiri.(bkz: izmiri özlemek)(bkz: amina koyayim istanbul)
kimliği olan yegane şehirlerimizden biri..bir şehirin kimliğinin olması, doğanları ve göç edenleri bir potada eritmeyi başarabilmiş olması..izmirlilik diye bir kavramın olması (ki 1 milyondan fazla nüfuslarda bu pek mümkün değil)bir büyüye işarettir.izmir'in büyüsüne!!
an itibariyle göztepe sahilinde gezmek istediğim,denizde yüzümün aksini görecek dek yakınlaşmak istediğim,güneşli şehir.
her daim sakinligine ve son secimlerde cikan genc parti oy oranina hasta oldugum sehir.
öğle tatilinde insanların rakı içtiğine şahit olduğum şehir ki istanbulda o kadar sık rastlanmaz buna..(bkz: ben bugün ne gördüm)
son secimlerde secimini %44 gibi bir oy orani ile belirleyen turkiye nin 3 buyuk sehrinden biri .
güzel rüyalarımın aydınlık fonu. basit olan güçlüdürü basit mutluluk güçlü mutluluktur'a indirgemiş olan türkiye'de iskandinav şehirlerine benzeyen yengane yer. orada büyüdüm diye demiyorum. bir dönsem daha bile büyürüm.
tek cümle:türkiyenin tartışmasız en güzel ve en yaşanılası şehri
istanbul'a gelince degerini daha da iyi anlamis oldugum, havasi, suyu, gunesi, ruzgari, herseyi bir baska guzel olan memeleket.
güzel kız * çıkarma potansiyelinin tavanda olduğu türkiyenin batı ucunda kalan, güzide şehir(bkz: izmirde yaşama sebepleri)(edit: bu ilk entrymi bir ibret vesikası olarak harfine dokunmadan saklıyorum)
ankara dışında ülke sınırlarında yaşamayı en çok istediğim şehir ,hayatımda en çok değer verdiğim iki şeye sahipen kısa zamanda geliyorum izmir.edit: gelemiyorum
izmir'deki kultur sanat aktiviteleri izmir kent rehberi listesinde: izmirli@yahoogroups.com duzenli olarak iletiliyor ... uye sayisi 450'yi gecmis. inanmayan baksin. http://groups.yahoo.com/group/izmirli/
kış vakti garip bir soğuğu olan, bu sebepten genellikle yaz vakti uğramaya çalışılan batı denizinin kıyısındaki şehir. insanlarının yobaz olmadığı iddia edilse de, ankara'da altı senede yenmemiş lafın* dört gün içinde yendiği şehir. iki dakka yanlız kalmışken alsancak iskelesinin karşısındaki bankta kitap okuyarak zaman geçirmeyi planlayan bünyelerin etrafına "bakayım bi falına be... sana bi sözüm olacak bak dinle" diyerek üşüşen çingenelere sahip şehir... kısaca, anne tarafından muğla'lı, baba tarafından selçuk'lu olan bu kişinin kanının bir türlü kaynayamadığı şehir. tanışılan sağlam alkol tüketicilerinin bir çoğu bu şehirden çıkmaktadır ama o ayrı...
kompleksli şehir.
şu sıralar türkiye rallisi ne ev sahipliği yapan,caddelerinde yarış arabaları gözlenen şehir.
aşığı olunması için yeterince neden bulunmayan güzel şehirdir kanımca..en azından her izmirlinin bu denli aşık olmasını gerektirecek bi durum yoktur ortada..evet havası güzeldir,evet insanları sıcaktır,evet rahat bi şehirdir ama o kadar..vazgeçilmez güzelyalısı,karşıyakası,alsancağı,bornovası....kuş cıvıltıları,denizin berraklığı* parklarının güzelliği,çimlerinin kokusu bile......yeterince neden varmış aşık olmak için..evet..
sabahlari boyoz boyoz diye bagiran amcalar uyandirir sizi horuldak uykunuzdan. birde kumrulari bir acayip öter bu sehrin. 24 saat durmadan öterler. istanbula gelirsiniz kulaklarinizda cinlar.
türkiye'nin en yaşanılası semtlerine ve en çağdaş insanlarına sahip deniz kenti.(bkz: bostanlı,karşıyaka)
kırmızı ışığı* iplemeyenlerin*bolca bulunduğu memleket...
çok sevdiğim 2 arkadaşımın okumaya gidip orayı gördükten sonra ankaradan nefret etmesini sağlayan, düzensizliğini, sıcağını bazen kaldıramadığım, ara ara gidip gördüğüm güzel şehir.
bir çok farklı isimlerin verildiği ve bununla övünülen şehir. örnek: misket-meşe , simit-gevrek vs...
(bkz: aliaga)
3 kasım 2002 genel seçimlerinde genç parti*ye yüzde 20 oranında oy veren seçmen kitlesine sahip sehir. *
yunanı denize döktüğümüz yerdir ama tarihe saygım olmadığı için: sevmem, sevene ve çiğdem çitleyene mani olmam.
bekir coşkun'dan alıntı:...her seçim gecesi televizyon ekranlarında tüm anadolu kentleri, ülkemizi bir başka bataklığa doğru sürükleyecek irade beyan edip, aynı renklere boyanırken....izmir'in rengi farklıdır her zaman.çağdaşlığın, uygarlığın, yurttaş olma bilincinin, aydınlığın, medeniyetin o kente verdiği farklı renktir o.
(bkz: demokrasinin kalesi)
dörtbir tarafını kaplamış piriştina resimleriyle ve onu anmalarıyla yeniden saygı uyandırmış, akşam 7'de hala yakıcı bir güneşi olan, ama esen meltemle ferahlatan şehir.istanbulla ankaranın arasında,eğlence ve çalışma hayatını dengeleyebilmiş şehirdir.
onu* kaybettikten sonra sokakları daha sessiz ve ıssız olan şehir.. ya da ben çok duygusalım...
kahve bahane'de, sardunya'da, kaos'ta, ritz'de dışarda otururken, çok tatlı bir meltemin yüzünüze vurduğu şehir..
ilk üniversite günlerim boyunca, sokağa her çıkışımda ne işim var benim bu şehirde dediğim ama şimdi kopamadığım şehir...
yaşam duzeyinin ortalamanin ustunde olabildigi semtler;bostanli,karsiyaka,bornova,alsancakuckuyular,guzelyali,balcovaatakent-mavişehirorta halli semtler;buca,egekent ve evka serileri,şirinyergaziemirbayrakliciglisakat semtler;gumuşpalayamanlarlimontepeeşrefpaşakarabaglargultepekadifekalealparslancaymahallesiornekkoycumhuriyetguzeltepetenekeli mahallegurceşmeolarak duşunulebilir bu listeler kat kat uzayabilir..(flyalone ve good faith'e teşekkurler)
evim,sığınağım,mabedim
doğduğum, büyüdüğüm, bi çok kendine has özelliğiyle başka hiç bir yerde eşi olmayan duyguları hissettiren yaşanası memleket..okul biter bitmez istanbul'dan kaçıp kesin dönüş yaptığım, güzel insanlar kenti...
sözlükteki herhalde en çok yazarın memleketi...hergünü cumartesi gibi yaşanan şehir yakıştırmasını şiddetle hakeden şehir...çiğdem, domat, kumru, imbat dışında, izmir'e özgü bir de klorak ve pasaport vardır ki sanırım izmirli olmayan ya da izmirli arkadaşı olmayanlar neden bahsettiğimizi anlamamıştır.*"ne kadar büyüsem de küçüğüm elinde,anam, babam, yarim izmir,senden uzak bu memlekette,aklım hep sende canım izmir...sıcaklığın sinmiş bir kere...olmuyor sensiz, canım izmir...""izmir özledim seni...gözümde tütüyorsun..."
an itibari ile bir internet cafesinden entyr girmekte oldugum butun gun kizlarina bakmaktan kendimi ala koyamadigim sehir... hepsinin gotu cok guzel...
(bkz: fosforlu cevriye)
ucaktan gece parıldayan isiklari gorunce ozlediginiz kafaniza dank eder, annemin babamin sehri, palmiyeli evim, her yerden duyulan iyotlu deniz kokusunu ve yaz gecelerinin lacivertini baska hicbi yerde bulamazsiniz, yasanilasi,uzaktayken ozlenesi ve bir gun mutlaka geri donulesi sehir...
saçları yosun, nefesi deniz kokan şehir. öyle bir koku ki, kendinizi bıraktığınızda az biraz kafa yapar bünyede.. içmeden çakır keyif olursunuz.mavi denizinin, parlak güneşinin insanların içini aydınlattığı, yabancılaşılamayan şehir. yağmurunda bile deniz kokan şehir.dört bir yanından deniz görülebilen şehir. deniz için bazen sokağın ucuna bakmak gerekir, bazen bir ara sokaktan gözükür, bazen varyant'tan.. bazen kafayı kaldırıp gökyüzüne bakmak bile denizi görmektir izmirde.yıllar sonra bile döndüğünüzde sokaklarına, sizi gene eskisi gibi sarıp sarmalayacak şehir. insanın peşinden koşturmayan, insanı peşinden koşturmayan şehir. sokaklarında insanı kaybolmaya özendiren şehir.bir şehir,bir güzel şehir,izmir.*
(bkz: smyrna).
istanbul'un yaşanabilirlik bakımından yanında halt ettiği şehir
içiniz kipir kipir, alisveris çilginliginizi zar zor zaptediyor, mini mini etekler giyip yazin geldigini nihayet hissediyor, bu sefer her zamankinden fakli olacagini düsünüyor, eve gidince sayfalarca yazi yazacak kadar içinizde duygu hareketi oldugunu düsünüyorsunuz...sonra... her zamanki gibi aksam oluyor... ya da sadece zaman geçiyor diyelim...ve... bir anda her sey susuyor... içinizde gündüzden hiçbir ses kalmiyor geriye... sesim yankilanir mi içimde diye düsünürken hep ünsüz harflerin elinizde kaldigini görüyorsunuz...dipsiz bir kisir döngü oluveriyor bir anda manik-depresifliginiz: iste nihayet izmir'desiniz.
cok ozledım burnumda tutuyo artık bu sehır..ne kadar yasarsan yasa ayrılınca bı acı coreklenıo ınsanın ıcıne..baska bı sey bu
hayatımın ilk 17 yılı. her gittiğimde palmiye yaprağı getiriyorum...
(bkz: gavur izmir)
kozmopolit yapısıyla takdirimi kazanmış şehir
ayrılmadan önce hiç özlemem herhalde diye düşünülen, oh be kurtuldum diye ayrılınan ama nedendir bilinmez sonradan çok özlenen şehir, çok sevdiğim yaşanılası yer, bir de acayip bir şekilde dinlendirici özelliğe sahip.
istanbul dan sonra insanı kesmeyen şehir.
sadece 1 kere 7 yasımda gittigim, o zaman da kampta kaldıgım ve dısarı cıkmadıgım icin hic bilmedigim sehir.
ege'nin en güzel, türkiye'nin en modern şehridir, hala direnir kimliğini kaybetmez"herşeye rağmen". küçük avrupa, ege'nin incisi gibi lakapları vardır... bir yıldır ayazını bile özlediğim, burnumda tüten, ismini duyduğumda kalbimin sızladığı havasına suyuna, toprağına taşına, insanına, sıcağına, denizine, mutluluğuna kurban olduğum, doyulmayan biricik memleketim.ilk göz ağrım... ilk sevgim, anam babam. çok özledim.daimi sevgilim, en büyük aşkım için (bkz: istanbul)
palmiye ağaçları, geniş yolları, güzel kızları ve muhteşem günbatımı manzarasıyla, türkiye'nin vice city'si. tommy vercetti olmak vardı şimdi orada...
çok kalabalık bir şehirde *yaşadığımı farketmemi sağlayan şehir. her ne kadar her büyük şehir gibi çarpık yapılanma kurbanı olmuş olsa da kordun ve alsancak bana keşke izmirde yaşasaydım dedirtti.
kimisinin ak dediği, kimisinin bok dediği, görmeden ne olduğu anlaşılamayacağını düşündüren garip, dengesiz şehir
rakı ve balığın anlamlı kıldığı şehir. istanbuldan gidilişi kadar zevkli olsaydı keşke, içinde yaşamak.
metropolleşmenin hat safhaya vardığı yabancı olan birisi için kendini uzaylı hissetme efekti veren ama alışanında bırakamadığı bronz izmir akşamları.türkiyenin californiası
biladerler diyarı( birader değil bilader)
sokaklarinda elinizde kumru yiyip kimsenin sizi yadirgayan gozlerle bakmadigi ve size bakilmadigini hissettiginiz turkiyedeki tek sehir
hayata gözünü açmak ve büyümek için ideal şehir. kadifekale'den yürüyerek hemen her yere inilebilir. fuar, kordon, konak, basmane, eşrefpaşa.artık şehir içi çok bina az ağaç içerse de, şehirden birazcık uzaklaşınca, denizin de (çeşme) ormanın da ( teleferik, yamanlar) en iyisini görebileceğiniz güzel yer.
http://maps.google.com/...,0.253372&t=k&hl=en
her koşulda beni bekleyen şehir, hangi şehir böylesine sadık olurki dediğim. heryer almış başını gitmiş öyleki.
her seferinde, ormanların arasından geçip ışıltısıyla karşılaştığımda ''evimdeyim artık, oh be'' hissiyatı yaratan şehirdir, şehrimdir. kordonu doldurmuşlardır, konak meydanı yenilenmiştir, yeni yerler açılmıştır, eski yerler kapanmıştır, evet, lakin ısrarla değişmez izmir, değiştirilmesine izin vermez. başına buyruktur ama istanbul gibi hoyrat değildir. bencildir ama yere düştüğünüzde elini uzatır. uzaklardayken, kızlarağası'nda sakızlı kahve içmeyi, kordonda kalamar yemeyi, karşıyaka sahilde vapurları izlemeyi özlersiniz ölümüne. dayanamayıp atlarsınız bir otobüse, ormanların arasından geçerseniz ve ışıl ışıl karşılar sizi.
(bkz: kordon), (bkz: karsıyaka), (bkz: cesme), (bkz: huzur), (bkz: sukunet). olmak ve olmek istedigim yer...
bahar geldiği zaman daha da, daha da özlenen güzellik. gerçi oraya direkt yaz geliyor bir nevi. insanın zeytin ağaçlarının arasındaki yollardan geçip taaa oralara kadar uzanası geliyor. ve manisa'dan sonraki dağların arkasından birden bornova'yı görüp şaşırası, gözlerinin dolası geliyor. öyle bir yer izmir. hiçbir yer benzemiyor kendisine. dünyadan ayrı bir memleket.
bi çok şehirden daha rahat oluşu(bkz: #6929420) en güzel özelliği bence.bi de tabii ki denizi oluşu...
dogdugum, buyudugum, memleketim, yillarimi ve aşkimi gomdugum, arada hala daha ozlemle andigim ama yaşamak icin bir cekiciligi kalmamiş turkiye nin en guzel şehirlerinden bir tanesi.
sele yenik düşen avrupa (!) şehri.
hiçbiyere değişilmeyecek şehir(im) sevilesi yer bok koksada o bile güsel geliyo allam ya
şimdiye dek tanıdığım kadarıyla insanlarının sıcakkanlı olduğu izlenimine kapıldığım şehir.
gencecik belediye başkanını ottan boktan bir kalp krizinden kaybeden; yerine gelecek şahısların hiç güven vermediği; acılı, üzgün, süzgün şehir...
kızı deniz, denizi kız gibi olan eşsiz memleketim.
diğer şehirlerde taraftar bulunamazken basketbol maçının biletine 10 milyon tl veren insanların bulunduğu şehir.
bir duru sudur..tum kirliligini uzerine kusan sehirlerin donusunde seni temizleyecek olandir.
evet, kesinlikle kucuk oldugu icin merkezinde herseyden birer adet olan*, geri kalaninin da cesitli komplexlerin icerisinde sehrin disina dogru (tabii amac kesinlikle kirlilikten e kalabaliktan arinmak olamaz bu bir dusuncesizliktir) bulundugu, outside vs gibi benim başarili saydigim (babam yapti diye soylemiyorum) bitakim clublerin de oldugu, altyapi eksikliginden yagmur yaginca dereleri taştigi, camura batip cikan sokaklarla dolu ve kendilerine nasil olduklari sorulunca karşisindaki insanlarin da hal ve hatirini soran terbiyesiz insanlarin yasadigi bir şehirdir izmir..
en çok özledigim,gitmeye doyamadigim sehir. kordon-yali-inciralti
haluk levent'in yeni çıkacak olan albümünde bir şarkının adı. adından izmir şehrini anlattığını düşündüren şarkı aslında hüzünlü bir aşkı dile getiriyormuş.
uzun zaman oldu sana yazmayalıuzun zaman oldu seni görmeyelisokakları deniz,denizi kız kokan şehir.ey izmir,çok özledim senikocaman aşklarımı yutan şehir...
dogup buydugum, istanbula gelerek ayrı dustugum, burnumda o guzel kokusunun tuttugu (hayır bok kokusu degil! zaten artık bok kokmuyor),insanlarının sıcak ve neseli oldugu,hayatın slow motion yasandıgı, istanbuldan gidince "ya ben niye boyle hızlı hızlı yuruyom tabakhaneye bok mu yetistiricem" dediginiz, izmir moduna girip istanbula donunce "ya biraz hızlı hareket et" diye uyarı almanıza sebebiyet veren yegane, biricik ve kutsal sehrim!
ha bi de kızları guzel midir, kesinlikle guzeldir.guzel olmayan da kesinlikle bakımlıdır. oje surup, makyaj yaptıgınızda insanların "hayrola bi yere mi gidiyosun"gibi sacma sorularıyla muhatap olmadıgınız yegane sehirdir.
orada dogmadigim halde kendimi orada dogmus gibi hissettigim, her gittigimde ne kadar özledigimi hissettigim ve ömrümün bir kismini geçirmeyi çok istedigim,insanlari ,havasi,fuari,kordonu,konagi,alsancagi,güzelyalisi,güzelbahçesi,çesmesi,foçasi,urlasi,faytonu ,asansörü,dario moreno sokagi,balçovasi ,çigdemi,gevregi ile türkiye'nin en güzel ve yasanilasi sehri...(bkz: kalbim izmir'de kaldi.)
beni hayata baglayan sehir...istanbulda yasayanlara hayretle bakmama neden olan sehir.gözünü sevdigim sehir.
"biz ne zaman içsek; iç değilizdir aslında, dışımızda bronz bir izmir akşamı..." sözleriyle övülmeyi hakeden güzelliklere sahip şehrim. * *
(bkz: http://www.izmirnews.com/...eri/gallery.asp?curpage=1 ) adresinden izmir'in görüntülerine ulaşmak mümkündür... *
kordon boyu vardır ki, yaz geldi mi tüm izmirlileri alkolik eder günbatımlarında.
38.3° kuzey, 27.1° doğu'da bulunur burası..
ölümüm kalımım bu şehir. dertsiz tasasızl hallerime dert tasa ekler, düşünmemelerden koparır alır. her gidişimin dönüşe varacağını bilir. bilir o nedenle fütursuzca yağdırır yağmurlarını eve dönerken, rüzgar nasıl esmişsa vakti zamanında eteklerimin altından yine öyle eser. saçlarımı dalga dalga köpürtür. denize karşı susar sesim. sesim kendi alacasına gömülür. ilk bu şehirde anlam kazanmıştır ya sözcüklerimin, son kez de burda kullanılsın istenir. gelecek zamanın, sınırları içinde, anlam yitirişine rağmen -ceğimiz eylemler yüklem olur cümlelerime. hep bir tasarı hep bir plandır günlerimiz. hepsi koca bir yalandır. oysa eserken rüzgar, yağarken yağmur, bir vapur yanaşırken tüm geniş zamanlar şimdiki zamandır.ölümüm kalımım diyorum, ama, ne öldüm kaldım bu güne kadar bu şehirde. bazen sıkılmadım da değil. ama topu topu 21 gramsam, 20'si izmirdir.
bu uzak, rahat, bambaşka ve bir başına dişiliğe nicki sözlüğün en şahanesi yazardan* izin talep edip gamsız dansöz demek isterim. çok yakıştı.
son zamanlarda pek sık sallanan şehir, az önce yine yokladı.. bi rahat dur, fingirdek..
özlem dolu bir insan için tek kelime ile ifade edilebilecek sehir. izmir = huzur
sadece ve sadece körfez vapuru ve martilar...kendine özgu yasam tarzi ve felsefesiyle sicakkanli insanlari..iste izmir..
toy bir çocukken beni izmire yollayanlar "izmire giden geri dönmez ha!" demislerdi...ben döndüm. artik izmire gönderdigim kisilere "izmire giden geri dönmemeli" diyorum.
kiyaslandigi diger sehirlerin aksine avucunuzun içine alabileceginiz sehirdir... bir süre sonra hakim olursunuz sehre, bilirsiniz sokagin nereye gittigini ve köseyi dönünce ne bulacaginizi... izmir parmaklarinizin arasindan akip gitmez, hayiflanmazsiniz hayat ellerimin arasindan akip gidiyor ve ben geç kaliyorum diye...
5 aydır insanlarıyla, deniziyle, havasıyla gözümde tüten, son 3 gündür de hasretini giderdiğim şehrim.
yıllaaaaaar sonra (öyle ki kaç yıl olduğunu bile unuttum) haftaya ziyaret edeceğim, halini hatırını soracağım, ege'nin incisi, şehirlerin en güzeli..
(bkz: şehri özlemek)
türkiye'nin ilerisinde bir şehir. akp uğurlu gelmedi bu şehre.türkiye'de görülmemiş bir belediye başkanına sahipti. akp iktidarında öldü o*.çalışkan ve dürüst bir valisi vardı. akp hükümeti zamanında istifa etmek zorunda kaldı.behey aydınlık izmir. çarşafa sığar mısın ki sen?ayrıntılar gereksiz sözler kifayetsiz.
türkiye'nin amsterdam'ı olarak da geçer kimi çevreler tarafından!
sesimi bir kilisenin önünde kaybettiğim , gel-git sebebi. birkaç km. kala sarsıldığım, sıcaktan dökülmüş suratım, gülümsediğim ve bir kaşını kaldırıp dikkatle bana bakan, kızaran yanaklarım, bir kaç kez konuştuğum, sığındığım, üşüyecek fırsatımın olmadığı kent ve parmak ucunda durmaktır.
bir kaç gemici feneri ve tüm ciddiyetimdir.
izmir bir kasabadır. doğunun herhangi bir şehrinden daha fazla yatırım yapılmamaktadır zira. gelişimi çok zayıftır. otelsizdir. büyük organizasyonlara hazırlıksızdır. eğer karşıdan hazırlıklı gibi görünüyorsa doğal güzelliğine borçluyuzdur bu görüntüyü. yapılacak yatırımlarla muhteşem olabilecekken, insanların nasılsa güzel diye gözardı ettiği, gelişemeyen şehirdir.uzaklıkları nedeniyle yatırımcılara şaşkınlıkla bakmamıza neden olan şehirdir. karşıdan tüm bunlara karşın imrenilecek denli hoş görünür. şehir insanlarına karşı nankör değildir.bu kadar sevimli olupta neden bu kadar az turiste rastlanıldığına bu nedenlerle şaşmamak gereken şehirdir.
insanlarının telaş nedir bilmediği, bir akvaryumda yaşayan balıklar gibi nem içinde gezinip mutlu olduğu, inceden inceden kendini sevdiren, samimi ve rahat ortamlara sahip, bir gün nefret içinde bir gün sevgi içinde kendine yaklaştıran,denizine ve vapurlarına hasta olduğum şehir. keşke bu beton yığınlarından kurtulsa ve yemyeşil olsa.
imbat ın vatanı
light istanbul...
istanbul kadar şehrin yönetmediği, kaostan uzak; ancak ankara kadar da insanların yönetmediği, tam bi düzenden de uzak:- denge şehrim.
bir zamanlar ege denizindeki en yoğun liman olan ancak şimdilerde bu özelliğini pireye kaptırmış limanının mimarı eiffel kulesini yapan şahsiyettir. türkiyenin en aydınlık şehri olduğu için her zaman ankara tarafından unutulmuş buna rağmen kendini satmamıştır.
telaşa luzüm yok telaşa luzüm yok die bağrınıp duran sokaklara sahip bir girildimi bulaşan rehaveti ile bir daha kolay kolay çıkılamayan normal dağılım eğrisi...
en güzel aşkın yaşandığı en güzel şehir.doyulmaz.
"home home sweet home" , minik bir deniz şehri.
türkiyenin en demokratik, en yasanmaya deger,en huzurlu sehri.. türkiye'de olması bile garip aslında :)
bugün kurtluş günü olan güzel ve kaliteli şehirlerimizden biri.
izmirli arkadaşlarımın ankara'ya geldiklerinde ne renksiz bu ankara diye zır zır zırlamalarının nedenini yakın bir zamanda keşfetmemi sağlayan şehir. insan burada şehirde olduğunu idrak bile edemeden günlerini neş'e dolu geçirebiliyormuş. belki de benim tatilde olmamdır bunun sebebi diye düşünürken canım ankara'ma geri döndüğümde tatil ile pek ilgisinin olmadığını anladığım şehir.
uzakta olunduğu zaman deli gibi özleten, alsancak'ı yeter dedirten muazzam ötesi şehir...(bkz: dünyanın en güzel şehirleri)
yedi yıldır uzak yaşadığım şehrim...bana her zaman kendimi iki şehir arasında biryerlerde hissettiriyor... izmirli olmak, izmirde doğmuş, büyümüş olmak demek kalbinin ve ruhunun bir parçasının her zaman ona ait olması demek... bir gün ordan ayrılsan da; uzun yıllar belki de bir daha hiç dönemeyecek olsan bile bu hep geçerli...seviyorum seni izmir...
ozluyosun azcik uzaklasinca,cok yasayinca s1k1l1yosun,sonu yok bununyine de ucuzlugunu,rahatligini,sabahini aksamini,aksanini ve benim olmasini deli gibi ozledigim sehir
aynı zamanda soyadımdır*izmirde gezilecek yer arayanlara karagöl önerilir.
eski adı symirna olan ve kızlarının güzel olması ile tanınan, yunanlıların hala istanbul ile birlikte gözü olan güzel şehrimiz
nüfusunun yarısından fazlası 21 yaşın altında olan türkiyenin 3. büyük şehri.
bir clubdur devam edip duran, club** olayını hala kavrayamadığım, bunlardan öte daha güzel yaşama imkanlarına, daha güzel kızlarla tanışma imkanına ve tabi ki daha güzel havasına sahip olduğum, arada kar yağan dağları** ve arada bok kokan denizine*, yaşattığı tüm acılara rağmen* yine de yaşanabilecek şehrimdir izmirim..
istanbul'u aldatabileceğiniz yegane şehir.
taşından toprağından mıdır yoksa insanlarıyla yaşanılanlardan mıdır bilinmez ama asla bırakamayacakmışım gibi gelen, şeytan tüyü sahibi şehir.
(4 million peoples - near the sea - old history)... dünyaca ünlü bir vatandaşımızın* dünyaya yukarıdaki şekilde özetlediği şehrimiz.
sonradan izmirli olunmayacagını anladıgım sehir istanbuldan gelir iken yasamak istenen yasarken sıkınılan ama en rahat medeni kardesim burası diyerek yasanılan sehir istanbul da deniz var he iste burda da var yeter bosver ben elimi ayagımı cektim kaostan bir sahil kasabasıydı yasamak istediğim ama icin de sehir de olsun derken yasanılan hatta karsıyakalı iken ya da göztepeli iste ben de oralıyım denilen yer
simite gevrek, çekirdeğe çiğdem denilen sihirli şehir.
benim için bostanlıda çocukluğum, stadında salonunda sokağındaki duvarında ksk, kordonda bira, kıbrıs şehitlerinde yürümek ve cameo
geçirdiğim 16 günün daha ikincisinde, istanbuldan çok daha fazla sevdiğime karar verdiğim tek şehir... imkanları istanbul kadar olmasa da şimdiye kadar "yaşanılacak yer" diyebildiğim tek yer, istanbula döndüğüm sabahın benim için bir kabusa uyanış olmasına neden olan ütopik mekan... ahanda istanbulda doğmuş büyümüş, arada türkiyede pek çok şehir görmüş olan birisinin gözüyle etkileyiciliğinin nedenleri şunlar diyebilirim :bi kere denizi, netekim yaşanılacak yerde deniz olmalı diyen, denizden hazetmemesine rağmen uzağında yaşayamayan bir insan olarak eskisinin aksine artık kokmayan denizine vuruldum... boğazın iki katı kadar bir genişliğinde oluşan yakamozu da ayrı bir güzellik ki hayatında dönüp de boğazdaki yakamoza hayranlıkla bakan bi insan değilim, aha işte ayın denizdeki bildiğimiz yansıması derdim, körfezdekini gördüm olayım bitti...ancak beni asıl etkileyen noktası insanları oldu izmirin... sanırım istanbulun aksine daha saf, "izmirli" denebilecek insanlardan oluştuğundan ve bi dolu kültürün kaynaşmasından değil de bir izmirli kültürü, davranışı denilebilecek bir şeye sahip olmasından meydana geliyor olsa gerek bu... bu konuda karşıyaka çarşısının girişinde beklemekteyken denk geldiğim şu olayı örnek versem yeterli olur herhalde... bisikletli 10 yaşlarında bir çocuk hızla giderken genç sayılabilecek annesi arkasından "yavaş ol oğlum!" diye seslenir, çocuk dinlemez, 50li yaşlarda bir adamın 1 metre yanından geçer... adam çocuğun arkasından "yavaş yavaş!" diye bağırır... anne bunu duyunca aşağı yukarı şöyle bir diyalog geçer ama bütün diyalog boyunca tarafların sesi bi an bile yükselmez, konuşma seviyesini aşmaz, sertleşmez:- bir şey oldu mu beyefendi?- olması mı lazım hanımfendi?- bir şey olmadığına göre sorun yok değil mi?- olması mı lazım diye soruyorum hanımefendi?- olmadığına göre sorun olmamalı- lütfen çocuğunuza terbiye verin- benim çocuğum yeterince terbiyelidiroturduğum yerden aha şimdi birisi diğerine bağıracak diye bekledim durdum, dönüp gittiler... elbette ki herkes bu derecelerde değil koca izmirde ama yüzde 80-90 da gayet başarılı bir rakam bence...
ulaşım sorunu olmayan, gecenin köründe bile belli noktalara şahane bir şekilde erişilebilen nefis şehir... her ne kadar otobüs sistemini çözene kadar anam ağlasa, çözdükten sonra da kullanmaya çekinsem de vapur sistemi çok güzel işleyen bir şehir... özellikle bu konuda hayran olduğum ufak bir ayrıntı hiçbir zaman iskeleye bindirmeyen kaptanlar oldu... belki istanbuldaki vapurlardan daha küçük aletler kullandıkları içindir bilemiyorum ancak her gün vapura bindiğim iki hafta boyunca iskeleye sadece bir kez sert yanaşanını gördüm, o günkü gibi havada da normal karşıladım, herhalde istanbulda iskelenin üzerinden aşardık dedim...ayrıca minibüs şöförleri de bir garip bu şehrin... korna çalan minibüs şöförü olmaktan kurtarmış adamlar kendilerini, yolcunun "dat dat" sesinden bişey anlamadığını, zaten binecek olsa bineceğini idrak edebilmişler ki hepsinin ellerinden gözlerinden öpesi geliyor insanın... yine de bilemiyorum iki tanesini cevizlibağ durağına bıraksak ne hale gelirler acaba...bir de pek tabii ki ünlü izmirli kızlar mevzusu var ki hakikaten bir süre sonra insan komplo teorileri kurmaya başlıyor... mesela benim en favori teorime göre naziler 2. dünya savaşında yenileceklerini anladıklarında izmire yerleşip mükemmel insan ırkı çalışmalarına orada devam etmişler... bu kadar başarılı bir gen havuzuna şahsen ben başka bir açıklama bulamadım, hakikaten ya her gördüğüm kız ortalamanın üzerinde bir güzelliğe sahipti ya da ben yanlış yere gitmişim...durum budur, şehir dediğin budur...rumuz: izmir aşığı
internet kafe popülasyonu en düşük şehrimiz olduğu kanaatindeyim. herhangi bir noktadan bir internet kafeye giden yolun ortalama 2 km olmasına özen gösterilmiş izlenimi veriyor.
turkiyenin aydinlik yuzu.
isigini, uzun günlerini, batmayan günesini, denizini, denize cikan sokaklarini, güzel insanlarini özledigim sehir. özgürlügün sehri....
son zamanlarin en sert kisindan nasibini almis,her yagmurda seli tadan,her karesine hayran oldugum,denizini sik goremesemde gunesin batisinin farkli yasanildigi kanaatine vardigim ufacik inci..
hilton otelinin girişinde "bu işyerinde grev vardir" yazan eglenceli şehir.
benim cennetim...
(bkz: var bilet)
yazlik mekanlari hatirlatan, koskocaman bir sayfiye yeri izlenimi uyandiran kent. sanki butun sehir tatilde...
uzun bir zamandan sonra döndüğüm de kendimi çok iyi hissettiğim, ilk aşkların kaydedildiği ve bunalımlar için terapi olan şehir güzel şehrim.
bazı yazarların uçurulma sebepleri içinde olan bir şehirdir.bu şehir stratejik bir özellik taşıdığı için hakkında dikkatli yorum yapılması gereken şehirdir.
coook uzaklarda da olsam dogdugum , sevdigim sirin sehir.
hiçbir tarihi dokusu olmayan tarihi sehir
sahaya inip araştırma yapmış değilim amma velakin tahminim odur ki, türkiye'nin en fazla deniz manzaralı gecekondusuna sahip şehri izmir olmalı. hemen hemen tüm körfez manzaralı sırtları gecekondu bezelidir.
şehre ister ankara ister istanbul yolu tarafından döneyim, içimi evimm evimm güzel evimm hissinin sardığı sempatik şehrim..
neresinde olusanız olun kıraç dağların göründüğü kahverengi denizli sevimsiz şehir.
izmir( smyrna ) iyonya döneminde " kent federasyonu " şeklinde örgütlenmiş bir kentler birliğinin en önemli yerleşim merkeziydi.çevresinde federasyona bağlı iyon kentleri ve bu federasyonun dışında kalan aiol kentleri vardı.tüm bu antik kentler içinde yaşamını sürdüren tek kent olarak kalabilmeyi başaran izmir,bu bakımdan çevre ören yerleri açısından hayli şanslıdır.tematik çalışmamız kapsamında bu antik kentleri incelersek:bergamaefesfoçaerythraiçeşmeteos (seferihisar)claros (ahmetbeyli)aigai (nemrutkale-bergama)kolophon (değirmendere)notionlarissapitane (çandarlı)temnosbunların dışında diğer yerleşim alanları da vardır bunların başlıcaları ;perpene :bergama kozak yaylası'ndadır.kazı yapılmamıştır.atterneus : dikili'dedir.kazı yapılmamıştır.elaia : bergama -izmir arasındadır.gryneion : aliağa yakınlarındadır.bir bölümü kazılmamıştır.klazomenai : urla'dadır.lebedos : gümüldür ürkmez köyü'ndedir.metropolis : torbalı yakınlarındadır.hypaipa : ödemiş yakınlarındadır.kazı yapılmamıştır.neon nikos : yanıkköy yakınlarındaki bir tepenin üzerinde,eolya site devletlerindendir.kazı yapılmadığı için hakkında yeterli bilgi yoktur.aylar sonra gelen edit: xtypeın isteği üzerine bu antik şehirlere aliağa yakınında bulunan sulara gömülmüş belki de bu yüzden tarafımdan unutulmuş kymeyi eklemek isterim.
hiç terketmek istemedigim şehir (bkz: evim)
kızları hakkında en çok teori üretilen şehir. bu teorilerin yanı sıra erkekleri hakkında da izmirden adam çıkmaz gibi önyargılar mevcuttur.
3 semti dışında tamamı çorak, çirkin ve bakımsız olan şehir. insanlar sonunda hep bu şehri terkettikleri için anılarda güzelleşen şehir.
ülkemizin önemli bir uzvu
küçük istanbul...istanbul'dan nefret edenlerin bir hafta kadar yaşaması gereken yer, elinizdekinin değerini anlamak açısından...
gitmek herhangi bir şeyken, bundan artık korkmayı aklıma düşürmüş, en ufak bir şiddetinde, nefret edecek gibi sevdiğim bir şehirdir. enteresan bir şekilde yaklaşamadığım bir yer. * * (bkz: şehirsiz kalmak)edit:oha kendime
eğer istanbul olmasaydı yaşayabileceğim tek ülkem şehri.
en çok istediğim okulun en çok istediğim bölümünde okuduğum halde köpekler gibi özlediğim "memleketim". nasıl özledim bir bilseniz........denizini,sokakların o kimsenin birbirini umursamayıp ayıplamadığı,kendine özel damak zevklerine sahip olan ana rahmimi........evet belki de böyle demeliyim izmir benim ben olmaya başladığım yer...ben izmir...........ah izmir..........fuar zamanı anlamıştım bir daha ev sahibi değilim bu şehirde. hep misafirim. ne koyuyor uzakta olmak.........ağlayasım var............
yaklaşık 20 saat sonra beni kucaklayacak olan şehir**
istanbul'la kiyaslanirsa cok daha az para harcanan, gidilecek yerleri sinirli olmasina ragmen az ve oz konseptine uygun, kordondaki cimenlerinde ciplak ayakla kosulmasi tavsiye edilebilecek memleketim..
lise ögrencileri arasinda en çok alkol alinan ilimiz.kaynak: yeniden saglik ve egitim vakfi arafindan yapilan samay arastirmasi.(2001)
istanbul'a asik birinin bile hayran kalabilecegi, vazgecemeyecegi sehir.(bkz: yasak ask)
dost şehirdir, korkutmaz, güleç tavrıyla bağrına basar geleni, etkiler ve tekrar istetir gelmeyi, uzakken daha bir zarif görünür.
universiteye gelmeden once hic gormedigim ve universiteyi kazaninca da naapcam ben orda yaa dedigim sehir.kayit sirasinda kizlari gorunce birden kanimin kaynadigi guzel sehir.
zeytinyağı... deniz... yakamoz.. rakı... şarap... sıcak, alev alev günler.. körfez.. kayık... balık... şirince.. urla.. çeşmealtı.. çeşme.. güzeller.. kıbrıs şehitleri.. koku.. tad.. kumru.. boyoz... sıra.. giritli...bunların arasına aklınıza gelen bütün sevgi, bağlılık, aşk kelimelerini ekleyin. bütün güzel duyguları. ben başlarsam bitiremem.
kızları adamı kendinden geçiren şehir.ayrıca kokan körfezi ile meşhurdur. duyduğuma göre o körfezi japonlar temizlemeyi kabul etmiş ancak içinden ganimet çıkması halinde onu sahipleniriz demişler bunun üzerine belediye başkanı doğal olarak körfezin temizlenmesini kabul etmemiş.
bundan 3-4 sene once yapmis oldugumuz 1 haftalik erdek tatilinden sonra ilk duragimiz olan bornova'da arabadan inen aldebaran'in izmir havasini soyle bir cigerlerine cektikten sonra ilk kelami "ulan ozlemisim kodugumun sehrini be..." olmustur. ne kadar samimi bir sevgi ifadesidir... izmir de bozulmamistir boyle bir seye; o da benim gibi, izmirliler gibi samimiyet sever. hatta samimiyetsizlikten hic hoslanmaz. soyleyin siz de cekinmeden, samimi bir sekilde ne hissediyorsaniz onu dile getirin. acikcasi ben ask hissediyorum, dostluk hissediyorum, imbat hissediyorum buram buram... cok ozledim lan seni keranaci...
sevmemekten yorulduğum, bitse de gitsek şehir.konak tarafında sahilden balçova cihetine bakınca, bulutlardan yedi kat peçe tutunmuş batan gün, ışık oyunları ile tüllerin dağıtarak derya üzre raksa duranda, bir yelkenin ucundan tutunsak da alıp başımızı gitsek şehir. hâşim'in mâi mesâsı maveraya dair sihirli bir yağmur olup semâdan denize indiği vakit, ruh olup uçup gitsek şehir.sema karardıkta mahiyet değiştiren zamane yalılarından suya dökülen ışıkların râh-ı mâzisinden yürüyüp sulara karışsak, mest-i hâb olup şeker gibi erisek, boğaziçi gecelerinin kucağına doğru akıp gitsek şehir.ya da puslu bir günde teleferikle deniz arasında dönen martıların kanatlarına bakıp, viking diyarlarında büklüm büklüm bir fiyortun dibinde, daracık düzde kurulmuş küçücük bir balıkçı köyü kursak, bu köy ötelerde bir yere giden bir güzergahın saklı kapısı, gri bir liman olsa, binip gitsek, basıp gitsek, çekip gitsek şehir.
tarihi için bkz:(bkz: izmir ve levanten dunya)(bkz: dogu akdeniz de liman kentleri)(bkz: levanten izmir kronolojisi)
öyle düzgün öyle düzenli bir şehirdir ki bu, kendini ansızın baloda buluveren kot pantolonlu gibi "bilseydik ortama uygun giyinirdik" tepkisini verdirir. elbette kendisine hayran ettikten sonra.
yakın zamanda doğalgaza kavuşmasını dilediğimiz şehirdir de bu aynı zamanda.
universiade oyunlarinin sukela tanitim filmini izleyince ne kadar cok ozledigimi bir kez daha farkettigim sehir..http://www.universiadeizmir.org/...ry/reklamfilmi.wmv
tek bildiğimdir.edit: hangi akılla yazdığımı bilmiyorum.
yüzü gözü aydınlık bir sevgilidir. huzur veren ve her haliyle sevilen.
izmir kent tarihcisi bir prof.un; sürekli yangınlarla boğuşmuş, küllerinden doğmuş dediği sırada efes convention centerin yanmakta olduğu şehir..
(bkz: kuşu altın kafese koymuşlar yine de vatanım demiş)
her gidiste insanın icini bi enerjiyle,bi mutluluk,bi coskuyla doldurdugu gibi her donuste de aglatıcak derecede bunalımın dibine vurduran sehir. oyle ya da boyle kendini sevdirmesi yetmiyormus gibi,deliler gibi de ozlenen gozbebegi.
kolay değil, tam 22 yıl geçti seninle. körfezin açıklarından batan kıpkırmızı, alev alev güneşin miydi beni sana bağlayan? yoksa, sokaklarının içine içine işlediğim çocukluğum mu? yaz akşamlarında sahilinin dinginliğinde uyuklayan ruhum mu? hani ilkokulda kadifekale mi neydi bir yere gitmiştik okul gezisiyle. seni taa tepeden görmüştüm tüm endamınla. galiba ben o gün cayır cayır yaktım abayı sana. zaten sen olmasan o ilkokul aşkımı da hiç göremezdim, ona tenefüste gevrek-ayran ısmarlayamazdım. sahi, o ne yapıyordur şimdi acaba? izmir'de midir hala? 5 yaşımda sana ilk geldiğim zamanları hatırlıyor musun? bir arkadaşım, "elektrikli salıncaklar var orda!" demişti. bizim evin sokağında hep o elektrikli salıncakları aramıştım ilk başlarda. göremeyince - belli etmedim ama - bayağı bozulmuştum sana. sonra bir gün fuar diye bir yere götürdüler beni. kalabalık-curcuna. annesinin elini tutmayan çocukları kaçırıyolarmış. ben de annemin elini sıkıca tutmuştum korkuyla; o elektrikli salıncakları görene kadar. sonra biraz daha büyüdüm tabi. okumayı bile öğrenmiştim yavaş yavaş. hatta park yasak levhalarının üzerindeki "yol boyunca" yazısını "yol buca" olarak okuyup "ya bu yoların hepsi de buca'ya çıkıyomuş" diye düşünecek kadar öğrenmiştim okuma yazmayı; yeşilyurt ilkokulu'nun kalabalık, arımayalı silgi kokan sıralarında. zaten, biliyosun ilk ayrılık acımı da yaşatmıştı o okul. annem-babam "taşınıyoruz" demişlerdi. artık kiradan kurtuluyormuşuz. daha iyi bir yere gidecekmişiz. ben başka bir yer istemiyordum ki. ben, camsinden doldurduğum suyu pazarında sattığım, mahalle savaşları yaptığım, bir kız için en iyi anasınıfı arkadaşımı sattığım sokakları bırakmak istemiyordum. ama hayat bu güzelim, ukala, çirkef, söz geçirebilene aşk olsun. neyseki ilk aydan sonra alıştım yeni evimize, okuluma. tamam kabul ediyorum, biraz serserilik yaptım ortaokul yıllarımda. o müstakil izmir evlerinden meyve mi çalmadım, kahverengi, pis denizinden balık mı tutmadım, ailemden izinsiz arkadaşlarımla teleferiğe mi gitmedim, bisikletle narlıdere'den konak'a kadar her yanını mı gezmedim... o kazayı hatırlıyo musun? hani bir gece vakti bisikletle çiğdem almaya gitmiştim. namussuzların açıp kapamadığı çukura girip kafamı gözümü yarmıştım. bir göz kapağım hala daha kapalı durur öbüründen. canın sağolsun. sevenin vurduğu yerde güller bitermiş. tamam tamam denizine laf söyledim diye de kızma hemen. bana ilk yüzmeyi de sen öğretmemiş gibi sanki. o küçük sahil kasabanda geçen çocukluk yazlarımı unutur muyum sanıyorsun? galiba deniz aşkı o zamanlar kazındı kalbime. gece 12 lerden sonra dört tane bıdık, sokaklarında gezebildiğimiz o kasaba... yıllardır gidemedim oraya da. acaba değişmiş midir? turistik olmasa bari. bir de günübirlik gittiğimiz teos, ürkmez falan vardı. bak oralara da gidemedim yıllardır. ah o özdere'nin balık kokan derin, "alçak" denizi. beni çok kötü kandırmıştı. iki adım atınca boyunu geçiverirdi. ben de yüzmeyi öğrenmek zorunda kalmıştım. o gün yüzmeyi öğrendim, bir daha da bırakamadım. hani bir hastane vardı. o duruyor mu hala? alsancak'ta bir yerlerdeydi. babam oraya görtürürdü birşey olunca. sabahın köründe, buz gibi havada giderdik hep. o puslu, nemli, soğuk sabahlarını da hiç esirgemezdin bizden acımasızca. sağolasın. sonra, ordan da başka bir hastaneye yollarlardı. oranın içi hep ilaç, ter ve süt kokardı. behçet uz muydu neydi adı? iyi biriymiş galiba. adamın adını hastaneye vermişler baksana. hastanenin oralarda bir büfe vardı hani. nasıl da acayip sandaviçler yapıyodu adam. küçücük ekmeğin içini tıka basa dolduruyodu. sonra çok tutulmuş olmalı ki adına "kumru" diyerek her yerde satmaya başladılar ondan. ama kumru o değildi ki aslında. kumru, bizim 23 nisanlar'da atatük stadyumu'nda yediğimiz o susamlı, tulum peynirli ekmek içi değil miydi?o sabahı hatırlıyo musun? bozuktu biraz aramız seninle o zamanlarda; ama çabuk toparladık. hani ilk üniversite sınavımdı kafayı yemiştim çalışmaktan. ee sen ortaokulda haylazlık eder de hiçbir şey öğrenmezsen sonun bu olur tabi. sonra çalış da çalış. tüm kitapçıların, dershanelerin yerlerini ezberle sonra. ama ne oldu? bak kazanamadım. ikinci seneye kaldı. ikinci sene o dershane günleri unutulur mu canım ya? kıbrıs şehitleri'yle tanıştırmıştın beni. sanki o, bir önceki sene çalışmaktan kafayı yemiş olan ben değilmişim gibi; her gün dersten sonra soluğu orda alıyorduk koştura koştura. ne varsa artık. halbuki bildiğin bir cadde. üzerinde birkaç bar falan var sadece hepsi bu. ha bir de arkadaşlar vardı tabi içlerinde. bir de her yanında o güzel izmir insanı vardı tabi. sen benimle dalga geçiyor olmalısın ki ikinci sene kazandım istediğim yeri. ama yine yaptın kahpeliğini ve yine mahkum ettin kendine. ilahi, bu kadar çok mu sevmiştin beni, bırakamadın yine. utandım ama gerçekten; çünkü bir şey itiraf edeyim mi sana; sadece 2 tane izmir tercihim vardı benim 18 tercihten. dışarıya gitmek istemiştim nedense. başka heyecan aradım sanırım. deli oluyor o yaşlarda insan. bilirsin. üniversitede çok acı çektim ama senin yüzünden. dışarıdan gelmiş, seni tanımayan onca arkadaşım oldu, kimisi ailesinin hasretiyle yanıp tutuşuyor; küçücük kalmışlar ayrılıktan, hasretlikten. ama sesleri gür. işleri güçleri sana yüklenmek, gece gündüz hem ayrılığa hem sana lanet etmek. ama ben hep seni savundum onlara karşı ve biliyo musun okulun son yılında seninle barıştıklarını gördüm, gözlerinde yine de biraz ayrılık acısı vardı sanki; ama ailelerinden değil; senden ayrılmanın acısıydı bu. çok üzgünüm canım; içim acıyarak aldatıyorum şimdi seni istanbul'la. ama, insan bir kez aşık olurmuş; benimki de sana denk geldi işte. mavi denizin geri geldi; ben gittim. bak şu kahpenin cilvesine.
ogrencilik icin bulunmaz bi sehir! eglence desen yerinde... kargasa gurultu yok! yasam kalitesi yuksek! e daha ne istersin ki... ama yinede derimki istanbul rullazzz...
özleminden dolayı alkolün de etkisiyle ağlatan şehir. şehir efsanesi değil, efsane şehir.
ne cok umut eklemlenmisti o haziran gecesi çocuk ruhlarımıza...kalan ne oldu elimizde, avucumuzda?o haziran gecesinin yaşandığı eşsiz şehir.
baska diyarlar gordum, baska denizler gordum, ama ozlemisim seni be izmir. neden senin tadin bir baska ve neden onca ayrılma denemelerime ragmen senden ayrılamıyor ve geri donuyorum?
efenim yaşımız çok değil ama böyle biz daha küçükken dokuz aylık falan oynardık.ben tugay olcam lan,hayır ben olcam,iyi o zaman ben arifim falan diye kavga ederdik.çiğdem yerdik,yazlık sinema falan.ama ot nedir bilmezdik,exctacy falan,internetten tanışıp sevişmezdik,şimdi bööle olmuş izmir çok üzülüyom ben.neyse annanem gibi konuştum..son kısım hariç tabi..
yirmi yıl yaşanılsa da değeri istanbul da geçirilen yıllar sayesinde anlaşılabilen anadolu nun en güzel şehiri..ilk başlarda istanbul'un büyüsü ruhu kaplasa da izmir'in değeri ayrıdır her zaman..kızları hakkındaki efsaneyse,bahsi geçen hatun kişilerin izmir il sınırları içinde kalması şartıyla kesinlikle doğrudur..zira izmir dışına çıkmış izmir kökenli kızların geri dönüşlerinin pek de muhteşem olmadığı aşikardır..
mesih cıkarabilen yegane ilimiz. sabetay sevi ortaya cıktıgı ve kendini mesih olarak kabul ettirdigi zaman sırf yahudileri degil, bir takım musluman ve hristiyan unsurların da kendisine biat ettikleri ve izmirin o donem buyuk sukse yaptıgı bilinmektedir. sabetay sevinin olmesi ile bu ozelliginide yitirmistir ayrı.
alsancakta otobusten iner inmez neme gark oldugunuz , sevinç pastanesinin önünde mutlaka birilerini beklemişliğiniz olan şehir.pizza pizzada combo yenen teleferikte izmir seyredilen , ılıcada güneşlenilen efeste tarihi yaşadıgınız kordonunda paparazzilerle geyik yapılabilen insanı başka hiç bir şehirde yaşatmayacak kadar kendine baglayan türkiyenin incisi.
istanbul'da geçmiş stresli bir 5 yıldan sonra ilk günlerinde hoş bir tatil havası veriyor bana burası. herkes istanbul'daki insanların cumartesi yaşadığı gibi yaşıyor her gününü. bir süre sonra birşey farkediyor insan. küçükken farketmediği garip birşeyi. öncelikle burası aslında öyle sessiz bir yermiş ki. sanki 3 milyonluk bir üniversite kampüsü gibi. ya da dev bir uydu kent gibi. ikincisi bu sessizlik bir süre sonra içe öyle bir batmaya başlıyor ki. öncelikle öyle çok fazla yaşıt yok. üniversitelerde özellikle de yüksek puanlı üniversitelerde izmirliler çoktur. ama öyle anlaşılıyor ki hiçbiri geri dönmemiş. otobüslerde pazar yerlerinde şurada burada bolca emekli amca ya da çocuk görmeye başlayınca, haftasonları geçmişin pırıltılı eğlence yerlerinin dershane çıkışlarıyla dolduğunu görmeye başlayınca insan üniversite için uçup gitmiş kimselerin pek geri dönmediğini farkediveriyor. öyle ya, ben de birkaç cevap bekliyorum ve evet alır almaz istanbul'a gideceğim çalışmak için. vestel var diyenler olabilir. ama vestel bir mühendis için, en azından benim çevrem için "aç kalınırsa" gidilecek yerdir. birçok küçük mühendislik firması bile vestel'e yeğ imkanlar sunuyor. dolayısıyla vestel ismi camiada "allah korusun", "aç kalırsam" cümleleriyle eş tutuluyor. bunun dışındaki firmalar ki sayıları çok az, abidik yerdeler. sanki şehir çok genişmiş gibi gidip abuk sabuk yerlerde fabrika açan firmalar bir de burada mühendislerin falan çalışmasını bekliyor. sözün özü. izmir huzurlu, aydın ve genç bir şehir imajından genç bölümünü siliyor. şehirde artan akp sempatizanları solun bu dayanıklı kalesini yıkacak gibi gözüküyor. öyle ya izmir'liler artık kocaeli'nin, bursa'nın, istanbul'un, eskişehir'in, ankara'nın fabrikalarında iş yerlerinde plazalarında çalışıyorlar. bir de birşey var. kolay yükselir izmir'liler. çünkü cana yakındırlar. bir ortamda kolayca o ortamın en'lerinden olabilirler çünkü topluluk fobisi yaratacak bir şehirde büyümemişlerdir. böyle olunca (bkz: izmir'e geri dönme yaşı) uzuyor da uzuyor. izmir, giderek 1990'lara kadar belli bir güzelliğe erişmiş ve sonra giderek nüfusu yaşlanmaya başlamış bir avrupa şehrine dönmeye başlıyor. aslında belki de bu avrupa şehri yapısına en yakın şehrin izmir olmasından da kaynaklanıyor olabilir. benzer süreçler geçiriyor. yine de. öyle sessiz ki artık. çeşme'si bodrum'a alternetif olduktan sonra tatil geçirmesi de öyle zorlaşmış ki. izmir güzel bir şehir hala. ama artık garip bir şekilde zamanı donmuş bir şehir. ya da belki de istanbul'dan sonra huzur denen şey bünyemde alerji yaptı. en kalabalık yerinde bile denizi dinleyip gülüp eğlenilebilecek bir yer burası aslında. belki de benim bir tedavi sürecine ihtiyacım var. yani belki de bir yanlışlık bende oluştu. hasta etti beni istanbul. belki de.
is vs icin kacilsa da bir gun, emeklilikte filan geri donulecek sehirdir. ucuzdur, trafigi burasi (ist.) gibi olumcul degildir. bazen burasi size suyu degismemis akvaryum gibi gelir, bayilirsiniz. sikisip kalirsiniz, bogulursunuz. egrelti otu gibi hissedersiniz, "kacicam burdan be, hayatimi dondurdum sanki!" dersiniz, kacmak istersiniz...izmir denizdir... buradan, okyanus olan istanbul'a kacarsiniz ve sonra da "tatil olsa da izmir'e gitsem" diye mizirdanirsiniz. ilk ayrilik yillarinda neredeyse her haftasonu gidilir... baliklari olse de kedileri gumus, havasi-suyu guzel sehir...yazin cikarsiniz balkona, alirsiniz televizyonu, birayi fistigi... oh! izmir'de balkonlarda yasanir. burada balkonlar bazi sehirlerdeki gibi sadece camasir asmak icin kullanilmaz. balkonlarda tv kablo prizi ve de musluk vardir genellikle. bir de karsiyakasina laf yoktur!
hayattan keyif almak denen şeyin, boş zamanlarda yapılacak bir iş olarak görülmediği, bilakis insanlarının birer keyif ehli olduğu şehir. misal: izmir'de vapur'a binmek çok verimli bir ulaşım şekli değildir. bazı rotalarda otobüsler daha hızlı erişim sağlayabilirler. yine de sabahları karşı kıyıya geçmek için vapuru tercih eden pek çok izmirli vardır. çünkü vapur bir keyif aracıdır. istanbul'la bağdaştırdığım "keyif ancak boş zamanların mahsülü olabilir " düşüncesi için şu entry'i okuyabilirsiniz:#7836194.
o kadar cok guzel kiz vardir ki daha havaalanina gittiginizde bile hangi cikis kapisinin izmir ucagina ait oldugunu sip diye anlarsiniz. birgun istanbulumdan ayrilmak zorunda kalirsam insallah izmirde yasarim.
gittiğim, gördüğüm, yeniden aşık olduğum şehir...(bkz: #7802167)..sıcağınla beni kendinden uzaklaştırmaya çalıştın ama başaramadın cicim..
izmir dedigimiz sehir tc tarafindan duzenli olarak yillarca yok sayilarak, yatirim engellenerek bu gunlere gelmistir. bu hususta izmirli is adamlarininda az payi yoktur. yillarca bi araya gelememis, her turlu yatirimda birbirlerini baltalamistir. ancak yeni aciklanan dpt verilerine gore turkiye'nin nufus olarak en buyuk 3. sehri yatirim konusunda 81 il icinde 33. sirada. listeye bakildigi zaman artvin bitlis gibi yerlerin izmir'den yukarda olmasini "tesvik" diyerek anlasakta, istanbul, ankara, kocaeli, bursa gibi gelismis sehirlerin neden izmirden yukarda oldugunu bize kim anlatacak? bu yillardir boyle geldi boyle gecer. turkiye'nin her turlu sirketinde kilit yerlerde olan okumus izmirlilerin saga sola gitmesi normal karsilanmali. hatta yurtdisinda da cok elit bir izmirli kitle yasamaktadir. kendi ulkeleri "koca sehri" yok saydigi icin onlari da sehirlerinden uzaklastiklari icin cok suclayamayiz.http://www.milliyet.com.tr/2005/07/26/ege/ege01.html
22 yıldır barındığım şehir.alışıldı mı bırakması zor bir alışkanlık.' sanat sanat içindir' ise eğer izmir yaşamak içindir*
yatırımda geri olmasının bir nedeni de izmirde yaşayıp endüstride çalışan birçok insanın manisa da çalışıyor olmasıdır. yani manisa şehri izmirin yatırımlarını içinde barındırır.
izmirde buyumek hem guzeldir hem de zordur; ilkokul, ortaokul ve lise boyunca can yoldasiniz olan arkadaslariniz universite okumak icin gititkleri sehirlerden asla donmezler. yillar gectikce cevrenizdeki izmirli genclerin azaldigini gorursunuz, oyle ki; izmirdeki bir universitede, 100 kisilik anfide 2-3 izmirli gorunce mutlu olursunuz. universite biter ve bir bakarsiniz yapayalniz kalmissiniz guzel izmirde. beraber guldugunuz sicakkanli izmirli dostlariniz gitmistir, asik oldugunuz izmirli kizlar yoktur artik; cevrenizdeki izmirliler ya cok genctir ya da cok yasli. o an farkina varirsiniz ki izmir'den ayrilma sirasi size gelmistir. en kisa zamanda uzaktaki yabanci sehirlerin yolunu tutarsiniz.yerlestiginiz yabanci sehirlerde izmirli dostlarinizla bulussaniz da, yeniden gulup eglenseniz de, o guzelim sehri uzaklarda birakmak, hayatinizdan cikarmak zorunda kaldiginiz icin bir tarafiniz hep huzunludur; ta ki emekli olup geri doneceginiz gune dek...
ankara'da yasayanlarin izmir hasreti ise daha aciklidir.duble etkili! deniz-col ayrimi kadar derin... kitalararasi olani ise anlatilmaz, anlatilamaz...
(bkz: izmir kayıkları)
merkezinde eşyaları emanet bırakabilecek herhangi bır muessese olmayan sehir
aşık olduğumuz ve deli gibi kıskandığımız şehirdir bir de; ama bizden* başkasının tadını çıkaramadığını bilmek ruhumuzu ferahlatır. sahiplenme güdüsü had safhadadır bu şehre karşı çünkü, tamam misafirperveriz ama şehrimize de kıyamıyoruz... konak meydanında son ses arabesk çalarak kaset satmaya çabalayanların bizden olmadığını biliyoruz, zabıtaların, polislerin de çoğunun bizden olmadığının farkına varıyoruz. caddeye çıkan yolu kapatıp, birsürü sandalye döşeyip orada düğün yapan ailenin de bizden olmadığını biliyoruz, ve aynı sokak ve yan sokaklarda yaşayan diğer aileleri hiç düşünmeyişlerini anlayamıyoruz. ama gene de saygımızdan arabamızı geri vitese takıp başka bir izmir sokağına sapıyoruz. izmirli olmak gelişmiş kentlilik bilinci ve mutluluğuyla keyif veren bir şeydir, yeni gelenlerin de bu keyife ortak olmalarını ya da.. ya da'sı yok.
tam olarak şunları söylediğimiz bir yerdir; * yanımda uzağımda yarınımda bilmediğim yaşanmış sayfalarda sen varsın yükselen alkışlarda yumruklar tekmelerde acılar hasretlerde sen varsın bütün şarkılarımız senin için bütün kavgalarımız senin için açlıkta sefalette bollukta sefahatta el üstünde ayak altında sen varsın yenmede yenilgide ölmede öldürmede sevgide nefretlerde sen varsın ..bütün şarkılarımız senin için senin için bütün kavgalarımız senin için senin için * *
gururum benim, yaşarken bile özledigim, ah bide yanmasaymışın zamanında daha güzel olurmuşun ya, senden ayrı kalmak istemiyorum hep benimle ol
kalbim egede kaldi dedirten şehir.
kendisini ara ara hatırlatan bir sevgilidir izmir. ama uysal, kırmayan, sadece özleten bir eski sevgilidir.
"baska turlu bir sey benim istedigim ne agaca benzerne de buluta burası gibi degil gidecegim memleketdenizi ayrı deniz havası ayrı hava"dedirten canım memleketim ...
zaman zaman -galiba- ozlenen. o pis kokulu kordonu, istanbulun bogazina bin kere yeglenen. keske terketmeseydim denilen... sehirlerarasi asklarin en guzel sehri, soyle geleyim mi?..
rahatlikla yaşanilmayacak,sikici ,istanbulu deli gibi ozleten, lanet bir yer oldugunu soylemekten kendimi alamadigim kenttir.ama yine yigidi oldurup hakkini vermek gerekirse ulaşimi saglam ,iyi olan kenttir demek de gerekir.
bü'nün orta kantininde yapılan bir çeşit ekmek arası gıda..sosis parçaları üzerine kırılan yumurtanın bir kısım pişirilerek ekmek arasına konup size sunulmasıyla elde ediliyor..
sehirler guzeldir. dogdugunuz, yasadiginiz, alistiginiz sehir daha guzeldir. izmir en guzeldir.
aldatmayan, aldatmayacak belkide ilk ve tek sevgilidir...
gezmekle ayağımın şişmesine neden olan şehir.
istanbul ve ankara'nın karışımı bi şehir sayılabilir.diğer iki şehre göre yaşam daha kolay gibi görünür...hoş bi şehir... yaşanabilecek.
içinde yaşayanların başka yerde yaşayamadığı tek şehir.
baharatlı kahvaltılar, güvenilesi insanlar, karşıyaka, alsancak, kiliseler, vapur, çiğdem, domat, darı, gülizar teyze, can, sıcacıklık, çocukluğumun şehri... özellikle karşıyaka otobüslerinde süslü püslü, yelpazeli hasır çantalı, çok önemli bir davete gidiyormuş gibi görünen ama aslında pazara giden kontes teyzelere rastlayabilirsiniz. otobüslerinde cep telefonu sesi duyulmaz. eğer otobüs bok kokulu bir bölgeden geçiyorsa burnunuzu tıkamamalı ve koklamalısınız. bok kokusu izmir'de güzeldir...
evleri kepenkli olmasına rağmen, evin dış kapısı açık uyuyacak kadar güvenilirlik hissi uyandıran şehir. böyle bir fanilayla bile balkonda oturulabilirlik, bir sevgiliyle ferah bir vapur gezintisi, vapurda martılarca takip edilmeler, bostanlı pazarından olağanüstü şeyleri olağanüstü ucuza almalar, efelerindeki yakışıklılığı başka yerde göremeyecek olmalar, bi zerafet, bi nezaket, bi huzur, bi güven içinde olma, böyle salınarak yürüme hissi falan.. aşk doluluk, yaşama coşkusu.. özlemekten geberdiğim, oradan taşındığımız için annemlere çok kızgın olduğum, boklu suyunda bile yüzebileceğim, şehirlerin şehri, ilkbahar gibi bir yer..
bir ara gitmeliyim, görmeliyim, yaşamalıyım dedirten şehir. dedirten başlık değil, dedirten şehir. geçen yaz bodrum'dan dönüşte kısa bir zaman zarfı için uğradığımda ayağımı arabadan atmamla beraber ben buraya aitim hissini veren, verdiğinin gerçekliğini zamanla gösterecek yer.
haluk leventin son albümünden* bir şarkı. murat mermer ayvalıkta çok daha güzel söylemektedir şarkıyı. sözleri insanı derinden etkileyebilmektedir izmirde bırakılmış bir yar varsa.
hayatınızda baska bır yerde goremeyeceğiniz renklere ayrılarak batar bu tertemız sehrın gunesi. ayrıca daha olağanustu olanı su ki, bu sehir kar gorduğunda çılgın atıyor.
istanbul'un nişantaşısıyla kadıköy-modasını birleştirin alın size izmir..
nereye giderseniz gidin hep geri dönmek istiyeceğiniz kent. denizin,martıların,yemyeşil kordonun,insanlarının eşi benzeri yok.
bu aralar sürekli sahte haberlerle*** adı karalanmaya çalışılan, aynı zamanda soyadım olan şehir.
hiç yaşamadığım halde hayatımda sürekli bir şekilde var olan şehir.
(bkz: #5184833)
günün birinde ayrilirsam , ki muhtemeldir, bana çok koyacağını adım gibi bildiğim , alsancağı, bornovasıyla büyüdüğüm şehir.(bkz: girmicem lan össye)(bkz: hadi len)
savaştepe köprüsü'nden geçen trenlersel olur, izmir'e akar.izmir'in denizi kız, kızı deniz,sokaklari hem kiz hem deniz kokar.cahit külebionbeş yaşında izmir'e ilk kez geliyordum bir trende. -ya da tren geliyordu, ben yalnizca içindeydim.- aklima yukaridaki dörtlük gelince kiz kokusu almak için cami açtim... şimdilerde islah edilmiş olan boklu dereden geçiyorduk. "aman tanrim!" dedim. yani? izmir'in kizlarinin deniz kokusu??? sonra bir alistim, bir daha birakamadim.
11 mayis 2005 galatasaray fenerbahce maci sonrasi ozellikle alsancak sokaklarinda yapilan tezahüratların ben acaip üzdügü şehir.ulan eşşoğlueşşekler: istanbul takımlarına gösterdiğiniz bu ilginin yarısını izmir takımlarına gösterseydiniz super ligde en az 2 takımımız olur bunlardan bir tanesi en azından uefaya sürekli oynardı...
özlenebilir bir şehirmiş. en çok da sabahın köründe sıkışık ikiçeşmelik trafiğinde dersaneye gitme işkencesi çekerken kafayı kaldırıp körfezin üstünde ışıldamakta olan güneş manzarası aranılırmış.*
yagmuru bile bir baska guzel olan sehir.*
acaip guzel deniz manzaraları olan harika bir şehir ..
sadece yazlık beldeleri güzel olan, gerisinin beton yığını olduğunu düşündüğüm, iki ağacı yan yana göremediğiniz beni sıkıntı üstüne sıkıntılara sokan çekilmez şehir ..
annem yüzünden iki günde nefret ettiğim ve ankarayı özlemek denen durumu yaşamama sebep olan şehir....ben izmirden nefret ettim...hayat ne garip değil mi
43 tane kardeş şehri olan caanım memleketim.buyrun liste burda: http://www.izmir-yerelgundem21.org.tr/kardes.htm
bok kokusunu sevdiren şehir.
bulent eceviti abdye* goturen airbus a340 tipi ucak..
yunanlılar tarafından işgali milli haraketi canlandıran kent.o zamana kadar istanbulun ardından anadolu'nun en büyük 2. merkeziydi.cumhuriyet'in başından beri sürdürülen ankara'yı istanbul'un alternatifi yapma politikasının bir sonucu olarak hep ihmal edilmiş bir kenttir izmir.geçtiğimiz yıllarda liman projesi izmir limanını istanbul limanından daha canlı bir hale getireceği için kabul edilmedi.yurt dışına direk uçak seferleri de kalktı.son açıklanan belediyelere verilecek ödenekler konusunda da bu politikanın sürdüğü görülmüş oldu.adana gibi nispeten küçük kentler bile çok daha fazla ödenek alıyor.izmir salihli arasındaki yol yıllardır tamamlanmazken en az 100 kişi işlerine giderken ölmüşken tüm kış boş yatan çeşme otobanı boş bir yatırım değil midir.istanbulun zenginlerinin yazlıklarına daha hızlı ulaşmalarını sağlamasaydı eminim o da yapılmazdı.yeterli ödenek ayrılmadığı için üniversitelerinde de yeterli eğitim yapılamamaktadır.sürekli dışarıya beyin göçü vermektedir.bu yüzden izmir'in değişebileceğine inancımız fala yoktur ve bizim için hep insanları sıcak ,sevimli,gençlik hatıralarıyla dolu bir kent olarak kalacaktır.
icinden deniz gecip de insanların mutlu olduğu nadir sehirlerden
boyoz, gevrek, çiğdem, darı, körfez ve bozuk yumurta kokusu, kumpir, kumru gibi kavramların kendilerine bişi ifade etmediği insanların yaşamadığı şehir... senelerce hep kaçıp kurtulmak istediğim, ama içinden fiziksel olarak resmen çıktığımda asla kopamayacağımı farkettiğim evim. kendini her daim özletmesini bilen uzaktaki güzel sevgili. içinde atilla ilhan çıkaracak kadar şairane yer. plaka numarası da 35'tir ayrıca. "35 buçuk" diip bölücülük yapan bazı sahsiyetler de vardır tabi.
tanesi 1 milyara alınan 25-30 metrelik hurmaların büyük bir çoğunluğunun, seçimlerden önce yeşersinler, oy olsunlar geri dönsünler diye uygun hava şartlarında dikilmediği için tutmayacağı ve zayi olacağı söylenmektedir. sigortalıymışlar o ayrı. ama gene de (bkz: ahmet piristinaya verecem serefsizim)
boyozun ve gevreğin anlam kazandığı, metro denilen ama aslında çoğu yukardan giden hafif raylı bir sistemin çalıştığı,kordon'u , alsancak'ı ,bostanlısı, karşıyakası ,güzel kızları ile tanınan , körfezin temizlendiği günü görme arzusuyla yanan kişilerin yaşadığı ve en çok da izmir dışında yaşayan izmirliler tarafından özlenen güzel şehir.cumhuriyet meydanındaki atatürk heykelinin 'ileri' gibi bir hareket eylemini bildirmesine rağmen, kordanda otururken insanın içine 'hiç bi yere kımıldamama isteği' dolduran kent.
gunesin deniz ustunden batmasindan dolayi daglarla cevrili diger ic sehirlere nazaren (orn: ankara) daha uzun gun yasayan sehirdir. duyduk bi de satanizmin başkentiymiş
ege'nın ıncısı,guzel sehır.
meşhur cafe meserret divanıçürük morumsu bir pelerin kuşanmıştı kemeraltı kontugöz bebeklerinde matmazel despanyan konuşunca rakım elkutluıhlamurdan bir yudum çekip kalın bir kitabı açmazmıdört bakire balık yüzüyordu havuzunda cafe messerret'inkim bilir kim salıvermiş yüzyıl evvel öylesine nazeninefesli kızlar bozmuş ahlakını bu mermer caddeninlavanta kokulu yorgun memelerinde yorgun aşk akşamlarıdans edermiş,çözülmüş saçlarında imbat korsanlarısappho değil mi cafe meserret'in balkonunda külhanikolunda troya'lı helen seksi ve o biçim celalidört zenci dev taşımış büyük iskender'in tahtını oysa timur o asyalı barbar öpmemiş bile bizanslı yosmalarıemir çaka'ymış belki bu kentin barış tanrısıkimden ne kaldı diye düşünürken cafe meserret'teansızın"canım izmir"dario moreno'nun şarkısıbir sela kuytuluğu ısrarlı nargile öksürüklerindekül rengi teravih akşamlarıdır mazlum osmanlılarınduvar dibindeki kadife sedirlerde hazreti ali anlatılırbordo yanak bir homo gördüm cafe meserret'teçeyizi yanmış yörük kızı gibi bardak bardak ağlamaktazaptiye düdüğü mızrak gibi yırttı havuzdaki suyumekteb-i sultani sokuldu birbirine şair eşref küfrettiyoksa basıldımı meserret taif zindanları yine mi delirecekbir kumru tünemişti kagir saçaklarına cafe meserret'inhızla kanatlarını çırptı güvercin sandım yükseldi yükselecekdipteki köhne mücellit odasına takılınca gözümanımsadım yaşlı ve sarhoş altın kalem izzet efendi'yianlatır yine işgal izmir'ini nasılda kaçmış sarı kışla'danbir insan sevgisiz yaşarmı otel meserret'tekimsesiz yoksul bir bedevi ister istemez düşündümirkildim canlanınca ziya hurşit'in çentik zengini revolveninisanki komitacılar pusu kurmuş çatılara yürekler selanikhavada kurşun kokusu reisicumhur'a kıyacaklar suikast yakınbazen resmine baklarım cafe meserret'te sarı paşa'nınişportacı haykırışlarından istiklal mahkemesi heyecanıdır yaşadığımtüm kent şairlerini çağırdı masaya kemeraltı kontutarih gibi konuştu tesbihi mekke işi kavuğu bektaşizehir zembelek bir gazeldi kafiyeli bir rakı kokulubir arabesk kızı izledim cafe meserret'te sarhoştupörsük bacaklarında amerikan kotu bilseniz berbat yolluo gün cumartesiydi sinema çıkışı saat dört buçuklacivert parkama sığınmışım kaşkolum bermutad bordoyine ıhlamur içiyordum karşımda izmir'li bir kızbiraz üniversiteli biraz mevlevi yüzde yüz kokaryalı'danfaytonla gezer gibi söyleştik namazgah'tan frenk mahallesinecafe meserrret ne bohemdi kimbilir kemeraltı kontu yanımızdaydıne ben gördüm ne kız gördüama hissettik gölgesi havuzun aynasındaydı.(bkz: yaşar aksoy)dan şiirsel bir izmir öyküsü
1 aydan fazla uzak kaldığımda caddeleri,kızları,anıları aklıma giren ayrılmak istemediğim şehir.izmire gelişte manisa'dan bornovaya inerken uzaktan şehri görmenin mutluluğunu bana hiçbir şey yaşatmamıştır.
ilk defa asik oldugum yer.(bkz: karsiyaka)
her gün yeniden aşık olmama sebep olacak kadar malzemesi bol şehir.
çekip gitmek istediğinde bir sığınaktır izmir, omzuna başını yaslayabileceğin annedir, sınırları içine girdiğinde aldığın nefesin değişmesidir, ferahlıktır, ait olunan ama asla uzlaşılamayan mekandır, aklına geldiğinde kalbine sancı yollayan paranormal toprak parçasıdır; gözlerin dolar, özlemdir, ailendir, asla yokolmayacak anılardır, gerçek dostlarındır, uzak olan ama kavuştuğunda hiç ayrılmamışsın hissi veren sevgilidir.gerçek olan çok az şeyden biridir.
turkiye'de, sokaklarında "nerelisin?" sorusuna en fazla ortak cevabın alindigi, asla istanbul olmasını istemediğim memleketim
halkinin en buyuk sosyal faaliyetinin bi takim parklarda sokaklarda 'cigdem' citlemek oldugu, belediyelerinin en birinci gorevleri olarak her kose basina cocuk parki yapmayi gordukleri, her trafige kapali sokaga 'sevgi yolu' adi verilen, guzel izmir dedikleri sehrin nasil igrenc koktugunu yadsimayi, yok saymayi gorev bilen insanlarin bulundugu, cuma ogle saatlerinde tatil, yazlik bolgelerine giden yollarin tikandigi, insanlarin saat dortten sonra calismanin gunah oldugunu dusundukleri, estetik kaygi adi altinda otoban kenarlarina bile palmiye agaci dikilen, sogugundan da sicagindan da ayri nefret edilen, nefret etmeyi sevmeyi ogrendigim cok yanlis sehir.
türkiyenin en aydın kentlerinden birisi fakat osmanlı imparatorlugundan başlayarak ihmal edildii için bir istanbul olamamış hiç bi zaman...ucuz şirin yaşanılası ve yaşlanılası bi şehir.
dedikodusu bol, yazın yaşaması çok zor, kristal avizeli evleri çok bol bi şehir
sokaklarinda megafonla şiir okunan şehrim.
efendim bir türkü'de izmir'in adı şöyle geçergüzel izmir izmirkordon boyu efem de şen olsunseni benden ayıranlar efem dekör olsun
ne kadar ozlemiş olsam da, bu sefer gitmeyi hic istemedigim, ama mecburen birkac gun sokaklarinda oraya buraya sacilmiş ve cogunlukla ic burkan anilara toslayacagim memleketim.
vaktiyle ailemi tasinmaya ikna etmekte zorlandigim fakat sonrasinda onlarin da cok sevdigi sehir.**
şehvetli, oyunbaz, akıllı, yaşlı ve çok çekici bir kadındır izmir.
gündüzleri birlikte uyandığım, artık mavileşmiş deniziyle görenleri kendine aşık eden, yeni kordon yollarında aşıkları baırndıran romantik güzel izmir..
universiade izmir 2005 gibi bir organizasyonu normal ötesi ciddiye almış ve süper bir gösteri hazırlamıştır izmir halkı. istanbul medyası o sırada (zerre umursamayarak) kendi küçük dünyasını yaratmaya (gülben ne dedi, petek kimle sevişiyor) ve yıkmaya (seren'i kim dövdü) devam ediyordu.
halki, son yerel secimler oncesi kendilerini acik acik tehdit eden buyuk basbakanini (!) bagrina basmistir kendisini alkisla selamlamayarak. tabi sonra suratin asilir. gelmisken keske bi talimat daha verseydin devlet bankasina da konak meydaninin yarisini daha ic etseydin. yakismadi sana imam efendi.
başkan: ahmet priştinabitki örtüsü: maki*maskot:efe yalıçapkını marketler zinciri: pehlivanoğlu ayakkabıcı: erbil süel spor mağazası: barçın çorbacı: topçu'nun yeri kumru: efes büfe pazar: hatay perşembe pazarı* ve bospa*üniversite: ege üniversite, dokuz eylül üniversitesi lise: atatürk lisesi, namık kemal lisesi, karşıyaka lisesi, bornova anadolu lisesi, izmir kız lisesi pastane: reyhan pastanesi, dolunay pastanesi, sevinç pastanesi hastane: ege üniversitesi hastanesi, kent hastanesi, deu hastanesi, şifa hastanesi kötü semt: tepecik*futbol takımı: göztepe, k.s.k., altay, bucaspor mekan olarak: kıbrıs şehitleri caddesi*kitapçı: iletişim, kelepir, yakın kitabevi sinema: çınar, agora, şan, izmirkültürel aktivite: desemgümüşçüler boncukçular eski kitapçılar: sevgi yolu*lüks semtler: alsancak, karşıyaka, göztepe bira?: kordon'da kahve?: kordon'da eğlence?: kordon'da balık?: kordon'da alengirli yerler: teleferik, dario moreno sokağı, inciraltı turkuaz konser alanı: gündoğdu meydanı, fuar açık hava yeşil alan: teleferik, hasanağa bahçesi, gölet, fuar buluşma yeri: sevinç pastanesi, ykm bayram seyran alışverişi: kemeraltı simge: konak camisi, saat kulesiçerez: çiğdemyerel kahvaltılık: boyoz, gevrekgünü birlik tatil: çeşme, eski foça
alkol, gun batımı, denizden esen rüzgar* boyle bir ruh halinde yapılacak en iyi eylem asık olmaktır izmir eros gibidir illaki izmir de asık olunur
tv'de universiade reklamını görünce salya sümük ağlatan şehir. özlem'in maviye, yeşile bürünmüş metroseksuel yuzu. memleket.
en basit sevgidir , sebepsiz körükörüne tutkuyla bağlanmaktır , izmir kızları gibidir , güzeldir , bakımlıdır , özenilendir , kıskançlıktan laf atılandır , kötülenendir
küllerinden doğan şehirdir.
universiade ordusu tarafından basıldı. saydım, ortalama 10 adımda bir universiade görevlisi, gönüllüsü, sporcusu, zımbırtısı görülüyor. adidas'ın sponsorluğunun getirisi tişörtleri, çantaları, ayakkabılarıyla üstüme üstüme geliyolar. sağolsunlar sayelerinde şehirdeki yarım kalmış yollar, kanallar, bilimum işler olabildiği kadar tamamlandı. yurt dışından gelen sporcuların gözünden izmir'e bakınca iyi hissediyoruz. bizim alıştığımız güzelliklerin onları etkilemesi hoş. (bkz: yalı çapkını)
seçim yapmaya gerek bırakmayan tektir , hiçbir aşk , hiçbir sevgili , hiçbir kişi için değişilmeyecek olandır , hiçbirşey için değişilmeyecek olan aşktır
vapurda yediğime hala simit desem de kendimi bir parçası olarak görmekten mutluluk duyduğum şehir.
http://ya2005.yeniasir.com.tr/...ni1&bolum=gunluk haberle farkini ortaya koymus sehrimiz.
güneşin kavururken bile güzel geldiği yerdir izmir
guneşten rengi atmiş, sararip solmuş şehir.. git gide silikleşior, daha bir yitirior varligini..
muhtelif bölgeleri direkt grand theft auto san andreas map'lerinden fırlamış gibi görünen (fazla gta3sa mı kastım, güneş mi başıma geçti belli değil), güzel ama yaz aylarında klima olmadan yaşamanın imkan dahilinde görünmediği şehir.
karşiyakadan havaalanina gitmek istediğinizde şehir dişi tarifesi açilan şehir. normalde 60 milyon civari tutuyor karşiyaka- havaalani arasi. pazarlikla 40a gitmek mümkün.bir de taksiciler havalanina giderken şöförün adi-soyadi, adresi, yolcunun adi-soyadi, adresi, gidilen güzergah ve saat bilgilerinin olduğu bir form doldurmak zorundalar. eğlence olsun diye bu forma isminizi farkli yazmayin, çünkü polisler kimlik kontrolü yapabiliyorlarmiş.
tek hareket halindeki göz kapaklarınız olmasına rağmen kan ter içerisinde kaldığınız, soğuk su içmek üzere odanızın hemen yanında bulunan mutfağa daha fazla efor sarfetmemek için geçemediğiniz şehir.
türkiyenin heryerinde göç alan , iç mihraklar tarafından bilinçli olarak dejenere edilen , sürekli kirlenen ,eski sakin ,özgür ,rahat ortamı tamamaen silinmiş ,ve düşdüğü durum ile kalbimi parçalamış kent..büyüdüğüm ,ama hatıralarımı bulamadığım yer..
yılda sadece 1 hafta geçirsem bile çok sevdiğim,istanbul'un insanın içini karartan trafiğinden,kirliliğinden uzak kalma şansını yakaladığım güzide şehir,aydınlığın kenti.
çok kandırıkçı bir şehir. alsancak'ına vesairesine vesairesine de seve seve kanılıyor doğrusu, kam alınan yer, hep olsun.
önümüzdeki günlerde bi gidecegim havasını cigerlerime dolduracagım sonra aglayacagım kafamı taşına vurduktan sonra istanbula dönecegim şehir...
kanadalılar kendilerine uyuyan dev ismini uygun görmüşlerdir. türkiye'de de bu isme en çok uyan şehir şüphesiz izmir'dir.
alsancak'ta turlamak sıkılınca pasaport'a gidip gün biterken , insanlar koşuştururken 6.10 vapuruna ve vapurlar yanınızdan geçip denizi köpürtürken kızıl güneşe doğru nargile içmek karşıyaka'ya dönip sahil boyu bostanlı'ya yürümek bostanlı'da çimlerde arkadaşlarla sabahlamak içerek , gülerek , severek sabah ilk ışıklarda yanınızda sabah sporunu yapan ilk kez gördüğünüz teyzenin "günaydın çocuklar" demesiyeni doğan günde yollar boşken eve dönmek yatmak uyanmak alsancaka gitmek....
hayatım boyunca sadece bir hafta kaldığım ama aklıma her gelişinde kendisini özlediğimi farkına vardığım şehir (bkz: şimdi izmirde olmak vardı anasını satayım)
kendinize israrla sorunuz, getirmemişse bayiinizle kavga ediniz:bir şehirle bir insanin arasina kim girebilir ki? durup durup benden intikam alan şehir. bir veren, bir alan, sonra geri veren, bir daha asla gostermeyen, kivil kivil.. 96'dan beri bitemedi davamiz, omur bitecek o susmayacak gibi duruyor.. kendi kendine deli gibi mirildanan şehir. "burda oleceksin. burda oleceksin. son nefesini cigerimde sakliyorum. burda oleceksin. burda hamdin, burda piştin, burda biteceksin."bu kadar seviyorsam bir o kadar nefret ettigimdendir ki bunun da sebebi saf sevgi. kahrolasica izmir.. (bkz: anuna godumun)
bu şehirdeki herkes sırıtıyor...ilk kez gittiğimde bunalıma girecektim az kalsın herkesin yüzünde bir gülümseme öyle geziyorlar.huzurlu insanlar hepsi galiba.
görmedim ben bu şehrihep dışından geçmiş bir gün geleceğim diye bakmışımdır o kirli camlar altından..bir sürü insan tanıdım bu şehirden, güneşin gözlerinde parladığı. sanki hep daha içtenlerdi benim yaşadığım şehirdeki insanlardan. belki de istanbul köreltiyordu o içtenliği korkuyla yürürken sokaklarında.bir sürü insan tanıdım bu şehirden ben, söylenilenin aksine dışlarından çok içlerinin güzelliğiyle öne çıkan. belki de istanbul önce bizim ruhumuzu boyuyordu arabalardan çıkan eksozla.bir sürü insan tanıdım bu şehirden ben, küçük bir sırt çantasıyla gelen kalbimden bir parça daha alıp o izmir'e geri dönen
hayatımın sehrı;yasanabılıcek ıstanbul'dan sonrakı tek yer...
ter. soğuk ter, sıcak ter, kan-ter. hayatın en uzun yazı. hayatın en karsız kışı. tatile çıkmanın anlamsızlığı. tatile özlemin anlamsızlığı. sanayi sosis. erimiş kaşar. feribot. gül-eğlen-danset. kuru kuru sohbet et. dost olduğunu zannet. gül-eğlen-zannet. dost ara, hayvan ara, ankara'yı ara, istanbul'u ara. böyle hoş vakit geçirten ama kalpteki boşluğu büyüten bir şehir izmir.
8 bin yıllık bir şehir olduğu ortaya çıktı. önemli mi? pek değil. izmir "bugün"dür çünkü.(bkz: #8145384)
izmir'in en sevdiği mevsimdir sonbahar , havalar insanı yakmaz hale gelir , herkes tatilden dönmüş olur , hava mükemmeldir ama okul yoktur henüz , olsa bile başı olduğu için ciddi değildir. vapurların en güzel , en kıymetli , en "hiç bi şeye değişilmez" vaktidir...sahilde sabahlamaların tadına doyum olmaz sabah düşerken çiğ üzerinizeüniversite değiştirir bilinenleri , alır seni sen yapan kişileri sonbaharın gelişini hissetiren havalar sana hüzün verir çünkü sonbahar gelince gidecektir herkes yine bölüneceksindir
uzaklardayken insanı yarım bırakan sehir.
dogrusu izinmir'dir. peki neden izmir?aslinda izmir isminin nereden geldigine dair bircok rivayet vardir. ancak en bilineni izinmir kelimesinden geliyor olusudur. izinmir zamanla izmir olmustur. anlatayim... cok onceleri dogan cocuklara hemem isim verilmezmis. yani biraz buyuyup ozellikleri ortaya cikmadan veya isim almayi hak edecek bir sey yapmadan cocuklara isim verilmezmis. bu yuzden cocuklara da hep sisttt pissst derlermis sanki kedi cagirir veya kovalar gibi... zaten cocuklar da kedi gibi olurlarmis. oyle yerlerinde durmadan hep hoplar ziplarlarmis... tabii usengec kediler gibi tum gun yatanlari da varmis... su anda izmir olarak bilinen diyarda ise o kadar cok cocuk varmis ki...iste izinmir isminin de buradan geldigi hakkinda rivayetler anlatilagelir... yani kediler uyurken mir mir mir diye ses cikarir ya... cocuklar da mir mir diye aglarmis... sonra cocuklara hep sissttt, pissst veya pisi pisi diye seslenen buyukler varmis.... iste bunlarin hepsi bu izinmir kliemesinin cikmasina etki etmis. oradan gelip gecen tuccarlar da hah iste gene mir diyarina geldik her yerde kedi izi var diye konusurlarmis hep... sonra sonra izin mir diyari demeye baslamislar... zamanla bu kelimeleri birlestirip sadece izinmir'e cevirmisler... iste izinmir adinin nereden geldigine dair anlatilan hikaye boyledir... gerci bu ismi iyice kisaltip izmir diye de soylerlermis ama pek te kabul gormezmis. izmir kelimesinin kabul gormesi cok sonralara denk geliyor...hani dedik ya izinmir kediler ve cocuklar diyari diye... tipki cocuklar gibi kediler de cok fazlaymis ve halk kedilerden rahatsiz olmaya baslamis. hatta siyahlarina ugursuzluk getiriyor diye iyice kotu davranmaya baslamis. bir cadi yasarmis kedileri cok seven... aslinda kedileri cok sevmezmis ama buyu yaparken kedi kullandigi icin ihtiyaci varmis kedilere. ama halk kedilere ozellikle de siyahlarina kotu davrandigindan kediler izinmir'den kacmaya baslamis. iste cadi da kedilerini kurtarmak icin bir buyu hazirlamis. izinmir'de yasayan insanlarin hepsini renk koru yapmis. insanlar siyah ve beyaz kedileri birbirinden ayiramasin diye. bunu niye mi anlattim? turkiye'de renk korlugu vakalarina en cok izmir'de rastlanmaktadir. (hatta durun hemen bir oran uydurayim... himm %5 nasil? az oldu be!) evet evet izmir nufusunun %10'u renk korudur. onun icin trafik isiklarinda cok kaza olur... yaa yaa!*
simite gevrek diyorsan, kordon'a gidince bir oh çekebiliyorsan, kumru diyince aklına kuş gelmiyor da nefis bir sandwich geliyorsa, yolda yürüyen bir insana çarptığında sana sadece tebessüm ediyorsa, boyoz'ün bir çeşit poğaça olduğunu biliyorsan, piriştina denilince hasretle anıyorsan, yol kenarlarında mangal yapan insanları çok az görebiliyorsan, hiç olmazsa bir kere konak ykm önünde buluşup program yaptıysan, otobüste kentkartını veren bir insan senden para almıyorsa, dolmuşa ayakta yolcu alınmıyorsa, insanlar otobüse binerken sıra ile inip biniyor, taksici sana kapını açıp tebessüm ediyorsa...........izmir denilince yüreğin sızlıyorsa işte; sen izmirlisin
sonbaharın bağrında ilkbahar çiçekleri açmış güzel şehir. *
hayatimin en verimli cagindan takribi 1 sene calan ve takribi 5 sene daha calacak olan, istanbul'un tasrasi kivamindaki buyuksehrimiz.
ilk kez gelen bir misafirimizi arabayla sadece 2,5 saatte boydan boya gezdirebildiğim "büyük" şehir.benim on dört yıldır yaşamama rağmen pek bir güzelliğini göremememe rağmen; istanbul'dan gelen bu kişioğlu, bu 2,5 saatçikte izmir'e hayran kalmış, istanbul'u hala görememiş sanal istanbul hayranı olan beni "istanbul, izmir'i döver" yargım konusunda derin şüphelere sevk etmiştir.
expo 2015 i almayi basarirsa, turkiye tarihindeki en buyuk sehircilik atilimini yapacak sehir. boyle bir proje, boyle yatrimlar ancak bu sehre ve bu insanlara yakisir. dileriz izmir 2015 te expo ya ev sahipligi yapar. bir yandan ab ye entegrasyon ile patlama yapmis bir ticari hayat, diger yandan metro agi ile orulmus, ulasimdan eglenceye her konuda ab ye coktan girmis, sehir icinden denize girilebilen, korfezde tutulan cipurasi yenebilen, yat, yelken, surf dolu korfezi ile her daim modern bir sehir hayal ediyorum. bunlar olmayacaksa da 2014 te belediye baskanligina adayligimi buradan acikliyorum.
ağlıyor bugün... *
kışın huzur sakinnnlik dinginlikk kafa dinleme yazin gunes deniz deli gibi eglence,turkiyedeki en mukemmel sehirdır izmir. diger bir ozelligide beni buyutmus olmasidir.kalbim izmirde kaldi..
yıllardır sallanır kimse yıkıldığını görmedi. (bkz: 17 ekim 2005 izmir depremi)(bkz: panik yapmayın)
depremden tırsıp istanbul'da okumaktan vazgeçen ve buraya yerleşen öğrencilerin hayatını mahvetmiş şehirdir. bir günde yedi tane 17 ağustos sallantısı da bir bünyeye çoktur.
etimden kazıya kazıya söktüğüm aidiyeti kazandırmıştır bana yeniden. gecenin bir vakti.. bir izmir, bir ben..
lağımların pek tıkanmadığı şehirdir(bkz: güzel kızlar fındık kadar kaka yapar)
andrew mango'nun ataturk adli biyografisinde izmirin yunan isgalinden kurtulmasina iliskin soyle bir anekdot vardir. mustafa kemal izmir kontrol altina alindiktan sonra sehrin unlu bir restoranina gider ve bir raki sofrasi kurdurur, icmeye basladiktan sonra garsonu cagirir ve "yunan krali burada raki icti mi?" diye sorar, garsondan "hayir" cevabini alinca ise "surada raki da icmeyecekse, bu kadar zahmete neden katlanip izmiri isgal etmeye kalkmis" der.
o kadar gavur bir şehirdir ki, fay hatları yurt sathında hiç bir bölgeyi tetiklememektedir. ***
sallanmaktan bikmayan sehrimdir.
"ege uygarlıklarının beşiği" deniliyordu, harbi beşik çıktı...(bkz: 17 ekim 2005 izmir depremi)(bkz: 21 ekim 2005 izmir depremi)
dünya'nın en büyük diskosu. bir oraya bir buraya. zaman zaman katılımcı sayısı çevreden gelenler ile 4-5 milyonu buluyor. kimse eğlenmiyor orası ayrı.
günaydın izmir..seninle uyandım bugün.. daha doğrusu hiç uyumadım ki..hâlâ bıraktığım kadar güzel olup olmadığını düşündüm.. sana emanet ettiklerimin hâlâ bıraktığım kadar güzel olup olmadığını da..birileri için değil de, bir yer için ilk kez bu kadar endişeleniyorum; içimi daraltan bir şeyler var seninle ilgili.. kötü haberlerini alıyorum, depremlerle sarsılmanı, telaşını ve devinmeni..yine kötü haberini aldım dün gece; yine içimi daralttın.. ne sevdiklerime ulaşabildim, ne de sana..yedi tepesinin birbirinin üzerine yıkılıp toza toprağa bulanması ihtimali olan kentteyim şimdi.. biliyor musun, bu ihtimal her şeyin üzerinde tutulduğu için seninle ilgili içimi rahatlatabilecek kısacık bir cümleye bile ulaşamıyorum.."aman be, sen benim içimdeki depremi gör" diyor insanlar, gecenin karanlığında parkta oturan ailemin ve arkadaşlarımın; damarlarımla kanım kadar bana ait olan sokaklarının ve dalgalarının etrafını saran sarsıntıyı hissedemiyorum..doğduğum ve büyüdüğüm yeri değil, aşık olduğum yeri; içindeyken aşık olduğum yeri; sigaraya başladığım yeri; sarhoş olmaya anlam katan yeri; canım sıkıldığında sabahlara kadar yollarını arşınlamaktan zevk aldığım yeri; kendim olduğum yeri ve içinde ölmek istediğim yeri özlüyorum şimdi.. hatırladığım gibi bulmak istiyorum seni, ailemi, arkadaşlarımı, sevdiğim ve beni ben yapan şeyleri..sen de benim kadar güçlüsün değil mi izmir? her şeye umutla bakanların, gülümseyen insanların kentisin nasıl olsa.. bunu da atlatırsın biliyorum..
kıpır kıpır bu aralar, içi içine sığmıyor... 15dk dan fazla duramıyor yerinde, başlıyor salınmaya, sallanmaya.. aşık mı oldu nedir. dua ediyoruz sakinleşmesi için...
konak iskelesinin önünde beni bekleyen şehir. bi 15 dakka gecikebilirim o kadar...
şimdiye kadar bir kez gittiğim* şehir.dört-beş yaşındaymışım ve hatırladığım tek şey kocaman bir havuz ve havuzun ortasındaki bebek heykeli, yani fıskıyesi. havuzun fıskıyesi bebek heykelinin pipisi idi. herkesin içinde "baba baba bu ne ?" dediğimde babam "ben sana evde anlatırım" demişti. neyse.---------------izmir hakkında bu yaşıma kadar duyduklarımı toplarsam sanırım şöyle bir formül çıkıyor:izmir = istanbul'un güzelliği + ankara'nın medeni yönü.
baki koşar'ın "kader otelinde bir aşk cinayeti" adlı öykü kitabına adını veren öykünün başladığı ve bittiği şehir...basmane tren garı'nda başlayan öykü, aynı semtte "kader palas" isimli beşinci sınıf bir otelin resepsiyonisti, burada işlenen tutkulu bir aşk cinayeti, fonda ise baştan sona izmir semtleri, izmir kültürü, izmir atmosferi; boyoz, gevrek, turşu suyu, dario moreno şarkıları, asansör binası, ceneviz meyhanesi, fuar, yağmur, ilk kurşun anıtı...eski siyah beyaz türk filmlerine göndermelerle örülü, o filmleri izleyerek büyümüş yalnız ve aykırı bir "sonradan izmirli"nin sarsıcı öyküsüdür...
hakkında bilinmeyen birçok şeyin bulunduğu güzel şehir. işte bazıları:. izmir'in en az 5000 yıllık bir tarihe sahip olduğunu,. iliada ve odysseus"un yazarı homeros'un izmir'li olduğunu,. incil'de sözü edilen "yedi kilise"den üçünün izmir ili sınırları içinde olduğunu,. dünyanın yedi harikasından biri olan artemis tapınağı'nın selçuk'ta olduğunu,.. parşömen kağıdının bergama'da keşfedildiğini,. eski dönemlerde foçalıların 50 kürekli ve 500 yolcu taşıyan tekneler inşaa ettiklerini,. eski foçalıların batı akdeniz'de bir çok koloni kurduklarını, bunlardan bazılarının italya'da"velia", ispanya'da "ampurias" ve fransa'da "marsilya" olduğunu,. tanrıça athena adına inşa edilen ilk tapınağın izmir'de inşaa edildiğini,. filozof ve şair olan xenophanes'in i.ö. 6. yy'da kolofon'da yaşadığını,. "bir nehirde iki kez yıkanılmaz" diyerek her şeyin değiştiğini söyleyen ünlü filozof heraklit'in (i.ö 540-480) efes'te yaşadığını. filozof anaxagoras'ın (500-428 b.c) clazomenae'de, (bugünkü urla) yaşadığını,. eski çağın ünlü hekimi galen'in (131-210.i.s.) bergama'da yaşadığını,. meryemana için yapılan ilk kilisenin efes'te olduğunu,. incil'in dört yazarından biri olan st. john'un selçuk'ta öldüğü ve burada gömüldüğünü,. mısır kraliçesi kleopatra'nın 188 yılının kışını antonious ile birlikte efes'te geçirdiğini,. fransız yazar ve şairlerden lamartine, chateubriand, theophile gautier, and gustave flaubert'in izmir'i ziyaret ettiklerini,. papa vi. paul'un 1967 ve papa ii. john'un 1979 yılında meryemana evini ziyaret ettiklerini,. uluslararası "izmir festivali" kapsamında ray charles, paco de lucia, joan baez, martha graham dance company, tanita tikaram, jethro tull, leningrad philarmony orchestra, christ de burg, sting, moscow state philarmony orchestra, julio iglesias, jan garbarek, red army chorus, academy of st. martin in the field, kodo, chick corea, new york city ballet, nigel kennedy, brayn adams, elton john ve james brown'un izmir'e geldiklerini,. ünlü şarkıcı dario moreno'nun izmir'de yaşadığını,. bademler köyünün türkiye'de tiyatroya sahip ilk ve tek köy olduğunu biliyor muydunuz?alıntı: dokuz eylül üniversitesi gelen öğrencilere yönelik bilgiler - izmir & izmir kültürü http://www.deu.edu.tr/...b/icerik/icerik.php?kod=4135
güneşli her günü dışarı masa atarak yaşayan, rahat insanlara, salaş iklime sahip sayfiye şehrim, benim memleketim.
herhangi bir nedenden bir süre izmirde yaşayan herkesin kalma kararı alarak beni korkuttuğu, hakkında kötü dedikodular çıkartmak sureti ile kendime saklamak istediğim şehir.
şiir gibi kent "ben izmir'im, bir aydınlık kent olup tanrıça bakışlarından. bin izmir'im, iyot kokusundan arınmış yüreğim. ninnilerini dinlemiş çocukken tanrıların, mitoloji benim mayam. üç güzellik buudu bende toplanır; gök, deniz ve toprak... göğüsleri dağlı amazonlar geçer gözlerimden dört nala smyrna daha güzel, daha büyük caddelerimde şimdi..." içimden, şair hüseyin coşkunay'ın kentin amazon özelliğini anlattığı güzel şiiriyle başlamak geçti... şiir gibi bir kent için farklı bir başlangıç düşünülemezdi....dünya şiirinin anavatanı ve homeros'un yaşadığı kent olan izmir, yepyeni gelecekler peşinde koşan tüm kavimlere körpe heyecanlar kaynağı olmuştur. uygarlık ilk kez bu kentin rıhtımlarından kalyonlara yüklenerek denize açılmıştı. aristo büyük iskender'e "smyrna'lı görmezsen eksik kalırsın" demiştir. bilim, felsefe, şiir, sanat ve kültürün doğup boy attığı bir bölgenin merkeziydi izmir... uygarlığın başkenti.... ege'nin boynundaki gerdanlık kız.... mor hülya...m.ö. 800 yıllarında yaşadığı ileri sürülen frigya kralı tantalos, homeros, alyattes, kurüs, harpagos, daryüs, büyük iskender, antigones ve liziamos, bion, sezar, sulla, çiçeron, oktayvanus, aristides, galenus, polikarp, atilla, jan dukas, çaka bey, aslan yürekli rişar, umur bey, venizelos, kral konstantin, hasan tahsin, mustafa kemal atatürk gibi izmir'e hayran, tarihin ve mitolojinin kaydettiği tarihin bu dev isimleri, gerektiğinde izmir için dövüştüler, izmir'e şiirler yazdılar, izmir için kalpleri çarptı ve kendi uluslarının ve dinlerinin ve önünde bu kente damgalarını vurmak için çırpındılar...izmir'in öyküsüilk izmir'i kuranların m.ö. 3000'de tunç çağını yaşayan ve bayraklı'da oturan bir halk olduğu, yapılan kazılar sonunda kesinlik kazanmıştır. ancak çok eski dönemlerde, örneğin yontma taş devri'ne uzanan bazı ilkel yerleşmelerin belirtileri de izmir civarında kendini göstermektedir. çok eski ilkel efsanelere göre, bayraklı'daki yerleşmeden binlerce yıl önce kurulduğu belirtilen kentin, tanrıların vahşeti (deprem) sonucu göl haline geldiği ileri sürülmektedir. bu kentin, yamanlar dağı'ndaki karagöl civarında olduğu tahmin edilmektedir. (dr. çınar atay, tarih içinde izmir, s.11).bu günkü bayraklı'nın hemen yanında bulunan tekel şarap fabrikası bağlarının içindeki 150 dönüm büyüklüğündeki tepekule isimli höyük, bundan 5000 yıl önce leleg denilen en eski izmir yurttaşları tarafından kurulan bir yerleşim bölgesi idi. m.ö. 1000'lerde helen yerleşmesine sahne oldu. etrafı denizlerle çevrili bu kentçik küçük ve dar bir berzah ile günümüzdeki bayraklı yerleşmesinin bulunduğu tepeye bağlanıyordu. tepekule ile yamanlar arasında küçük yelkenlilerin sığınmasına yarayan bir limancık bulunuyordu. bu kentin bazı kaynaklarda navluchon (liman, demir atma yeri, istasyon) diye isimlendirilmesinin sebebi bundandır. sadece bugün türkiye'nin en önemli üç kentinden biri değil, eski çağların da en önde gelen ticaret, sanat ve kültür merkezlerinden biri olan izmir'in tarihi başlıca dört büyük dönem gösterir.1) eski izmir( m.ö. 3000-300)2) helenistik, roma ve bizans dönemi (m.ö.300-m.s. 1071)3) selçuklu ve osmanlı dönemi (m.s. 1071- 1923)4) cumhuriyetin ilanından günümüze kadar.izmir tarih açısından son derece önemli bir kenttir. özellikle antik çağ izmir'ini barındıran smyrna'nın dünya tarihindeki konumunu ord. prof. dr. ekrem akurgal şöyle açıklar:1) batı uygarlığının en eski ve en büyük edebiyat eseri, yani homeros'un ilyada'sı bayraklı'daki antik izmir'de yaratıldı. (m.ö. 750- 700) ilyada destanı aiol ve ion lehçelerinin karışımı olan bir dildedir. izmir'in kuzeyi aiol, güneyi ise ion bölgesi idi. izmirliler'in aiol ve ion lehçelerinin karışımı olan bir dil konuşuyorlardı.bu nedenle homeros'un izmirli olduğu varsayılmaktadır.2) hellas (eski yunan) uygarlığının en eski athena tapınağı izmir'de bulundu. (m.ö. 640-580)3) anadolu'da hala ayakta duran eski hellen evleri eski izmir'de yer almaktadır. (m.ö.640-580)4) batı uygarlığı'nın en eski ızgara tipi kent planı izmir'de gün ışığına çıkarıldı.(m.ö. 640-580)5) batı uygarlığı'nın en eski anıtsal taş çeşmesi (m.ö. 625-600) bayraklı'da bulunmaktadır. bu eser şimdi eczacıbaşı holding'in sağladığı olanaklarla restore edilmektedir.6) günümüzde gecekondular altında kalan tantalos mezarı anadolu'nun en görkemli mezarlarından biri idi.7) en eski ve en güzel hellen sütun başlıkları eski izmir'de geliştirildi.8) batı uygarlığı'nın bu gün ayakta kalan en eski ve en güzel kent planı, 100x120 metrekarelik alanda sokakları, ana caddesi, evleri ve tapınağı ile eski izmir'de korunmuş ve gün ışığına çıkartılmıştır. bayraklı bu bakımdan eşsizdir.efsanelere göre, milattan önce yıllarında anadolu, büyük hitit uygarlığının egemenliğine sahne olan kent adını; m.ö. 15'nci yüzyılda doğu karadeniz'in themiskyra kenti çevresinden kalkıp gelen ve sağ memeleri kesilmiş, kalkanlı ve mızraklı, sırım gibi vücutlara sahip, adaleli, ve yanık yüzlü bu kadın(tarihin ilk yazıcıları bu kadınlara amazon adını takmıştır) papazlardan aldı.bir başka söylenceye göre ise, bu günkü izmir yöresinde yaşamış olan elektid isimli bir kavim, amazonlarla savaşarak onları yenmiş, kral these, amazon önderi smyrna ile evlenmiş ve kente adını vermiş...ord. prof. dr. ekrem akurgal'a göre izmir (smyrna) kelimesinin kökü şöyle: izmir sözü eski iyon lehçesinde smure, attika(atina çevresi) lehçesinde ise smyrna diye yazılırdı. bu günkü hellenler bu kendin adını simirni biçiminde okumaktadırlar. ancak söz konusu smyrna sözcüğü yunanca olmayıp, ege yöremizdeki bir çok yer adı gibi eski anadolu kökenlidir.şiir gibi bir kent ile ilgili tarihçe'yi necati cumalı'nın izmir'in gizemli geçmişini anlattığı "ithaf" isimli nefis şiiriyle noktalamak istiyorum.sönmüş yanardağlar, kaleler eteğinde yüzyıllardır uyuyan şu bizim izmir o aşık kadınları, levent erkekleri nerede sahilde yaşayıp göçtüler mi kim bilir? sır şimdi gözyaşları, saadet dilekleri biz gelen yüzyılların hikayesi sır eski izmir diye ne varsa şunun bunun bildiği yaşlıların kırık dökük anlattığıdır... alıntı: yaşar aksoy
hayatımda sadece 1 kez gidebildiğim ve otogara indiğimde ne güzel bu şehir dediğim, akabindeki beşinci saat vatanım diye hitap etmeye başladığım, khuzdul of krsanthi, atrin, quasm, jaeltir moonwatcher gibi güzel insanların yaşadığı ve hisar önü sğüşçüsü gibi bir lezzet kabesini içinde barındıran, havaalanında arkada bıraktığım için ağladığım şehir.
dansa var mısın adlı yarışmada michael jackson vari dansıyla dikkat çeken artiz tavırlı kızın adı.
atv'nin "dansa var misin?" adli programindaki 17 numarali dansci kiz icin:(bkz: izmir selen tenim)
yazın genç, deli dolu kız.kışın sakin, olgun bayan.
yeni yıl gecemi mutlu geçirmek üzere bulunacağım aşk şehrim, tüm simler, ponponlar ve beyaz kirpikler şehri. fresh ortamım. nasıl bir yer sorusunu ''o biçim'' diye yanıtlamak lazımdır.
cahit külebiye'nin şu dizelerle anlattığı il.izmirin denizi kız,kızı deniz kokar.sokakları,hem kız,hem deniz kokar..
3 sene öncesine kadar hakkinda neredeyse hic bir sey bilmeden geldiğim, bu senenin basina kadar çok sevdiğim ama artık sıkılmaktan ote beni bunaltan, bana ankara yı özlettirmeyi başaran şehir. ey koca izmir ya ben seni anlamadim ya da sen beni.
belirli bir süre uzak kalınmadan kıymetinin ve güzelliğinin anlaşılamadığı şehir.birde liseyi izmir de hatta karşıyaka da okuduktan sonra üniversiteye başka şehre gidince, bir boşluk olsada izmire gitsem dediğim memleketim.
türkiyenin en batı ucunda yer alan, ülkenin üçüncü büyük şehri..
finallerden önceki hafta güç ve moral toplamak ve birazını da depolamak üzere gittiğim, son altı ayın en güzel uykusunu uyuduğum, umduğumdan da fazlasını alıp döndüğüm, bir gece kalmak için de olsa çektiklerime değen şehirevim(bkz: izmirin en çok yatağımı sevdim)
insani insan gibi hissettiren şehir.. duygularin en guzelini yaşarsiniz çunku insani kendine* aşik eder...
dinci zihniyetin kabullenemedigi , yillardir özfatura zamanindan baslayarak devsirmeye ,anadolulastirilmaya ,geriletilmeye calisilan ,kismen amaclarinca deismis sehir.basbakanin bu konudaki sözleri beni soke etmisttir.izmir özgür acik modern rahat bir sehirdir.kendi ekmeini kendi kazanir , baskasina muhtac diildir ,koylarini yabancilara pazarlamak zorunda diildir ,kizlari ve erkekleri rahattir.insanlar güleryüzlüdür.bu böyle kalmali sayin basbakan.
gökyüzü kar moduna girmiş, titreten, suratı donduran soğukluğuyla beyaza dönmeye hazır gibi görünüyor... izmir de kar çok ender yağar... bunun nedeni de nem oranının çok yüksek olmasıdır. soğuk + nem olunca da izmir soğuğu öyle bir işler ki iliklerinize, kanınızın donduğunu hissedersiniz. ha onca neme ragmen kar, yağmayı başarabilirse tahmin edilesi bir soğuk değildir olay.
bu ender oluşan karlı havasıyla rte ye bir mesaj iletiyor gibi benim muhterem şehrim... *"alçaklara kar yağıyor üşümedin mi?!sen bu işin sonunu düşünmedin mi?!"
gavurdur."izmir 'gâvurdur'! 'gâvur' kalacak!" (ece temelkuran)(bkz: http://www.milliyet.com.tr/...1/yazar/temelkuran.html)izmir'in gururla tasidi sifati icin,(bkz: gavur izmir)olmayacak seyler icin,(bkz: izmir in akp yi secerek gavurluktan kurtulmasi)
hıdrellezin gerçekten hıdrellez gibi eğlencenin dibine vurularak büyük ateşler üzerinden atlamalı sıçramalı kutlandığı, kordonda pasaport kahvesine oturup çiğdem yiyerek denizini huzurla seyrettiğim, çocukların gece yarılarına kadar eve girmeyip türlü oyun peşinden koşturdurduğu yasemin, leylak kokulu sokaklara sahip, yazın sıcağında uyku haram olsa da, etrafta her saat bir bardak demli çay içmek için kapısını çalabileceğin eş dost akraba dolu olan, insanların daha bir rahat, gök yüzünün daha bir parlak, sokak hayvanlarının bile daha bir rehavi, daha bir neşeli olduğu şehrim.
kar yağmadığı için havası ılıyamayan, hissedilen sıcaklığı direkt olarak hava sıcaklığı olan il.
hava sıcaklığının tüm hayatı ciddi derecede olumsuz etkilediğine, insanının soğuk havada tüm neşesinin kaçtığına bu gece tamamıyla şahit olduğum şehirdir. cumartesi saat 00:45 sularında(2 saat kadar önce yani) tüm kıbrıs şehitleri'nin* zifiri karanlık olduğuna hayatımda ilk defa şahit oldum. birinci kordon'daki bir kaç bar hariç her yer kapalıydı. sıcak kanlı izmir insanının sevdiği ılık kış günleri bir an önce geri döner umarım..
yunusların havaya olan ihtiyacı gibi, ayrıldığım zaman nerede olursam olayım gelip bir havasını solumadan yapamayacağım, havasına suyuna kurban oldumunun şehri.
yeni yıla girerken, sokaklarını, balkonlarını, vitrinlerini atamızın en büyük emaneti türk bayrağı ile süsleyecek, sessiz ama bağıra bağıra tepki verebilen gururum.
o değil de yılın son günlerinde ılıdı bu şehir mis gibi oldu. o geçen haftalardaki bu kente yakışmayan yüz kesen soğuklar gitti yerini ünite dergisi iklim tanımlarına bıraktı: kışlar ılık ve yağışlı gözünü sevdiğim... ne güzel yahu...
ömür boyu yaşamak istediğim eşsiz, kaybolmayan şehir. lakin bu şehir çok anlyışlıdır, insan halinden anlar. bu sene de yılbaşına doğru havasını düzeltip bize kıyağını geçmiştir.geçen haftaki anlamsız soğuklardan eser kalmamamıştır. yarın da böyle devam etmesini dilediğim yer.
bu yıl içinde defalarca uğradığım genlerimde izi olan şehir.her bu şehre girişimde, havası, insanları beni mutlu ediyor.istanbula göre sanki tatil havası var gibi geliyor. - ya da ben tatilde olduğum içindir - ayrıca, tüm ilçeleri de bayıldığım bir şehir..evet ya izmir bir başka! dünya gibi..
kulak memesi kıvamındaki sisiyle beni ve yüzlerce thy yolcusunu esir almış şehir.
mey içki sanayi şirketinin (eski tekel ) 2005 yılında çıkardığı yumuşak içimli rakı markası. pek güzel. bilgi için, http://www.mey.com.tr/u_raki_izmir.html
akşam evime döndüğümde üzerime sinmiş olan romantik is kokusu.
cennetten bir köşe resmen, ama cennetin yaz köşesi...bazen izmir sıkar çocuklarını. yıllar geçtikçe otobüs koltuklarına yazılan yazılar bile ezberlenir. duraktaki yüzler sabitlenir. mekanlar sanki avuç içine yerleşir. sonunda baharın da mevsimden olduğu diyarları merak eder insan. çekip gider bir gün yosun kokan sokaklardan. bozkıra taşınır, güneşi denizden değil dağların taşların ardından batırır izmirsizlikten. dünyanın kış köşesine gider, ama akşamüzeri 3'te sokakları terkeder oralarda hayat, yani izmir yeni fıkırdamaya başladığı saatlerde çoktan ölmüş olur bazı şehirler. bu sefer puslu ve uyuşuk gecelerde gördüğü şehir ışıklarını karşıyaka zanneder insan izmirsizlikten.lastik gibidir izmir. kendinden uzaklaşanları daha çok ve daha kuvvetli çeker. izmir'in fikri bile alakasız bir anda gözyaşı bulaştırır rakı bardağına. 4 ocak'ta kazakları, paltoları attırır izmir, otobüs camından temiz hava aldırır, diğer şehirlerin otobüs camları buğuyla saklarken geçip giden hayatı... ve izmir, mis gibi nergis koklatır çocuklarına kış günü, diğer şehirler kokusuz çiçekleri çiçek diye satarken...
gurbetteki izmirliler için özlenildiği için daha bi' güzel olan, daha bi' güzel olduğu için de paso özlenen, şu ana kadar tek bir kişinin bile hakkında şikayet ettiğini duymadığım ortadoğunun paris'i.
bugunlerde burnumda tüten ve kavusmak icin gun saydigim ikinci evim olarak saydigim sehir...(bkz: bir baskadir izmirli olmak...)
benim icin farkli bir yasami cagristiriyor hep bu sehir..ne zaman istanbul'da canimi sikan birsey olsa icimden izmir'de boyle seyler kesin yoktur diyorum..en basitinden istanbul'un son donemlerdeki problemlerini biliyoruz. en azindan beni derinden etkileyen kisimlarindan bahsedecek olursam istiklal caddesi'ndeki uzun sureli manasiz calismalar, sirf yilbasini baltalamak adina kadikoy'un sadece barlar sokagi civarinin belediye tarafindan kazilmis ve camur denizine donusturulmus olmasi kattiyen kasitliydi. boyle seyler izmir'de olmaz cunku orasi gavur sehri..bircok sehirde icki yasagi olacakmis diyorlar. olsun, izmir'de oyle sey olur mu be..kim icecek en ucuz gazoz ile birlikte beyaz sarabi denize nazir. birakin icki yasagi gelsin afyon'da, konya'da ve bilimum sehirlerde. izmir hep bir arka planda olacaktir.etekli gezen kizlara ya orospu ya da tututuuu diye bakan insanlar burada olamaz, olmamalidir. ya da sevgili ile kolkola dolasirken arkamizdan motorize ekipler gelip ''uzak durun biraz, bu ne samimiyet'' diyemez. burasi izmir, gavur sehri.sonucta uzak bir yer benim icin. uzun sureli konaklama firsatimin olmadigi bir yer ama biliyorum ki bana ne zaman gitsem kucak acacak. gocmen yogunluklu guzide sehrin insanlari derleme toplama gibi gorunuyor. olsun, onlarin hepsi gocmendir belki ama gocmenlikleri ile yerlesik hayata hep beraber gecmislerdir ve artik gocmen degil izmirlidirler. ister yunan olsun, ister arnavut. onlar izmirliler!!vapurda ve sokakta(yesilcam sokak hehe) icki yasagi geldi istanbul'da son birkac ayda. bunlar izmir'de olamaz. belki gozumde cok fazla buyutuyorum. belki dusundugum kadar supper bir yer degilsin izmir ama olsun, sen benim cennetimsin simdiden. (dusundugum sekliyle)varligindan emin olmadigim, yasamsonrasi yerlesim birimim. umarim olmeden kavusabiliriz seninle. belki bana izmir'i tanitan insanla da oyle aptal gibi yururken karsilasabilirim ki her ikisi de hayal gibi duruyor ama olsun. seni hayal olarak yasamak da guzeldi be izmir, seni de tabii ki x *.umarim cocuklarim en azindan senin dinginliginde buyuyebilir, en azindan onlara kucak acabilirsin. ufakken alip bagrina basabilirsin, bizden gecti be canim..ben aldim bir kere kargasa uyusturucusunu, gozlerim acilir mi acilmaz mi bilinmez. yardim et!!
hayatımda hiç görmediğim halde çok özlediğim şehir..
binbir türlü hengamenin içinde "iyi ki buradayım" diye düşündüren şehir.
selanik'in bir kaç kat büyük ve de gecekondular ile çevrilmiş versiyonu güzel kent. kızları da güzeldir. çevresi daha güzeldir. o zaman jantların başı kel mi?bir de girişinde bir ara şu vardı: şehir güzel,kızlar güzel,jantlar neden güzel olmasın
izmirli olanlarin ovgusunden cok, olmayanlarin bok atmasiyla adi anilan sehir.
denizin içinde, denizle kucak kucağa bir şehir. her yolun denize çıktığı, yolunu kaybedince bir şekilde kordona çıkıp yolunu bulabildiğin...altınyol'da en kalabalık belediye otobüsünün içinde bile bir şehre, denize hakimlik duygusu oluşur insanda, ayaklarının altındadır koca izmir, her yerini görürsün işte tek tek, karşıyaka'nın yakındaki, alsancak'ın, konak'ın, güzelyalı'nın karşıdaki ışıkları düşer körfezin içine, uzar durur turuncu, sarı, kırmızı ışıklar denizin derinlerine doğru.bir günbatımı vakti, vapura binersin konak'tan, karşıyaka'ya ya da bostanlı'ya farketmez. güneş denizin içine batar, denizi renklerine boyar. yüz çevirsen bile güneşten, o senden yüzünü çevirmez, bir bakarsın pasaport'taki yüksek binaların, kadifekale sırtlarındaki gecekonduların camlarında yine gülümser sana. teleferik'e çıkarsın, yine ayağının altında deniz, yine kucağındasın denizin bak izmir'in en yüksek yerine çıkmış olsan bile.denizin içinde, denizle kucak kucağa yaşayan bir şehirdir izmir. burada yaşarsan bir kez, bir daha denizden uzakta yaşayamazsın dersin, inanmazlar...
neredeyse her tatil ziyaret ettiğim ve her seferinde de iyi ki gelmişim dediğim şehir.
ayrildiktan iki gun sonra deli gibi ozlemini cektigim sehir, hayat
saglam girip, kalbi, beyni, muhtelif yaşamsal organlari birakip cikiyorsunuz buradan. icindekiler, yaşamin yalnizca nefes almaktan ibaret olmadigini kanitlayan cinsten.seneler once, sirtindaki cantayla ve icindeki cahil/deli/cocuk cesaretiyle izmir'e adim attigi ilk gunden şehre aşik olmuş bir cocuk var bildigim. izmir'e dair hicbir sey bilmeden ve kimseyi tanimadan gitmiş oralara. bornova'da kucukpark diye bi yer bulmuş, ona kocaman gorunen kucukpark'in adıyla oluşturdugu tezata cok takılmadan, yeni yeni bir suru guzel insanla tanişmiş. kendinden 8 yaş buyuk bir hemcinsiyle tanişip, gunlerce suren diyaloglarla pekiştirmiş mutlulugunu, ama o da dahil hic kimse cocuk oldugunu hatirlatmamiş ona. bir gun bilincsizce;- buraya bi gun yine gelicem pelin, hayatimin bu 10 gunuyle sınırlı degil bana izmir'in yaşatacaklari..nerden bildigimi bilmiyorum ama biliyorum, yine karşilaşicaz.karşilaştilar seneler sonra. kucukpark'a gittiginde kuculmuş gorundu orası ona, belki de cocuk biraz daha buyumuştur. icine sıgdıramadıgı heyecanla hicbir kucukpark'a hatta hicbir sehre sigamayacagi aşikar. ne kucukpark'in sucu bu, ne de buyuyen cocugun. cografi hatalardan dem vuruluyor durmadan ama artik farkinda oldugum bir şey var; gorduklerim yalnizca gormem gerekenler belki, ama asıl gercek olan; hissettiklerim.. hislerin şehir, ulke hatta boyut tanimayacagini hesaba katarak, dogumumla cografi hataya maruz kaldigima inanmaktan öte, yalnizca 8 saat uzagimda bir guzel sehir izmir. (bardagin yarisi doludur her zaman eheh) şikayet yok. burnunun ucundaki, her gun havasini soludugu şehirde yalnizca nefes alip yemek yiyerek ve uyuyarak yaşamını idame ettiren biri icin bir cezadan cok, ödül gibi izmir.ve ikinci kez gercek-ten yaşadigimi hatirlattigi ve vazgecmek uzere oldugum safliga olan inancimi bana yeniden sundugu icin tesekkurden fazlasini hak ediyor sanirim.
*daha *donus yoluna cikmadan ozlenen; insana, ardindan nemli gozlerle bakip kaldigini hissettiren yuvam.*
izmir..-alsancakta nemden yapış yapış olmaktır cami duragında iner inmez.-gündogdu meydanında sarhos olmaktır güneş batsam mı batmasam mı havasındayken..-küçük parkta takıl pilsen den aşşa yuvarlanmaktır ac kalınca kır çiçegine kapak atabilmek için ve aşçılara yag cekmektir bir corba tarifi alabilmek için.-karşıyaka d&r da korkmaktır basının dönmesidir.birilerinin koluna girmesidir korkmayın deprem değil dalgalardır demesidir.-alican restorandan sola sapmaktır.yol boyunca oturacak yer bakmak eski bir rum evinin merdivenlerine cöreklenmektir.-525 te korkmaktır yuvarlanmaktır düşmektir kalkmaktır soföründen dayak yemektir.-kapusten bornova metroya yürürken ölmektir.-565 beklemekten heder olmaktır.kentkarta kıyıp 165 olmaktır.-alsancaga gidiyorum diye basmaneye inmektir.-metroda konak çankaya arasında zıvanadan cıkan tren eşliginde boyut degiştirmektir.(bkz: izmir metrosu)-kemeraltında kaybolmaktır soyulmaktır.hayvanlı terliklerle ve deniz sortuyla özgürce yürüyebilmektir.-sema sinemasından cıkarken cıkısı bulamamak kaybolmaktır.-evka 4 e giderken pasaportları hazırlamaktır arkadaslara sınıra yaklaştık birazdan yunanistandayız demektir(nasıl olacaksa o ama öyledir de)-inciraltında bende bu dağların nesine geldim demektir.-teleferikte ucuyorum ulann diye bagırmaktır.-buca da git git bizmedir tınaztepede kaybolmaktır.şaşmaktır.-bornova büyük parkta gelen geceni izlemektir ve sevgi yolunda bir delik daha acmaktır kulaga...-saga sola bakmadan karsıdan karsıya gecebilmektir o genis yollarda ve dolu yagdıgında siz sol elinizin bas parmagını kaldırmadan evinize gidebilmenizdir.-ve kar yagdıgında en saskın olmaktır izmir.hayatın felcolmasıdır.herkesin yüzünde gülümseme olması kar tanesine hayretle bakıştır izmir...
üç yıldır hayatımın en güzel günlerinin geçtiği öğrenciliğimi sürdürdüğüm şehir.
cennetin yeryüzündeki versiyonu.
izmir denince kentkart, kemeraltı çığırtkanları ve boyoz gelir aklıma. memleketimin dışına çıktığımda en zorlandğım şey çiğdeme çekirdek ve hatta iç anadolu şehirlerinde çitlek demek.
nedense aklımda yazın cayır cayır yanarak sokaklarında çizgi filmlerde ağaç gövdesinden ağaç gövdesine koşuşturan kedi gibi gölge aradığım ama bu bayram tatil için gittiğimde aklımda kalan herşeyi silbaştan düzenlemem gerektiğini bana gösteren masmavi bir şehir.kırk yıl düşünsem bu şehre gidip de atkı almak zorunda kalacağım aklıma gelmezdi. zira atkı, bere, eldiven gibi aksesuarları istanbul'da bile kullanmayan biri olarak bunu izmir'de yapmak zorunda kalmak dudağıma hafif bir tebessüm yerleştirmiştir.hava pırıl pırıl, güneş ışıl ışıl, gökyüzü masmavidir ancak bana kaderimin oyunu mudur nedir, rüzgar hafiften de olsa bir estiriverdi miydi iliklerinize kadar dondurur adamı. kar soğuğudur resmen ama ertesi gün kar yağmaz bir türlü, havada tek bir bulut yoktur üstelik...gelelim şehrin kendisine;geniş caddeleri, ferah meydanları, üfül üfül havası ile yaşanılası bir kenttir. gezip görülesi bir kenttir de yaşamayı düşünmeyenler için. merkezi konumdaki yerleşim birimlerine yürüyerek gidip gelmek zevklidir, özellikle yaya yolları açısından keyif vericidir. nezihtir, düzenlidir, temizdir.şehrin çevresini ve bazı dağbaşlarını sarmış olan gecekondular göze hoş görünmemekle birlikte çoğunlukla istanbul gibi gecekondudan dönme iğrenç apartmanlar değil, ankara'daki gibi halis muhlis gecekondudur o yüzden kendi iç dinamiğinde ayrı bir havası vardır. yine de şehir dışı sayılabilecek bölümlerde güneşli, bağcılar tadında mardin evlerinin deforme edilmiş halinde iğrenç gecekondu beton yığınları mevcuttur, allahtan mevcuttur yoksa insan bu şehrin kusursuz olduğunu zannedip izmir'e göç etmek isteyebilir, her şehir gibi bu şehrin de güzellikleri ve çirkinlikleri vardır.ama izmir çirkinleşmede daha yolun başındadır, hala bir şansı vardır güzelliğini korumak için. kordon boyundaki o eski canım evler yıkılarak onar katlı apartmanlar dikmişlerdir, allahtan estetik apartmanlardır ama bu kez de bir arka plandan iğrenç yüksek kuleler dikilmeye başlayarak insanları on katlı apartmanlara şükretmeye zorlarlar. nedense izmir bu yükselme hevesi ile hong kong olma yolunda gibidir, acıdır.körfez içi ulaşımda vapurlar ve arabalı vapur çok akıllıcadır, yaşamı kolaylaştırıcıdır. trafik istanbul'la karşılaştırıldığında tabi ki sorun filan değildir, heryerden heryere kolayca ulaşılabilir.kordon haricinde konak'tan çeşme yönüne doğru epey bir alan çok güzel şekilde düzenlenmiş nefis bir yürüme yolu olmuştur, insan kendini caddebostan sahili'nde sanabilir ama buranın kendine özgü ayrı bir havası vardır.kızlarının güzel olduğu yolundaki rivayet yapılan gözlemlerde kesin olarak tesbit edilememiştir, güzeli de vardır çirkini de vardır, heryerde olduğu kadardır.bu kadar güzel bir şehri benim için boğucu kılan çevresini sarmalamış olan dağ silsilesidir, sahilde oturup kadehimi vursam da karşı sahile yine de o dağlar uçmamı engeller gibidir, hele dağların ağaçlık değil de çorak arazi olması bu kente hiç yakışmaz, tez zamanda birşeyler yapılmalıdır, dağları apartmanlarla değil ağaçlarla donatmalıdır.şehircilik anlayışında bana 20 yıl öncesinin istanbul'unu hatırlattı bana bu kent, alışverişe çıkıldığı zaman dükkan dükkan dolaşıldığı zamanları, kentin dev alışveriş merkezleri ile donatılmadığı zamanları. tabi yavaş yavaş izmir de yeni anlayışa teslim olmak durumunda ama yine de o eski havayı yakalayabilmek mümkün.velhasıl kelam, her kent kendi içinde değerlendirilmeli, kendi güzelliği içinde yüceltilmelidir. izmir de kendi içinde yüceltilecek, bunu fazlası ile hak edecek bir şehirdir.
topraklarında nice tanrıyı ağırlamış, her türlü kötülüğü, gericiliği, yozlaşmışlığı kordonun serin sularında sindirip yok etmiş, güzeller güzeli şehir.akşam oldu mu , kordonda rakınızı yudumlayıp ,yakomozu, karşıyaka'yı, saçları deniz kokan kızların gezindiği kordonboyunu seyrederken zaman dursun istersiniz. zaman dursun ki ülkemdeki kirli eller izmir'imin üzerine de uzanıp kirletmesin.
08.01.2006 (07.00 suları) uçakta korka korka bir hal oluyorum (utanç verici ama gerçek). istanbul'da hava buz her zamanki gibi, bir de sabah vakti tabi...sonra izmir'e varılıyor. valizler alınacak. indiğim anda güneş gözümü alıyor. sanki hiç tanımıyorum gibi geliyor bir anda; -yazın 1 haftalık çeşme'yi saymazsak- 3 sene neredeyse. 3 senedir görmemişim, koklamamışım... konuşamamışım memleketimle; çocukluğumla, yazımla, ilk aşkımla... yabancı gibi hissettiğim o ilk anın ardından n'oluyorsa oluyor işte... havaalanında izmirli gibi yürünüyor... arabaya binilip 35 köşe olunuyor. taa karşıyaka'ya kadar yol var, hasret giderecek vakittir bu deyip sebepsiz yere açıyorum muslukları sabah sabah sezen eşliğinde... özlemişim lan seni kaltak diyorum içimden, sana dil uzatanlara ne kadar kızdım diye bir bir anlatıyorum arabanın içinde. seni düşünmeden geçen günlerim de oldu diyorum ama işte özlemişim seni. biliyordum orda da, özlediğimi ama görünce bir de anlarsın ya; öyle işte. bornova... ege üniversitesi... izmir'e dair özlediğim diğer yarım için şöyle bir geçiliyor önünden. gözler yine dolu dolu. o 45 dakika işte. o kadarlık hasret gideriliyor bu şehirle. sonraki saat ve günlerde yine sen sensin. izmirli, güzel, 40 yıllık sen. çünkü o kadar samimi bu şehir, o kadar sıcak, o kadar sahiplenici ki. ne yabancılık, ne özlem; hiçbir şey.üstelik rahat bıraktığı ölçüde sahipleniyor insanını ve ne kadar rahatsa insan bir o kadar sahipleniyor şehrini. istanbul'un aksine zorunluluğun sonradan aşka dönüşmesi yok bu şehirde; seçimlik bir sevgi, gönüllü, görünmez bir anlaşma bu. o yüzden illa orada olmak da gerekmiyor belki. günün birinde herhangi bir vakitte izmir'le o anlaşmayı imzalayan için kapısı hiç kapanmıyor artık bu şehrin. kısık gözleriyle her günbatımında gülümsüyor konukları gibi gözüken ev sahiplerine...seni seviyorum ben be.
uzun metraj bir filme mekan olmasını gönülden istediğim şehir niye hep istanbul...
an itibari ile kıyametin habercisi şehirdir, kar yağmakta.
bu memleketin güzel halkı karla karışık yağmura dahi kar niyetine sevinmektedir. arabaların, çatıların üzerinde geceden biriken azıcık kardan neşelenmektedir. en azından ben öyle yap(ş)ıyorum... (bkz: izmir de kar yagisi)düzeltme: evka 4 haber merkezinden aldığımız son bilgilere göre şehrin bazı bölgelerinde (en azından evka 4te) 15 santim kar bizzat kendi halinde bulunuyor imiş. ben hayatım boyunca o kadar karı bir arada görmedim lan... keyfini çıkarın.
son dönemde orman kibarlarının fazlalaştığını ve şehrin bok kokusunu bastırdığını duyduğum cağnım şehir. en son gittiğimde yanımdakilerin "kızım çantanı kolla bak buralarda" demesi beni epey bi üzmüştür alsancağın ortasında..
an itibariyle bornovada karın yağmadığı, resmen rüzgarla gelen dolunun hakim olduğu ve böyle soğuk görmedik, bu kar, dolu bize göre değilmiş, istemiyoruz dedirten güzel şehir.
sabah bu sehrimizde goztepe'den narlidere'ye dogru giderken yolda hareket halinde bir arabanin ustunde yiginla kar gorunce gulmekten altima etmiyordum fakat pis pis siritiyordum. abime donup: "yazik usumus de kari temizleyememis" dedigimle kaldim sittin senedir ankara'da yasamanin verdigi "her yerde kar var" aliskanligiyla. hava 2 derece falan. haha. yakin su kaloriferleri kicimiz dondu.ekleme: hehe ulkenin her yerinde kar var simdi, burda yok, gecen yolda yarim metrekarelik su birikintisi buz tutmus, donup donup ona bakiyordu yoldan gecenler. burdan ankara'ya pis pis siritiyorum.
izmir'in daha fazla gelişememesinin nedeni olarak da çeşme ilçesi gösterilir. cuma öğleden sonraları şehirde yaşam yavaş yavaş durmaya başlar ve çeşme hazırlıkları yapılır.
eskiden kışın ısınmak için gaz sobasının yettiği ,yazları sıcak ve kurak , kışları ılık ve yağışlı geçen akdeniz iklimi özelliğini artık kaybetmiş olan şehir.(bkz: #9018601)
boyut olarak çeğrek, fiyat olarak yarım porsiyon istanbul ama tadı iki porsiyonluk.
1 hafta boyunca götümü donduran, ellerimi soğuktan parçalayan bir şehir. sıcak mıcak diyip kimseyi kandırmayın...
baharı, baharını özleten şehir.
(bkz: varyanttan inerken izmir e asik olmak)
ilk defa izmire gelen bir insanın gözünde daha görseldir izmirin yorumu.içinde bolca eski binanın olması açısından ilgi çekici bir şehirdir.ankara gibi denizi olmayan bir yerden gelincede ister istemez deniz manzarası insanı etkiler.
bir umumî tuvalette işinizi gördükten sonra elerinizi yıkıyorsunuzdur. yan lavaboda yıkadığı ellerini kurulayan adam, cebinden çıkardığı kağıt mendil paketinden bir tane alır, ellerini kurular. bir tane daha çıkarıp omzunuza bırakır ve gider. siz de ellerinizi o kağıt mendille kurularsınız.burası izmirdir.(bkz: ben bugün bunu gördüm)
cemrenin havaya düştüğü bugün, içine bahar kokusu sinen şehir... pırıl pırıl güneşin aydınlattığı deniz başladı yine cilveleşmeye vapurlarla, kavgası bitti. olan bize oldu yine, çalışmak yalan oldu.. gönül pasaportta çay içmek, sahilevlerinde gözleme yemek, rakıyı balığın peşine takmak, kordonda bira içmek ve hatta gidip denize girmek ister... hayır beklenmez şu saatten sonra izmirlilerden.
bu sabaha sarı renkte bir gökyüzüyle uyanan şehir. şehri ıslatan bulutlarla onların arkasından doğmaya çalışan güneşin mücadelesi ayrı bir güzellik katmıştır bu sabaha.
bahçelievler semtinde bir mağarada öğrencilik hayatımı geçirmekte olduğum ,yaşamaktan büyük keyif aldığım güzel şehir,ikinci memleketim.
sabaha karşı bir otobüs gider bu şehre.ne zaman niye başladığını hatırlamadığı, ama nasıl arttığını çok iyi bildiği izmir merakını dindirmek isteyen bir yolcusu vardır.. .. burnunu soğuk cama yapıştırmış, heyecanla etrafı inceleyen,ve o kaçınılmaz levha gözükür bir iki tane nöbetçi yeşillik arasından: izmir nufus: 1234567890 izmir kelimesine takılmaktan umarsamazsın bile o sayılar kümesini aslında, kaç kişi varsa vardır, önemli midir. kendinin o sayılar kümesinde olmadığını bilirsin ya. ve acı verir o sayı. sen gidince bir artmaz çünkü, ve izmirden dönerken bir eksilmez asla. çünkü ait olmadığın bir kümedir bu. dolaşırsın sokaklarında, bir sırt çantasıyla kaçırılmış kalbini arar gözlerin, ama mümkün mü bulsun. hem uzun yıllardır biriktirdiğin anıları ordan bir bir toplayıp hangi bavula sığdırabilirsin ki...bu şehri görmeden önce yazılanlarla gördükten sonra yazılanlar arasındaki fark var mıdır? fark yoktur, anlaşılma vardır sadece. bir kişi bir şehri ona hatırlattıkları için sevebilir . deniz, göl, kumsal, gökyüzü, beton kaldırım, huzur, eglence, imkanlar, kargaşa, imkansızlıklar, kalabalıklık, sakinlik gibi kelime ve kelime öbekleri hep bahanedir.
ister otogarda otobüsten, ister havaalanında uçaktan ilk indiğiniz anda farklı, rahatlatan kokusuyla sizi karşılayan, home city.
aylardir hasretini cektigim, dogdugum büyüdügüm, her ayrilisimda sevgilimden ayriliyormus gibi hissettigim; huzur ve bir o kadar da tutku dolu, gunesine kurban oldugum, diger yandan ayak bastigim gibi ziril ziril yagmuruyla beni ilkokul islakligina tasiyan kötü kadin sehir..
(bkz: expo 2015 izmir temasi)
(bkz: veled mazbut velakin memleket pust)
güzel sanatlar fakültesi'ndeki öğrencilerin satırla saldırıya uğramadan resim ve heykel yapabildikleri şehir.taştan, kilden ya da sadece kağıt üzerindeki kadın bedeni tasvirlerinin korkuyla örtüler altına saklanmadığı şehir.gençlerin saçı, giyimi ya da takıları yüzünden fakülte kapılarında taciz ve tehdit edilmediği şehir.güzel sanatlar fakültesi koridor ve dersliklerinin ülkücü baskını korkusunu hiç yaşamamış öğrencilerle halen dopdolu olduğu şehir.son aydınlık kale.henüz...
(bkz: kusursuz)
manisalının eğlence,alışveriş,gezi ve güzel kız görmek için gittiği büyük ama küçük şehir.
sabunun köpürmedigi insanlarının çok sıcakkanlı oldugu güzel ve yaşanılası şehir
son zamanlarda trafik ve güvenlik sorunlarından bezmiş, yavaştan sinir sahibi olmaya başlayamış genç yaşlı istanbulluların göç etme özlemi duydukları şehir. çevremde öyle fazlalaşmaya başladı ki bu grup sanırım yakında toplu göç dalgası başlatarak beni de aralarına çekecekler* gibi geliyor..
yazın sıcagında eshotlarının izulaşlarının şoför amcalarının kolanya ikram ettigi kalbimin baskenti.
bahar geldi yine kıpır kıpır kendisi. urla merkezli 4.2 şiddetinde ufak bi hoplatma yaşattı bu akşam bize.
sevdiceği benim yerime her gün gördüğü için delice kıskandığım şehir. *
izmir bir prensestirtembelce sallanandüşüncelerim için seviyorumfillerin sırtındaoynayan bu çadırları...victor hugo
(bkz: moment/11)
"izmir bir prensestir" diye yazmış victor hugo...öyledir.hâlâ öyledir.o yüzden aklı bir karış havada tatlı tatlı uçmaktadır izmir; siyaset hep biraz aşağıda kalır.şair "izmirin denizi kız, kızı deniz/ sokakları hem kız hem deniz kokar" demiş ya, izmirlilerin burnu hassastır o yüzden; siyasetin kötü kokularıyla hayatın güzel kokularını ayırt etmeyi bilir.ve on yıllardır siyasal iktidarlardan ciddi destek görememesine karşın hâlâ "egenin incisi"dir.ya izmirli? o da her sıkıntıda istiridye gibi içine kapanip karanlığa gömülmeye yatkın bir toplumun içinde inci gibi parıldar.kavgacı değil dalgacıdır izmir...ortalık her gün ciddi çatışma-bölünme kıvılcımlarının ateşini söndürmeye çalışırken o hâlâ "35 mi 35 buçuk mu?"ya takılmış gönlünü eylemektedir.terbiyesiz değil ama yaramazdır izmir.heyecanı ve heyecan yaratmayı sever; o yüzden cem uzanın genç partisine ülke barajının çok üstünde oy vermiştir.korkak değil keyifçidir izmir.o yüzden ne istanbulun gündelik hayat şiddetine ne de ankaranın bürokratik direktiflerine geçit verir.***kim demiş izmir gavurdur diye?ömrü upuzun ve alabildigine renkli bir şehirdir.neden bozkır kasabaları gibi tek bir hikâyesi olsun!hatta bu renkli yelpazede neden izmirli ismail hakkıdan kestane pazarına kadar onca şey unutulsun!hayır, izmir gavur değildir ama 72 milletle dosttur.***ben de biraz uzaktan, biraz yakından gözleye gözleye anladım ki...izmirin özel ve güzel özelliklerine bakarak onu "solun kalesi" olarak değerlendirip yan gelip yatan sosyal demokratlar da, yakışıksız yakıştırmalara gönderme yaparak oy isteyen muhafazakârlar da şu konuda yanılıyor.bu şehirden aslında her partiye oy ve iktidar çıkar.ama içinde sevinç barındırmayan sevgilere; dostluk kisvesi altında hesapçı alışverişlere "iş" çıkmaz...***şimdi istanbul mecidiyeköyde oturmuş, soğuk, puslu bir istanbul öğle sonrasında bunları yazıyorum.önümdeki ekrana başbakanın dünkü gafı üzerine izmirdeki diğer partilerin temsilcierinin tepki konuşmaları düşüyor sürekli...onların lafları da nasıl cafcaflı!hepsi fırsat bu fırsat "malı götürme" hevesiyle öyle tepkisel laflar ediyorlar ki, her biri ayrı ayrı gaf sayılabilir.halbuki kulağıma uzaktan uzağa kordondan bir kahkaha geliveriyor sanki!karşıyaka iskelesinin oralarda biri, içine limon sıktığı midye dolmasını bir çırpıda ağzına attıktan sonra bıyıkaltı gülümsüyor.bornovada üniversiteye yakın bir kahvenin garsonu bir yandan televizyondaki haberlere bakıyor bir yandan da yamuk duran sandalyeleri gacırdatarak düzeltiyor.hepsinin de içinden tek bir laf geçiyor, eminim: "atma be recep, din kardeşiyiz!" (bkz: hasmet babaoglu)
bulutlu ve sıkıcı bir ankara günü spor salonunda çalışılmaktadır.. o dumbell senin bu bar benim derken bünyeyi ter basmış,testosteron tavan yapmıştır derken bir eleman yaklaşır ve muhabbet başlareleman:nereliydin abi sendemlik:izmir(mk)e:ne güzel d:ya yae:abi izmirde kızlara "çok güzelsin" sen diyince dönüp teşekkür ediyorlarmışd:tüm medeni insanlar gibi diyorsun yani?!e:efendimd:diyorum ki teşekkür etçekler napıcaklar,bana tecavüz etti diye polise mi gitçeklere:ben gölbaşında oturuyorum gel de göl başında bir kıza çok güzelsin ded:keserler adamın götünüe:ha?d:çalışıyorum diyorume:tmm tmm çalış send: ....(15 saniyelik bir aradan sonra dayanamaz ve devam eder)e:ben rusça da biliyorum abi kıza ne güzelsin diyorsun ,spasiva diyor sanad:bak sene:yani teşekkür ediyor abid:teşekkür ederime:ha?d:(izmirinde seninde mk,iki keyfimiz vardı ettin içine)
her ne kadar sakinleri gavur olarak tanimlanmaktan pek hoslansa da gavur degildir. ilk yakin quintessential koktendinci tarih hadisesi/trajedisi olan kubilay hadisesi burada vukuu bulmustur bir gonya bir gayseri'de degil. yaa yaa...-ha?? vaaay....
türkiye sınırları içinde en yaşanılası şehirdir. siz soğuktan donarken orada tişörtlere geçilmiştir.siz kar izlerken onlar yağmur çişelemesine bakarlar.siz güneşe hasretken onlar güneşe karşı gözlerini korurlar.siz trafik üf aman yaparkan onlar evlerine varmıştır. üstelik yollarının deniz kenarında olma ihtimalleri epey yüksektir.siz şehirde tedirgen yürürken geceleri, onlar korkma duygusunu yeni keşfediyordur.siz depremmm depremm derken, onlar kısa aralıklar sürekli yaşıyor ve bu nedenle alışkınlardır.siz nereye gitsek bugün derken, onlar yazlık mekanlara açılmaktadırlar.siz kızılay mı taksim mi derken onların alsancak'ı vardır.siz lodos yaşarken onların imbatları vardır.siz tepelerin, ovaların diyarındayken onlar akdeniz'e özgü kahkahalarıyla ege'nin incisi başlığı olmaktadırlar.(bkz: sıla)
baharın iyice kendini belli etmesiyle birlikte balkonların temizlendiği, yazlık oturma düzenine geçildiği, insanların artık akşam üzerlerini balkonda geçirmeye, akşam yemeklerini balkonda yemeğe başladığı, neşeli muhabbetlerin, şen kahkahaların sokaklarda yankılandığı, yaşadığını ve yaşamaktan mutlu olduğunu hissettiren şehir.
yazın yavaş yavaş gelmekte olduğu güzel şehir. bu aralar biraz esintisi var ama her yıl yaz mevsimini 10-15 gün önceden müjdeleyen rutin bir hava olayından başka bişey değil.(bkz: yaz geceleri duyulan esrarengiz okey taşı sesleri)
çocukluk, gençlik, ve gelecek... deniz kokan sokaklarında koca bir ömür geçse yine de doyulması mümkün olmayan şehirdir izmir. bu güzel kızla ilk tanışmamın üstünden seneler geçti ve hala kopamadık birbirimizden, iki yıllanmış aşık olduk ege'nin kıyısında. ne acılar çekmiş yakılıp yıkıldığı dönemlerde; güzelliğiyle dillere destan smyrna tarihin belki de en hatırlanası kıskançlığına sahne olmuş. yok edilmiş, sonra da yoktan var...önümde koca bir yol, aklımda yine izmir, izmir...
bağlanması kolay terketmesi zor olan şehir.
güzelliği belki de tek harfe bağlı şehir.hani çok tutulan bir ürünün tek harfini değiştirip, 20. kalite kopyasını satarlar ya, misal sony tek harf ile olur sqny... işte bu güzel şehir izmir'in de tek harf ile değişmiş ama korkunç köhne bir taklidi vardır ülkemizde, adına da izmit derler.izmit de deniz kenarındadır, izmit de körfez şehridir, izmit de uzaktan bakılınca tepelere yaslanmış gözükür ama asla izmir olamaz, olamayacaktır. o tek harf galiba çok şeyi değiştiriyor.
ay basinda gittigimde yine eskisi gibi lagim kokmaya baslayan guzel memleketim. ustelik hava daha yeni isiniyorken boyleyse agustosu dusunemiyorum bile. yerel yonetimden sikayet eden aile fertlerime gore yakinda izmirliler seslerini yukseltecekler. istenilen kalitede hizmet alamadiklari ve gecen 10 yilda yakalanmis basarilarin devaminin getirilememesi gibi sikintilar mevcutmus.
içinde doğanların, nereye giderlerse gitsinler içlerinde yaşamaya devam eden, yüksek yaşam kalitesine sahip, mütevazi şehir.(bkz: #3509700)
http://www.flickr.com/photos/tags/izmir adresinden ilginç fotoğraflarına ulaşılabilir.
sevda(m) şehri. kaç gece başka bir şehirde uyudum da, uyandım bu şehrin sabahına. manisa-bornova arasında almaya başlardım kokusunu. dağların ardı başka bir diyardı hep. sevdamı taşırdı bu küçük şehir kolay değil. hala da taşır zaman zaman. sevdam bana geldi, yüreğinin bir kısmını orada bıraktı, dönüp alacağız onu oradan.
bir istanbullu olarak senelerimi nasıl harcadığımı bu şehri görünce anladım. boğazdan, denizden kopamayan ben meğerse deniz ve sahil görmemişim. üsküdar'dan, moda'dan karşı tarafın ışıklarını, geçen vapurları izlemek konak pier'de, pasaport'ta mehtaba dalmakla kıyaslanamazmış bile. bir sahil nasıl nakış gibi işlenir, temizlenir priştina göstermiş vaktiyle. şimdi yeniden kirletiliyor oralar işbilmezlerin elinde. alsancak'i, yeşil otuz beş buçuk karşıyaka'sı bizim fenerbahçe'mizden cilveliymiş. şirince'in şarapları pek tatlı, karaburun'un denizi dalgalıymış. istanbul'da istanbul'u seven bulunmazken izmir'in insanı izmir'e sevdalıymış, hoşsohbetmiş, güzel yürekliymiş. diline alışması zor olsa da, teknelere vapur, minibüse dolmuş, simite gevrek, mısıra darı, çekirdeğe çiğdem diyemesek de sanki biz hep izmirliydik de kavuşup sevişmemiz bugünlere kalmış gibi sanki.
"çeşme suyu" bok çeşitleri konseptinde incelenilebilir şehir.
kopuk kopuk, ara ara da olsa kendimi izmir'de yaşamış sayıyorum. karşınızdaki sizi sevmese de siz ona aşıksanız, beraber olduğunuzu kabul etmek gibi bir şey bu, sanırım...izmir beni seviyor mu, hiç bilmiyorum...çok şey değişmiş ilk karşılaştığımızdan bu yana, kokusu değişmiş her şeyden önce, bunun iyi bir şey olduğundan emin değilim. arabanın arka koltuğuna çocuk halimle gömüldüğümde ilk işim camı açmak olurdu sahil yolunda ilerlerken...onu her şeyiyle sevdiğiniz, ona ait olduğunu bildiğiniz için sevgilinizin size kötü gelmeyen terini içinize çekmek gibi. solumak değil, sadece hissedecek kadar... sonra o vakitler bana huzur verici gelen trafiğin uğultusu eşliğinde, denizi seyrederdim. o döneminden kalma bir alışkanlık gibi geliyor bana, geceleri evimizin önündeki anayoldan bir araç geçtiğinde duyduğum rahatlama. gidişler ve ilk, tek başına geri dönüşler... büyüdüğümü izmir'de hissettim... yaşamayı da mı orada öğrenmişim acaba yanlışlıkla... güneş başka yerleri aydınlatmak üzere yola çıktığında, benim de zamanım gelmiş olurdu çoğunlukla. dediğim gibi, ilk tek başına eve geri dönüşler... bilmeyişin yarattığı gerginlikten sonra doğru otobüse bindiğini geçtiğin yollardan ilerlediğinde kavramak, ardından omzunla hafif cama yaslanıp güneşin kaçışını izlemek... böyle tanımlarım ben izmir'i... hala...
türkiye' nin üçüncü büyük şehri olmasına rağmen, izmir' liler bilirler, küçüktür izmir. hemen herkes birbirini bir şekilde tanır. gidilecek yerler oldukça sınırlıdır. hayat özellikle kış aylarında oldukça tekdüzeleşir. mekanlar çok fazla kendilerini yenileme derdinde değillerdir, biz de her nasılsa bunu bir şekilde kabullenmişizdir. kırk yılda bir iyi bir mekan açıldığında ise, (bkz: blue miles), kısa bir süre sonra ya kötü yönetildiği için gidilmez olur, ya da el değiştirir ve bambaşka bir formata bürünür.lakin;her ne kadar hayat sıkıcı ve tekdüze olsa da, iş imkanları fazla geniş olmasa da, iyi bir gelir vadetmese de, öyle tuhaf bir enerjisi vardır ki izmir' in, insanı sonsuza kadar kendisine bağlayıverir. dünyanın neresine giderseniz gidin, burnunuzda tüter. eleştirirsiniz, küsersiniz, ama izmirsiz de yapamazsınız.
sabah gözünü açtığınızda, patates kabuklarını evin salonuna saçan ve koltuklara kaka yapan, evin içinde gezinen güvercinlerle karşılaşmanız olasıdır. hayır bide kovunca gitmiyorlar..
özellikle akşamları alsancak'a yolunuz düşerse dikkatli olmanız, alsancak güvenlik'e güvenmemeniz gereken yer.
ruh detoksu merkezi..üstelik istanbullular için saygı ve güleryüz de müesseseden..
insanların gece yattıkları tshirtle aynen uyanıp, ayaklarına gecirdikleri bir esofman ile bakkala ekmek gazete almaya gittikleri, yolda karsilastiklari mahalle arkadaslari ile lafa tutusup ekmek gazete almak yerine yuzunu bile yikamaya firsat olmadan kahvaltiya komsunun balkonunda devam ettikleri sicagin sadece iliklere degil ruhlara da isledigi guzel sehrim.
bu hafta oluşacak sıcaklarla allah allah dedirtmiş memleket. 37 derece ne lan? suudi arabistan mı burası? bahar böyleyse artık yazın yaşamayalım biz burda.(bkz: allahım sen bizi koru)
insana ''3200 derecelik fırında sigara yakmaya çalışan adam'' efekti veren şehir.
istanbul'dan gidip izmir'i ilk kez gören biri olarak yaşanılası bi şehir olduğunu söyleyebilirim.. 19 mayıs dolayısıyla neredeyse her evin balkonunda dalgalanan bayraklar, sokakta düzgün bakımlı insanlar, güneş, deniz, istanbul'u aratmayan bir gece manzarası ve insanı çıldırtmayan trafik.. bunun yanında hurda belediye otobüslerinde cep telefonuyla konuşulmasının yasak olması! ve bu yasağa herkesin uyması burası neresi lan sorgulamasını da beraberinde getiriyor tabi.. ama güzel..
yaza şimdiden girmiş memleket.temmuz agustos sıcaklarını yaşatmaya başladı sağolsun.bu kadar güzel memleketin böyle de bi dikeni olur heralde artık.son senelerde pazar günleri bile tıkanmaya başlayan trafik yazın gelmesiyle daha da rahatlayacaktır.millet çeşmeye koşuşturmaya başladı bile.
bugün "-salonun ücra köşesine attığınız, tüm kış suratına bile bakmadığnız, tozlar altında kalmasına rağmen azıcık bir şefkat bile göstermediğiniz o uyduruk vantilatörlerinizin yeniden tozunu alıp evin en güzel köşesine koyun. bu yaz bitirdim sizi" uyarısında bulunan şehir.*
sloganı: " izmir, ruhunuzu kanatlandırır, özgürlüğünüzün tadına vardırırır" olmasının hoş olacağı şehirim.
her ne kadar her istediğinizi bulamasanız da müthiş güzellikler barındıran türkiye'nin en güzel şehirlerinden birisi. kışlar hiç farkına varmadan geçer lakin sıcakları çekilmezdir. yazın olabildiğince çeşmeye foçaya falan kaçmak gerekir.
erkeklere denizin buz gibi sularindan dona dona gelen kiz hayalleri kurduracak kadar sıcaktır şu sıralar. tek teselli sıcaklar arttıkça kısalan etek ve body boylarıdır. (bkz: yirim yirim)
kordonda ki güzelliğini hiçbir yerde görmediğim muhteşem şehirmiş bu..gittim gördüm..
konak'tan alsancak'a yürümek gibi muhteşem bir zevki yaşatan şehir. çok sıcaktır şu günlerde, gecenin bu saati üzerimize rahat birşeyler aldığımda bile terletiyor ama olsun.
gün itibariyle 38 'c'yi görmüş ve ''ulan bu ayda böyleyse temmuz ağustosta nasıl olur acep'' sorusunu sormama neden olan güzel şehrim.. cehennem sıcağını bile adama zevkle hissettiren şehr-i beautiful.(bkz: izmirli olmak)
türkcell süper ligde bu sene de temsil edilemeyecek olan sevgili şehrim.
gotumuzde yumurta kirip pisirecegimiz kivama gelmis ,klimalarin bile kifayetsiz kaldigi , bikinimsi seylerle dolasmaya basladigimiz ,kiskanc erkek arkadaslari ;ulan karisma ,cok sicak zaten, yeter lan, diye bicaklayabileceginiz sehirdir..*
bunaltici sicagi bile ozlenen sehir, haftasonu denize girip haftaici sicaktan sikayetci olanlar bicaklanmalidir
sıcağıyla şu saatte bile bunaltan şehir. ismail türüt gibi terliyorum. yeter.
an itibariyle suyun kendi kendine kaynadığı şehir...ulan gece olunca benim bildiğim sıcaklık bir nebze olsun düşerdi.. bu ne be..klavye sırılsıklam olanzi...(bkz: yok artık)(bkz: valla)
ilginçtir ki sözlükte her gün hakkında bir entry gördüğüm güzel şehrim.altay'a da yazık oldu.
iki tokat atmak istediğim, bir diyar. soğuk bile sıcak olur mu yahu?(bkz: cok sicak daha da sicak olacak)
1 hafta içinde tüm sokakları tatil kasabasına dönen çılgın şehrim. askılılar, sandaletler, şortlar dökülüverdi 1 gün içinde sokaklara... alkol tavan yapmaya başladı iş çıkışları kordonda... eh, şu andan sonra tüm izmir sarhoş, aklınızda buluna..
(bkz: içimdeki izmir aşkı bambaşka)
manavkuyu girisinde uful uful esen korfez kokusuna hasret duydurtan şehir.
insanın doğduğu yere teşekkür etme sebebi. gugılda arasan bu kadar şahanesini bulamazsın mirim heyt be.. (bkz: kendimi şanslı hissediyorum)
önce beş yıl ankara'yla, sonra da altı yıl istanbul'la flört etmeme rağmen her gidişimde yeniden beni bağrına basan şehrim...doğduğum yer, anılarımın başkenti, yüreğimin bir yanının hep attığı ve özlediğim yer...dönmek için çabaladığım ve eğer bir aksilik olmazsa aileme ve arkadaşlarıma büyük sürpriz yaparak yıl sonuna kadar tekrar ikametimi aldıracağım şehir.
istanbul'a dönülen gün özlenen şehir..
(bkz: burasi cok mu sicak oldu ne)
insanı canlı canlı pişiren şehir. hava sıcaklığının bilmem kaç dereceye fırladığı yaz günlerinde, ailecek nefret ederdik bu şehirden.
hiçbir yerle kiyaslanamayacak kadar eşsiz şehir.
herkese içtenlikle sarılabilen palmiyeli kent.surat astığı görülmemiştir.
gevrek/boyooooz satıcılarının sabahları yuksek desibelli bağırmalarıyla uyanılan ama buna kızılamayan bir şehir .hatta sabahın sekizinde yan apartmanın çatı tadilatina başlayıp gürültü terörünü had safhaya getirdiği, uykusuz bünyelerin bu işkenceye maruz kaldiğı ama bunun içinde bir türlü kızamadığı ,kızmak istemediği hatta kızmak istemeyipte yumruklarını sıktığı bir şehir. evet öyle gerçekten insan kızamıyor bir türlü.*(bkz: karsıyaka)
6 pkk terörist tarafından bombalanmaya hazırlanırken kıyısından sıyıran şehrim... gerdanlığından saldırmaya niyetlenen şerefsizler yakalanmışlar nitekim. http://www.hurriyet.com.tr/...0446.asp?m=1&gid=69(bkz: nereye kadar)
an itibariyle bunaltıcı sıcaklar yüzünden körfezin tekrar kokmaya başladığı ve sanırım bu yaz mevsimini bu kokuyla geçireceğim, en kısa zamanda kendisine bi' parfüm alacağım güzel şehrim...
herhangi bir ankara gecesinin cicek kokulu havasinda**, ruzgarin yavas yavas salladigi yapraklarda ya da sadece bir kadeh rakida yasadigim yakinimdaki uzak sehir... gene, en cok ozledigim cografya...
ayrı geçen onca aya rağmen bana küsmeyen, paris tu m'as pris dans tes bras misali beni kollarına alan vefalı şehir, evim.
muhteşem denilebilecek güzellikteki şehirlerden sonra bile gelindiğinde insanın yüzünü güldürmeyi başarabilmiş şehir.uzun yolculuktan sonra ne ufacık havalimanı,ne gaziemirdeki berbat yerlesim alanından geçerken göze çarpanlar,ne gece bile bunaltan sıcak o gülümsemeyi engelleyebilir.çünkü yolun sonunda alsancak,karşıyaka,göztepe ve gülen insanlar sizi beklemektedir zaten.ne new yorkun sokaklarında yürümek,ne eiffelin tepesinden parise bakmak alsancakta karşıyakaya karşı bira içmenin tadını verir izmiri sevene.farkında olmadan yutar adamı bu şehir sıcaklıgıyla,insanlarının gülümseyişiyle,değeri ancak sogukları görünce anlasılır...
(bkz: hayati abi)
vedami, korudugu yunuslarin ayak uclarina, demetlerce yasemin birakarak yaptigim, bir kirilgan sevgili.
şu an mis gibi toprak kokusunu içinize çekip, yaz yağmuru izleyebileceğiniz ıslak şehir.
şehr i sevi. bir kaç gündür kapris yapıyordu, anlat, dedim dertlerini. ağlaya ağlaya anlattı o da; kırmadı beni. ıslak ıslak bakıyor şimdi balkonumdan bana.
beynimizi haşlama mevsiminden önce serin bir duş alan güzel kız.
istanbulda yasayabiliyorsaniz herhangi biyerde yasayabilirsiniz,izmirde yasiyorsaniz, herhangi biyerde aci cekersiniz.
istiridyenin içinde gizli olduğuna dair gördüğüm belgeseller, izlediğim korsan filmleri, parfüm reklamları ve bilinç sularında bir köpük venüs bilgisi gibi yüzen, inci, bu şehrin bir caddesine yerleşmiş koca bir yuvarlak olarak, bir park çeşmesinden bozma, altında yatan dilenciye enikonu gölge eden, gürültünün, sıcağın ve renk renk kıyafetleri içinde alsancak karnavalının gitgide dominik cumhuriyeti havasına bürünen pelerininin altında, aslında tüm samimiyetsizliği, hoyratlığı, yüzeyselliği yatan bir boya, kazıya kazıya altındaki söylenceyi aradığım, bulamayıp, hepsi hepsi denizine şükrettiğim şehir. insanın doğada bir anomi olduğuna dair görüşü kısık sesle kulaktan kulağa yayan sokak köpekleri, yeşil çöp kutuları ve 5dk. geri kalmış sembolüyle iyi bir tatil, bir gecelik iyi bir han ancak.
memlektimhuzurum izmirim...türkiyenin hiçbir yeri izmir kadar özgür,deniz kokulu yaratıcı,renkli,candan,sıcak,samimi değil bence.....
dogup buyudugum sonradan isyan edip ben gidicem buralardan istanbullara diyerek terk egledigim simdi gurbette olunca cigerim yaniyoo yar yar die sarkilar sooledigim ozledigim memleketim, aile topragim.
türkiye sınırları içinde yaşanılası tek şehir. üniversiteyi bitirdikten sonra gideceğim bir daha da ordan ayrılmayacağım şehir.
ismini bile duymak istemediğim şehir. bu yaz sonunda kalbimin bedenimi bırakıp yerleşeceği şehir. kalbimi sökerek beni öldürebileceğini sanan koca şehir.
yapılan çalışmalarla her geçen gün yenilenen ve yeni güzellikler kazanan şehir.misal, inciraltındaki izmir kent ormanı ile şehir tekrar nefes almaya başlamıştıruniversiade sayesinde bütün şehir spor salonlarıyla dolmuştur.izmir kent iletişim ağı ile bütün kurumların kendi iletişim ağı ile - bir tür "sinir sistemi" ile bağlanması hedeflenmektedir.şehrin daha yaşanır olması için hepimizin bu tür çalışmalara destek olması, yapılanları da koruması gerekir.(bkz: yeni başlayanlar için izmir/@d503)(bkz: havasina suyuna kurban oldugumun izmir i/@d503)(bkz: izmir denince akla gelenler/@d503)
izmir çukurunda büyüyen başka yerde yaşayamaz derlerizmir'de yaşayıp sonra başka bi yerde barınabilen kimseyle tanışmadım henüzhaklılarmış.
gaziantep gibi bir yerde askerlik yapmak icin uzaklaştigim şehir.(bkz: ozlemek)
"çeşme suyu" bok suyu konseptinde incelenilebilir şehir.
yılın şu günlerinde suların "default" olarak sıcak aktığı, soğuk duş almanın imkansız hale geldiği şehir.
yaz ayları öğrencilere bu şehir çok çektirir.(bkz: izmir de yaz okulu/@howlett)
karşıyakasından yakamozunu izlemenin bir başka güzel olduğu şehir.http://www.deviantart.com/deviation/31881205/
ozledim uleeeyn die naralar attigim sehir ozledim hemi de cook.
cazip ve seksapel bir kadına* kıyasla; sabır, doğallık ve alçakgönüllülüğü* ile bir adim geride durarak sırasının gelmesini bekleyen magrur kadın.
coğrafyasını çok iyi bilmesem de içinde yaşayanlardan birini çok sevdiğimi bildiğim şehir *
şu aralar her akşam, batan güneş ile gökyüzü kızıla boyanan şehir. o kızılın pek bir çok yakıştığı şehir. ölünecekse bir izmir akşamında, kan kırmızı göğün altında ölünmeli. son nefeste alınan, deniz kokan, tuz kokan izmir olmalı,martılar uzaktan şarkılar söylemeli.kordon boyu barlardan insan sesleri gelmeli, gülüşmeler ve birbirine dostça çarpan kadehler.bir imbat esmeli, dertleri acıları almalı ruhtan.ölünecekse bir izmir akşamında,izmirde ölünmeli.e. http://www.deviantart.com/deviation/36082009/
kısık sesle söylediklerinizi duymayan şehir.
bu şehirde aşklar biraz kısa sürüyor. her şey ve herkes öylesine sıcak, öylesine yapış yapış, öylesine yavşak ki...
bir türkü.izmirşu izmir'in dağlarındabülbül öter bağlarındagönlüm takıldı kaldızülfünün ağlarındayol verin bana dağlarsılada yarim ağlardağlarından gece geçtimsoğuk sularından içtimgüzellerin içindenizmirli'yi ben seçtimyol verin bana dağlarsılada yarim ağlarderleyen: tahsin karakuş.anımsattıkları: zeybek ve imbat.
izmir'in sokaklarinda gezerken tum turkiye izmir standartlarini yakalasa, refah duzeyi en yuksek ulkesi olamasak bile dunyanin mutluluk katsayisi en yuksek ulkesi oluruz diye dusunmusumdur. dunya'nin pek cok sehrini gezdikten sonra belediye'nin izmir'in icme suyu sebekesine keyif verici maddeler kattigina inanmaya basladim. guleryuzlu, medeni ve guzel insanlarin bir arada bu kadar yuksek oranda yasadigi baska bir sehir oldugunu sanmiyorum. avrupa ve asya kulturunun ideal karisimini olusturan sehirdir. modern ama sicak, caliskan ama keyif almayi bilen mutlu insanlardir izmir'liler.
iki sene kadar önce gittiğimde, hayatımda ilk kez boyoz yiyerek "çok lezzetliymiş" yorumunu yapıp ertesi gün dükkanın birine girip ben "bozoy muydu, ondan istiyorum" demem, sadece denizi görebilmek, vapura binebilmek için günde 4 kere gereksiz yere karşıyaka-konak arası gidip gelmem, vapurda "ayy çok güzel arkadan köpükler filan" diye fotograf çekmem, mart ayında sadece bir kazakla dolaşıp "çok sıcakkk" diye feryat etmem sonucunda sapına kadar ankara'lı olduğumu hatırlamama vesile olmuş ancak tüm güzelliğine rağmen ankara özlemimi silememiş kenttir.
şu günlerde termostatı bozulmuş şehir. 40 derece diyorlar önümüzdeki hafta.-rabbim, açsak azcık klimayı ha benim güzel rabbim.-çok mu yakıyo? peki..
kordon olarak anılan kısım gerçekten çok güzel.benzerini istanbul'da ancak teee boğaz kıyılarında bulabileceğimiz (ki ortaköy/sarıyer hattındaki sahil boyundaki mekanları daha az tercih ediyoruz) deniz kıyısında gezmek, kıyısındaki mekanlarda zaman geçirmek güzel.ama sadece o kadar.insanın bu şehirde sevgilisi yoksa veya burda doğup büyümediyse "özel" olarak sevilecek pek bir tarafı yok.madem denize yakın şehir olacak al sana muğla al sana çanakkale.(insanı ankara/istanbullulara göre daha yontulmuş daha kültürlüdür demek isterdim ama bu izmir'e özel birşey değil. ege bölgesi'nin pek çok bölümünde rastlamak mümkün.)
izmir, bazı insanların ithaki'sidir, kısaca
memleketin iki büyük şehrinde yaşayanlardan daha farklı bir his aldığım insanların şehri.sanki daha huzurlular; sanki daha keyifliler, herşeyin farkındalar da aynı zamanda; ama sanki daha rağmenlere rağmen yaşamın anlamını çözmüş gibiler...
uzun zaman ayrı kaldıktan sonra kordonunda turlarken sizi aniden can babayla burun buruna getirebilen; adı şahane, kendi şahane şehrimcıvıl cıvıl bir yaz günü kordonda yürüyorsunuzdur, gündoğdu meydanında sizi akdenize uzanan kısrak başları** karşılar. o canım satırlara okşarcasına bakarken hemen etrafındaki panolara takılır gözünüz. can yücel'in şiirleri selamlar sizi o panolarda. en büyüğüne seyirtirsiniz can babanın sebeb-i ziyaretini öğrenmek için...o'dur gördüğünüz: can şenliklerine bir armağan vermiştir izmir işte! izmirim dersiniz iç geçirir gibi, o şenlikli imbat rüzgarı dolar ciğerinize... priştina'yı anar, gülümseyerek yürürsünüz alsancak iskelesine doğru...
modernitenin başkenti.. gecenin ikisinde denize karşı gizliden gizliye biramı içerken az ötemdeki banka bi kız gelip oturmuş ve şarabını ağlaya ağlaya göstere göstere içmiştir. mazallah, bu durum istanbul' da olsa kızı magandalar dağa kaldırırdı...
deli gibi ozledigim,aklimdan her gectiginde orada olma hayaliyle tuz buz oldugum...yasanilmayi hakeden, kiymetini bilenleri kucagina alan ve bir anne gibi seven sehir..sehir de degil tam bir masal kenti...kirmizi ayakkabilarini giyip, herhangi bir kapıyı actiktan sonra bambaska bir boyuta gecmenin garantisini verecek bir masal kitabinin bas rol oyuncusu..korkulu ruyalarin guzellige dondugu, kabuslarin cozuldugu, karabasanlarinin bile insanin icini rahatlattigi, en guzel gecelerin en guzel sabahlarla devam ettigi uzam.. kendinizden kactiginiz bir zamanda bile siginacak bir yeri bulunan, zamanin kayisi ve kendinizi kaybetme arasinda cok fazla vakit bulundurmayan ve kaptirdiginiz surece zaman ve mekanin onemi olmadigini farkedeceginiz ve bunlari bildikce de kokusunu bile ozlediginiz kaygisiz saray* ...
ben "seni asla bırakmayacağım" diyip ona ciltler dolusu aşk şiirleri yazarken her defasında benden daha da uzaklaşan gökkuşağı. renklerine dokunmaktan vazgeçtim ben ama en azından onları izlememe fırsat ver be ey şehir.
turkiyede sokak kedilerinin en tombiş oldugu ve en lüküs hayatı sürdügü sehirdir sanıyorum.zira izmirde her apartmanda mutlaka kedi besler birileri bulunur. kediler senede 3-4 ürerler bir sürü kedi vardır.hele ki bostanlıda apartman bahçe ve kapılarının önünde lordlar gibi oturan kodaman ve kocaman kedileri görebilirsiniz. bunlar insandan kaçmazlar çünkü zarar görmemişlerdir.suratlarında böyle tok ve pezevenk bir bakıs vardır bu hayvanların gidip mıncıklamak ister insan.şimdi sabah sabah izmir için denilenler aklıma geldi, hani musluman sehri degil de gavur şehri diye falan, bu hayvan sevgisi de allahın rahmetinin insanlardaki bir yansımasıdır ve sırf bası kapalı kadın ve çember sakal populasyonu az diye bir şehre gavur diyenlere kapak olsundur.en müslüman şehirlerde biliyoruz sokak hayvanlarının halini.
ferhan şensoy oteller kitabı'nda izmir'in at boku kokulu sıcağı demişti. burdan yola çıkarak diyorum ki, şu aralar eşşeğin kulağına su kaçıran şehirdir izmir, sıcaklık konusunda. bakıyorum, evet nem oranı 80 %. sıcaklık 40'üstünde. günlerden pazar. sokaklarda giden veya park halinde bulunan az araba olmasından anlıyoruz ki buranın yerlileri çevredeki kıyı yerleşim alanlarına ekşimişler. saat 13:16.şu anda buradan nefret etmek için yeterli sebep var elinizde.saat 17:53o kadar da kötü bir yer değilmiş sanki ya.saat 01:40söylediklerimi geri alıyorum.
sıcak sehir...soguk degil anlamında sıcak demiyorum; gercekten sıcak!
bana "şu anda bol bol guneş alan herhangi bir yerinde olmak icin neleri vermezdim" dedirten, asla nefret edemeyecegim şehir. memleketim.
gunun birinde donulecek yer
serinlik getirmesi beklenen rüzgarın iki gündür cayır cayır yaktığı şehir. buna rağmen hala aşığız o ayrı.
serinlediği bir zaman uğramak istediğim, ufak mufak ama güzel bir şehir. hafiften de özlüyor gibiyim aslında gezdiğim her yerini...
9 ay ayrı kaldığım halledilmesi gereken işlerimi halletmek için 1 günlüğüne geldiğim 3 gündür öyle veya böyle ayrılamadığım canım ciğerim. birde bu kadar sıcak olmasan dadından yinmez ama olsun seni böyle de seviyorum ben
geldiğim-gittiğim-tekrar geleceğim şehir. aradaki boşluklar ömre değer.
şehir adını verdiğim bu adada, ada isminin içinde barındırdığı karakterle çarpıştım ben. ki kişi kendisiyle çarpışır ama yaşadığı şehirle bunu yaptığında, içinde aktığı nehirden bir başka denize akmıştır artık. ada dediğim şehir nedir? dış dünyayla bağını deniz yoluyla kurmuş bir toprak parçasıdır; yani bağ dediği o menem şey her avcuna alışında akıp giden, nasıl bir bağ ki,izmir sıcağında buhar olup tekrar denizine karışan...kiminin yalnızlık dediği.
ertesi günün 30 agustos oldugunu bayraklara bürünmüş balkon ve pencereleriyle hatırlatan şehir..
uzak kaldikca serap gordurur, oldugundan bin kat iyi guzel hatirlanir. izmir'de gecirilmeyen her yaz izmirli'ye dokunur, izmir'de kalanlarin "simdi kordon'dayim simdi cesme'ye gidiyorum vapurdayiz" mirildanmalariyla "ulan izmir'den baska yerin 45 derecesi cekilir mi be" dedirtir insana. madonna olsam derdim ki "i like some cities ama izmir'in yeri baska". (bkz: i love new york) (bkz: kalbim ege'de kaldi)
aylardan sonra ilk kez hava serinlemişken benim terk edeceğim şehirdir.
serinlemeye başlamış şehir.ve hatta dün gece tişörtle üşütmüştür ara ara.bu tarihler izmirin tadından yenmeyecek kadar güzel zamanları *
istanbulun 20 - 30 sene içinde uğradığı değişim sürecine yavaş yavaş başlayan kent. en kolay örneği olarak trafik incelenebilir. araba sayısı artmaya, yollarda tıkanma kalma süreleri uzamaya başladı. *
sadece bir gün ayrı kaldıysanız bile belkahveden bu koca şehre baktığınız anda içiniz burkulur,körfez sizi kucaklar ışıkların arasına dalarsınız..daha da kötüsü ondan tamamen ayrılacağınızı bilmek,deniz olmayan bir yere gitmektir..
hayatın her daim tatil havasında geçtiği yer. calısmak yormaz, okumak yormaz, yasamak yormaz, yasanılacak sayılı yerlerden.
her daim güzeldir, ama ilkbahar bir başkadır. tepenize geçen güneşe, ılık esen rüzgara rağmen hep yürümek istersiniz bu şehrin sokaklarında. kucaklar hemen seni ve yaklaştırır kendine daha önce hiç görmemiş olsan da samimi ve içtendir sana karşı. bir kaç palmiye ve bir saat kulesi değildir izmir. o bir ruha sahipdir ve şüphesiz ki anaç ve dişidir her zaman.ateş gibi yanan arnavut kaldırımlarda yürürken hissedersin daha önce hiç kimseden duymadığın sıcaklığı ve uzakta olsan da özlersin hep sana sadık kadını. güzelliklerini paylaşmaya her zaman hazırdır izmir, yürürken kordonda içine çekersin parfüm kokan havayı ve birbirinden güzel kızlarla çevrilidir etrafın. seversin izmir'i pek çok kadınla, pek çok kadının şahsında. ahmet piriştinanın dediği gibi izmir'in kızları özgürdür ve bu onları güzel yapar. izmir özgürdür ve güzeldir içindeki bütün çirkinlikleri güzel yapar ya da insanı böyle olduğuna inandırıverir.doğmadığım ama ölmek istediğim şehir.seninle toprak olmak istiyorum izmir, burada kaybolup seninle tekrar yaşamak istiyorum.umarım sen de beni reddetmezsin..
şarkıcı alpay'in yorumunu aktararak baslayacak olursam "insanların; evlerle, arabalarla yaşadığı değil, insanlarla yaşadığı bir şehirdir izmir". her seyin farkına erken varan, önüne konulanı sorgulamadan yemeyen, bu sebepten kolay yem olmayan (bknz. istatistiki secim sonuçları) en modern ve yenilikçi sehridir turkiye'nin.şu anda gitmek mi kalmak mı sürüncemesinin tam ortasında olduğum, guzel diyar. oyle hissediyorum ki öğrenci hayatımı uzatarak sahip olduklarımın tadına biraz daha doyduktan sonra muhtemelen baska diyarlara gidecegim toprağımdır. daha once 1 yıl yurtdışındayken ayrı kaldığım zamanlarda edindiğim deneyimlerle soyleyebilirim ki; "ayrı kalınca gözümde tüten, gelince hiç gitmemişim gibi olan bir yerdir izmir".
yılmaz özdil'in bugün hakkında yazdığı yazı ile, içinde çevremizde görülen milliyetçilik duygusundan zerre barındırmayan beni bile etkilemiş, "milliyetçilik işte budur" "aşığım ulan izmir'e, özledim ulaaaaaaan" diye bağırtan şehir...(#10021257)
şansımız varmış... birkaç kıta gezdik. şunu iddiayla söyleyebilirim... dünyanın hiçbir yerinde izmir'deki kadar güzel batmaz güneş. yine öyle bir vakit... bitmeyen enerji, kavuniçi bir top olmuş, trajik bir yangının küllerinden yeniden doğan şehrin ufuk çizgisinde, körfeze usul usul iniyor.rakının dibine vurma saati... takvimler, 1923'ü gösteriyor. adres, numara 248, kordon... naim palas... ikinci kat... cumbada oturuyor mustafa kemal. sevmez fazla yemeği. leblebi var yine önünde... garson titriyor. çünkü çocuk, rum. sesleniyor gazi, şefkatli bir ses tonuyla... "vre dimitri" diyor, "gel bakayım." çocuk, "buyur pasam" diyor, ş'lere dili dönmeyen, kırık dökük türkçesi'yle. "sizin kosti" diyor... işgal sırasında izmir'e gelen yunan kralı konstantin'i kastederek... sizin kosti, geldi mi buraya? geldi pasam... oturdu mu bu masaya? oturdu pasam. güneş batarken rakı içti mi? içmedi pasam. e o zaman sormadın mı çocuk, ne halt etmeye almış izmir'i? işte böyle batar güneş orada. nereye götürsem bilmem ki, nereleri gezdirsem, bugün sizi izmir'de... mustafa kemal bulvarı'na mı götürsem, alsancak'a mı? lozan meydanı'na mı, montrö meydanı'na mı? hasan tahsin'in ilk kurşunu attığı yerde dua mı etsek, zübeyde hanım'ın kabri başında rahmet mi okusak? anacığını emanet etmiş, adam gibi adam bu şehire... kız almış. "denizi kız, kızı deniz, sokakları hem kız hem deniz kokan" bu şehirden... evlenmiş. latife hanım'ın köşküne mi götürsem? 26 ağustos kapısından mı girsek fuara, kahramanlar kapısından mı?oradan girmiş süvariler izmir'e... çok şehit vermişiz. isimleri meçhul. onun için kısaca kahramanlar demişiz, o semtin adına... ilk girdikleri noktada da, şehitler abidesi var... bu vatan için izmir'de ilk düşenler... onların isimlerini biliyoruz... oraya mı gitsek acaba? ikinci tümen dördüncü alay'dan konyalı mehmet, akşehirli hakkı, avanoslu ahmet... şehitler abidesi deriz ama, ismi başkadır aslında... "vatan ve namus anıtı..." oraya mı gitsek? başlarında yüzbaşı şerafettin vardı. o caddenin şimdiki adı. oraya mı gitsek? fahrettin altay meydanı'na mı, yoksa cumhuriyet meydanı'na mı?"ordular ilk hedefiniz akdeniz'dir ileri" diyen heykele... cadde mi gezsek... dumlupınar caddesi, şehitler, gaziler, vatan, istiklal, inönü, akıncılar, şehit fethi caddesi...yoksa bulvar mı gezsek... gazi, fevzipaşa. mahalle desen... egemenlik mahallesi, kurtuluş, mehmet akif, millet, kubilay, sakarya, ülkü, inönü, 19 mayıs, tınaztepe, kocatepe, duatepe, zafertepe, hürriyet mahallesi...semt mi gezsek... çankaya da var, bayraklı da... hatay var kardeşim, hatay.okul mu gezsek... atatürk lisesi, cumhuriyet lisesi, dokuz eylül üniversitesi, hakimiyet-i milliye, misak-ı milli, gazi ilkokulu...atatürk stadı'nda altay'ı mı seyretsek, alsancak stadı'nda altınordu'yu mu? sadece şehir değildir orası. "milli mücadele müzesi" dir. adım attığın her yerde gördüğün isimlerle. bahçedir... kanla sulanan, terle yeşeren. istanbul'daki gibi birinci ahmet çeşmesi falan yoktur orada... ankara'daki gibi cinnah caddesi, arjantin caddesi de bulamazsın pek...recep tayyip erdoğan kavşağı'nı teklif etmez hiç kimse...işgal edildiği gün, bir ulusun kurtuluş savaşını başlatan... işgali bittiği gün, o ulusun kurtuluş savaşını bitiren... dünyadaki tek şehirdir.ve bugün, o gün... 9 eylül. ne güzeldir bugün izmir'de olmak. ve ne zordur bugün izmir'de olamamak. kıymetini bilmek lazım. http://www.sabah.com.tr/.../09/09/yaz1365-40-101.html(bkz: yılmaz özdil)
yıl 2006.iktidar partisi 'ak parti', başbakan recep tayyip erdoğan.modern türkiye devriminden 83 yıl sonra.izmir, kolsuz badi giymiş kız arkadaşınıza, çarşaflı bir kadın tarafından taş atılabilen bir yer oldu.yorum yok.durum bu.
(bkz: ilk aşkım)
daha bugun terkettigim, ancak benim icin bircok seyi barındırdıgı icin hemen ozledigim sehir..artık uzaktan sevicem kendisini..
ne zaman, herhangi bir sebeple ayrılmaya kalkışsam, kendisine bağlayacak bir neden bulmakta hiç gecikmeyen şehir. şehrim. - nereye gidiyorsun; daha yaşayacak çok şey varken?
(bkz: otuzbes cafe)
(bkz: #8747535)yeniden kazandığım şehir.(bkz: #10004744)
türkiye'nin en mutlu insanlarını barındırır.(bkz: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/...p;tarih=2006-09-16)(bkz: izmirli halet-i ruhiyesi)(bkz: izmirli)
an itibari ile suların sellerin götürdügü, şimşeklerin ardı ardına gürledigi şehirdir. biliyorum birileri yagdır mevlam su dedi veya yağmur duasına çıktı! yagmur yagıyor seller akıyor eve ama ortada arap kızı göremedigimiz gibi, bütün bostanlıda bir allahın boş taksisi bulunmadıgı için eve kadar dizler su içinde sürünerek geldik.ama iyi de oldu en azından içimde bir mcgyver, bir indiana jones varmış bugun bunu da gördüm.. ölsem de gam yemem artık..(bkz: sag salim eve varmış olmak)(bkz: donun bile ıslanmış olması)
geceyarısına yakındı. pencereden karanlık akıyordu. dünyanın en sevdiğim manzaralarından birini izliyordum. o sıra geceye küçük mum alevleri çakan ışıklarını gördüm. kulağımda pink floyd fısıldıyordu. geceyarısına yakındı. ben bir kente neden bu kadar sevecen bir yakınlık, bir çeşit kopamazlık ve sıcacık bir yürek coşkusu hissettiğimi çözdüm.yanımdaki koltuk boştu. yayılmıştım. ilk moladan sonra neredeyse herkes uykuya dalmıştı, iki sıra önümdeki bir kutu kolayı paylaşan çift ve çapraz arkamda dergi okuyan genç çocuktan başka.geceyarısına yakındı, ben bu kenti neden böylesi sevdiğimi görüverdim.beni bulmuştum onda. ilk kez janis joplin dinlemiş, ilk sigaramı tüttürmüş, postanelerinden ilk aşk mektuplarımı atmış, ilk gerçek dostlarımı edinmiş, ilk gerçek aşk bu mu sorularımı sormuş, ilk huzurlu yuvama orada kavuşmuş, orada genç kız olmuş, orada, olmaya yüz tutmuştum. güzeldi, sıcakkanlıydı, yumuşakça sarardı bizi. oradan çıkıp gitmek için bi tarafımı yırttığım ve sonunda gittiğim şehir gibi hoyrat değildi hiç. gitmeyi kafama koyduğum bir şehirdi evet, o ise bir kent!hep söyledikleri birşeydir bir ışığım olduğu ama bu kente ayak basınca neden daha çok parladığımı merak ederdim.kendimi en özgür,benimi en ben hissettiğim zamanlarda yollarımı bir bahaneyle neden o kente düşürdüğümü, neden karşıma adı çıkıverdiğinde içimde o parlak, renkli, ferah, coşkulu, uçmak gibi duyguyu bulduğumu geceyarısına yakındı, anladım.otobüsüm izmirden geçiyordu. muavinden kağıt kalem istedim.
adı başka tadı başka memleket.
melekler sehri.
yine öyle bir vakit...bitmeyen enerji, kavuniçi bir top olmuş, trajik bir yangınınküllerinden yeniden doğan şehrin ufuk çizgisinde, körfeze usul usul iniyor.rakının dibine vurma saati...takvimler, 1923'ü gösteriyor.adres, numara 248, kordon...naim palas... ikinci kat...cumbada oturuyor mustafa kemal.sevmez fazla yemeği.leblebi var yine önünde...garson titriyor. çünkü çocuk, rum.sesleniyor gazi, şefkatli bir ses tonuyla..."vre dimitri" diyor, "gel bakayım."çocuk, "buyur pasam" diyor, ş'lere dili dönmeyen, kırık döküktürkçesi'yle. "sizin kosti" diyor... işgal sırasında izmir'e gelen yunankralı konstantin i kastederek... ''sizin kosti, geldi mi buraya?''''geldi pasam''''oturdu mu bu masaya?''''oturdu pasam''''güneş batarken rakı içti mi?''''içmedi pasam.''''e o zaman sormadın mı çocuk, ne halt etmeye almış izmir'i?''işte böyle batar güneş orada.işgal edildiği gün bir ulusun kurtuluş savaşını başlatan.... işgali bittiği gün bir ulusun kurtuluş savaşını bitiren... dünyadaki tek şehirdir.
kisini yazindan daha fazla sevdigim sehir.
varlıklı olduğu için bolşevikliğe, ilerici olduğu için irticaya, türk olduğu için bölücülüğe, ve her daim aydın olduğu için faşizme, baskıcı ve çıkarcı hükümetlere prim vermediği için ilgili dönemlerin iktidarları tarafından hep hor görülmüş, yokmuş gibi davranılmış, içine kapanmak ve kendi yağıyla kavrulmak zorunda bırakılmış kenttir.izmir, yemyeşil bornova'sıyla, huzur dolu karşıyaka'sıyla, hiç durmayan konak'ıyla, sımcıcak buca'sıyla, teleferikli balçova'sıyla, çiğli'den kemalpaşa' ya bütün sanayi, foça'dan çeşme'ye bütün sayfiye alanları ile büyük bir uygarlık ve insanlık anıtıdır...
insanın belleğine tüm detaylarıyle öyesine kazınır ki, binlerce kilometre öteden dahi kokusunu****** alabilirsiniz.böyle bir şehirdir işte...
"insan bir şehir de doğmayıp da bu kadar kendini o şehirli hissedebilir mi ? " sorusunu her gittiğimde kendime sormama neden olan şehir...
bakkala girip "hayırlı ramazanlar, iki tane bira alabilir miyim" diye diliniz sürçtüğünde dayak yemeyeceğiniz tek yer.
turkiye de modernite'nin romantik bir sekilde savunuldugu tek kale. belki de bu nedenle, bir turlu yeterli yatırım almayan, o nedenle yuksek ogretim mezunlarına istenilen iş olanaklarını yaratamayan, bir de yetersiz universiteleri nedeniyle, kafası çalışan insanlarını da istanbul a kaptıran, kordon da başka da numarası kalmayan, emekli şehri.
kadındır. bir şehir bu kadar mı dişi olur diye düşünüp duruyor insan ilk defa misafir olunca bu kente. bir anne gibi kucaklıyor, bir kevaşe gibi sırnaşıyor, gideceğinizi bilse de neşeli ve aşk acısından bihaber bir genç kız gibi ardınızdan dalgasını geçiyor. bugün günlerdir aklımdan çıkmayan bu kentte ilk kez evimde misafirim. artık evim olan yerde ise inatla eğretiyim. - asıl büyük sarhoş benim uzaktaki. - "...sen beyaz bir kadınsın uzaktaki gözlerin aklimdan çikmiyor sen beyaz bir kadınsın karanlıkları dinleyen uzaktaki sarmaşıkları duyuyor musun rüzgârda yorgun başını üşümüş yastığına koyuyor musun uyuyor musun ..."attila ilhan
(bkz: çiğdem külahı)
bugün, bu şehirde, sezonun ilk buharı çıktı ağzımdan. eve dönüş yolunda turuncu sokak lambasının ışığında gördüm, ıslatan yağmurla birlikte...gerçi siz şimdi "donuyoz lan biz!" dersiniz, haklısınız da, buranın kışları da böyle işte, ılığından...
yağmurunun ivmesine güven olmuyormuş! ben bunu az önce gördüm! bi bakkala gitmek için camdan dışarı baktım, oh iyi yağmıyor hemen gidip geleyim dedim, apartman çıkışına geldiğimde hafif çiselediğini gördüm, bişey olmaz lan hemen bi koşu giderim dedim, apartmandan "ıslanmadan geriye dönemeyeceğim kadar" uzaklaştığım an sağanak halinde döküldü efenim başımdan aşağı...
gidip dönmek istemediğim, hep bir şeylerimi orada bıraktığım güzel şehir.
şimdiden üşümeye başlamış şehir.. sokak lambaları, gururla yansıtıyor asfalt üstüne düşmüş damlaları.. damlalar örtbas ediyor yazdan kalma kırıntıları.. cama yansıyan, şaşırtan, sevindiren, puslu bir hava..adını yazdığım, resmini çizdiğim buğulu cama, bir güzel şehir..gün tutuşur canım gece tutuşur zamanları geride kaldı.. parmak uçlarından soğumaya başladı buralarda izmir..kışını da yazını da sevdiğimin...
karsi kiyidan yüzyillarin hasretiyle bakilan, bir selam yollanan sehir.
yaşanması gereken şehir.. ama fazla değil..
icinde birbirinden bagimsiz kucuk sehirler barindiran metropol..
son senelere dogru trafikten ve toplu tasimaciliktan basi agrimaya baslayan akdeniz incisi.iyiki vakti zamaninda ahmet piristina gibi baskanlara sahip olmusta, onun gibi insanlar ileriyi düsünerek yeni cevre yollari, metroya eklentiler ve hizli tren sistemleri ile bu problemlerin cözümüne yönelmisler.
siz ona ihanet etseniz dahi sizi affeden, çağıran...dünyanın neresinde olursanız olun eksikliğini hissettiren.dünyanın en sağlam arkadaşı, en tutkulu aşkı.en güzel içkisi, en tatlı ezgisi..en...izmir...
bu bayram bir kez daha aşık olduğum şehir.bursada kış göstergeleri hızla artmasına rağmen izmire gelindiğinde yazdan kalma günlere şahit olunur. şaşırılır. boğazlı kazaklarla, kadife pantolonlarla ortada kalınıverir. birkaç günlük gezi olunca da bu, yaz sonunda size kısa kollu tişört aldırtır. ama helal olsundur...
bu bayram da bize bol güneş hediye eden şehir. ulan millet küresel ısınma diye bas bas bağırıyo, biz güneş gördük diye seviniyoruz. neyse bana ne ya, amerika düşünsün.
kumral erkek cenneti. bunu bir kez daha anladım.
en büyük aşktır...
kış geç uğrar buralara, cam pencere açık hala...insanın içini her daim sıcak tutan memlekettir, yün kazak gibi sarar adamı.kahve tadında, nargile keyfinde kenttir...
|
HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam |