bir delinin sayiklamalari

artık telefonum nefret ettiğim bir şeyi ifade ediyor bana.bilgisayar ve internet de.....hayat bu kadar boktan mı olur her zaman??yoksa bazı dönemler midir bunlar dibe vurulan??neden yer ve zamandan bağımsız ağlama krizleri yapıyor bünyem??bu kadar güçsüz bir kadın mıydım ben??her şarkıdan anlam çıkarmaya çalışmak da ne oluyor??neden sevdiğim adamı ege türküleri dinlerken daha çok özlüyorum??zaman neden geçmesi gerekirken durur ve durması gerektiği yerde sele kapılır tutamam hiç??bir de...bütün "neden"lerimin bir cevabı var mı??hayat neden "can" demek artık??ve "can" hayat...bu döngü neden hayat candır can da ölüm gibi bir yerde kanırtıyor hayatımı??boş mu versem ki??neye kime nasıl????

şimdi ben burdan bağırsam onu ne kadar sevdiğimi,nasıl deliler gibi özlediğimi duyar mı beni???umursar mı???gözümden akanları görüp gelip yine eskisi gibi sever mi???annem seni çok özledim.bak küçük kızının dayanacak gücü kalmadı hayatında ilk defa....annem ölüyorum ben......bu kadar sevmemiştim hiç,gurur duyacak mısın benimle???peki sen çok sevdiğim adam,bak ölüyor bu kadın burda,beni anlayabilir misin???seni çok özledim....ben seni kendimden de çok hatta çukulatalarımdan bile çok sevdim.....neden gittin???neden ölmeme izin verdin???

canım gözyaşım ne kadar uzun zamandır birlikte yaşamamışız günü geceyi beraber....ne kadar uzun zaman olmuş içimi dışıma akıtmayalı....ne kadar uzun zaman olmuş sevdim diye kendimi kandıralı...ve ne kadar kısa olmuş o güzel adam gideli......(ama onu gerçekten sevdim ben)dayan güzelim...geçecek...bak hala güneş doğuyor dışarıda.....sık dişini burada salamazsın kendini.....az kaldı odana gidince bağıra bağıra ağlarsın....biliyorum herşeyi çok özledin ona dair.....kokusuna hasretsin biliyorum.....yine onun sıcağında kaybolup gitmek istiyorsun.....daha var güzelim sık dişini geçecek.....ama gelecek..en azından umudun var.....güçlü olmak zorundasın....yaşamak zorundasın.....o çok istediğin bebeğini bir gün dünyaya getirmek için....en azından bunu yapabilirsin..yaşama dair bütün iplerim kopuyor anne...dayanacak gücü koyduğum bir sandığım vardı benim kaybolmuş anne.......

yağmur yağdı dün gece..elektrikler de kesildi biliyor musun burda....sonra ben seni düşündüm.gerçi bunu yapmam için yağmura ya da karanlığa ihtiyacım yok....hep düşünüyorum..sonra hep içim burkuluyo...sonrası da başım dönüp yürüyemeyecek hale gelene kadar yaşadığım ağlama krizleri....sorup duruyorum habire kendime ben bunu hak edecek ne yaptım sana??...bak artık yazamıyorum bile....dün annemle konuştum camdan sarkıtıp vücudumu...dedim ki:anne bak senin kızın hiç bu kadar sevmemişti ama hiç bu kadar da yenilmemişti....anne duysana beni dedim..sonra şehir ağzını bir açtı...yuttu beni o olanca ışıklarıyla....acılarıma kapandım ben de....bir türlü saramadığım....bir türlü kusamadığım acılarıma....aşk ne bela birşeymiş tanrım....bu acıyı unutturma bana....anı yaşamak ya da geçmişi ya da geleceği....ne fark eder şu an yaşamanın anlamını kaybetmişken....ne demişti adam:kendimi arıyorken olmaktan korktuğum yerdeyim sendeyim....ben olmaktan korktuğum yerde değil sadece sendeyim ama sen bende olmayacak mısın hiç bir zaman....konuş...konuş hadi benimle.....rüyalarımda konuşmaktan sonra gerçek olduğunu sanıp uyanayım kızlara anlatayım bunu deyip uyanmak ve seni kaybetmekten ölümüne yoruldum.omuzlarım kırılmak üzere.....duy beni....ne olur....yeter..dayanamıyorum....

(seri bi şekilde ileri geri hızlı salınımlarla)deli sikti beni...deli sikti beni.. deli sikti beni.. deli sikti beni.. deli sikti beni.. deli sikti beni.. deli sikti beni.. deli sikti beni.. deli sikti beni.. deli sikti beni.. deli sikti beni.. deli sikti beni.. deli sikti beni.. deli sikti beni.. deli sikti beni.. deli sikti beni.. deli sikti beni.. deli sikti beni..deli sikti beni.. deliiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii..

(bkz: zırva)

ben geldim yoksun.. nerdesin ha?yoksa dağdan döne döne gelen kızın peşine mi takıldın.. eyvahlar olsun evet olsundur idi böyle..sayıların lordu kafayı yimiş afiyetlen evet yapmış bunu.. kendini kırmızı başlıklı kız sanıyormuş ve gargamele aşık olmuş ve ona şık bir 6 sayısı hediye etmiş.. şirin baba artık dayanamamış şirineye deydirmiş bunu duyan ve şiriniye aşık oluduğu sanılan pinokyo burnunu yanlışlıkla eski sevgilisine sokmuş.. olaya çok sinirlenen cevat abi sinirinden kendini zikmiş.. benjamin bilir bir kişi olarak yaşanılan bu üzücü ve hazin olayın toplumsal boyutu incelemek üzere marsa gitmiş ve orda aleksandır yengeyle mutlu bir yuva kurmuş.. allah yolunu açık etsin ..peki ben nereye gidiyorum biz nereye gidiyoruz belli mi diil.. olmaması gerektiği gibi yani.. seviyorum fazla miktarda bunu belirtmek isterim öncelikle.hımm.. potasyum potasyum at balgamı!!!!!

"ölmemi mi istiyosun?"-hayır......sadece beni sev istiyorum.ama severken beni düşün, ban yalan söyleme, dürüst yaşayalım herşeyi.bitirelim dedin bitirdik işte.ne şimdi bu senin için herşeyi yaparım ayakları?neden yapmadın şimdiye kadar?öyle kırdınki beni, parçaladın bütün herşeyi.şimdi dönmek istiyosun bana yeniden.öyle istiyorumki seni, kokunu, ellerini, sakallarını bile özledim inanmazsın:)neden yaptın bunu bize?neden bırakıp gittin beni?hadi bunlar neyse geri dönüş çabası niye?günlerdir içtiğim içkiler bile canımı yakmaktan başka bi işe yaramadı.sanki beynim uyuşmadan uyku girmicek gözüme.saatlerce hiç durmadan çığlıklar atarak ağlayabilirim.zaten yalnızken yaptığım başka bişey yok.öyle sevmişimki seni ben bile şaşırıyorum kendime.ne çok olmuş böyle sevmeyeli?bil sadece şimdi duymasanda beni çok seviyorum seni.herşeye rağmen.

bunu yazmaliyim....allahim bana bu aciyi unutturma!bir haftadir gayet kurbaga guzelliginde kipkirmizi ve aglamaktan sismis gozlerimle ayaklarimi suruyerek yasiyorum....gercekten adamakilli gulumseyemedigim(gulmeyi kahkaha atmayi gectim coktan )hatta bunu unuttugum bir ask yarasi.....neden bu kadar sevdim diye dusunuyorum habire. bana onemli ve degerli oldugumu hissettirdi, hayatimda yaptigim en buyuk cilginliklari yaptirdi bana,senelerdir soyledigim seyin mumkun kilinabilecegini gordum:yeri geldiginde beni uzecek seyler yaptiginda dahi soylemedi,beyaz yalanlar soyledi,uzmedi eyvah eyvahti....sonra bir gun gitti!hic soylemeden gidecegini,hic dusunmeden uzulebilecegimi,hayata dair baglarimin kopabilecegini...belki cok basarili bir oyuncuydu ve iyi oynadi,tam hayalimdeki gibi .......masallardaki beyaz atli prensti,opmeden gitti!.... simdi bu cektigim olumune ask acisinin yaralarini sarmaya calisacagim.yine tek basimayim.asla gostermem dedigim gozyaslarim hayatin kucaginda okyanuslar olusturdu,alabildigine gucsuz kadini yasadim bir haftadir... simdi uzerimdeki olu topragini atmanin,az daha boguluyor oldugum gozyasi denizinden karaya cikmanin tam da zamani...tanidigim ya da olmak istedigim guclu kadinin hayata devam etmesinin zamani!ne kendime ne de etrafimda beni sevenlere(en azindan benim oyle sandigim insanlara)bunu yapmaya hakkim yok...artik toplan bakalim hadi! tanrim,bana bu aciyi,yasadigim kalp sizisini,ogurene kadar agladigim gunleri unutturma evet beyefendi,seni cok sevdim ama hayata donmek zorundayim bunu kendim icin yapmak zorundayımkarar: -bu ask yasadigim en guzellerin listesinde en basta yer alacak -bu aci yasadigim en zor kalip,unutulmaz umarim -bu kadin hayata donecektir an itibariyle sense cocuk sevildin cok;hayatta taniyip bildigim herseyden cok iyi kal,basarilar hep seninle olsun dualarim ve ruhum yaninda olacak evet nerde kalmistik ...........

daha ne kadar ve nereye kadar kaçabileceksin ki kendinden?ölümüne bıktığın ailenin bitmez tükenmez dertlerinden ne zaman sıyrılıp huzura kavuşacaksın ki sen?ve belki de ailenden de önemli bu:ne zaman adam gibi seven biri olacak seni ve sen körkütük ve gerçekten aşık olabileceksin?belki de geriye dönüp baktığında "keşke"demek istemediğin adamlar için kendinden harcıyorsun...bugün hatunun dediği gibi resti çekmek ne kadar mantıklı?sıfır mantık!görür mü senin restini?tabi ki hayır...sen ne zaman "aşık oldum sana" dediğinde "hayır sen aslında aşık değilsin,bak durum bu aslında" gibi yorumlara maruz kalmadan "evet hatun kişi ben de sana aşığım"gibi mutluluk kaynağı bir cevap alıcaksın?gerçi derdin böyle bir cevap değil galiba ama sadece sen görüp duymadan ve böylece gülümseyişlerin bir yerlerde sıkışıp kalmadan yaşama derdindesin(değil mi?)

aslında hiçbir şeyi takmayan "nerde akşam orda sabah"bir kadın mısın sen?hayır...bunu başkaları(hayatına bir şekilde giren adamlar)senden daha iyi biliyorlar....kendine kal biraz...mutsuzsun....kendi kendine mutlu olabilen,gözlerinin içi gülen o ruhunu yitiriyorsun günden güne....sadece etrafındakiler "iyi","mutlu" falan olduğunu düşünüyor,mutlu değilsin....yaptığın seçimlerin(anlık mutluluklar yaşatsalar da)sağlamasını yapınca eksiye düşüyorsun ruh sağlığın konusunda....neler oluyor sana?neden eski mutlu keyifli ve etrafındaki insanları bir şekilde gülümsetebilen melixir kendi kendine kaldığında içine kan damlıyor?neden bu depresif haller?neden elin devamlı yemek yemeye gidiyor?neden mutsuz kadını oynuyorsun son günlerde?yoksa öyleydin de her işarette kaçtın mı kendinden,başkalarına mı psikolog oldun yardıma ihtiyacın varken?kırılan yerlerini nasıl onaracaksın?herkese çekinmeden açtığın ve kimsenin de çekinmeyip .................. beynini ve yüreğini nasıl tamir edeceksin?-iyi misin?-hayır.-deli misin?-hayır...(deliler deli olduklarını kabul etmezler).............

sadece dört harf vardı adında ve öyle bir devleşirdi ki karşımda çekimine girmemek imkansız olurdu bana....sonra sadece hayal edebileceğim bi yerdeyken(bana mı kalsa ben var mı aslında...)bir de baktım karşımda.karşıma gelene kadar neler neler yaşattı ama bu kadına....bilmez ki....bilemez....herşeyi karıştıran bir adam vardı...o demişti öyle olmaz diye ben de öyle olmadım böyle oldum....sonra o dört harfli adı ve bedeniyle karşımda.ce-eee...inanamadım ya aslında baktım ben isteyince herşey mümkün.hatta kör istedi bir gözdü bense ne iki ne dört.....sonra yine zaman ve unutuş çabaları.olmayacak bir limana demir atılmazdı ya....istanbul....hep kırık hayallerimin dolaylı tümleciydi ve bu,galiba hiç bir zaman değişmeyecekti...o zaman da değişmedi zaten.küçük minicik sevgilisiyle evde sevgi kelebeği halindeyken gidip ben geldim demedim ki...denmez ki...sonra o geldi .....sonra ben ona birşey demedim...bilmezdi ki tanımazdı hatırlamazdı beni..ama hatırladı sarıldı gelsene bile dedi...ama ben gitmedim....zaten farkında olmadan kanatmıştı o benim içimi.daha da kanatmasındı....olmazdı...olanaksızdı.o sadece bir defalık yeryüzüne inmiş hayatıma dokunup gözyaşlarımı ivmelendirmiş(mutluluktan ama...!)ve gitmişti..gelmesindi...(gelsindi ama sadece benim olsundu bu da olmazdı zaten...)sonra kadın arkasını dönüp gider....elleri adamın omuzlarına yaptığı masajda kalmış yüreği o ışıklı odada rehin...adam kadının en kırılgan noktası....ama .....her zaman olacak bir ama'ydı adam kadının hayatında.....

(bkz: delidir ne yapsa yeridir)

16 gün içinde arıycakmış.... kaldı 15 gün. ama aramasın istiyorum ben. bide bi tanıdık hbr vercekmiş ondan bana. oda düşünüyomuş beni benim onu düşündüğüm gibi. kalbini kırmışım ben bi de. ona çok güldüm. o bana neler söylemişken, o benim kalbimi bukadar kırmışken ben napmışsam ona istediği herşeyi kabul etmekten başka. erkekliğine filan laf mı ettin die sordu bana. hayır etmedim, asla etmemde. o bana neler dedi peqi?bunu neden sormadı. bana neden sana şunları demiş demedi. gerçi kalbin yorulmuş dedi. yaşama uzun süre sen bi ilişki kaldıramassın dedi, güvenemezsin dedi. güvenmiyorum zaten. ne erkeklere, ne aşka artık. hepsinin amacı aynı gibi gelio. arkadaşken çok seviyorum iyi anlaşıyorum ama iş olayın ilişki kısmına gelince olay bambaşka ve nedense genelde çirkin bi hal alıo. elde edene kadar yırtarlar kıçlarını ama elde ettikten sonra salla gitsin.... koştur koşturabildiğin kadar peşinden. ne kadar koşarsa okadar çok sever. yoruldum koşmaktan ne o kovalasın ne ben olmaz mı?yok mu öle bi ilişki?keşke sorun var mı dediğinde bunu sorsaydım.

sana nasıl anlatsam ki baba?....şu yaşanılanlarda benim hatamın seninkini yanında solda bile sıfırdan küçük olduğunu...hem madden hem manen aldığım yaraların tek başına bi kız çocuğuyken sonuçta açtığı yaraları...bir kez de dinlesen sana anlatacaklarımı...sadece para üzerine kurulu değil benim senle ilişkim benden taraf bakınca...nasıl arkadaş olmamızı bekliyorsun baba...hele son yaşadıklarımızdan sonra...kızın bugün kurbağa gibi gezdi biliyor musun..gözlerinin altı çökmüş,kıpkırmızı,yorgun ve hayata dair istencini koyduğu yeri tamamen unutmuş...neden beni dinlemiyorsun ki bir kez olsun?bu ne;bunalımda mısın yoksa andropoz dedikleri şey bir adamın karısına ve çocuklarına çıkardıkları fatura gibi bir şey mi....bak bir sürü şey var yapmak zorunda olduğum mesela dişimi çektirmem lazım ama korkuyorum gidemiyorum...çok çocukça belki ama öyle...ben güçlü kadın pozlarındayım baba haldır haldır tırmalıyorum hayatı mezun olur olmaz iş bulabileyim de senden kurtulayım diye baba...neden önüme çıkıyorsun hep??ne önemim var senin için ki artık?sana birşey söylememi ister misin?senden artık nefret ediyorum baba....beni önemsemediğinin ve bana yönelttiğin bütün suçların aslında senin bana yaptıkların olduğunu da biliyorum ben.artık çocuk değilim baba...ama nereye kadar geleceksin üstüme??katil olma potansiyeli vardır ya hani insanda doğası gereği...ben sen ölünce üzülmeyeceğim baba...seni ben öldürürsem de üzülmeyeceğim.....senden nefret ediyorum artık canım babam....

anne..günaydınkızın yine bütün gece ağladı anne..hiç hak etmediği bir olaya tanık olarak aşkına son verildi kızının...neden aşklar mutlu sona varamıyor..ben o kadar kötü müyüm...ağlamaktan gözlerim kurbağaya döndü yine anne...kaç zamandır kendi kendime nazar değdirmişim desene mutluyum derken...anne sana nasıl anlatayım bunları...ama kızın hayattan bezdi yine....anne ben sevdim,sevildim onu da biliyorum ama neden sen hiç karışmazken onun anne babası bizi ayırmaya dair karıştı anne...biliyorum komik geliyor ama...içim çok acıyor anne....ben neden bu kadar üzülüyorum anne....

ölsem ya da kendimi öldürsem kaçınızın umurunda olur bu?ve kim acaba bizim de bir payımız oldu mu der ki?ben söyliim bari hayatımda herhangi bir şekilde saniyelerle de olsa görev almış ya da hayatımın içinde minik bir sevgi kırıntısına layık olmuş herkes beni öldürüyorsunuz.ben artık ölmeyi yaşamaktan daha çok seviyorum.ne ilginç değil mi?cehennem ateş zebani falan....ölelim hadi hepimiz ölelim ya da siz kalın ben öleyim kafamı dinlerim....

(bkz: delilige ovgu)(bkz: erasmus)

beyim, bahçede gulyabani varevet gördüm, gulyabani vargulyabanigeliyooy oytıbbi flasterboğazıma sarılcakmış, öldürcekmiş benigazlı bez gitbisikletimin pedalında kedi kuyruğugidonunda zeytin dalıyağ mı yapmalı bu dalızeytinden yağ olur mu hemolmazçekirdeği varyok mu aslında o çekirdekbelki ben de yokumyok, be varımo zaman siz yoksunuz...

"hepimiz olcez,hepimiz olcez"(soylerken ortalikda kosusulmasi bonustur)

hiç...

hoşgeldinizhoşbuldukneveriim abiekmek alırız heralde dimi? evet dört ekmek alalım bizyok ben vazgeçtim benim ekmeği iptal edin ben ekmek alcam onun yerinetamam üç ekmek bir ekmekortaya ne yaptıralımşööle ekmek getir sen, ekmek getir, bi de ekmek getirpeki efendimiçecek ne alırsınızne var?ekmek var, ekmek var, ekmek var, bi de ekmek yaptırırım istersenizne alıyosunekmek alıcam benolur, sen?ben de ekmek aliim o zamanbiz de ekmek alırız dimievetbir ekmek bir ekmek iki ekmek alalım bizpeki (evvelsi gün fırına giderken buları dedim, ama deli değilim. ben deli değilim.

sevmediğin insanları afrika'ya ihraç etme fikri pek hoş değil. inanca saygı göstermeyen insanlar öldüklerinde ganj' ı kirletirler. sözkonusu varlıklar leş hükmünde olduklarından "hınzır" hükmünede muhatap olabilirler. bu bağlamda yamyamların domuz etini sevdiklerini pek zannetmiyorum.

"bir daha asik olmayacagim." "bir daha bu yüzden hiç üzülmeyecegim." gerçek bir delinin sayiklamalari iste.akli basinda her insan bunlarin gerçeklestirilemeyecegini bilir. ama neden hep beni buluyor?? diye sormamak da insanin elinde degil iste. neden yani? her seferinde ayni sey oluyorsa sorun bende diyorum.ama hayir ya ben de degil. kimse birbirini anlamayi ya da kimse konusmayi bilmiyor galiba."iletisemiyoruz" insanlik olarak....

2 aydır hiç aramadın sormadın, ne haldeyim merak etmedin...okadar yazıyı göndermişken ben sana.şimdi bi sitede tesadüfen beni görüorsun ve bir ekleme talebi. canım acıdı. keşke hiç göndermemiş olsaydın onu. ozaman derdimki tamam artık bitti kapandı defter. ben dayanamıyorum normal muhabbete. hatta normal muhabbet bile yoktu ki aramızda. gerginlik vardı sadece. dostluğumuz bile kalmamıştı, ne zamanlarda birbirimizin yanında olmamıza rağmen üstelik. hiçbirşey eskisi gibi değil. ve hiçbir zaman eskisi gibi olmaz. özledim seni it gibi derler ya öle aynen. üşüyorum hep. kokunu arıyorum. ama yok.

hala hiç...

geldik yoktunuz...

sus diyebildim sadece...acıtma daha fazla kalbimi.konuşulan herşey, yaşanan herşey kafamın içinde hızına yetişilmeyecek şekilde akmaya devam etti.herşey akıyorduda bir tek bu gelinen son noktaya gelemiyordu.gözlerim doldu ama akmadı nedense yaşlar kala kaldı öylece.aksınlar istedim bağıra çağıra o yaşları içimdeki acıyla baraber dışarı akıtabileyim, ama olmadı.belkide bi daha unutmıyım ve inanmıyım artık onlara diye.yaşlar aktı ben unuttum, sonra hatırlattıklarında yaşlar gene aktı ben gene unuttum.diyemedimki hiç seni istiyorum ben diye, cesaret edemedim söylemeye.yok yok...beni istemezse diye değil, ya o da beni isterse diye cesaret edemedim.o zaman yine senelerce içimde gittikçe şişen, nefes almamı engelleyen, boğazımı düğümleyen o tuhaf yaratık gene çıkar ortaya.gene boğar beni.sarılırım boğazına ama sıkamam onu onun beni sıktığı gibi.yine uzanır ellerim sevdiceğe ama tutamam ellerini.tutmasam daha iyi galiba.dokunamasam, gözlerine bakıp büyülenmesem, kokusunu duymasam daha iyi."sen ki aşkta aldatıldın, yüreğin taş parçasııııı,dinle yağmuru dinleeee, teselli bul türküsündenn....da darira ....."*kulaklarımda yine teselli şarkıları....dedimya hep aynı hep aynı.dizlerim titrerken belki sinirden belki üzüntüden sen yine arkanı döndün adımlarına hız verdin.kaçmak istiyosun artık belki benden belkide bütün olanlardan.kapı çarpıldı sertçe ve bak yine akıyo gözyaşlarım, yine unutucam demek bu kendime verdiğim sözleri; seni asla!!!

hep lise aşkları karşılıksız olur sanırdım. öyle değilmiş, sen gösterdin bunu bana. tanışmamızdan itibaren yaptığın her harekette, söylediğin her sözde bunu yüzüme çarptın. asla istemedim böyle olmasını. senin yüzünden acı çekmeyi..... neden oldu peki? fazla kapıldım herhalde, kendim istedim gibi acı çekmeyi de. her söylediğine inandım çünkü. sana çok inandım, çok güvendim. senin için ne ifade eder ya da ne kadar önemlidir bilmiyorum ama benim için gerçekten önemliydi. neyse sende önemliydin zaten. hayatıma giren erkekler arasında en çok seni önemsedim. hep öyle değilmidir? hayata giren en son kişiyi en çok sevmişsindir, en çok onunla ayrıldığında acı çekmişsindir. bütün "en" leri en ucunda yaşamışsındır. benimki de öyle birşey.senden sonra gelen senden daha önemli olucak. eğer hayatıma biri girecekse zaten senden daha önemli olmalı. her açıdan senden daha iyi olmalı, daha çok sinmeli içime. zaten bu çok zor gibi durmuyo baksana. sen ne kadar sıradan ve basit bi adamsın böyle. seni tanımayı bırakmalıyım belki. tanıdıkça basitliğini, sıradanlığını farkediyorum. tanıdıkça küçülüyosun gözümde. yok olmanı beklemelimiyim yoksa daha fazla küçülmemen için seni tanıma çabama son mu vermeliyim?

şimdi kapımdan içeri giren o harika serinlik gibisin.yapış yapış bir güne uyanan 'ben'i rahatlatan o güzel rüzgar gibisin.bütün yüzümü okşuyo şimdi.gözlerimi kapatıp o rahatlığı bana senin vermiş olmanı hayal etmek istiyorum.ama olmuyo bitürlü.gözlerimi bi türlü kapatamıyorum.galiba korktuğum şey gözlerimi yeniden açtığımda herşeyin bi hayal olduğunu farketmem ve ardından gözümde beliricek damlalar.bi başlarlarsa sonu gelmez biliyorum.hayatıma giren hiçbi adam için senin için katlandıklarıma katlanmazdım sanırım.aslında hiçbi zaman tam olarak benimle olmamana rağmen seninle yaşadığım kadar çok şey yaşamadım kimseyle.kimse bukadar üzmedi beni.kimse işleyemedi içime bukadar.

bilebilirmiydin acaba beni istemediğini söylediğinde benim girdiğim ruh halini?çok acı çekiyorum. belki daha önce çokça fazlasını çektim ama şimdi hiçbirini hatırlamıyorum.hep aklıma değişik hallerin geliyo. okadar içime işlemişsinki ne yapsam sen aklımdasın. hayatındaki kadınlardan biri gitse, seni geride bıraksa oturur saatlerce konuşurduk.hep bir sorun arardın, "neden böyle oldu?" derdin, sonra bir sigara yakardın ben hep seni izlerdim.burnundan süzülüp yavaşça yükselen, en sonunda dağılıp kaybolan dumanları izlerdim.bende senin için farketmesende öyleyim sanırım.kadınlar gidince ben giriyorum hayatına , aslında hayatında hep var olan ben i o zaman farkediyorsun.sonra başka bi kadın gelio ve ben duman oluyorum.bazen çok sıkılsamda seviyorum galiba bunu.sevmesem dayanamam sanırım.acı çekmek hoşuma gidiyo belkide.sana dokunmak, sana bakmak bu kadar önemli olabilirmi?kendime acı çektirerek tuhaf bir haz duyuyorum.arada bir kendimi herşeyden soyutlayıp odamda saatlerce ağlamam ama sonradan bir telefonunla hayata daha sıkı bağlanmamda bundandır belki.

farkında bile değilsin....bakışlarım bile anlatamadıysa sana, söyleyecek çok fazla şey bulamıyorum. dinlerken sen şarkını ve gözlerindeki yaşlar belirmeye başladığında hiçbişey yapamadım.sadece sana baktım öylece.dudakların büzüşüp çenen titremeye başladığında sadece kafanı okşayıp "iyi misin?" diye sorabildim.verdiğin cevap ne kadar doğruydu bilemiyorum ama suratıma bakıp gülümsemen benimde gülmeme neden oldu.bu senin üzülmenle üzülmem, senin sevinmenle sevinmem gibi bişi doğuruyorsa da aslında hiçde öyle değil.bazen seni sevindiren şeyler beni çok fazla üzebiliyor.kimseye söyleyemeyipte kendi kendime kafamda oluşturduğum , belkide bi kadının 6. hissiyle içine doğurduğu hisler nedense üzüyor beni.senin yanındayken kendimi ne kadar iyi hissediyorsam uzaktaykende o kadar kötüyüm galiba.ama bu seni özlemem değilde sanki yanındayken her konuda çok ümitlenip sonra düşündükçe o ümidin kendini sonu olmayan bi umutsuzluğa bırakmasıyla oluyor.bana sarılman, bana dokunman içimi titretirken, bütün olaylara kayıtsız kalman canımı acıtıyor.belkide dedikleri gibi senden hoşlanmıyorum bile.sadece iyi vakit geçiriyorum yanındayken.gözlerin dolduğunda tamamen bi dost şevkatiyle başını okşamam, sana sarılıp üzülmemeni söylememde canının yanmasını istemememden. lütfen bana eve dönmeden önce gelip bana sıkı sıkı sarılmanın öylesine bişey olmadığını söyle.kafanı boynuma gömüp "iyiyim" dediğinde gerçekten iyi olduğunu, bana sarılırken başka bi kadın için üzülmediğini söyle.o kadının ..........neyse cümlenin devamını getirecek halim bile yok.umarım o cümle benim kafamdaki gibi bitmiyodur.bari sen canımı acıtma olmaz mı?

iyiyim diyeyim de ne kadar kötü olduğum anlaşılsın.insanlar rol yaptıkça bana da izlemek düşüyor.çok iyi normal taklidi yapabiliyorum.artık yaftalar dağıtılsıııııın,darağaçları kurulsuunnn nihahaaaaa...hergün sabaha kadar oturuyorum,hayırlı bir nane yediğim yok.yine de en hızlı geçen zaman;yalnızlıklarım..eksiltici akşamlar damlar da damlar.hababam sağırına yaşanır ezanlar.kavgaya girmedim,yenildim biraz..kalbim yenildi..ayrılık yokuş aşağı..ben eski yumurtalarımda bu konuda bahsetmiştim gerçi..

- hitler bu yahudilere az bile yapmis

anne...

daha ne kadar sürecek bu?daha ne kadar aynı isim olucak beni heyecanlandıran?düşününce artık kalbim sızlamasın istiyorum gözlerimdeki yaşlar birden başlamasın akmaya.onun sevdiği şarkıları o seviyor diye dinlemiyim.artık ona "hayır" diyebiliyim.daha öncekilerden farklı olarak hayatımdan çıkarma kararı alıp bunu uygulayabileyim.lütfen yaşadığım bütün güzellikler ve bütün acılar hep yanımda kalsın ama sadece anı olarak ve ders almam gereken şeyler olarak.daha fazlasını istemiyorum ve yine şebnem ferah sesiyle ürperiyorum bu aşk fazla sana......

hiç benim olamıycaksın di mi?hep ben seni böyle uzaktan izliycem. aynı şehirde bile yaşasak hep uzaktan baktırıcaksın kendine. kulaklarımda sesin, şarkıların yankılanırken elimi uzatabilicek kadar yakınken, sana dokunamıycam bi türlü. hayatıma kimi sokarsam sokıyım senin sesin olcak yine beni kendime getiren. neden vazgeçemiyorum senden? aslında bin tane cevap bulabilirim bu soruya ama hangisi doğru olur acaba? hiçbi çözümü yok şu durumun di mi? ne olursa olsun hep böyle gidicek. sana ne kadar dokunsamda, öpsemde, seninle ne kadar çok uyusamda hep daha fazlasını istiycem. daha fazla dokun, daha fazla öp, daha fazla sev istiycem, tıpkı gittikçe seni daha fazla sevmem gibi. sevdikçe daha çok seviyorum. bazen herşey başka olsaydı diyorum ama o zaman seni bu kadar sevebilirmiydim onu bilmiyorum. bu kadar çok aşık olur muydum acaba ozaman sana? en baştan aynı şehirde yaşasak hayatına girip çıkmış herhangi biri olucaktım. şimdi daha fazlası mıyım?yani değdi mi bu kadar uzaktan böyle güçlü şeyler hissetmeme?değmediyse çok üzülürüm.hayatındaki herhangi biriysem çok üzülürüm. çünkü aynı şehirde olsak ve kısa ya da uzun bi ilişki yaşamış olsakta herhangi biri olucaktım. eski sevgililerinden biri.... ben istemiyorum bunu. tek teselli bu sanırım kendime uydurabildiğim. çok acı çektin, ulaşamadın koklayamadın uzunca zaman ama en azından farklısın onun için diyorum kendime. gerçi dokundum sana sonunda, kokunu çektim içime, ama işte doyumsuz varlıklarız daha fazlası olsa keşke diyorum. hep fazlasını istiycem hep fazlasını.

unutmuşum bu kadar mutlu olmanın, aynı zamanda içini hiç durmadan kemiren bi acının arasında kalmayı. günlerdir odamda kendime hazırladığım mum ışığı, müzik, alkol terapilerinin canımı daha çok acıttığını farkettim. yalan söyledim aslında zaten bilerek yapıyorum bütün bunları. karanlık odada sadece müzik dinleyerek, çoğu zaman telefonları bile duymadan yaşamanın beni ne hale sokacağını çok iyi biliyorum. ama severim ya ben zaten acı çektirmeyi kendime. hep yaparım bunu. gene yapıyorum. tam yokolduğu anda birden sesi çıktı yine karşıma, o yetmedi bide geldi dokundu bana, öptü beni, sevdi. güzel miydi? muhteşemdi! tek kelimeyle hemde. şimdi ise uzun zamandır kabuk bağlamış halde bekleyen, hatta ufaktan kaşınıp geçmeye başlamış o koca yara yeniden kanamaya başladı. çünkü kopardım ben gene onu. her zaman yaptığım gibi. artık geçse de izi kalıcak biliyorum.ölene kadar o iz benimle olucak. her baktığımda yaşadığım o muhteşem duyguları, o hayal kırıklıklarını, o acıları, o gülüşleri hatırlıycam. aynaya her baktığımda görücem onu. gerçi yara olmasa bile gözlerime bakınca farkediyorum o olmuş bitmişleri. sanki her aynaya baktığımda şerit halinde geçiyo bütün olanlar. yine yeniliyorum o'na bilmiyorum kaçıncı kez. alıştım zaten baksana koymuyo artık. kulaklarımda sesi çınlıyo sanki bi haftadır. "random"dan çıkarken arkasına dönüp adımı söylemesi çınlıyo kulaklarımda. hiç o kadar güzel adımı söyleyen olmamıştı herhalde. insanın böyle birşeye karşı koyması çok zor. hala o sesin peşine takılıp nereye gitse peşinde olasım geliyo, ne dese yapasım geliyo. ne istese benden hepsini karşı koymadan yaparım di mi? sormam bile saçma öyle iyi biliyorumki aslında. hani yeterdi bi kere görmek, bi kere sarılmak, bi kere öpmek? yetmedi di mi? yetmez zaten. sonsuza kadar yapsan bunları gene yetmez. her defasında iliklerine kadar ısıtır, titretir. tıpkı ilk kez dudakları dudaklarına değdiğinde bütün vücudunun uyuşması gibi. kim hissettirdi bunu sana? daha önce ne zaman yaşadın bu yaşadıklarını. biliyorum kendi gözümde büyüttüm onu, bu kadar aşık olma sebebim yine benim aslında. ama olsun o adam seni mutlu ediyo baksana. gel dese, ölene kadar benimle ol gidersin tıpış tıpış. zaten o çağırmadan da gitmicekmisin ilk fırsatta. hem de yerleşiceksin o'nun şehrine. çok fazla korksan bile, bu durum canını çok acıtsa bile.... kandırma kendini bundan sonra olmaz mı? it gibi aşıksın sen bu adama, daha önce kimseye olmadığın kadar ve bundan sonra kimseye olamııcaan kadar. üzüyo biliyorum, arada kızıyosun olup bitenlere, neden diyosun sürekli, hep nedenle başlayıp devam eden sorular soruyosun kendine. ama ya bu duyguları hiç tadamadan ölseydin? yaşamını hiç böylesine güçlü duygular yaşamadan geçirseydin?

aşk....... aşk nedir?aşk 5 sene boyunca aslında onun hiç tam anlamıyla senin olamayacağını bildiğin halde onunla sadece bir gün bile geçirmeye razı olmaktır. aşk her sesini duyduğunda içinde aşağı doğru süzülen o tuhaf sıvıyı hissetmektir.sadece nefes alışını bile duymayla yetinmektir. ertesi gün ellerinin bomboş kalıcağını bile bile düşünmemeye çalışıp iyi vakit geçirmektir.her gidişinde arkasından gülümseyerek el sallayıp hıçkırıklarını tutabilmektir.aşk o uyurken aslında uyumadığın halde uyanmasın diye sessizce onu izlemektir.kokusu üstüne sindiğinde günlerce o koku gitmesin diye yıkanmamaktır.aşk ona bakarken hayranlık duymaktır.onun için akıttığın her gözyaşının olan herşeye değdiğini düşünmektir.gece yarısı el ele karanlık sokaklarda yürürken it gibi titrediğin halde onun eli elinde olduğu için tanrı'ya şükretmektir.sadece el ele olduğun için değil onunla ilgili ne dilediysen olduğu için şükretmektir.herkesin yanında aranızda hiç bişey yok gibi davranıp yalnızken sevgilisiymişsin gibi davranmasına aldırmamaktır.dinlediğin her şarkıda onu hatırlayabilmektir.hiç tanımadığın insanların arasında, hiç hoşlanmadığın muhabbetlerin içinde yer almaktır.bi öpüşüne bile sevinmektir.bi önceki geceyi seninle geçirmesine rağmen, sevgilin gibi olmasına rağmen ertesi gün herkesin içinde "taş" gibi hatunlardan bahsettiğinde hiçbişey yokmuş gibi davranabilmektir.yaptığı onca kötü şeye, seni bukadar üzmesine rağmen ona tapılası bi varlıkmış gibi davranmaktır.sana çektirdiği acıları yok sayıp güzel şeyler yaşamaya çalışmak ama eski acılarına acılar katmaktır.ona sunulan bu kadar büyük bi sevgi karşısında hiç bişey bekleme benden diyen bi adamı hala deli gibi öpebilmektir.senin bacakların heyecandan titrerken hiçbişey umrunda değilmiş gibi davranmasına katlanmaktır.en azından yanında geçirdiği kısacık zamanları elini tutarak geçirebilicekken 2 yabancıymış gibi davranmasını izlemektir.kendisi 5 senedir konuşan o adam değilmiş gibi davranırken, o konuşulanlardan bu kadar uzakken senin oturup herşey normal şekilde konuşmanı beklerken sözcüklerin boğazına düğümlenmesidir.kız kulesinde yemek yeme hayalleri kuran o adamın eskilerde kaldığını fark ederek gerçek hayata merhaba demektir.eskilerde yaptığı hiçbişeyi artık yapmadığını farkettiğinde olsun diyebilmektirsana yazdığı şarkı sözlerini unuttuğu zaman, ilk sözleri başka biri için yazdığını söylediğinde harika olmuş diyebilmektir.attığı mesajları, kurduğunuz hayalleri, aramalarını, sana sarılıp ağlama isteğini hatırlayıp mutlu olmaktırartık yapmasa bile önceden yaptı bunları di mi?evet yaptı.... hemde öyle çok şey yaptı ki. bu kadar olup bitene rağmen arkanı dönüp gidememek aşk,gözünde beliren yaşların sahibi olan o adamı özlemek aşkve en sonunda bir vakitler attığı bir mesajda yazdığı şarkı sözlerinin esas anlamını çözmektir aşk" no body loves no one!!"o seni aklına bile getirmezken, senin için hiçbişey yapmazken hala onun için yapıcaklarını planlamaktır aşk.can yakan, insana kendini kaybettiren boktan bişey işte. çekilesi dert değil.

herkes aynı tepkiyi vermez ki..herkes asla sen olamaz..utanma..ne yanlışından ne doğrundan.aptal hissetme bunlar her zaman yaptıkların.tutun artık.bitsin işkencen.veya başlasın..düzen getir.veya düzene uy.sadece nefes al ve ileri bak.yanlışların doğrularını getirir.ders bu hayat.ve her derse girmek zorundasın.yoksa sınıfta kalıosun.at kendini o çizgiden dışarı.umursa artık ve duy,öğren.birileri olmadan.kimseye dayanma.ışık senin içinde.şalteri indir ve geri gelsin..aydınlıkta ne görüceksen..belki değmez belki de hiç yoktan iidir.dene yanıl gör..öğren..herşey bunun üzerine zaten..hayallerin de bitti işte..ne kalır zaten tutunucak gerçekten başka.veya hayal nereye taşır insanı..olan %10..biliosun..beynin yorgun zaten artık.bünyen de yetişir buna az kaldı..doğru seçimler..doğru yerlerde..belki bi insanın yapabilicei tek şey seçmek.utanma!kimseyi zor duruma düşürmek istemedin..sadece uzaklar işte..aslında onlara kazık atmadın.onlar senin yüzünden okkanın altına gitti..ama kendi seçimleriyle..utancın da geçicek..aşkının geçtiği gibi..garip ve açıkgöz gülüşün şimdi iğrençlerşio sana fotoğraflada..ama aslında deişen sen diilsin onların kafalarındaki..beyni ve empatiyi at çöpe olsunlar artık birbirlerinin ve istediklerinin yoldaşı!bırak beyin okumayı..oysaki beynin çığlık çığlığa beni de duy artık diye..bırak düşünsünler.bi gün gelir telafi edersin..belki çabuk diil ama acaba görebilirler mi..yaz bunu da..belki bi gün işe yarar..artık hayal etmeyi bırak.et kemik yapmaya başla.harekete geç.

midem midem .....sakin olmalıyım.ne oluyor ki bana....yaşandı bitti saygısızca terk etmenin dozu bi kaçınca....ya olabilir işi gereği göz önünde olacak tabi televizyona çıkıp dans da edecek bodruma gidip gösteriye de çıkacak o arada bilmem kaç kadınla da takılacak alışsana bunlara artık....8 ay oldu ben yoruldum sen yorulmadın ya bırak peşini ne olur ya da ey yukardaki sana söylüyorum!!!'!yeter artık ne ben fareyim ne o kedi ne de sen tom ve jerrynin senaristi....hayatımın içine sıçmaya neden büyük çaba sarf ediyorsun her gün??neden o herifle işbirliği yapıp ağzıma sıçıyorsun mideme işkence çektiriyorsun....hayır akma dur gözyaşım...değecek mi ona....değecek mi......sevdim....bitmedi....yenildim...yetmedi....ağlasam ben.....hatta ağlıyorum ben....

tutmak istemiyorum artik kendimi.....kandirmak da istemiyorum artik...ağliyorum var mi!!bakma bana öyle sen bunu anlamazsin ben sana beni göstermedim kisa zamanli bir ilişkimsiye yamadim kendimi sen öyle gördün halbuki ben öyle yaparken bir yandan da sevdim seni....neden sevdim????neden gittin!!!diyebilmeyi isterdim ki:"hedefini al piyasani al herşeyi al....iki gözüm kadar eminin sen yoksun"..ama bunu kendime diyebiliyorum sadece "ben yokum".bir ara vardim senle sonra sen gidince ben de gömüldüm.....içim aciyor benim.....dinmiyor şu iğrenç firtinalar....olmadik yerde çikiyor karşima.....ben istemiyorum ama...ağlarken sesim duyulmasin diye dişlerimi sikmaktan artik çenem yoruldu.....neden hayatimin bir yeri hep aksiyor....neden yapilmasi gerekenleri söylediğim halde herkese ben kendim yapamiyorum...acimi yaşamaktansa neden kendime acimayi seçiyorum....ben gülebildiğim günleri özledim....hani gözümün kenarinda bir damla beklemeden gülebildiğim günleri.....çok özledim....ben sevdim anne...seni çok özledim anne..dizine yatip uyumayi...bi tek orda zarar yok di mi......küçük kiz çocuklari gibiyim hala,bi tarafim büyüyor bir tarafim hala çocuk.....düşüp dizleri kanayinca ağlayan bi çocuk....ve benim her dakika dizlerim kaniyor!hani insan yürümeyi bir kez öğrenince bir daha unutmazdı!!!!!!!!hep düşüyorum...hep ağliyorum....unutmak neden bu kadar zor ve neden zaman da çare değil......

türkiye ekonomisi çalışırken aldığı not.." kamu açıkları denince akla, tamam şimdi buldum, hemen onun adı gelir: yerel idareler! "

(bkz: #1699890)

günlerdir kulaklarımdaki bu yanmanın sebebi sen misin? aynaya her baktığımda kıpkırmızı kulaklar görüyorum. derler ya hani kulakların yanınca, kızarınca biri seni anıyo diye. illa sesli anmak şart mı? düşünmek yeter mi yoksa? herşeyi biliyorum merak etme. ne düşünmem, ne hissetmem gerektiğini... sadece meraktayım sen de arada bir bile olsa geçiriyomusun kafandan beni. keşke yanımda olsa diyo musun? birlikte şunu yapardık bunu yapardık.... bi yandan düşündükçe diyorumki önemlisin lan adam için ne sıkıyosun canını ama bi yandan da derin düşününce.... neyse yazıya dökmek bile zor geldi. daha neler zor geliyo bi bilsen. o gün sen otobüse binerken seni izlemek en zoruydu sanırım, ya da sen otobüsteyken el sallamak sana. "sen yine olduğun gibi kal benim için sakın değişme bir el sallarsın yeter hareket vakti gelince....."hemen buldum albümü çıkardım. nası güzel şarkıymış. ne güzel sözleri varmış. şartmıydı gitmen? kalsan olmazmıydı? ya da alsan beni de yanına? neler oldu böyle bize? biz eskisinden daha farklıyız, hatta çok daha farklıyız. eskiden ne güzel anlaşırdık. bu kadar kapışmazdık sanki. artık küsüyoruz bile. daha doğrusu ben sanırım küsüyorum sana. konuşmuyoruz aramızdaki şey hakkında. adı her neyse artık. önceleri konuşurduk bilirdim bende senin ne hissettiğini. artık bilmiyorum. bilsem ucundan en azından. bak şimdi de him "ı love you" çalıyo. hatırlıyo musun bana mesaj atmıştın 2 tane arka arkaya. o mesajların birinde "wicked game" den, birinde "i love you" dan bölümler vardı."world was on fireno one could save me but you...i never dreamed that ı meet somebody like you."".......that harder ı try the more we grow apartplease believe me that the colder your touchthe more it turns me on and the fasterbeats my heart and baby more i love you......."böyleydi galiba.yazdığın mesajlar. sıralı değil gerçi sözler. jhayır hayır aklımda tutmuyorum tabii böylece. yazdığın sözleri tam olarak hatırlayamam ama yazmıştım bi köşeyejhani olup biten herşeyi yazıyorum ya bi köşeyejo gün otururken kafama küçük bi öpücük kondurup bak ilk ben öptüm dedin ya onu da yazdım hani bi köşeye. bilinçli yapmıyorum bunu ama hafızam iyidir oldukça. benim için önemliyse kolay kolay unutmam.tıpkı 2001 yılında bana yazdığın bi kaç satır gibi."cevabı belli sorular sorma banasenden uzak kalmak en büyük yasakzaman kalbini soğutmasınyaşanmayanlar bi gün yaşanacakdünyanın en güzel çifti olurdukşu an yanımda olsaydınkırılgan ruhlarımız daha ne kadar dayanır bu ulaşılmazlığa"sen hatırlamıyosun gerçi bunu yazdığını bile, ben unutmam ama. çok önemli çünkü benim için. beni düşünerek yazdığın tek şey. hatta beni düşünerek yaptığın ilk şey sanırım. hayatım boyunca duyduğum en güzel sözler bunlar. sen yazdın çünkü ve beni düşünerek yazdın. sen eskiden böyle güzel şeyler yapardın işte. bi kere de stüdyodayken aramıştın beni hatırlıyo musun? ilk şarkı söylediğini ozaman duymuştum. telsim hattın vardı daha ozaman baya eski bi hadise. nası heyecanlanmıştım seni dinlerken. ne söylediğini bile anlamasamda sen telefonun öbür ucunda şarkı söylüyodun ve bu yeterdi bana. hala biliyorum yetinmeyi böyle küçük ama muhteşem heyecanlarla.

(bkz: formati kayan sozluk yazarlari)

kocaman karanlık bi boşluk varmış gözlerini en son kırpıp açtıında..ışık yansımış yavaş yavaş.. vücudunu görmüş.pencereden sallanan bacakları..sonra çıplak ayakları.siyah ojeleri varmış şu çocukken giydiği ayakkabıları gibi parlayan.kimse görmesin demiş fısıldayarak.oda boşmuş.ondan ve ondan başka herkes gitmiş.saklıcak saklanıcak ne varsa koymuş avuçlarına.sonra bilerek isteyerek şehire bakmış.gözleri acımış.bademcikleri sıkıştırıp küçük küçük boğmuş boğazını.sora şarkısı başlamış.arkasından sessizce yaklaşmış.saçlarını teğet geçip kulaına üflemiş.fareler de böle yaparmış yeni doğana.kulaklarını kemirmeden önce üflerlermiş ki canı daha az acısın..aldırmamış.zaten çoğu şeye aldırmazmış.ışıklara bakmış bi de yıldızlara.vazgeçmiş.hiç birine izin vermemiş.aklını çelmemelilermiş.ve sonra o pencerede,o şarkı çalarken,rüzgar kulaına üflerken ve avuçları ıslanmışken karanlık bomboş odayı görmektense gözlerini yeniden kapatmış ve rüya başlamış.yine gülmeye başlamış,yine bilmio gibi ,yine aptal gibi,yine ısınmış,artık üşümüomuş gibi..hepsi ilüzyon diilmiş gibi..

neden bu kadar yorgunum?acaba aynı hayal kırıklığı bende de var mı?öyle tuhaf duygular ki içimdekiler, ne düşünmem ya da nasıl davranmam gerektiğini bilmiyorum. hani hep derdim ya benden nefret bile etsen bigün, değişmicek hiçbir şey. ben yine böyle burda duruyor olucam. ama galiba artık gitme vakti geldi. bu kadar bilirken sen beni ve aramızdaki ilişki bu haldeyken böyle sözler duymamalıydım senden. dünyadaki herkes bana istediğini söyleseydi de sen keşke o söylediklerini hiç söylememiş olsaydın. şehrime gelirken rahatsızlık duyduğunu bilmek öyle acı ki.hep sarılıp ağlamak isterdin, omzuma başını koyup. bende şimdi sana sarılıp, omzuna başımı koyup saatlerce ağlamak istiyorum. hiç durmadan, salyalar saçarak, gözlerimde yaş kalmayana, yorulana, gözlerim kıpkırmızı olana kadar hem de. öyle zorki buna katlanmak. önceden bigün bunları bunları yapıcaz biz derdim, biraraya gelicez ve hayatımızın en mutlu zamanlarını geçiricez. ama artık ilerde seninle yapabileceğim birşey kalmadı.hepsini tükettik biz seninle.yapabileceğimiz, yaşayabileceğimiz bütün güzellikleri yok ettik. en acı veren şey de bu....biz yok ettik!seninle bu kadar yabancı olmak öyle zor ki. sanki birbirimizi tanımıyomuşuz gibi,bu kadar zamandır yaşadığımız herşeyi paylaşmamışız gibi....iki ay önce bile konuşmasakta daha önemliydik birbirimiz için, ama son zamanlarda şehrime gelmek bile rahatsız ediyodu seni. sarılmadık bile son kez ayrılırken. ama yine de düşününce ne değiştirmek isterim eğer öyle bi hakkım olsa diye hiçbişey bulamıyorum. herşey olması gerektiği gibiydi. sen geldin, içime aktın, kanıma karıştın, diğer yarım oldun. sonra gittin ama kendini almayı unuttun.

"puuuaminaaa puaaamina hede hodo" gibilerinden sesler cikaraktan bandirma nin rahmetli deli ismail inin cikardigi seslere verilen genel isim ...

içimde bir radyo var... ben napoli radyosu...

bir tabak kunduz jölesinin üzerinde zıplamak istiyorum! trombolin gibi.. boinng boinnng!

rüzgar!!! bir kulağımdan girip diğerinden çıkıyor!! içeride uğulduyor!! cereyan yapıyor olmalı! hayır zıplayan balık sen dur! şaşı filler gelsin!

mutlu orman cinlerinin kızıl kıvırcık saçları arasında yaşamını sürdüren mutlu saç bitlerinin ilahileri kapladı ortalığı!!! kulaklarımı tıkamalıyım ama faydasız biliyorum! çünkü kulak deliğimin derinliklerie kurmuşlar salıncaklarını, sallana sallana söylüyorlar şarkılarını....

bir turuncu ajdar anikiki turuncu ajdar aniküç turuncu ajdar anikdört turuncu ajdar anikbeş turuncu ajdar anik...tedbili kıyafet noel babalar!!!

meleklerin kanatlarında santimetre kare başına 5 kıl kökü düşüyorsa bu sayının kare kökünü alıp baş aşşağı çevirirsek elde edeceğimiz deltanın kulakları kepçe olur!!

(bkz: hububat fiyatları)

(bkz: bir delinin hatira defteri)

kalp krizi.....nasıl bişey ki?gerçi kalp krizi değil diyor doktorlar.kim inanır ki doktorlara hayatına giren dengesiz doktorlardan bu kadar yakınırken.ama onlara bağlı artık canımın hayatı.bi gece eğlence her nekadar gereksiz doktorlarda aynı yerde olsa sonra bakıyosun hastanedesin ertesi gece dua ediyosun nolur bişey olmasın allahım, gözünden akıcak yaşı tutmaya çalışarak.herkesin siniri bozuk güçlü olmak gerek.ama ne zaman başardımki böylesine kötü zamanlarda ağlamamayı, sağlam durmayı.karıncalar kaplıyo yine kalbimi.nefes aldırmıycaklar sanki.kimseye güvenim kalmamışken güvenimin yerine gelmesi için bişeyler olucağına haklı olduğumu gösteriyo herşey bana.karşı cinsten gelen her adım iyi ki güvenmiyorsun dememi sağlıyor.ne kötü sevdiceğin koltukaltında uyumakeylemini yapmayalı ne çok olmuş, ne kadar çok özlemişim.

-seni seviyorum

bugün.hiç kimse kalmadı.hiç bişe bırakmadım.kendi kendimle bile konuşmıcam ve atık uyumadan önce kendime masal anlatmak da yok.artık pencereler sonunda kadar açık.iskambil kağıtları uçuşuo.elime gelicek kağıt belirler gidiceim yeri.uyumıcam gerekirse.hayal görücem ama uyumıcam.sessizlikle tatmin oluosam beynimi durdurucam ve o sessizlik bnm olucak bundan sonra.

saçmasapan vakitlerin, zoraki bir köşede çırpınan hatıraların ezikliği, bu nedensiz mide bulantısı.. paylov'un köpeği, şu esrik surat.. aynı zil, aynı salya.. paris' in sefil sokaklarındaki iştahsız, pis orospularından birine emanet edeceğim yüreğimi,benden daha iyi bakacağını bilerek..

daha fazla zencefilli ayı çorbası!!!

ben deli değilim! ben deli değilim! ben deli değilim! şeklinde olabilir.

neden herkes bu kadar mide bulandırıcı.bu kadar yalanın, bu kadar acının, bu kadar entrikanın ne anlamı var?herkes söylesin duygularını, aşklarını nefretlerini.neden saklıyoruz, neden sayıklıyoruz böyle.dürüst davranmaya çalışıyorum izin vermiyorlar.onlarda bana dürüst davranmıyo zaten.çık karşıma azıcık varsa cesaretin söyle ne hissediyosan.ne bu gereksiz kasılmalar?ama olur mu?olmaz.illa kasılcaz, illa terler dökücez, illa mide bulandırıcaz.mecburuz.

çirkin sesli binlerce kuşun çığlığı...ve köklerimi kemiren pörtlek gözlü obez bir kunduz!yeter artık ya yeter ya dayanamıyorum!!!

hiç konuşurken başka biriyle aynaya konuştuğunu sandığın oldu mu??hani bak bir de bu var derken daha evet evet ben de biliyorum dendiği.....bu art arda defalarca olduğunda ne hissedersin??tanrının senle oyun oynadığını mı??neleri kimler için feda edebilirsin??satabilir misin bedenini bir damla sevgi için??ne kadar eminsin hayırlarından halbuki bir düşünsen o kadar çok evetin var ki yüzünde patladıkça şok edecek!!ama bunları kabul edebilecek kadar kadın ya da adam olabilmeye gücün var mı??tanışmaya korktuğun oldu mu hiç çok değer verdiğin biriyle??ya hafif kalırsak ben de o da diye....ya aslında maskelerimizle gelirsek ve maskeler acıtırsa yüreklerimizi diye....hiç sordun mu kendine benimki ne yürek mi acaba ya da orospu yaşama organı mı diye??sorabilir misin bunu olanca cesaretinle??şaşkınlığını yitireli kaç mevsim oldu??ruhun en son nerde yanındaydı??gözlerinin kaç kelimesi var gerçekten doğru söyleyebildiği yoksa onlara da lens takıp mı gizledin bugüne dek yaşadığın kaçışlar gibi.....neden susuyorsun??konuşamayacak kadar boş değilsin belki ama itiraf etmekten korkuyorsun.....bak:hata ve hayat...çok benzer bu iki kelime.....oynasana kendine dair bu kelimelerle bulabilecek misin yedi farkı resimde.....aynada görünenle aslolan sen arasında kolay bulursun bakmayı ve görmeyi bilirsen.....ama.....hata....hayat.....ben "oldum" sanmak...sanmak!sanma....san.....sanrı...hayatın aslında bu mu???

ışıklar, kamera, ekşın...başlıyoruz...kan damlarken canın yanarken için oyulurken unuttugun akşam saatlerinin boğulmuşluğunda farkettin mi eksik olanı bilinmeyen olanı aradığını sorduğunu bulduğunu sanıp asla asla asla bulamadığını ve hayatının son nefesleri alınıp verilirken okuyamadığın o son bir kaç harfi hep merak edeceğini cehennemde ya da cennette ya da zıbardıktan sonra her ne deliliğe gidecekse ruhun orada. unut şimdi unut unut ve hatırlama artık nefret etme üzülme korkma bilme anlama soğuk soğuk sadece soğuk ve bitti ve kalmadı artık.iyi geceler güzellik...stop...ışıklar kararır...

(bkz: sayıklamalar)

noel babanın sol kulak memesi olarak hiç tasvip etmiyorum bu yaptıklarını! kel bir civciv bile detone olurken nasıl dansa kaldırmazsın bu çikolata dolu enjektörleri??yine sis bastı odama.. ve o uzun boylu çizgifilmlerden fırlamışçasına hareketli patlıcan birazdan bana seslenecek. sus diyecek, yoksa karanlık ırzıma geçerken çağırdıım azrail bile "çek işkenceni bana ne ki" diyecek.. tuz ihtiyacımı karşılamak için kullandığım göz yaşlarım bulutları ıslatacak bu sefer... ve ben çatlayarak ortadan ikiye ayrılacağım! onlarca örümcek çıkacak içimden!!

geliyorlar.. her biri nedenini beraberinde getiriyor.. atlas misali, sırtlarında taşıdıklarını sandıkları dünya umurlarında sadece, soğuğunu gizleyen gözlerinde at gözlükleri, ellerinde herhangi bir bedende iz bırakmak istemediklerinden asla çıkarmadıkları eldivenler.. kimisi anlatmak için burada, kimisi yaralarını sarıp sevgimi sunmamı beklediklerinden, kimisi ellerimi avuçları içine alıp anladığını önemle vurgulamayı maharet bildiklerinden, ama nedensiz değil.. hepsi takılmış plak gibi, soruyor, devamlı soruyor : nasılsın ?iyiyim, bedeninin muhtelif yerleri kanayan biri daha ne kadar iyi olabilecekse, kötüyüm, hayatın herşeye karşın devam ettiğini gören biri daha ne kadar kötü olabilecekse..susuyorum, suratımda emanet bir gülümseme,teşekkür ederim, sen nasılsın?

çok eskiden hakedilmeyen insanlara hak etmedikleri değerleri bonkörce harcarken bi kız kendine dair dermiş ki....hayata,aşka ve mutluluğa bir süre kapalı müessese.ısrar edilmeyesi insanımsı....sınırlarda gezen hayat bezgini.....kabuk bağlamamış yara...tuz basılası kalp ağrısı... üzgün,kırgın,yitik...... ağlamanın tadına varmakta günlerdir...dokunmayın yaralı biraz kanıyor içi...... özlemekte ve el yordamıyla yol bulmak zorunda olmaktan .....ne bileyim ben öyle bir şeyler işte....haketmeyenlerle de ilgili yazarmış çizermiş ki kağıtlarca...aynı böyle..hala unutulmamış olan...inceden inceye kanayan,ne yapılırsa yapılsın yürekte çöreklendiği yerden gitmeyip orda öylece kalan.....gözdeki bi damla gözyaşı ve yürekte kocaman bir talan........sonra bi çocuk çıkmış...herşey bir anda sanki büyülü bir el değmişcesine değişmiş...oraları da o kızla çocuğa kalsınmış...

yakın zamanda başladığım ve birbiri ardına gelen iç dökmeler olan deli sayıklamaları aslında hepimizin bazen yaptığı bir olay olup iç döküp rahatlama sağladığı için iyi bir oluşumdur ve zira bir sayıklamadır aşağıda görülen de...........saatlerce telefona kulak vermek acaba arayacak mı diye...ya da o teknolojik cep telefonuna dikip gözlerini en küçük bir hareketi bile "acaba" diyerek gözlemek...bak çaldı telefon sensin sandım,değilmiş,oda arkadaşımın kardeşiymiş,"ormanda şu an,dolaşıyor"...acaba ben de mi çıksaydım biraz,şu göt kadar odaya tıkılıp takıntılı bir biçimde temizlik yapacağıma...atabilir miydim seni kafamdan biraz da olsa...neler oluyor bana yine??yine aynı deli kız mı oluyorum ben?yine beynini bir tarafa bırakıp yüreğine güvenip hayata bodoslama dalan hatun mu oluyorum acaba?...saatlerce telefona kulak vermek acaba arayacak mı diye...

"iki açık denizi birbirine bağlamak istedim ben bundan bin yıl kadar önce, yok yok 1500 yıl önce, bana deli dediler, yok dedim ben peygamberim, 1500 yıl sonra ben ikinci milenyumu göreceğim ve şimdi birleştiremediğim süveyşi, o zaman birleşmiş ve koskoca , delikanlı bir kanal olarak göreceğim, uluslararası su kanalı, konuşurken noktalar koymayacağım, zira deliler ve mesihler virgüllerle konuşurlar, su kanalları açılır, sular dışarı fışkırır, gözler nemlenir , açılıp kapanan bir makine gibi gözlerimiz üzerinden akıp giden yaşların ardından baka kalır, zaten yalnızca gözler baka kalır, birşeylerin ardından.. dünya batacakmış gibi olur, yaşamak için başkalarının ıstırabı gereklidir, başka gözlerin su kanalları ve bu açık denizleri, gözler gibi, birleştirmek isteyecek bir deli yoktur ki, ogözlerin ıstırabını engellesin, delilere iyi gözle bakmayınız, zira onlar size iyi gözle bakmıyorlar, sizin ıstırabınız onların mutluluğudur, karşıtların birliği teranesi yine,kalbinizde alevler ve gözlerinizde yaşlar yoktur sizin, siz normallerin, biraz olsun üzülünüz lütfen bir deli görünce, bu onu bir an olsun mutlu edecektir, inanacaktır belki, bir gün bir zaman, iki açık uçlu deryaları birleştirdiğine, günün kalbine inmiş ilahi bir kurtarıcı olduğuna"

(bkz: bir deliğin sayıklamaları)

"yahu bu saat sıkmaya başladı... götüme taksam ne olur acaba?" şeklinde olması da muhtemeldir.(bu noktada dikkat çekilmesi gereken bir konu da var tabi. içinizden geçenleri aktarabileceğiniz bir başlık açarsınız ve insanlar piç ederler)

gözlem yapmakla kafayı fena bozmuş bir delinin maceralarını içeren dört köşeli üçgen kitabının son sayfalarındaki sayıklamalarla (sayfada geçen "gözlem" kelimesi/* sayfadaki kelime adedi) oranının 0.5'e yakınsaması nedeniyle okuyucunun da delirmesi işten bile değildir.(bkz: salah birsel)

neden eğlenemiyorumbak ödevimi de yazdımbitti aslında işim neden ben manyak mıyım otu boku kafama takıyorumniye millet götünden anlıyor beni keyifsizliğe mi mahkum oldumiçki mi yaptırıyor bunlarıuyumalıyım yarın dersim varakşam işim vargündüz çamaşır yıkayacağım menapoz bir karının dersine gidicem keyif neredeydinereye koymuştumsinirlenmiycembir....iki....üç...dört....beş.............

- deli: şippiluilamayım ben.- akıllı: eyvallah...sayıklamak, deli değil akıllı işidir.

guncem com da daha şık durabilecek veryansinlar..

tenin, kokun yok artık hayatımda.... ölene kadar yoklar.... hayatımda yaşıycaam ne kadar zamanım kaldıysa ozaman boyunca sen hiç olmıycaksın hayatımda. bi daha o keyifli sohbetleri edemiycez, seninle ilgili kurduğum hayaller bigün gerçek olucak diye düşünemicem ben.... gözyaşlarım aktığında omzun olmıycak başımı koyabileceğim, şaraplı gecelerde sesini duymak için sadece seni arıyamıcam, her aklıma geldiğinde tuhaf bi hüzün kaplıycak içimi, önceden bilirsin gülümserdim. seni ilk gördüğüm günden sonra tüm hafta ağzım kulaklarımda gezmiştim.... kimse bi daha o neşeyi senin yüzünden göremicek bende. artık bendeki mutlulukların değil üzüntülerin sebebisin sen hep. sen benim içimi acıtan, canımı yakan, gözümden yaşlar akıtan, suratıma sivilceler bastıransın artık... kimseye belli etmesem diyorum, güçlüyüm diyorum, üstesinden gelirim diyorum, ayakta kalmaya çalışıyorum ama olmuyo galiba. bisüre kendimi bile inandırdım güçlü olduğuma, üstesinden gelebileceğime... senden isticek bişeyim bile kalmadı, ne istiyim bu saatten sonra??sen istediklerime bu kadar kayıtsızken... bu arada buldum ben sana kitap.adı kaballah... ama bundan hiçbizaman senin haberin olmıycak ne acı.... eskisinden daha çok aşığım şimdi ben sana, sen bana izin vermesende seviyorum seni...resimlerindede olsa seviyorum seni... uzattım hadi tut elimi. başımı öp yine, omuzlarım da ağrıyo masaj da yap, ellerin iyi geliyo bana...yağmur atıştırırken yürüyelim yine, ben titriyim sen üşümiyim diye sarıl gene bana.... sonra duralım sokak ortasında sen birden an englishman in new york söle mırıl mırıl....

mütemadiyen ve muntazaman sıkılan içime kas gevşetici sıksam şöyle en mukabilinden...kan versem,beden uyuşumu yapsam...başımı örtüp kıçımı açsam,altım saz üstüm caz hatta hepsi orospu feracesi gibi buruş kırış olsa...uyansam,uyanmasam...uyanınca yapacak şeylerim olsa...aylaklık meslek olsa,paranın dibine vursam...uyusam uyansam,dans etsem,horon tepseler ağlasam,absürd durumlarda uçlarda yaşasam,siviri köşeler törpülense,ben de köşe olsam sivri hatta...aptal bir güneş gözlüğü taksam sineklere benzesem...telefon hattıma gelen kol tadında faturalardan dolayı servis sağlayıcı döncem ben sana dese,beni finanse etse...gecenin bir saatinde biri beynimi göz altına alsa,faili çok meçhul bir idam olsa beynim,sussam şöyle oturaklı cinsten!geronimoyla kan bağlarımı araştırırken aslında japon olduğumu öğrensem...ugh!

keşke telefon defterinde bir tuşa basılıp silebildiğim numaraları aynı kolaylıkla beynimden ve içimden de silebilsem...aynı mıdır fotoğraftakinin ömrü fotoğraflarla...geçmişe baktıkça acısı mı depreşir insanın,anısı mı durmaz durduğu yerde...anılar bir çeşit rakı mı şişede durduğu gibi durmayan....sahnede adımını atıp bastığı her adımda yüreğimin tozunu attığını da bilir mi sevilen....nedendir yalvar yakar ağlayışlar...susmuş bedenimin çığlığı....harflerim neden kayıp gidiyor kalemimin ucundan....en büyük intikam tepkisizlik sevene ama ya sevilen sinir olmaz mı dayanamayıp atılan mailere mesajlara...,hissetmez mi sevda yanığını karşı kıyıdan kokusu vuran....sevgi denen şey ne ki?sahiplenme duygusu,sevişme isteği,yalnızın tek tabancası ve kurşunsuz vurulduğu platonik platform podyumu mu?!!....ankara neden yanıltır ve yamultur orospu güneşi ve pezevenk rüzgarıyla.....izmir...kaşar...hayatımın en güzeli,özeli,ağzıma sıçan şehri,ama her zaman bumerang karakteri...gidip gidip dönüleni...yapış yapış aşklar...yaşanan,arada kaynayan,sayı artar,içi boşalır cinsten...anayasa,bekleyen sınavım...uyku talebi arzdan fazlaysa bu durumda bünye ekonomisi dengeye gelmek için ne bok yemeli?!merkez bankası aşk/adam arzını artırınız!denge mekanizmaları otomatik çalışmıyor.devlet şu işe bir el atsın...sus....

bak final haftası başladı moralim gayet iyi.süper geçecek finaller.ne??anneannem mide kanaması mı geçirmiş?hastanede mi ?ulan bugün yaşgünü ama onun...hay ben bu fundamentalismin de new right ında ulan bir de feminism var bir de environmentalism var....neydi bu environmentalismin türkçesi?zaten bir ay geçti new right ın yeni sağ olduğunu öğrenmem için.hep ingilizce düşünebilmek kötü mü oluyor bazen ki??çalışamıyorum off konuşmayın odada diyorum sessiz olun beee!!ulan ne güzel basmıştım aa yı midtermde bb ye mahkum olucaz bu kadar kötü bir çalışmayla...neyse yatayım bari sabah kalkar çalışırım biraz daha...hadi be ordan salak şey kimi kandırıyorsun sen sabah saatinde kalk da çalışacakmış bir de...pehh...finaller....aklım anneannemde...daha çamaşır yıkayacağım....uyumam lazım.sigara içmedim adam gibi....bu arada acaba finalim iyi geçti mi....yazdık altı sayfa ama.... wallerstein bana minnettar kalırdı herhalde nasıl açıkladığımı görseydi küreselleşme fikirlerini....ben harbi sıyırdım galibauyumalıyımuyku kardeşim ver elini...ne güzel şarkıdır di miuyumalıyımuyumalıyımuyumalı.....bsısytbusbbı syurksermdqwpşojırpu

(bkz: #6993642)

"yeni bir gunes gozlugu aldim kendime kocaman siyah olanlardan. yeni bir cift ayakkabi da aldim hani kibar olanlardan, onlar da siyah. belki daha kadin gibi gorunurum sana? saclarimi da boyadim bugun. sen severdin saclarimi. kestirmem lazim cok uzadilar ama kestirirsem senin sevdigin ozelligi kaybolacak, kestiremiyorum. mail attim sana yine, ici yalanlarla dolu. oynadigimiz zavalli oyunu devam ettirdim. uzaktasin simdi, isten sonra bira iciyorsun arkadaslarinla. belki orda yeni bir sevgili daha buldun onunla iciyorsun. iciyorsun yani orasi kesin, bir de beni asla dusunmuyorsun bu da kesin. doneceksin ama buraya. elbet yuzyuze gelecegiz yine. ben yine sacmalayacagim, yine rezil edecegim kendimi. olsun. en cok gulusunu ozluyorum, komik gelecek ama bir de saclarini. ben de en cok saclarini severdim senin. sigara da yakisiyor senin eline, bana yakistigindan daha cok hem de. evini de ozluyorum, kutu gibi kucucuk ama rahat. duvardaki o isaretlenmis noktalara denk gelecek plazmayi da alirsin belki bir gun. ben goremem sanirim. zaten gozlerim bozuk kucucuk bilgisayar monitorlerinde izledik fimleri hep. belki yeni sevgililerinle plazmada izlersiniz korku filmlerini.ben yakismiyordum zaten senin yanina. zaten mutlu da edemedim seni, tatmin de. yetemedim sana. bir adim atsan belki.. belki ben de degisirim bu sefer. biliyorum kopan ip bir daha eskisi gibi tutmuyor yeniden baglansa da. ama daha farkli olur belki bu sefer? ama'larla belki'lerle geciyor bak burda gunler. burda hic arkadasim kalmadi nerdeyse biliyor musun? yalniz birakildim belki de daha fazla dusunebileyim diye. orasi burdan daha gunesli, orasi daha guzel sen orda daha guzelsin biliyorum. biraz gec anladim seni, biraz gec kalmistim ne yapmam gerektigini fark ettigimde. ama zaman makinem yok ki geriye sarayim gunleri. ben burda iyiyim boyle. cicilerimi giyip bekliyorum gelecegin gunu. gelmeyeceksin biliyorum.."

kış gelsin istemek....sevgiliye bunu bir türlü anlatamamak...kitap kokusunu özlemek...salak salak amaçsızca kızılayda falan gezmek ssk işhanına gitmek ama içki içmek....tezatların içinde tutarlı olma çabasında....sıcakta gebermek...eriyip gitmek....izmirin bunaltması sıcakta...istanbula yağan yağmurun burda kanser sebebi olması......küfredecek binlerce olayın bir yaza sığması....izmirin tek tipleşmekte azimli kızları.....bütün bunları neden sayıkladığımı bilmiyorum..zaten yazdığımın da anlamı yok....sıcak....terledim.....klimanın içine sığabilecek bir böcek olsaydım keşke......ugh...

herşey tarif edilmeli öyle değil mi?..gel o zaman ölen bir kedinin gözlerindeki yaşamı anlat bana..ölünce tüm yaşam çekilir gider o yerden öyle değil mi?..sadece tek bir yer görülmüştür ki ölümün fethettiği ve hayatın yine de varolduğu..bir kedinin gözleri..yoksa o sen miydin?kaçacak yer yok bu dünyada öyle değil mi?..gidilecek binlerce yer var diye bize yutturulan herşeyin büyük olduğu masalı bizim kurtuluşumuz aslında..aç gövdeni bak içeriye..bir buzdağı..bir buz kıracağından başka ne görüyorsun?..herşeyi şekle sokmak isteyen siz değilmiydiniz?..herşeyi tek bir şekle sokunca herşey uyum içinde yaşayacak zanneden siz değil miydiniz?...bunlar için yüzyıllar öncesinden kitaplar yazıp daha doğmamışlarına kafasına kendi düşüncelerinizi fil boku kıvamında sıvayan siz değil miydiniz?..sadece gösterilenler midir doğrular?..sadece hissettiklerimiz midir hayatımız?..sadece gördüklerimiz midir kanıtlar..sadece bildiklerimiz midir aslında hayat..hepsine evet..hepsine hayır. hepimiz bir sopayız ve hepimizin tek bir kırılma noktası var..kalbimiz..bazılarımız çok zorlayınca iki parça oluyor..kırılma noktası tam yerinde ise artık gitti gider..kırıla kırıla bin parça oldum. ama kırılma noktası hala sağlam..

gitmek zorunda olmak ve gitmek istememek.ardına bakınca harika günler ve geceler kaçıracağını görmek.özgürlük nedir gittiğin yerde unutmak zorunda olmak...buna rağmen gitmek.kahretmek tanrı...deprem olmak kalp krizi geçirmek ölmek yine de gitmemek....istemek....ugh....

sevmeyi unuttum deyip duruyordum ,canımın içinde gördüm sevebildiğimi.......neden şimdi yine ağlamaklar.....neden o kadar uzaklık ve bağlayan bir şey olmamasına rağmen yüreğime ve içime koyduğum yasaklar..neden tek başımalığıma isyanım.....neden bebeğim olsaydı keşke deyişler.....-deliye bak ya geldi istanbula....-sen istersen dünyanın öbür ucuna bile gelir ki bu deli...istemeyi bil yeter ki....

eskiye dair bir sayıklama....yemyeşil bir denizden bakarım ben...aleve attığım saçlarım...aynı deniz gibi dalga dalga..durgunluklarına vurulurum bazen.gariptir istedikleri gibi olabilirler kendilerini suçlu hissetmeden keşke öyle olabilsem ben de bazen.....ne yazık ki bende düşünebilecek zamanlar tüketiliyor..odadakilerin vıdıvıdıları çalışmak zorunda olduğum finaller....halbuki bi bira alıp kordonda içim titreyerek içmeyi ne çok isterdim.....ya da....aynı şeydi dün gece hissettiğim.hayatı durdurmak an için,bir kaç nota duyup huzur içinde uyuyakalmak...güvenebileceğimi bilip....üzülmek....hep bana dair bir duygu olmamalıymış gibi geldi ve ağladıkça içim ıslandı yüzüm asla.....ve o gözyaşlarım kimsenin huzurunda reverans yapmadı benim...üzülmek acınmakla eşdeğer gibi geldi belki de.....ve ben buna katlanamazdım.güçlü kadınlar herşeye rağmen ayakta kalırlar ve yıkılmazlar....bu yüzdendi üzüldüğümü içime attığım...ama sevindiğimde hep cıvıl cıvıldım...yeni öğrendim mutluluğumun başkalarına mutluluk vermediğini.....içten içe sinirlendirdiğini....kızdırdığını.....başım ağrıyor dünden beri....gerçekten beynimi yoruyorum çünkü boş şeyler değil düşündüklerim....bana ve bedenime.....bugüne kadar hoyratça kullandığım küçücük sevgi ışıltıları için hırpaladığım bedenime......kendime acıyor gibiyim bu aralar....ama kızıyorum bunun için......gözlerindeki ışığın voltaj ayarları bozuldu mu hiç senin??gözlerinin elektriğini kesti mi sevda idareleri?ve bunu yaparken sana sordular mı hiç?sen bu da olmazsa yaşayabilir misin diye....bana yapanlar oldu.....acıdı içim.....hiç kırgınlıkların canını fiziksel olarak yaktı mı kendine zarar vermediğin halde??ağlarken yüreğin burkuldu mu??bana çok olur....son zamanlarda hele...dolma taşma süreci mi oldu bedenimde ne??...............alay eden yüzüm...sanki hep başkalarıyla alay ederdim....ama sonra bir baktım ce-eee:ben kendime gülmüşüm en çok.en çok kendimi aşağılamışım yüzyıllar süren serüvenimde...

hayatı kendimiz mi zorlaştırıyoruz?sanırım evet....oluşturmaya çalıştığımız kavram(a)lar ve aslında hepsinin yaşanmamışlıklara yedirilmiş kalıplaşmışlıklar olması....her kadın bakire olmak zorunda mıdır örneğin.....ya da yağmurdan sonra güneş açınca hep gökkuşağı çıkar mı??ya da ben bu yaşımda babası belli ama bellli olmayan bi bebek dünyaya getirsem neden duymayacağım laf kalmaz??ya da sen sevgilini kıskanmıyorsun diye neden "oğlan elden gidiyo" ya da "duyarsızsın sevgilim" olursun??bütün bunlar dedim ya yaşanmamışlıklarımızla oluşturulan(dayatılan ve sorgulamadan kabul ettiğimiz)kavramlar anlamlar ve anlamsızlıklar..halbuki ben olabildiğince bunları yaşanmışlık ve yaşanmamışlıklarımla değer ve değersizlikllerimle doldurmaya çalışırım.kendi hayatımsa eğer yaşadığım kendi iskeletimi kendim yapmalı öyle etlenebilmeliyim....ama bunu yaptığın zaman şunu derler:asi radikal marjinal...bilmeden ne demek olduğunu.....yapıştırmak çok kolaydır....yanlış anlaşıldığını bilerek susmaksa zor.......canım öyle bir yandı ki....(benim hatamdı anlamadım anlamak istemedim ama sonra bakınca şunu duyuyorum sahne arkasından :bu kızımızın ruh sağlığı hanesine -100 puan daha ekleyerek devam ediyoruz.....bunca kalabalığın içinde yalnız olmak...bazen tam da hissettiğim...ama zaten dayatılan da bu değil mi?eğer bizden değilsen yalnız kal....o noktada işte yalnızlıklarımızı bulup çoğalmak....içimi kolay açmam ben çünkü...(dışımı açarım ve herkes şunu der:ben çok iyi tanırım bu hatunu!nah tanırsın sen onu ....)beynime tecavüz ediliyor son günlerde....yüreğimi geçtim,bedenimi de (vazgeçmişlik değil asla!)ama beynime yapılan hareketler hakaretler...hele de şunu duymak:sen kadınsın kır kazığını otur oturduğun yere.neden?kadın olmak eksik olmak anlamına mı gelir??hayır.bazen daha da yetkin olabilirim bir erkekten bazen de hiç hesap edemem bir erkeğin yarısı kadar bile.....hayat bu ama.....yaşanmışlıklar ve yaşanmamışlıklar komedyası....(trajedisi mi demeliydim....)

dışarıdan bakınca ya da ne yapıyorsun diye sorduklarında duruyorum demeyi isterdim çoğu zaman...hayatın kenarında bir şekilde dahil,hariçten gazel belki,duruyorum ama yaşıyorum.ruhum bedenimi götürsün ben ruhumun siyah beyaz filmi olmasam bir süre...izninizle kulise gitsem ve tek kapısı olsa benden başka kimse bilmese....kabuğuma çekilsem ya da var mı kabuğum ki?bıçak gibi köreltmişler beni...peki kim??kendine hangi hakkı gören ve ben olduğunu sanan hangi ?????sözcük yok buraya noktalardan oluşmuş boşluk.doldurulur belki ya da boş kalır....boş"luğa taktım...içim de mi boş....ya da zeki bi kız çocuğuydum da koşarken düştüm dizlerim kanadı sonra da beynim ordan dışarı mı aktı??ya da aptallaşmak için duygularım mı akmalıydı??neydi hayatın anlamı??cem yılmaz bu paraya kimse size hayatın anlamını söylemez demişti gösterisinde....peki ya tanrı da aynı oyunu oynuyorsa "bu kadar az yıllık yaşamlarınızla hayatın anlamını mı arıyorsunuz bu kadar yok ederek tüketirken anlamlarınızı???hahaha gülerim size!" diyorsa yukarıdan ve peygamberle tavla oynarken yaptığı hamlelerse hayatım??bir tavla oyunu kadar basitim de bunu anlayamayacak kadar salak mıyım ki??küçük bir kız çocuğu muyum,yoksa herşeyi bilen kaltak mı?iş kadını kisvesi altında "oynayan"...oynadığım....hayatı oyun olarak gördüğüm doğru bazen.öyle anlarda mutlu oluyorum..küçükken sokağa çıkmazdım ben...oyun oynamazdım..saklanmaz,bulmaz ebelemez ve sobelenmezdim....keşke oynayıp doysaymışım,her gece yatağıma girmeden önce o maskeleri çıkarmaktan,makyajımı temizlemekten kollarım düşüyor....geçen gece bara gittim dans ediyordum...(ruhum böyle özgürdür benim.ya o zaman şarkı söylemek lazım avaz avazımdır ya da tanrıların dağından kalkıp gelmiş bir dans tanrıçası o zaman benim işte)arkadaşım selam verdi arkamı dönüp onunla konuşmaya başladım ve salağın biri omzumu öptü....nedeeeeenn? mali mıyım ben ya bu kadar kolay mı dokunmak okşamak dürtü uyandırmak(sonra da bu açıklamayı yaptılar zatı alime)bu kadar kolay mı dokunmak yüreğime..bu hareket neden deli etti beni....ya da bir erkek bana hoşsun falan dediğinde ben neden beynimde şu alt yazıyı okuyorum:sus be adam bunu ben de biliyorum....nedir benim derdim??derdim olsun istemem mi???ne hayat anlamsız bir koşuşturmacanın içinde komik boşluklardaki anlamsız gülme krizleri mi??ben kimim öyle mi?izmir doğumlu .deniz çocuğu.......deniz orospusu??yaşam kerhanesi....öyle birşeyler işte bu ben.....anlamsızlıklarında çırpınıp kötünün iyisi ya da iyinin kötüsü arasında giden gelen sonu yapış yapış bitesi bir yol hikayesitanırsam seni ey sevgili kendim kelimeler anlamını yitirir mi??o zaman beyoğlundaki bütün plakçılar en çok satanı mı çalarlar.....peki ben kimsin??kağıtlarda ne yazmışlar benin için?her şey için geç mi zaman?zaman ne ki....bugün yarın yada önceki gün değil...."sen bana mevsimlerden söz et"

+zipliycam ben birazdan +kim ziplayacak ?+kim sordu o soruyu+ben sordum+sen kimsin+ben benim ama sen uyuyorsun+uyuyorsam nasil konusuyorum seninle +sayikliyor olmayasin ?+olamaz allahaam simdi ne derler?+hic bir delinin sayiklamasi derler + haa iyi o zaman

ben deli degilim!!nesin ulan deli degilsenmuz kılıgına girmiş koalayımpeki..

seviyor .. sevmiyor .. seviyor .. sevmiyor .. böyle gider bu.

- bi sus be, bi suuus, sussana laaan..

geçmişten kalmış kendime dair sayıklamışlıklarım.............gozyaslarina hakimiyeti nerdeyse sifira inmis ben nerden gordum su iz birakanlar unutulmaz i sol framede sanki özlemekle bogusmaktan yorgun düsmüs çiplak ayakli çocuk....::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::bir haftadir mutemadiyen aglayan,kirilan,uzulen hayata tutunmak icin birseyler arayip her seferinde yenik dusen,peki nereye kadar daha aglayabilirim diye ciglik cigliga surunen ben::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::evini,sevdigi adami,gulumsemeyi,yasamaya dair guzel seyleri cok ozleyen ama egosunu bile nereye koydugunu bilemeyen bu aralar izole bir hayat yasamanin daha dogru olduguna inanip kendini sadece internette yazayan(evet yazayan)ama yasadigi pek de soylenemeyen ben mutemadiyen aglayan,sulugozun onde gideni olmus her uzuntu kirintisini dinamitleyip kendinde patlatan hic bu kadar mutsuz oldugunu hatirlamayan ben -anne benimle gurur duyacak misin??kizin hic bu kadar sevmemisti omrunde ve hic bu kadar acimamisti ici ..... anne kizin cok sevdi ve sebepsiz yere hayata olan tum ipleri koptu gitti....anne,sen de mi gittin anne ........::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::kendi kendine soz veren ben hayata sarilacak tekrar beklemekle ne olacak zira sen kopek ol surun ama iki dakikalik bir telefon konusmasi yapilacak kadar degersiz oldugunu dusun merhaba hayat her ne kadar yasamayi unuttuysam ve ihmal ettiysem de bir haftadir aglamaktan yorgun dusmus kipkirmizi gozleri ve umudunu yitirmek uzereyken kendine ve etrafindakilere haksizlik yapmanin hata olduguna karar vermis tuz basilasi kalp agrilariyla::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::galiba gönlünü kaptirdi kaptiracak zat-i aylak.....bir de dus sonrasi sigara içmeye bayiliyor kendisi::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::neden geldim istanbula tutuldum kaldim avare simdi bin kere pismanim vakit gecti ah ne care seklinde bir erkan ogur sarkisi vardir....söyler durur kendi kendine...(belliydi kizim neyin ne oldugu bile bile lades dersen olacagi bu)::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::bu aralar üzüntü ve sinirden mide ataklari geçiren sinirden,üzüntüden kivrila kivrila yilana dönen sinavlarda lök gib bakma konusunda herkese depar atip birinciligi elden düsürmeyen,nereye de gitsem eglensem odama da varsam durulsam diye bir orada bir burada....üzgün lakin anneannesi hasta diye....yanlis insanlar çok var hayatinda....nasil olacak bakalim bu isler...bir de telefonun tus kilidini unuttukça faturalar ve turkcelle akrabalik boyutu artacak olan dalgin saskin durulma çabasindaki kadin.oda arkadasiyla ablaaa naapcaz biz bu mallari (okulda odada yurtta orda burda içimizde yanımızda....) diye dolanan ama sus be kizim diye ugrasip duran ne zaman susmayi ögrenecek densiz.küstah.ukala...::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::ileri derecede paranoyakkendini kirdirma ustasiinatla uyumayan lakin yorgunluktan gözleri batan...saç yerine bir kaç dikenimsi hedeye sahipbela miknatisi(nerde densiz dengesiz var bulup çikarip bi de yetmezmis gibi hayatina dahil eden olmadik insanlarin hayatina dahil olmaya çalisip küstahligini pahaliya mal eden sonra ödeme planlari hep ekside çikan ve kara kara düsünen ben ben....::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

bir can sıkıntısı hali ki sorma gitsin...sebebini bilmeksizin ve ne hissettiğimi de üstelik devamlı içimden bağra çağıra oflamak geliyorhalbuki kendime dair hayat iyi gidiyor sanki...ama ikili ilişkilerime dair....ne sevgililik düzeyimi ne arkadaşlık düzeyimi tutturamıyor muyum ne....birine çok uzak birine haddinden çok alttan alarak...birine haksızlık oluyor...diğerininse hak etmediği kadar götü kalkıyor kendini adam sanıyor..benim içinde olduğum diğer kısımlar iyi aslında da işte...ne bileyim tam da iyi değilim...belirsizlik ki hayata dair en nefret ettiğim olgudur etrafımı çepeçevre sarmalamış durumda....hay bin kunduz diyesim var hayata....ne zaman normal insanlar gibi yaşamayı öğreneceğimi çok merak ediyorum doğrusu....

kesinlikle kararsızım...huzur mutluluk gündelik kavgalarla süslü devam edegelen bir ilişki mi....yoksa kavga dövüşün olmadığı tamamen yalnız yaşadığın göz aç kapa bitsin ilişkiler mi....karşıdan gördüğün hiçbir davranışın kırmadığı,üzemediği,sadece iyiyse ileride hatırlanacak ve arkadaş muhabbetlerine meze olacak bir "çok iyiydi beea" mi...kesinlikle kararsızım....ne bok yiyeceğime dair en ufak bir fikrim yok...

(bkz: yalnizligin anlasildigi anlar)

aboneyim abone... biletleri cebimde... balli lokma tatlisi... aman hadi hayirlisi...

ördekler... ördek... her yerde ördekler görüyorum... ördek... örd...

- pıt!...pıt!...pıt!

yapılmışı için, buyrunuz : http://www.bunalti.com/sizoyamektuplar.html

fak yu biç yo madafaka yo biç aaayt!

başım ağrıyo , hay sçıyım bu ne biçim baş ağrısı , böyle başağrısı mı olur lan , başımı skim , ne var abi sen ne diyon , aspirin versene bi düzine , yoksa üstü kalsın ben bi vuruş yapcam ister misin , başım ağrıyo ne bok yicem lan yatsam mı abi acaba , uyuyayım en iyisi , yatmadan uyumak nasip etmez ki allah , illa yatcan mna koyim , olsa da binsek şöyle uzuncana bi vapur , üstünde zıplamak istiyorum vapurun belki hakkaten nedir bu baş ağrısının sebebi yoksa biri hakkımda mı konuşuyo , vay orspu çocuğu , yoğurt fetişstiyim abi nerde yoğurt görsem atlıyorum duraksamadan allah iyiliğimi vermesin belki de ondandır , şöyle oryantal bişeyler çalsa gecer belki başımın ağrısı yok ki şöyle oryantal , oryantal yok ki mına koyım oryantal yerine soyunıyım en iyisi ben bi başıma, sonra dolaşıyım evin içinde , aynaya bakıp sikmi sallıyım en iyisi , ahaha uyumadan önce namaz mı kılsam yoga mı yapsam napcam lan ben başım da ağrıyo şimdi daha fena , yeter ulan , kaldırın ne varsa ben gitmek istiyorum silahım nerde bana tornavida verin radyo bozuk ses gıcırdıyo mına koyım , başım ağrıyo hay sokyım yeter lan bilsayarından da radyasyonundan da uzaklaşıyorum evimin derinliklerine doğru kayboluyorum karanlıkta aaahh aaahh...

(bkz: en enteresan uyku sayıklamaları)

- ben ispanya kralıyım, ben ispanya kralıyım, ben ispanya kralıyım....(bkz: bir delinin hatıra defteri)(bkz: nikolay vasilyevic gogol)

uyuyamadım lan hala , nedir tanrım benim çektiğim bu eziyet allahsız mısın tanrım bilemedim şimdi düşünüyorum da tanrım sen benim tanrımsan ben de senin tanrın değil miyim herşey karşılıklı hocam ,elini veren götünü kurtaramaz benden , sömürürüm adamı , çok mu acımasızım atam , biraz çekidüzen vermek gerek salona çok dağınık , acımak gerek , lambayı kaldırmak gerek halının püskülleri birleşmiş ayırmak göt ister , ah yar ah yar ayrılık vurdu bana , bi de sen vur tam olsun , niye mi seni istiyorum hala , çünki am göt taşak bunlar güzel şeyler ahah gene yarıyorum kendi kendimi çiçek olup açıcam şimdi , kokular salıcam etrafa , toprak olmak göl olmak baraj ister deli gönlüm , dualarımı da okudum daha nedir bu huzusuzluk tedirginlik depresif kompülsif takıntılar mı desem , nas oku dedin okuduk felak oku dedin okuduk andımız kaldı lan bi okumadığım rahatsız şuursuz birisin olm sen ,yatağının altındaki uyku haplarını buzdolabına koy sonra buzdolabını saç kuruma aletiyle ısıt bakalım noluyo , gör ebenin amını o zaman burda kafa sikmezsin sen de kurtulursun biz de , hadi anam yeter artık bu eziyet beni bozar delikanlı adam eziyet çeker mi lan , düstur etsene dürzü , hadi git bi de abdes al ,seviyorum seni sözlük , ama vicdanım sızlıyor seni gördükçe seni sikmek zevk veriyor sözlük ahah yatmaya gidiyorum ama belki de yaruı yolda dönerim kim bilir , ne demiş üstad namık zararın neresinden dönsen zarar gene zarardır ,bi su gibi akıyorum şu an tahmin bile edemessin fişuuww.

(bkz: ben deli değilim)

göztepede gökyüzü neden daha aydınlık?martılar var hep.yıldızlar hep görünüo.ordaki bütün balkonlarda hep böle.burda sadece simsiyah gökyüzü var.bi de uzakta bi şehir.çatlak çatlak içim.ağaç kurusuna basar gibi.bi sirkim ben.olmayan duvarlarım çatlak çatlak.çadırlarım paramparça.hayvanlarım aç.parlak soytarı kıyafetlerimde kan var.ellerimde ölenlerin kanı.saksıda bi çiçeğim var karavanımda.tek güzel olan o.bi sirkim ben.kopkorkunç,davetkar.içim çatladıkça çatır çatır, dudaklarım daha da parlıo.hayvanlarıma elektirik veriyorum.cücelerimin saçları daınık.içmişler yine.ip cambazlarım her şeyin ortasındaki ince çizgide.fillerim sevişmiyo bnm.kaplanlarım bi kediden zararsız.gelin yine de..sihirbazım ben.olmayanı var ederim.kulaınızın arkasından para çıkardığımda ben zenginim artık diye evinize koşun.gidin burdan.kırmızı beyaz bnm rengim.ben kocaman bi sirkim..gidin...

bi cafe..denize yakın.dışarı bakıo.çenesi elinde.elmalı çay masada.bi ruh hızla yanından geçio.hızla camdan çıkıo.apartmanların arasından geçio.arabaların arasından..insanların arasından..martıların arasından...otobüslerin arasından..balık-ekmekçilerin arasından..ve denize ulaşıo.denizin ortasından geri dönüo.davullar çalıo.apartmanlar yıkılıo..insanlar yok oluo..arabalar yok oluo..otobüsler yok oluo..martılar yok oluo.balık-ekmekçiler yok oluo..pencereler..ağaçlar..gemiler.. aynı penceredeyiz.dışarı bakıo.yıkılanların yerinde çimen var.yemyeşil,denize kadar,uçsuz bucaksız.elmalı çay masada.çenesi elinde.bi ruh karşısına oturup pencereden bakıo.

minibüs..bir sürü ayakkabı..tahminen 45 numara.kimi deli,kimi diil.inip binen ayakkabılar.sessiz..sonsuz sessiz..bi sinek gezio.vızır vızır..'beni hatırla,kaderimi unut'dio..uzaklaşıo.bi oda.her yanı ayna.yerde yatıo.tavanda o var,çünkü tavan da ayna.kaşları yok.ifadesi de yok.sallanıo yer.aynalar kırılıo.her yer paramparça.sıra tavana geldi.gülümsüo.aynalar bırakıo kendini.küçük küçük.sivri hepsi.aynalar inio hızlı hızlı.parça parça..pırıl pırıl..

-at bacaa.at bacaaa.at baccaaa..ekmek getirin dibini de sıyırcam..-dimi cevat abi?(benjamin)-di ulan.bak çok sinirlendim,şimdi sinirden kendimi sikecem.(bkz: deli cevat monologları)

bazen düşünüyorum "neden böyle?" die , bazen de "iyi ki böle" diyorum. neyin doğru olduğuna karar verebilmiş değilim. ama mutluyum galba. sabah gözlerimi açtıımda bişiler için uyanmak ii bişimiş bunu öğrendim, senden ne kadar uzakta olduğunun hiç önemi olmadığını, uzaktada olsa aslında en derininde seninle uyanabildiğini... baktım güsel şeler örenmişim. sadece bunlar için bile olsa ben burdaım. beni nereye koyarsa kalıcam orda, "durcam" öyle..oh it's such a perfect day,i'm glad i spent it with you.oh such a perfect day,you just keep me hanging on...

hayatımın kontrolünün bende olmasını özledim. en son ne zaman öyleydi çok hatırlayamıyorum ama baya zaman geçti aradan sanırım.. bellki de hiç olmadı bu. bitirmek zorunda olduğum bi tezim, çalışmak zorunda olduğum finallerim, bitirmek zorunda olduğum bi okulum, bulmak zorunda olduğum bi iş, üzmemem gereken insanlar var. çok uzun olmasa bile(ki isterim uzun olmasını) iyi bi hayatım olsun istiyorum.. benim isteklerime göre şekillensin en azından. kontrolü ele almak lazım artık ufaktan. uykum var, yorgunumda. sabah doktora gitmeliyim, sonra tez hocama. canım hiçbişey istemiyo, ayvalığı özledim ben. hadi herşeyi bırakıp gidelim. sabah erkenden mis gibi havada yürüyüşe gidelim. sonra güzel bi kahvaltı..kekikli ve kırmızı biberli zeytinler olsun, taze domates, peynir, çıtırından ekmek. hafif esinti ve bahçede tabi bunnar. sonra belki denize de gireriz. 2 temmuz sabahı huzurlu bi uykudan uyanmak istiyorum, güç istiyorum, sabır istiyorum....

herşey çok zor burda... büyüdükçe daha da zorlaşıyo. artık çocuk gibi karneyi alıp ertesi gün sokağa çıkıp oynayamıyosun, karne bile almıorum artık... hatta bundan sonra okulda ders notu bulmaya bile kasmama gerek yok sanırım. artık para kazanma vakti. hayata yön verme vakti. ne yapacağına karar verme vakti. sıkılma vakti, bunalma, boğulma,dibe düşme, çıkmaya çalışma vakti. aşk filmleri izleyip zırıl zırıl ağlamaları geride bırakmak lazım. ya da onu bırakmasamda olur zaten. aşkla ilgili herşey zırlatıcak nasıl olsa ömür boyu. 2 gün mutluysan3. gün mutalka takışcaksın bi şekilde. kuralmış gibi, abuk subuk şeylerden sorun çıkıcak. sonra en nefret ettiğim şey olcak. bozuk kapatılan bi telefon ve sonrasında uyku. hiç kaldıramıorum bunu. hiçbizamanda kaldıramıcam sanki. herşey yokolsun bi andaa.... pppppuuuuffffffffffffffffffffffffffff!! nefret edesim var herşeyden yine. cam kırasım, duvar tekmeliyesim dönem dönem. bide bağıra çağıra şarkı söyleyesimm... hangi şarkıyı söylesem acabaa... bilmiosun dimi bozuk biten telefon konuşmalarından nefret ediorum. telefonumdan da nefret ediorum...

(bkz: akil hastanesi diyalogları)

midem bulanıo demişmiydim...yaşanan ilişkilerden, ilişki şekillerinden.... bakıosun bi adam bi hatunla, sonra bi bakıosun aynı adam bi süre sonra aynı ortamdan başka bi hatunla... kusmak istiyorum... böyle bi insana kim nası değer verebilir ki. dizlerinde yatasım var.. biliyorum okucaksın bunu.... bütün bu pisliklerden çok uzaktasın sen,hep orda kal.. dizlerinde yatır beni saçlarımı okşa, sonsuza kadar bu huzurla yaşarım herhalde....

Rasgele

+ song of susannah
+ hiperseksuellik
+ market arabasi
+ akrostislerle insanliga dogru
+ how many roads must a man walk down
+ gurps
+ linux
+ sozlukte animasyon
+ charlottesometimes
+ osmanli iskenceleri
+ sozlukte en sik kullanilan kelimeler
+ kendini agac zannetmek
+ cm oynarken el kol hareketleri yapmak
+ evlere servis
+ hedef universite
+ the italian job
+ free into barge
+ yeni turk ceza kanunu
+ hahnyum
+ guzeller bahtsiz olur

HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam